14 Eylül 2009 Pazartesi

Mistik Olay



MİSTİK OLAY 
KONUSU
Görünen bir uyarı olmadan ortaya çıktı. Birdenbire nereden geldiği belli olmadan. Bir kaç dakika içinde Amerika’nın bir çok şehrinde sebebi açıklanamayan, kanınızı donduracak garip ölümler meydana gelmeye başladı. İnsan davranışlarındaki bu garip değişikliğe neyin sebep olduğu bilinmiyor. Yeni bir terörist saldırı mı? Yapılan yüksek teknolojik deneylerde ters giden bir şeyler mi oldu? Bir tür şeytani toksik silah mı? Yoksa kontrolden çıkan bir virüs mü? Hava yolu ile mi yoksa suyla mı bulaşıyor? ... ve nasıl?

Philadelphia’lı bir lise öğretmeni olan Elliot Moore bu gizemli ve ölümcül fenomenden kaçma yollarını aramaktadır. Bir evlilik krizi eşiğinde olduğu karısı Alma ile yollara düşerler... Trenle, arabayla bu korkunç sondan kaçmaya çalışmaktadırlar. Elliot’ın matematik öğretmeni arkadaşı Julian ve onun 8 yaşındaki kızı Jess, ile birlikte Pennsylvania’daki tarım arazilerine ulaşmayı hedeflerler. Burada bilmedikleri bu korkunç saldırıdan kurtulacaklarını düşünmektedirler.

Hiçbir yerin güvenli olmadığını daha sonra anlayacaklardır. Bu korkunç ve görünmeyen katil her ne ise kaçılabilecek bir varlık değildir

Yaklaşık 2 hafta önce seyrettiğim bir filmdi Mistik olay. Yönetmeni M. Night Shyamalan filmlerini merakla takip ettiğim  bir yönetmen. filmlerinin senaryosunu yazıyor hatta bazı filmlerinde beklemediğiniz bir anda geri rollerde çıkıveriyor karşınıza.

Yönetmen bu filmde  biz insanların, doğaya karşı yaptığımız kötülüklere doğanın buna nasıl bir tepki verdiğini anlatmaya çalışmış.

Doğa tepki veriyor, yeter artık diyor.
Teknoloji, sanayi devrimi hayatımızı kolaylaştırdı ama ne yazk ki değerlerimizi yitirmemizi sağladı. 
Kendimizden başkasına tahammülümüz olmazken kim düşünür ki doğayı.
Rant uğruna peşkeş çekilen ormanlar,
Naylon poşeti öğütemeyen topraklar,
Bir bir alıyor bizlerden intikamlarını.
Ne yazık ki duramıyoruz önünde.

Biz ki övünürken tüm makinalar tek parmağımızla çalışıyor diye,
geçemiyoruz  önüne bir kova iki kova derken çoğalan suların gücüne.

Doğa kendisine verdiğimiz zararı alıyor bizden,

Ama selle, ama zehirli gazlarla, hormonlu gıdalarla.

Yazık çok yazık...













AKLIMA NE GELDİ?

AKLIMA NE GELDİ  BİLİYORMUSUNUZ?
YURDUMDA HER ŞEY PAHALI
AMAA

BİR TEK ÖLÜM UCUZ !

HEM DE ÇEŞİT ÇEŞİT NASIL İSTERSEN.

Kışa hazırlık

İzmir'de ne kadar kış olacaksa sanki, bir telaş alır biz İzmir'li kadınları Eylül ayı girince.
Salçalar çoktan yapıldı Ağustos ayının sıcağıyla bi güzel piştiler. Gerçi ben salça yapmadım ama onun yerine şişe domatı yaptım bugün. 22 kilo domat yıkandı, doğrandı, büyük tencerede pişirildi ve kavanozlara doldurulup erkek gücünün yardımıyla kapakları kapatılıp ters çevrildi mutfak bankosunun üzerine. Yarın sabah soğuyunca kapakları kontrol edilip TSE damgası vurulup kaldırılacak. 
Bayrama Annem'e gidince de makarna yaparız. Ve hazırlanan kumaş keselere konulup kaldırırız.
Kırmızı biber de alınarak sirkeli, tuzlu suda kaynatılıp sarımsak ve maydanoz ilavesiyle kavanozlara dolup turşuda yapıldımı ohhh. 
Bu arada tarhanadan bahsetmedim sanmayın yapmıyoruz oda yapıldı hem de tüm evi tarhana kokusuyla doldura doldura ve kışlık rafında yerini aldı bile.

Bunca işin üstüne yorgunlukla giden gücümüzü geri alabilmek için akşama tatlı yapılacak ama iftardan sonra. 
Geçen hafta içinde verdiğimiz şehitlerimiz ve selden hayatını kaybeden vatandaşlarımız için Yasin-i Şerif okuyup, bir bardakta olsa helva yapmaya niyet ediyorum. En azından ruhlarının  hafiflemesi ve onları anmak için. 
Böylelikle oralara gidemeden de olsa hiç bir şey yapamasam da böylelikle onları anmış olacağıma inanıyorum.
Daha önce de yazmıştım  uyan ey gözlerim adlı yazımda mezun olduğum okul ve bana kazandırdıkları hakkında. Bu bana hayata iki değil dört gözle bakmama ve yorumlamama vesile olmuştur.


Eşim tv'de maç yorumlarını izlerken spikerin maç öncesi söylediği bir cümle de üzüldüm çok üzüldüm. Dedi ki " Vestel Manisa - Sivasspor maçı öncesi selde hayatını kaybeden vatandaşlarımız için bir dakikalık saygı duruşu yapıldı.  
Allah aşkına geçen hafta sadece selden ölen olmadı ki yurdumda. 
7  tane şehit verdik biz. 7 değil 14 eşleri,nişanlıları,sevgilileriyle, hatta 28 anne ve babalarını da eklemek lazım. Kardeşleri yok muydu onların 2 den hesap etsek 42 eder yanlışım var mı buraya kadar ? Varsa düzeltin lütfen.  
Daha da devam eder bu dayılar, teyzeler, amcalar falan. 
Bir de göcük altında kalanlar Zonguldak'ta. 


Var mı ekleme yapmak isteyen?