4 Kasım 2011 Cuma

Gece gece nerden geldiyse aklıma






Tıpır tıpır  otobüsün camlarına vuru yağmur damlaları 
Başını cama dayar hem o yağmuru görürken hemde yüzüne vurmaması 
Islanmamış olmak ne tezattır oysa.

Severim otobüs yolculuklarını 
Hele hele varacağım şehirde  varsa beni bir bekleyen, 
Otobüsten iner inmez alır bavulumu bagaja koyar,
Arabanın içini ısıtmıştır, 
"emniyet kemerini tak" der seni düşünür sever seni. 
Eve gidersiniz çayı demlemiştir, 
Soyulmuş salatalık, haşlanmış yumurta kokar mutfak.
Ekmekler, gevrekler çıkar ortaya... 
Yolculuk anlatılır 
Nerede yol kötüydü, yağmur nerde bastırdı paylaşılır. 
Uzar kahvaltı hasretlikle doğru orantılı..







Otobüs gecenin karanlığında birden bire çıkan bir dinlenme tesisine tıslayarak yaklaşır. Otobüsün ışıkları açılır uyuyan yüzler değişir, 
muavin mikrofonda tok bi sesle
 "Sayın yolcularımız ..dinlenme tesisinde mola vermiş bulunmaktayız, mola süremiz 20 dakikadır." der. 
Kapı açılır aşağıya inersin,
 tutulan ayaklarını açmaya çalışırken 
Gecenin soğuk rüzgarı, ayazı çarpar yüzüne. 
Yaşlı, kirli sakallı, ağzında sigarası, ayağında çizmeleri biri yaklaşır 
Elinde hortum ve fırça otobüsün camlarını yıkamaya başlar. 
Kimi sigara içer, kimi çay,  bir anne çocuğuyla tuvaletlere koşturur..







Sıcaktır, bozkırdır, ıssızdır 
Anadolu şehirlerine, kasabalarına, köylerine giden yollar.
Kimi uzundur sevgilin saçları gibi 
Kimi kıvrım kıvrım bükülerek gider. 
Bazen bir dönemeçten uçurum çıkar sağ tarafında. 
Kimi kurumuş bir derenin yanından geçer 
Simli çakıl taşları çıkmış ortaya kumu, çakılı kalmış bir ot bitmemiş. 
Kimi zaman birhayrat belirir 
Yyanında da kendi gibi yalnız bir ağaç 
Belki yaban armudu belki badem ağacı. 
Hayratın üzerindeki ruhuna fatiha okusan isim silinmiştir. 
Tek tük evler görünür uzaklardan 
bir iki kavak ağacı etrafında kuzular. 
Yere çömelmiş bir adam kasketi arkaya yatmış 
cigara sarar o kocaman nasırlı ellerine rağmen narince 
Bir tükürükle kağıdı yapıştırıp cigaradan sararmış bıyıklarının altına yerleştiriverir 
Bir duman savurur havaya 
Belkide boşa geçen hayatına küfürdür, 
O giden otobüste olamamanın verdiği üzüntü, pişmanlıkla.