Bir dostla sohbet esnasında konu dönüp dolaşıp,
Hayatta yenilen darbelere, kazıklara, tekmelere ve bunun sonunda edinilen kazançlara, kayıplara, vicdan denilen mahkemenin adaletinden emin olup olmamaya varınca, bi kıyas, bi mahkeme yaptım içimde,
Sonra derin bir nefes alıp, şunları geçirdim beynimden, gönlümden sonra da dillendirdim karşımdakine,
Soğuk bir gecede sıcak bir sobanın başında çayımdan aldığım yudumla;
Hayat bu yediğin darbelerle geçiyor işte..
Hala ayakta mısın herşeye rağmen vicdanın rahat mı ? Başını yastığa koyduğunda uyuyabiliyor musun ? Bunların cevabını bana değil en azından kendine verebiliyorsan at gitsin arkana.
İnan bunlar hep ileride ya bedensel ya da ruhsal sıkıntı olarak dönüyor insana.
Elbette hepimizin bilerek, bilmeyerek, isteyerek, istemeyerek te olsa yaptığımız hatalarımız mevcut.
Kimini bilmeden yapmışızdır sebep olmuşuzdur bi şekilde kimini de bilerek canımızın acısını hafifletmek için bir an da olsa.
Kimini isteyerek yapmışızdır "ben çektim sende çek" hesabına. Kimini de istemeyerek belkide farkında bile olmadan. Kiminin sonuçlarına biz mahkum olmuşuzdur çekeriz bir ömür boyu. En azından cesaretli olup "yaptım evet suçluyum pişman değilim" der sonucuna katlanırız.
Kiminin sonuçlarından kaçmışızdır ağır gelmiştir yükü taşımak, bu dünyada yerçekimiyle ağırlaşmış sırtımızda kamburlaşmış öte dünyada sırattan bu yükle nasıl geçeceğimizi düşünür hesap ederiz.
Kabul ederiz, kimi sırattan geçerken cehennem çukuruna düşmeye. Hani bilmeden cehennemde neler olduğunu kabul ederek.
Kimi de hafifletmeye çalışırız olanca gücümüzle gözyaşlarımıza veririz akıp gitsin diye, dilimizde yer ederiz tövbe eder af dileniriz her mübarek gecede, her secde de...
Sonra,
Şeker atmadığımı fark edip hem sözlerimden hem de dilimdeki acılıktan şekere uzandı elim,
"Ben çayı iki şekerli içerim" dedim.