O çakmak çakmak bakan gözleriyle ne derdim ben ?
23 Eylül 2009 Çarşamba
Bayramda gelemeyenler, gelmeyenler, gidenler
O çakmak çakmak bakan gözleriyle ne derdim ben ?
18 Eylül 2009 Cuma
İYİ BAYRAMLAR
16 Eylül 2009 Çarşamba
Atalay'dan "Q,W,X" açıklaması
Atalay'dan "Q,W,X" açıklaması
İçişleri Bakanı Atalay, Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin’i tebrik ziyaretinin ardından gazetecilerin, "Demokratik Açılım" sürecine ilişkin soruları yanıtladı.
Atalay, Kürt açılımı çerçevesinde alfabeye "Q,W,X" harflerinin ekleneceği ilişkin haberlerin hatırlatılması üzerine,
Ne yazık ki Atalay şunu demiyor ;
15 Eylül 2009 Salı
Hastayım
14 Eylül 2009 Pazartesi
Mistik Olay
Görünen bir uyarı olmadan ortaya çıktı. Birdenbire nereden geldiği belli olmadan. Bir kaç dakika içinde Amerika’nın bir çok şehrinde sebebi açıklanamayan, kanınızı donduracak garip ölümler meydana gelmeye başladı. İnsan davranışlarındaki bu garip değişikliğe neyin sebep olduğu bilinmiyor. Yeni bir terörist saldırı mı? Yapılan yüksek teknolojik deneylerde ters giden bir şeyler mi oldu? Bir tür şeytani toksik silah mı? Yoksa kontrolden çıkan bir virüs mü? Hava yolu ile mi yoksa suyla mı bulaşıyor? ... ve nasıl?
Philadelphia’lı bir lise öğretmeni olan Elliot Moore bu gizemli ve ölümcül fenomenden kaçma yollarını aramaktadır. Bir evlilik krizi eşiğinde olduğu karısı Alma ile yollara düşerler... Trenle, arabayla bu korkunç sondan kaçmaya çalışmaktadırlar. Elliot’ın matematik öğretmeni arkadaşı Julian ve onun 8 yaşındaki kızı Jess, ile birlikte Pennsylvania’daki tarım arazilerine ulaşmayı hedeflerler. Burada bilmedikleri bu korkunç saldırıdan kurtulacaklarını düşünmektedirler.
Hiçbir yerin güvenli olmadığını daha sonra anlayacaklardır. Bu korkunç ve görünmeyen katil her ne ise kaçılabilecek bir varlık değildir
Yaklaşık 2 hafta önce seyrettiğim bir filmdi Mistik olay. Yönetmeni M. Night Shyamalan filmlerini merakla takip ettiğim bir yönetmen. filmlerinin senaryosunu yazıyor hatta bazı filmlerinde beklemediğiniz bir anda geri rollerde çıkıveriyor karşınıza.
Doğa tepki veriyor, yeter artık diyor.
Teknoloji, sanayi devrimi hayatımızı kolaylaştırdı ama ne yazk ki değerlerimizi yitirmemizi sağladı.
Kendimizden başkasına tahammülümüz olmazken kim düşünür ki doğayı.
Rant uğruna peşkeş çekilen ormanlar,
Naylon poşeti öğütemeyen topraklar,
Bir bir alıyor bizlerden intikamlarını.
Ne yazık ki duramıyoruz önünde.
Biz ki övünürken tüm makinalar tek parmağımızla çalışıyor diye,
geçemiyoruz önüne bir kova iki kova derken çoğalan suların gücüne.
Doğa kendisine verdiğimiz zararı alıyor bizden,
Ama selle, ama zehirli gazlarla, hormonlu gıdalarla.
Yazık çok yazık...
AKLIMA NE GELDİ?
YURDUMDA HER ŞEY PAHALI
AMAA
BİR TEK ÖLÜM UCUZ !
HEM DE ÇEŞİT ÇEŞİT NASIL İSTERSEN.
Kışa hazırlık
Eşim tv'de maç yorumlarını izlerken spikerin maç öncesi söylediği bir cümle de üzüldüm çok üzüldüm. Dedi ki " Vestel Manisa - Sivasspor maçı öncesi selde hayatını kaybeden vatandaşlarımız için bir dakikalık saygı duruşu yapıldı.
Allah aşkına geçen hafta sadece selden ölen olmadı ki yurdumda.
7 tane şehit verdik biz. 7 değil 14 eşleri,nişanlıları,sevgilileriyle, hatta 28 anne ve babalarını da eklemek lazım. Kardeşleri yok muydu onların 2 den hesap etsek 42 eder yanlışım var mı buraya kadar ? Varsa düzeltin lütfen.
Daha da devam eder bu dayılar, teyzeler, amcalar falan.
Bir de göcük altında kalanlar Zonguldak'ta.
Var mı ekleme yapmak isteyen?
13 Eylül 2009 Pazar
Doğum günün kutlu olsun Canım Kardeşim
Gül'ünle, Emirhanınla çok mutlu ol inşallah.
11 Eylül 2009 Cuma
TERK EDECEKSEN ALMA!
Yazlıklarda adettir çocuklar eğlensin diye oyuncak gibi bir köpekçik alınır, beslenir, nereye gidilirse götürülür.
Ne de olsa yazlık bahçelidir ya bahçede yatar o köpekçik. Sevinir mutlu olur bir yuva buldum der bağlanır size ama siz anlamazsınız.
Yaz biter eve dönüş başlar eşyalar toplanır üzerine çarşaflar serilir, panjurlar kapanır, ahşap varenda denizin tuzuna karşı naylonlanır, kapılar kitlenir. Arabaya doluşulur. E geriye bir yolcu kalır. Üzgün gözlerle bakar size. Bütün bir yaz her yerde sizinle olan, çocuklarınızı eyleyen köpekçiğe arabada bir yer bulunmaz.
Geride kalır. Gözleri yaşlı, üzgün, boynu bükük. Peki o köpekçik ne yapacak şimdi? Koca yaz mangalınızdan kalan kemiklerle beslediniz onu. Kışın kimselerin kalmadığı o ıssız yazlık sitelerinde kim yemek verecek ona?
Sürekli bakmayacaksınız almayın.
TERK EDECEKSEN ALMA!
O sıkılınca bırakabileceğiniz, atabileceğiniz bir oyuncak değil.
Canlı senin gibi benim gibi.
Nefes alır o oksijenle beslenir.
Senin gibi beyinsiz anlamaz ama neden?
Çünkü onun beynine oksijen gider seninkine gitse de bulamaz yolunu.
Yazmak istemezdim
Kızlık muayenesi öldürdü.
Sonra yaaa demek sadece bizim ülkemizde değil.
Amerika'da bile varmış diye şaşırsam da bu haberi de yazmak istemezdim.
İki yaşında çocuğa işkence.
Hele hele "bu dünya insanları nereye gidiyor yaa" diye sesli sesli düşünerek bu haberi yazmayı hiç istemezdim.
Bebek hırsızlığı vahşeti.
Hadi canlar gitti sele kurban verdik elbette üzgünüz :((((
Ya bu hayvan dostlarımız onların hesabını hangi "HAYVAN" verecek ?
Bunu da yazmayı hiç istemezdim.
İstanbul selinde 130 hayvan telef oldu.
Bu haberi de yazmayı hiç istemezdim.
Antalya'da yüzlerce köpek itlaf oldu.
10 Eylül 2009 Perşembe
7 KADIN
Sabah 8'de işbaşı yaptı o 7 kadın.
Kafaları zonklatan sanayi tipi dikiş makinasının başında bir yandan diktiler bir yandan da ev ve hayattaki sıkıntılarını düşündüler.
Ne sigorta,
Ne düzgün yemek,
Ne de mesailerle geçen günlerden sonra bitmeyen yorgunluk, yılgınlık.
Peki ay sonu ellerine geçen para, azaltmadı yinede sıkıntılarını.
Gökler ağlıyordu o gün.
Değil bardak kovadan boşalırcasına.
Dertlerine ortak oldu.
O sular sel oldu, onlar içlerine akıttı.
Akşam oldu paydos verildi.
Ne anlatsam ki? Ne desem ki?
Ölenlerimiz için dua etme,
Geride kalan acılı ailelere sabır dileme vakti.
Bir de kendini bilmezler için de akıl, fikir, olayları muhakeme gücü dileme zamanı.
Not: Büyük yazdım olur a belki o kendini bilmezlerden biri okurda bir nebze aklı çalışır diye.
8 Eylül 2009 Salı
09/09/1922 İzmir'in Kurtuluşu
Eylül
4 Eylül 2009 Cuma
"Küçük Arkadaşım - Mektuplu Kırtasiye Yardımı Kampanyası"
1 Eylül 2009 Salı
DÜNYA BARIŞ GÜNÜ
30 Ağustos 2009 Pazar
Leylak Dalı'na hediyem
Şahsen tanımasamda kendisini blog sayesinde çok güzel bir dostluk kazanmaya başladığımı hissediyorum. Kendimi çok yakın bir dostumdan hediye almış olarak kabul ediyorum.
Bende kendisine Kayınvalidemin kedisi Çıtır'ın resmini yolluyorum.
Umarım beyenir ve kabul eder.
14.BARIŞ ŞENLİĞİ / AYDIN / DİDİM

14. BARIŞ ŞENLİĞİ PROGRAMI
31 AĞUSTOS 2009 PAZARTESİ
Saat 10.00 Plaj Voleybolu Açılış Yer: Altınkum PlajıSaat 11.00 Resim Yarışması "Didim'li Çocuklar Barış'ı Çiziyor"
Yenimahalle Parkı Belediye Kütüphanesi önü
Saat 11.30 Halkoyunları Gösterisi, Samos ve Didim Halkoyunları Ekipleri Yenimahalle Parkı
Saat 12.30 Didim Halk Tiyatrosu "Kavuklu ile Pişekar" Belediye Kültürpark Salonu
Saat: 13.30 Karma Resim Sergisi Açılışı
GENÇLİK KARAVANI
'Komşuluk' Adlı Fotoğraf Sergisi... Didimli SanatçılarYeni Mahalle Parkı Belediye Kültürpark Salonu
Saat 16.00 Plaj Futbolu Açılış... Yer: Altınkum Plajı
Saat 21.30 Klasik Müzik Konseri Kayra Barok Müzik Topluluğu Yer: Apollon Tapınağı
01 EYLÜL 2009 SALI
Saat 10.00 Geleneksel Barış Koşusu Apollon Tapınağı - Altınkum
Saat 14.00 Panel: "Temiz Toplum" Oturum Başkanı Fatih ATAY (CHP Aydın Milletvekili) Konuşmacılar
Kemal KILIÇDAROĞLU (CHP İstanbul Milletvekili - Grup Başkanvekili)
Berhan ŞİMŞEK ( Sanatçı - CHP İstanbul Eski Milletvekili - PM Üyesi) Yenimahalle Parkı Belediye Kültürpark Salonu
Saat 18.00 Barış Yürüyüşü ... Medusa Disco - Aytepe arası
Saat 18.30 Barış Meşalesi'nin Yakılması... Aytepe
Saat 18.45 Barış Parkı Heykelleri'nin Açılışı... Didim Barış Parkı Altınkum
Saat 19.00 Halkoyunları Gösterisi... Didim - Samos Halkoyunları Ekipleri Didim Barış Parkı Altınkum
Saat 19.30 Geleneksel Tekne Turu.... Altınkum İskelesi
Saat 21.00 Roman Halk Dansları Gösterisi... AltınkumPlajı
Saat 21.30 Didimli Zıvana Rock Grubu ... AltınkumPlajı
Saat 22.00 Türk Halk Müziği Konseri... Saime CANTÜRK... Altınkum Plajı
02 EYLÜL 2009 ÇARŞAMBA
Saat 11.00 Plaj Voleybolu Final... Altınkum Plajı
Saat 13.00 Hakan Doğanay ile "Yol Hikayeleri" Söyleşi... Altınkum Barış Parkı Belediye Çay Bahçesi
Saat 17.00 Plaj Futbolu Final... Altınkum Plajı
Saat 20.45 Ödüllerin Verilmesi... Altınkum Plajı
Saat 21.00 Grup Eflatun Konseri... Altınkum Plajı
Saat 21.30 Hakan Doğanay Show ... AltınkumPlajı
Saat 22.00 Konser .... Haluk LEVENT.... Altınkum Plajı
29 Ağustos 2009 Cumartesi

Bu hafta da ne çabuk geçti anlayamadım. Evdeydim bu hafta. Çarşamba günü akşam üstü kuzenimin evine gittim. Bahçesindeki balkonun önü ağaçlık ve yeşilik bir alana bakıyor. Eski bir tahta divanları var oraya oturup esen rüzgara karşı bol bol dedikodu yapıp, gülüp, meyve yiyerek eğlendik.
Perşembe günüde Annem'e ( eşimin annesi yani ) iftara gittik. Sağolsun güzel şeyler hazırlamış . Sonrada eltimle beraber 20 kilo domatı soyup, doğrayıp, rondodan geçirerek büyük tencerede pişirdik ve kavanozlara doldurarak kış için şişe domatı hazırladık. Bana da yapıcaz iftara aldığım bir akşam. Hem iş hem ticaret yani.
Bugün de yine kuzenimle çarşıya gittik. Çok dolanmışız nasıl yorulduğumu eve gelince anladım.
Yarın 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun, umutlu olsun!
Bir de İzmir Fuarı açıldı.
Eskiden ne büyük bir olay olurdu aman Allah'ım. Misafirimiz eksik olmazdı bizim. Fuar için İzmir İlçesinden gelenler bizde kalırlardı. Özellikle pazar günü sabahtan gelirlerdi. Kahvaltı yapılır, çıkılırdı. Artık akşama kadar gezerdik. Gezmekten yoruluncada dinlenirken "Burda elektrik yer altından geçiyor ya nasıl da çekiyor" gibi bir muhabbet yapılırdı mutlaka. Kardeşimle en sevdiğimiz yer lunaparktı. Oyuncaklara binerdik. Aldıktan sonra uçacağını bile bile uçan balon diye tuttururduk. Yıllar geçti büyüdük ama nedense İzmir Fuarını gezme günü kısaldı. Şimdi eşimle gidiyoruz o araba standlarını gezerken bende İzfaş'ın sanat galerisine takılıyorum. Ben salonda gezinmeyi bitirmeden eşim geliyor sonrada insan sel,ne karışarak geziniyoruz ve ne yazık ki ikimizde çocukluğumuzdaki fuarı arıyoruz kıyı köşelerde bulabilme ümidiyle.
27 Ağustos 2009 Perşembe
Ramazan Eğlencesi !
Malum mübarek Ramazan başladı, haliyle Ramazan eğlencesi de…Benim eğlence kaynağım yine medya…
Ramazan geldi mi, gazetelerin her sayfasına serpiştirilen mayo, bikini ve donlu kızlara mola veriliyor, Ege ve Akdeniz sahillerindeki bar-plaj türünden mekanlardaki faaliyetler de kesintiye uğruyor.
Bir aylıkta olsa tesettüre giriyor medyamız…
Hep açılım olacak değil ya!..
Şimdi gündem Ramazan kapanımı…
Üryan hanımların yerine ermişlerin, evliyaların, mübarek şahısların hikayeleri…
Hadisler, ayetler, menkıbeler, maniler…
On kupona; kıbleyi gösteren seccade,
Kuşe kağıda namaz rehberi…
On beş kupona; dijital tespih, ezan okuyan saatler…
***
Televizyonlar ise başka bir alem…
11 ay rafta tutulan her boy ve ebatta ulema, ilahiyat hocası gruplar halinde yine bir aylığına stüdyolara dolduruldu. Bilgiye aç ahalinin ufkunu açıyorlar bol keseden…
Ahali cepten ya da netten mesaj atıyor, olmadı telefonla bizzat soruyor;
-Hocam, kadayıf kuyruğuna kaynak yapan muhteremle dalaştık, dizim kanadı tentürdiyot sürsem orucum bozulur mu?
-Uykuda yellendim, ne edeyim?
Oysa eskiden ruj, diş macunu, sakız falan sorarlardı…
Eğlenceli tarafı, kocaman hocaların, yaşlı başlı adamların, acayip ciddi ifadeyle bu sorulara cevap vermeleri, hatta kendi aralarında kapışmaları…
Derken, Ramazan televolesi, mahrem mevzular…
-Hocam, yatakta oruç açılır mı?
-Hocam azıcık öptüm, oruç yandı mı?
Sanırsın karşısındaki Haydar Dümen’dir…
Şahsen, halkımızın balatayı bu kadar sıyırdığına ya da bu derece fikri şeyinde olduğuna inanmadığım için aklıma gelen şu:
Ya üç beş haylaz, yüzlerinden nur, seslerinden şerbet damlayan bu koca ilahiyat proflarını işletiyor,
Ya da bu abuk sorular format gereği stüdyolarda imal ediliyor…
Yoksa her şey sorulur da;
‘Yav, iyi de bu kadar inançlı bir toplumda bu kadar yalan, dolan, sahtekarlık, riya, rüşvet, hırsızlık vesaire ne ayaktır hocam, bir deyiver hele’ diye soran biri çıkmaz mı?
***
Ne yaptık ettik, işi politikaya getirdik ya helal olsun…
Bakın şimdi, bugün yarın iftarlar başlayacak, asıl eğlence orada…
Siyaset, iş ve bürokrasinin, görkemli-şahane sofralarda iftar açması…
Kulaklar müezzinde, kafa az yana yatmış huşu ve sabır içinde ezanı bekleyişleri, ‘Allah kabul etsin’ duasına titreyerek ‘Amiiiin’ demeleri, ‘fakirin durumunu yerinde tespit’ gayesiyle gecekonduya çat kapı yapmaları…
Bunlar da Ramazan eğlencesi ama bizim değil onların …
Acı acı güldüren ise, haline bakmayıp, ‘Bak gördün mü, adam halk adamı, bizim gibi insanlarla aynı sofraya oturdu’ diyenler…
Tam Nasreddin’in torunları yani, güldürürken düşündüren cinsten…
***
Hasılı, Ramazan başladı…
Haliyle Ramazan eğlencesi de…
Yazı : 27/08/2009 Erzurum Haber Gazetesinden alıntıdır.
http://www.erzurumhabergazetesi.com/
26 Ağustos 2009 Çarşamba
GENÇLİĞE HİTABE !

Atatürk'ün Gençliğe Hitabesi;
Ey Türk Gençliği!
Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.
Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!
Mustafa Kemal Atatürk
20 Ekim 1927
24 Ağustos 2009 Pazartesi
ÖDÜL ALDIMMM

http://ruyalargercekoldu.blogspot.com/ olmak üzere bu ödülü almamda bana yardımcı olan başta Annem, Babam, Eşim, Kardeşim, Teyzem, köşedeki bakkal amca, dolmuştaki sevgili muavin olmak üzere hepsine ama hepsine çok ama çokkk TEŞEKKÜR EDERİM.
Bende bana yükte hafif ama pahada ağır olan bu ödülü benim sayfamı ziyaret eden blog sahibi olan blogdaşlarıma ithaf ediyorum.
Hakkımda 7 tane ilginç olan davranışlarımın, hislerimin yazılması istenmiş. Eşime sordum bayağı bir liste yaptı arasından seçerek onun ağzından yayınlıyorum;
- Otobüs yolculuklarında şoför arkasında oturmayı sevmez, eğer yolculuğu gündüz yapacaksa güneş görmeyen yöne göre koltuk almaya dikkat eder.
- Telefonla konuşmayı çok sever.
- Hayvanları özellikle köpekleri çok sever, hayvanları sevmeyenleri de hiç sevmez.
- Hiç istisnasız nereye ya da kime gidersek gidelim daha kapıdan çıkmadan saat kaçta kalkarız muhabbeti yapar.
- Eğer karyolaya çiçekli çarşaf serecekse çiçeklerin saplarını ayak ucuna denk getirmeye çalışır.
- Yüksek sesden, horlamadan, saat sesinden, buzdolabının içindeki borcamın kaymasıyla oluşan sesden, sokakta gürültüyle oynayan çocuk sesinden hiç haz etmez.
- Gece yatarken esen rüzgar ve fırtınadan accayip ürker.
23 Ağustos 2009 Pazar
"Yalnız ve güzel ülkem"
Müzik müziktir.
Dili notalarıdır.
Karşındaki yabancıya anadilinde konuşursun ama ne hissettiğini anlatamazsın.
Sonra adamın biri gelir alır eline kemanı beyninden yüreğinden geçenler nota olur akar içine,
Kanatırcasına seni.
Not : Sevgili Leylakdalı,
bu parçayı dinleyemdiğini yazmışsın ben de başka bir müzik sitesinden tekrar ekleme yaptım. aslında bu parça Nuri Bilge Ceylan'ın Türkiyem ile ilgili çektiği fotoğraflarla çok daha güzel anlamlı oluyordu.
Müzik : Farid FARJAD - Dejad gity (Farsça)
görüntüler : Nuri Bilge CEYLAN
20 Ağustos 2009 Perşembe
Kebap mı yersin? DAYAK MI?
Oldumu yaaa.
Nedir bu olayın aslı? Anlatıldığı gibi gelişen bir olay mı yoksa ordaki köylüler bisikletli turistleri hayatlarında ilk defa görüpte mi böyle bir tepki verdiler?
Gerçi fazla kafa yormamakta lazım biz kiii "Barış gelini" Pippa Bacca'yı kirli emellerimize alet edip katleden ne yazık ki! bir vatan evladının aynı ülkede yaşayan talihsiz insanları değil miyiz?
18 Ağustos 2009 Salı
Antonín Dvořák
Antonin Dvorak 19.yy sonlarında doğmuş olan bu Çek besteci büyük bir cello üstadır. 9.senfonisi Yeni dünya senfonisi en çok tanınan eseri olup, banka reklamında kullanılmıştı. Eğer yaşasaydı sanırım Star Wars filminin müziklerini ona yaptırırlardı.
Dinleyince umarım seversiniz.
Antonin dvorak - tempo di valse
17 Ağustos 2009 Pazartesi
17 ağustos 1999 saat: 03.02
15 Ağustos 2009 Cumartesi
buralardayım
Emirhan'a yaş günü hazırladım. İplere balonları bağlayıp, mikrodalgada 9 dakikada ıslak kek pişirip üstüne mum ve lolipoplar koydum.
(http://www.devletsah.com/mikrodalgada-brownie/) Gel gör ki ben bunları hazırlarken Emirhan "Benim halamın hazırladığı yaşgününü mahvetmem lazım" dediğini duyar gibi oldum. Mumları üfleyipte söndürünce ağlamaya başlayınca nerdeyse mumlar bitene kadar tekrar tekrar yakıp söndürdük. Sonrada tüm balonları patlatmak istediğini söyledi. Eline kürdan verdik at balonlara dedik o kürdanı atarken bende gizlice iğneyi batırdım garibim kendisnin patlattığını sandı :) en güzelide sabah kalktığımda ipleri tekrar bağlatmış babasına, üstünede şortunu ve tişörtünü koymuş "Halama yaşgünü hazırlıyom" demiş canım yaaaa.
11 Ağustos 2009 Salı
10 Ağustos 2009 Pazartesi
Çatı
3 Ağustos 2009 Pazartesi
Çiçeklerim
Evin ön tarafında da deli begonvilimiz var. Hatta şimdi fark ettim büyük resimde arka tarafta cılız bir dal var işte begonvilim o. Çok fazla büyümüyor hani o her tarafı saran ve bol çiçekli olanlardan değil. Yinede kışın ilk aylarına kadar dayandığı için güzel bir yeşillik oluyor benim için. Kışın alt katta oturduğumuzda pencereden bana bayağı yoldaş oluyor. Resimdeki çiçekler, balkonumdaki geçen seneki çiçekler. Pembe renkli olan yeni gine diye bir çiçekmiş. İlk aldığımda kıştı ve yeşil yaprakları için almıştım. Sonra yaz başı birden tomurcuklandı ve bu güzel pembe renkler çıktı ortaya. sokaktan geçen bir çok komşum bayıldı çiçeğime ne yazık ki nazar değdi kurudu gitti İzmir sıcağında. bu sene yine aldım bu kadar olmasada onunda güzel pembe çiçekleri var. Ayrıca telefon çiçeği dediğimiz aşağılara uzanan bir çiçeğim var taze yeşil renkli yapraklarını sularken seviyorum. Umarım anlıyordur :). Ayrıca yine bir komşumun verdiği yeni diktiğim mum çiçeğim var onun büyümesini ve o güzel kokulu mum gibi çiçeklerini açmasını bekliyorum sabırsızlıkla.
1 Ağustos 2009 Cumartesi
GÖZÜMDEN DÜŞENLER
Yoksa kim alır o zaman kasetlerini, cdlerini, konser biletlerini de mi?
Sizi boykot ediyor ALLAH'a ve ŞEHİTLERİMİZE havale ediyorum.











