31 Aralık 2016 Cumartesi

İyi yıllar




Güzel kararlar aldım her sene olduğu gibi.
Ve her sene olduğu gibi yine o kararların çoğunu yapamıycam.
İşte hayata devam edebilmek için hedef belirlemek gibi.

Kısaca,

Yeni bir sayfa açılıyor önümüzde güzel anılarla doldurmak dileğimle.

26 Aralık 2016 Pazartesi

Yılın son hafta sonu




Yılın son hafta sonunu evde uzanıp mısır patlatıp bol bol film izlemeli geçirmek istedim.
Ama olmadı..
Biraz üşüttüm sanırım önce bir çay yapıp içimi ısıttım


Sonra da ön çizimini daha önce yaptığım bir tezhip çalışması geldi aklıma
Kalktım dosyamı açtım, boyalarımı hazırladım.
Ve ilk defa tezhipte çizip boyadığım çiçeklerden farklı olarak
Bu çizimi boyamaya çalıştım.
Maalesef hatalarım var. 
İlk önce anladım ki sulu boya ile boyama yapsam daha iyi olurmuş.
Hazırladığım karton pek uygun olmadı 
Çektiğim konturlarda da çizgilerim keskin olmadı.

Bu ilk çalışmaydı deyip daha sonrakilere bir tecrübe kazandım.



 Bunlarda daha önce çizip boyayıp konturlarını çektiğim kitap ayraçlarım.
Makasla kesip düzeltmelerini yaptım.
Bunlar içime sindi.

Bu hafta 2016'nın son günleri.
Bu sene çok üzdü beni, 
Dilerim şu son günlerde gider ayak tekrar üzmez.



19 Aralık 2016 Pazartesi

Kitap



2016 yılında 27 kitap okumuşum.

Allah bereket versin 
Seneye daha fazla okumayı nasip etsin.

Suzan defter - Ayfer Tunç 
Kapak kızı - Ayfer Tunç
Bitirgen - Figen Şakacı 
Pala hayriye - Figen Şakacı
Golem ve cin - Helene Wecker
Bir ses böler geceyi - Ahmet Ümit
Düş bahçelerinin uzağında - Lesley Kagen
Aşk yeniden - Robyn Carr
Garson ve mutlu - Fulsen Türker
Kırmızı saçlı kadın - Orhan Pamuk
Satranç - Stephen Zweig
Bana her şey seni hatırlatır - Beth Harbison
Hz.Muhammedin hayatı - Martin Lings
Yabancı - Diana Gabaldon
Kehribardaki yusufçuk - Diana Gabaldon
Kelile vedimme - Beydeba
Bülbülü öldürmek - Harper Lee
Klimananjaro'nun Karları - Hemingway
Suç uyanıyor - Sherlock Holmes
Mücellâ - Nazan Bekiroğlu
Bin muhteşem güneş - Khaled Hosseini
Eski İstanbul'da meyhaneler ve meyhane köçekleri - Reşad Ekrem Koçu
Aşk yolunda İstanbul'da neler olmuş - Reşad Ekrem Koçu
Binbirdirek batakhanesi Cevahirli Hanımsultan - Reşad Ekrem Koçu
Erkek kızlar - Reşad Ekrem Koçu
Britanya yolu - Amanda hodgkinson 
Bütün hikayeleri - Edgar Allan Poe



18 Aralık 2016 Pazar

Huzur





Bu fotoğrafa yakışacak en güzel kelime "Huzur" olurdu aslında.
Ama kalmadı ki o da.
Dünkü yaşanan gencecik askerlerimize yapılandan sonra.
Hele geçen hafta yaşananlardan sonra 
Daha 7 si olmadan..

Söylenecek sözümüz daha çok var ama yanacak yüreğimiz 
Kalmadı artık.
Her an ateşten bir gömlek sırtımızda sanki.
Bugün bu güzel güneşli günü kaçırmamak için
Urla'ya gittik yakın bir arkadaşımıza.
Dolaşıp biraz havamız değişsin dedik ama 
Aklımıza dünkü yaşananlar gelince 
Ne tadımız ne tuzumuz kalmadı.
Manzaraya karşı bir efkar sigarası yapıp sustuk.

Son olsun dedik son olmayacağını bile bile.

"Doğarken ağladı insan bu son olsun bu son"


Cem Karaca - Bu son olsun 

10 Aralık 2016 Cumartesi





Tekstilde çalışmaya başladığımdan beri çok modeller gördüm. Eski iş yerimde bir katalog vardı ona bakmaya doyamazdım. Her iş boşluğumda dalar giderdim sayfalarına. Bir gün bir Osmanlı kadın giyim modelinden tasarlanmış gelinlik görmüş hayran kalmıştım. Gelinlik krem renkti üzerinde sarı nakışlar vardı. Modelin başında ise yine gelinlik rengi ve kumaşından bir başlık ve harika bir tavus kuşu tüyü. Hele makyajı o sadelik içinde resmen çölde bir vaha görünümündeydi. Maalesef o sayfayı yırtıp saklamak hiç aklıma gelmedi. Az önce bir şarkı dinlerken aklıma düştü o gelinlik bulurum diye nette o gelinliği ararken Cemil İpekçi'nin modellerine geldim. Ve dünya güzeli olan Azra Akın'ın o gece giydiği ve ülkemizi temsil ettiği elbise. Basmadan bir kumaşın bizi nasıl anlattığı, yansıttığı.. Düşünsenize dünyanın en güzel kadını hani bazılarımızın burun kıvırdığı basma kumaşından yapılmış bir elbise giyiyor. Bazı insanların burun kıvırdığı bir kumaşı Cemil İpekçi'nin nasıl bambaşka bir hale çevirip gözler önüne serdiği.


Üzüldüm biraz

Hayat hep böyle mi? 
Hiç bitmeyecek mi yargılamalar, sınavlar, aşılacak tepeler, tsunami büyüklüğünde dev dalgalar daha ne kadar vuracak bizi kıyıya? Okuldan mezun olunca biter sandık sınavları. Bitmemiş oysa daha da çoğalırmış meğer. Böyle düşünürdü bendeniz kulunuz ama nedense 40 yaşımı geçince bunca sınav, tepe, dalgalar vız gelir olmuş artık bana ya da daha kolay aşar olmuşum belki de kim bilir. 
Bunca sıkıntıyı aşmanın en güzel yolunun konuşmak olduğunu öğrendim. Aslında derlerdi hep ama bu kadar işe yaramaz diye kulak arkası ederdim. 

Az önce sevdiğim bir arkadaşım sitem etmiş whats uptan buralara geldim bir aramadın sormadın diye. Hemen aradım ama meşgule atıldı çağrım. Yüzüme kapı kapatır gibi, konuşmak istemiyorum seninle diyen bir mesaj gibi. Facebook hesabına baktım sonra rahatsızmış babası o yüzden buraya gelmiş. İyi de ben facebook hesabıma çok bakmam ki bile. Laykladığım bir iki kişi vardır bakar çıkarım. Görmemişim bile. Oysa konuşsaydık arkadaşıma annesine ulaşamadığı bir gün hiç tanımadığım halde annesinin evine gidip ziyaret ettiğimi annesinin iyi olduğunu haber verdiğimi nasıl unuttun diye hatırlatmayı düşünüyordum. Unutulurmuş demek ki yapılan iyilikler. Şu anda hassas olduğunu düşünüp "İnan görmedim görseydim bırakır mıydım seni ziyaret etmeden sen de haklısın zor bir süreçten geçiyorsun sağlık önemli dilerim iyi olur baban iyi akşamlar" yazıp yolladım whats uptan.





7 Aralık 2016 Çarşamba

Reflüyle imtihanım


Doktor çikolatayı yasaklamış olabilir ama çip de takmadı ya?
Nereden bilkecek?

Nur topu gibi reflüm oldu. 
Çikolatayı azaltmamı istedi doktor.
Başka yasaklarda var hatta her yediğini yaz 
ve sonrasında sana neler yaptığını yaz dedi.

Geçen hafta yaptım. 
Böylece beni hasta eden, rahatsız eden yiyecekleri ya azaltıcam ya da ağzıma sürmüycem. 



5 Aralık 2016 Pazartesi

Dünden..






"Ay ben zaten yürümeyi severim baksana yakın mesafeye bile arabayla gidenleri küçümser yürüyerek gidin ne var canım derim" diyorsanız şayet sakın bir dağ yürüyüşüne katılmayın. Ben de böyle derdim hep yürümeyi seviyorum ben yürürüm diyerek dolanırdım ortalarda ama dün hem de 2.km tepe çıkışı olan bir dağ yürüyüşüne katılınca aldım boyumun ölçüsünü.

Dün içinde Menderes Segen dağı ve Segen göleti olan 22 km.'lik bir parkura katıldım. 

Evet doğada olmak, mücadele etmek bir dağa zirve yapıp muhteşem manzaraya karşı bir yorgunluk çayı içmek gibisi yok ama antremanlı olmadan bu işe hem de ilk seferde 22 km yapmak biraz fazla geldi bana. 

Bir daha gider miyim giderim ama km ve yürüyüş derecesi daha düşük bir parkura seve seve katılırım.