8 Haziran 2011 Çarşamba
Uykudan önce
Geceleri başınızı yastığa koydunuz da neler düşünürsünüz ?
Koyun mu sayarsınız çitleri atlayan ?
Yarın ne yapacağınız mı ?
Ya da sabah işe giderken ne giysem acaba üzerime deyip,
Elbise dolabını mı gözden geçirirsiniz beyninizde ?
Eskilere mi gidersiniz ?
Yeni hayaller mi kurarsınız sabaha çıkıp çıkmayacağınızı bile düşünmeden ?
Muhasebe yapar mısınız peki ?
Yastığımı çok severim ben
Elyaf olucak, yumuşak olucak
Birde dayandığı başka bir yastık ta olucak illaki
Tam yatırmam arkadaki yastığa yatay koyarım
Ve çoğu zaman gün içinde ne yaptım ?
Günah işledim mi?
Daha önceden yapmıyacağımı söz verdiğim ama yaptığım bişi oldu mu
Ya da, gün içinde oluşan olaylardan gelecekte başıma neler gelebilir
Diye düşünürüm, dua ederim çok zaman.
Ve şimdi bi size deyiveriyorum
Dua ederken kendimi çok zaman konuşurken ve ağlarken bulurum
Ya özür dilemek ya da tövbe ettiğim şeylerden ötürü
Tövbe etmekten çok,
Ettiğim tövbeyi devam ettirebilme gücü dilerim.
Çok zaman da dua ederken
Beni gerçekten dinleyen bir güç olduğunu hissediyorum
O an için sanki odam genişliyor,
Vücudumun içinde büyüyen kalbimin
İçine çok hoş manevi bir huzurun dolduğunu
Sırtımdan çok güçlü bir kol tarafından sarıldığımı
Kalbimin bu büyük gücü taşımak için daha çok çarptığını hissediyorum.
Ve içimden çok büyük güçlü serin tertemiz ferahlatıcı bir suyun akıp gittiğini hissediyorum.
Yok bi başlık
Bir dostla sohbet sırasında açılan "Abicim" kelimesinden geldi aklıma
Yıllar önce ilk çalıştığım şirkette pazarlamacı bir abimiz vardı
Enco derdik biz.
Hani olur bazıları piçin önde gideni bu laf tam ona göre
Ama dilinde hani bir kere bile olsa değse bi parmağıyla bize
Ha diliyle değiyor muydu?
O zaman 21 yaşındayım daha açılmamış gözüm
Yok ki bu zamanlar gibi internet, tvler, yayınlar falan
Ya da var biz onlardan habersiz
Ha poşet içinde satılan playboy dergisi vardı
Amblemi tavşan başı olan hani gümüş bi kolyem vardı pek severek takardım
Aklıma bile gelmezdi sonradan görünce hatırladım
Neyse,
Seyahate çıkacağı zaman yanında bi çantası olurdu Enco'nun
O ne yaa diye takılırdık serviste koltuğunun altında sanırsın milyarlar var içinde
"Bu çanta önemli benim için, karılarım var içinde" derdi.
Gülerdik, eğlenirdik severdik de kendisini.
Asansöre bineceğimiz zaman oda varsa şayet,
"Korkun benden benimle asansöre binmek cesaret ister" derdi
Biz de "Aman enco abicimmm" derdik
Hemen lafı yapıştırırdı,
"Şu abicim lafını kaldıralım aradan"
Zaten çıkacağımız kat sayısı 3 murdar olurdu hayali....
Kısa kısa
Balkonumda çilek yetiştiriyorum ben.
Bir arkadaşımız verdi bahçesinden
Toprağını da Didim'de eskiden keçi ağılı olan bi yerden aldım dı
Sanki gübresi az gibi geldi bana
Bi çaresine bakmalı
İşte geçen gün ayağımı mahveden ayakkabı
Arka kısmında üst taraf yara içinde iki ayağımda
Bu sene çok fena oldu ayaklarım
Bahçede sağda bir karartı var hani
Evimizin yeni misafiri
Yandaki boş binadan çıktı
Annesi yok ortalıkta
Süt verdik yeni yeni de yemek
Annesi sanıyor beni
Saçlarımın arasına girmek istiyor kucağıma gelince
Ve bahçede sürekli gözleri beni takipte
"Boncuk" koydum adını
Bazen öğlenleri işyerinden
Bana yemeğe gelen bir kuzenim var benim
Memur kendisi idare ediyorum işte
Bir sabah aradı yine
"Yemeğim yok sana gelicem öğlen"
dedi.
- Evi de yakın kendisine ama -
Kalktım buzluğa baktım
Geçen seneden kızartıp attığım patlıcanları gördüm.
Kıymayı da çözdürdüm mikrodalgada
Fırına vermeden,
Folyoyla kapayıp üzerini pişirdim ocakta
Tepsi küçük bişi eşim almış şambali
Tepsisi bana kaldı.
Pek seviyorum.
Ocağın yanındaki kavanozda duran
Şişe domatı
Geçen sene yaptıydım
4 kavanoz kaldı pek iyi bişi...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)





