31 Aralık 2013 Salı

İyi yıllar..


Yeni yılımız,
Kutlu, mutlu, sağlıklı, huzurlu
Sevdiklerimizle beraber
Yağan yağmurun ardından hemen açan
Güneşin o gülen, ısıtan 
Sıcaklığında geçsin..

2014
Geldi hoş geldi..

21 Aralık 2013 Cumartesi

Kordonboyu seyrine düştüm..


Nasıl geçecek, nasıl olacak derken sınav stresiyle geçti bir hafta,
Hoş bu haftam daha yoğun geçecek desem...
Sanki fırtınalı bir denizde 
Boyumu aşan dalgalar karşısındayım..
Diliyorum aşarım bu dalgaları..


İşte Yunanca kursu sınav sonucum
Bu ara sınav bir kaç daha sınav olup 
Bir de büyük sınava giricez..
Bu şimdi ilk sınav ve kolay değildi
90 aldığımdan değil havam ha bilesiniz
İlkokula başlayan çocuklar gibi
A, b, c öğrendim 
Bir deyişle Alfa, vita, zita, gama
Boru mu yunanca harfler bambaşka
S harfi mesela biz de bir tane yazılışı var
Ama Yunanca da bambaşka 
Mesela S harfi Yunanca'da Σ işareti büyük harfle yazımı
Küçük harfle yazmak isteyince başta,ortada ve sonda yazılışı farklı
Başta ve ortada σ sonda ise ς bu şekilde..
Ya da şu Ξ bu sembolde bir harf Psi sesi veriyor
Ve küçük harfle yazımı da şöyle ξ
İşte Yunanca böyle bir dil ş, ü, ö, y hele ğ harfleri yok
Artık bir kaç harfi birleştirip yapmışlar öğreniyoruz..
Güzel ve zevkli aslında neden yunanca diyenler oluyor
Bir de Çince, Rusça öğrenseydin diyenler var ki
Benim ilgim var Yunanca'ya 
Şarkılarını severek dinlediğim bir dil 
Hem İzmir'de olup Yunanca dili duymadan büyüyen var mı?
Varsa da İzmir'li değildir onlar
  :))






 Konak Pier'den görünüm
Fakat bahardan bu fotoğraf 
Paylaşmak istedim..



Kordon boyu seyrine düştüm..
Kordon boyunun değişmeyen taşları..










13 Aralık 2013 Cuma

Yılbaşı kartları





Bir yılbaşı kartpostal kartı yapımından bahsetmiş sayfasında
Hemen ben de yapayım dedim..

Beğendiğim bir kaç yılbaşı resmini flash belleğe atıp
Kırtasiyede çıktı aldım..

Sonra da bol simle süsleyip, yazıp hazırladım..
Yarın postalanacaklar..

Nereden buldun derseniz şayet,


Yılbaşı şarkımızda 

Dean Martin - Let it Snow! 






5 Aralık 2013 Perşembe

Bugünlerde..


Bugünlerde böyle bir hâl içindeyim..
Tezhip çalışıyorum..
Başıma iş mi aldım tatlı bir bela mı?
Bilemiyorum..
Ama bildiğim şu;
Hani beni zorlasa da biraz
Çok zevkli çok güzel bir uğraş..
Kafam dinleniyor,
Ruhum dinleniyor,
Kendime geliyorum..

Sizi güzelleştiren içinizi rahatlatan
Böyle uğraşılarınız varsa asılın onlara derim..
Siz bırakmadıkça onlar da sizi bırakmaz,
Ve böylece kafa rahat,
Devam edersiniz hayatın türlü sıkıntılarına karşı..

 
 
Ah bu arada öyle hızlı tempolu şarkılarla çalışılmıyor,
Açtım Zeki Müren'in 
Teee 1965 yılında yayınlanan bir radyo programını
Yavaş yavaş, usul usul çalışıyorum...



26 Kasım 2013 Salı

Dünya yeniden dönüyor..

Siz hiç,

Acınız varken, içiniz şimdi ne olacak kuşkusu yaşarken karşınızdakinin kendi acısını sanki acıyı yaşayan dünyada bir tek kendisiymiş gibi davranıp sizin acınızı, şimdi ne olacak kuşkunuzu görmezden gelip anlatan birisinin karşısında gözyaşlarınızı zor tuttuğunuz oldu mu?

O anda,

Bişi olsa keşke çekip gitsem şu ortamdan diye hani en fazla deprem olsa keşke diyecek kadar korkuyu dilediğiniz oldu mu?

Sizin,
sıkıntısını yaşadığınız bir konuma sahip olup hala şükretmeyen birinin karşısında çaresizce dnleyip onayladığınız ama sıkıldığınız oldu mu?

Benim oldu,

Zor tuttum kendimi,
İçime akıttım gözyaşlarımı..

Ve sonra dedim ki kendime,

Dünya yeniden dönüyor...
Redd


21 Kasım 2013 Perşembe

ελληνικά ellinika yunanca demek..


Yunanca müzik, evler, adalar gibi merakımı bilen dostlarım vardır
İzmir'liyim malum suyun öte yanı bizim için
Hani ailemden Selanik göçmeni olmasa da
-Göçmenlik var da selanik değil-
Küçüklükten gelen bir merak bende işte..
Şarkılarını dinlemeyi severim
Anlamlarını bilmesem de ezberlediklerim bile var içlerinde
Bu seneYunanca dil kursuna başladım
Yalnız yeniden alfabe öğreniyorum
Alfa, vita, gama 
İlkokul 1.sınıf çocuğu gibiyim
O sembolleri ezberliyorum 2 haftadır..

Haydi bakalım hayırlısı olsun...


20 Kasım 2013 Çarşamba

Dengeli beslen, bol bol dua et ve çok ama çok sev..








Ye, dua et, sev filmi furyası vardı bir kaç sene önce önce kitabı çıktı sonra da filmi hani Julia Roberts oynamıştı başrolde her fotoğrafında farklı çıksa da hani liseli kızlar gibi ayılıp bayıldığım Javier Bardem ile oynamıştı. 

Brezilya müzikleri dinlemeyi seviyorum hele bu şarkı filmi izlerken duyduğum anda keşke başta çalaydınız dedim çünki ortalarda duymuştum Javier Bardem arabasındaki kaseti değiştirmek için çabalarken bir anda kaza yapıp bisikletle gezen Julia Roberts'a çarpmıştı..

Aslında burada anlatmak istediğim ne film ne de başka bir şey. Şarkıyı dinliyorum dinlerken bana düşündürdüklerini, kafamdan geçenleri yazıya döküyorum pardon tuşlar yardımıyla ekrana yazıyorum..  





Bir fotoğraf koydum yazıya işte o fotoğrafa bakıp şarkıyı dinleyip şarkının bana getirdiği hoş esintileri hissetmeye çalışıyorum.. 

Ne diyecektim ha, film ye dua et sev di ya hani güzel sözler aslında..Hayatta bunları yapabilen kişi sağlıklıdır ya da sağlığı garantilemiş değil midir ?

Yiyelim içelim dostlar yaın ne olacağımız belli değil demez miyiz ? İnsanoğlu işte karnı doydumu aklı çalışır hele bir de şükretmesini biliyorsa ki o zaman geriye ne kaldı ki ? 

Sevmek elbette ? Aşk'la hem de ister bir erkek yada kadın olsun ister çocuk tabiat herşey..
İnsanoğlunun somutluktan çok soyut olarak da doyurulmasına ihtiyacı var çünki.

Toparlamam gerekirse yiyelim, içelim, sevelim ama şükretmesini, teşekkür etmesini de bilelim a dostlarım...

18 Kasım 2013 Pazartesi

Çilekler, kirazlar ve baharda bir meleğin öpücüğü



Vakit,
Akşam üzeri hani bir alacakaranlık olur
Güneşin battı batacağı zaman
Ne aydınlık ne karanlık
Bir ağırlık havada
İnsanlarda bir durgunluk,
Sanki ağır çekimde hayat..

Bir adımlık yol mesafesinde 
Katedilemeyen, aşılamayan, çözümlenemeyen
Tüm problemler gelir oturur yüreğine..

Hani kredi kartının limiti kalmamış,
Maaş tükenmiş,
Elektrik parası yatmamış,
Ne ki bunlar ?
Akşama ne pişirsem ?
Yarın ne giysem ?
Saçımı yıkasam mı ?
Eve ekmeği bir tane mi yoksa iki tane mi alsam ?
Bu bile çözülemeyen her akşam yinelenen
Bir döngü..

İşte o alacakaranlık gibi bir vakit
Yolda bir an durup akıp giden
Trafiğe, insan seline, kuşlara, kedilere, bulutlara
Baka kalıp bir an mutlu olursun
İnsan olduğuna,
Sağlıklı ve  huzurlu olduğuna.

Sonra önündeki bir taşa vurur
Siktir edersin aklından, hayatından
 Seni üzenleri..


17 Kasım 2013 Pazar

Bir küçük tohum attım içime yeşerir umudum


Bu benim 1000. yazım.

1000. iç döküşüm, kendimden bahsedişim..

Çok zaman yazmadan sildim,
Taslaklara attım yayınlamadım bazı iç döküşlerimi..
O an yazmak iyi geldi yayınlamak istemedim.

41 yaşından gün aldım ben Çarşamba günü..

Yaşgünümün ertesi günü uyanınca
 41 yıl boyunca yaptıklarım, yaşadıklarım
Uçup gidecek sandım..

En çok da mutlu olduğum anları hatırlayamazsam diye korktum.
Mutsuz, ümitsiz, çaresiz, sıkıntılı, boğulurcasına yaşadığım
Hani itiraf edeyim bazen de ölmek istediğim anlar silinsin isterdim
En fazla..

Ama olmadı biliyor musunuz..

Şimdi tekrar hayatı tanıma telaşındayım,
Bir küçük tohum attım içime yeşerir umudum
Büyür beni aşar ferahlatır, kendime getririr, dinlendirir, büyütür.

Her ağacın özlemi bahar değil midir
Ben baharı bekleyemem kendimi hergün 
Bahara uyanmaya programladım..

1000.yazıma yaş günümü yazmak değer dedim..
Ve bana hediye gelen bir şarkıyla 
Kutladım.. 










27 Ekim 2013 Pazar

Başımı üstünden çekin gölge yapıyor..







 


Günler uzun geliyor bana derken şu saatlerin geri alınmasıyla kısaldı birden..
Saatlerine geri alınması tasarrufmuş iyi de neyin tasarrufu ?
Akşam saat 5'te ışıkları açacaksak bu neyin tasarrufu ?
Sabah karanlık oluyorsa o zaman mesai saatlerini değiştiriverin nasılsa olsa güç sizde değil mi?

Şarkı çok güzel yola devam diyor...
Evet herşeye rağmen hiç durmamacasına, ölmemecesine..
Sonuçta ölüm de bir yol değil mi ? 
Keşke yola çıkarken ölüme giderkenki gibi  bir şey götürmeden gidebilsek..


 

26 Ekim 2013 Cumartesi

Bakma sen bana kendimle konuşuyorum aslına



 


İçimi döksem çok şey var yazacak
40 yaşındayım ya hani bir iki hayat tecrübesi falan
Sana nasihat olur belki sıkılırsın hatta dinlerken
Haklısın,
Herkesin yaşadığı, gördüğü kendisine..
Benim yaşıma gelince sen de benim gibi olacaksın adım gibi eminim.
Unuttum bak yazacaklarımı yaşıma ver sen en iyisi..

Haydi şarkıyı dinleyelim...

23 Ekim 2013 Çarşamba

4 Ekim 2013 Cuma

Ah, küçücük gemi, sulara attın şimdi kendini, delisin



Bir sakız sardunya,
Dalından koparılıp atılacakken
Aldım 
Ona bir saksı açtım..

Yeni yerinde nasıl da tutundu hayata..
Bir küçük yaprakla cevap verdi yaşama
"Ben de buradayım"
Diye..

Çiçek açacağı günleri bekliyorum şimdi.
Merakla, sabırla, sevinçle.. 

Günümün şarkısı..
Ezginin günlüğü 
Gemi..



19 Ağustos 2013 Pazartesi

blogger sorun.


Blog yazan blogger'da yazan dostlar hele yanaşın bi yamacıma bakayım bi sorum var? 

Blog sayfamın mail adresini değiştirebilir miyim var mı böyle bişi ?

11 Ağustos 2013 Pazar

Bayramdan kısa kısa..

Bir bayram klasiği 
Kayınvalide'den bayram harçlığı...



Bayram kahvesi içmeden olur mu?
Halam'ın kırk yıllık kahve fincanından
Bayram kahvesi..
 


Aydın Didim'de babaevinde yetişen yemiş ağacından
Dalından sabah aç karnına yemiş yemek gibisi yok.


Komşu bahçelerden de toplanan yemişlerle
Yemiş yemeye 
DOYAMADIM!
Diyebilirim..


Yine kahve ve ben...
Su bardağındaki baskı pek hoşuma gitti..
Gelin ve damat figürü..


 Komşunun bahçesinde yetişir frambuaz
Bize de toplayıp yemek düşer..


Ve
Bayram tatili yaza denk gelince
Bayram demek deniz demek olur..
Deniz, kum, güneş ve palet....


30 Temmuz 2013 Salı

Serenad


Okunacak 19 kitap arasında yer alan 
Serenad - Zülfü Livaneli
Geçen günlerde bititridim..

Çok sevdim sürükleyici  bir hikayesi vardı..

Ama bir yerde içim burkuldu
 Aslında 2 yerde de ben birini anlatıcam diğerini anlatırsam
Kitabı okumamış olanlara filmin sonunu söylemek gibi olur..

Kitabın baş karakteri Maya,
Eşinden boşanmış ve oğluyla yaşıyor
Kitabın bir bölümünde oğlunu babasına yollaması gerekiyor
Ve oğluna bunu söylüyor..
Oğlunun verdiği cevap burktu beni
"Sen nasıl istersen"

Boşanmış ailelerin çocuklarına olan o haksızlık..
Çocuğun bunu kabullenip annesine bir büyük gibi 
Şımarmadan olgunlukla kabul edişi
O çocuğun saçını koklamak istedim..

Şarkımız belki bu akşam 15.kez dinlediğim  bir şarkı
Duffy - Breath Away





21 Temmuz 2013 Pazar

Kesin çizgi çekesim var

Olur bende bazı sizde bilirsiniz konuşurum burada kendi kendimle
Yine öyle hallerdeyim.
Bir karar alıyorum sonuna kadar uygulamak üzere 
Sonra hoppp vazgeçiveriyorum 
Ya işime gelmiyor,
Ya ben sıkılıyorum aşamalarından
Ya da boşveriyorum ne işime yarayacak ki diyerek.
Bir şeyler var ki işte kesin çizgi çekesim var bunlara..
Olucak bu sefer kesin kararlıyım.. 

Şimdi geleyim dünden bu yana olanlara,



19 tane okumam gereken kitap vardı ya hani
İşte onları okumaya başladım
Aferini verdim kendime..
Hatta bir tanesini ki kızmayın bana onu yazmayı unutmuşum
Elimdeki kitabı dün bitirerek başladım..

 Sevmenin Zamanı - Liz Behmoaras
40'li yıllarda Türkiye'de 
Birbirini seven bir müslüman biri yahudi iki tıp öğrencisinin 
Aşkı..

Dün sabahtan neredeyse akşama kadar okuyup bitirdim kitabı
Yalnız tüm gün kitabı yattığım yerden göz seviyeme tutarak okumaktan
Bugün kolalrım resmen et kırığı oldu diyebilirim..



Akşam yemeğine kabak yaptım bugün..
Şimdi efendim kabağı salatalık soyucusuyla uzun uzun soyuyorsunuz
O çekirdekli kısma gelince bırakıyorsunuz
Daha sonra zeytinyağında soğan kavurup kabakları ekliyorsunuz
Göz kararı pirinç de koyuyor az suyla pişiryorsunuz..
Ocağın altını kısmaya yakın doğranmış dere otunu serpiyor ocağı kapatıyorsunuz..
Efendim sonra servis ederken limon sıkın mutlaka
Soğuk da yenebilir 
Tadı aynı enginar gibi!!!



Sonra aklıma geldi  evde ekmek yoktu..
Hamur tuttum bazlama yaptım..
Sıfır yağ ama sıcakken üzerine sürülen tereyağıyla
Nefis oluyor....


not: 
blog sayfamın yazı düzenini bi şekilde bozdum 
Çok büyük yazılar düzeltene kadar idare edin olur mu?







19 Temmuz 2013 Cuma

Okunacak tam 19 kitap..

Şimdi şu blog işi zor aslında. 

Akşama ne yemek yapsam derdi yetmiyormuş gibi birde şu blog sayfama ne yazsam derdi tasası ekleniyor bazı zamanlar.. Farkındaysanız eskisi kadar çok yazmıyorum çok parlak fikirler gelmiyor aklıma gün içinde başımdan geçenleri yazayım desem fotokopiyle çoğaltılıp yaşanır gibi her günüm.. 

Akşam üstü geldi aklıma bu kitaplığımın karşısında ayakta dikilirken ne arıyorsam artık fark ettim ki alıp okumadığım bir kitap çarptı gözüme şuydu buydu derken yere yığdığım kitaplar yükselmeye başladı. Ne zaman kitapçıya gitsem mutlaka bir kitap almadan çıkmıyorum ve o derken bu derken bayağı bir olmuş.. 

Tam 19 kitap.. Utandım valla...

Hemen fotoğrafladım kendime de ceza verdim bunları okumak için. 2 hafta mühletim var en kalın kitaplar için.


İşte tam listesi;

Bir hanımefendinin ölümü  / Peride Celal
Mektup / Peride Celal
Güz şarkısı / Peride Celal
Gizli anıların yolcusu / Ayşe Kulin
Serenad /  Zülfü Livaneli -sayfa 223'de kalmışım
İki kız kardeş / Edith Wharton
 Ceza sömürgesi ve hukuk öyküleri / Franz Kafka
Fatih-Harbiye / Peyami Safa
Sarnıç / Sait Faik Abasıyanık
Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat / Şemsettin Sami
Sevdalim Hayat / Zülfü Livaneli 
Başucumda müzik / Kürşar Başar
Onca yoksulluk varken / Emile Ajar
Yalancı dünya / Orhan Kemal - sayfa 80'de kalmışım
Kadın haklarının gerekçelendirilmesi / Mary Wollstonecraft -Sayfa 95'de kalmışım
Efsane / İskender Pala 
Kahperengi / Hande Altaylı
Kırk yedililer / Füruzan -sayfa 228'de kalmışım
İstanbul hatırası / Ahmet Ümit 






15 Temmuz 2013 Pazartesi

Öyle de güzel böyle de güzel


Bu sabah kalktığımda bugün tembellik yok dedim.
Bir karınca bile çalışırken kışa yemek bulma derdinde senin oturma lüksün yok dedim
Kendi kendime banyodaki aynada çemkirircesine..

İç sesim beynime ulaştığında kendimi evi süpürürken buldum..

Kilimleri kaldırdım silkeledim 
Alt komşunun kapı ve penceresinin kapalı olduğunu yarı belime kadar sarktığım balkon demirinden teyit ederek..

Yazın halıları kaldırıp hani evde kalmış yün ve kumaşlardan dokunan kilimler vardır saolsun annem yaptırmıştı Ödemiş'te bir yaşlı teyzeye zamanında hani kilimi ne zaman yere sersem şu kavuniçi kardeşimin ceketi, şu yeşil anneannemin yeleği şu mavi okula giderken giydiğim ceketin yünü diye bakınır anarım geçmişi.. 

Bu kilimlere kayınvalidemin annesinin de yaptırdığı kilimleri ekledim 
Koridor, mutfak hep kilim 
hani hepi topu 4 tane ama yazın güzel oluyor sermesi..

Kiler olarak kulalndığımız bir yer var evimizde orada birikmiş olan
Poşet, naylon kap, kutu falan ne varsa çıkardım
Ve o küçücük yerden çıkanları görünce ben utandım
Ne varsa tıkmışım oraya..
Bir ferah oldu ki sormayın..
Sonra..


 Temizlik bitti ama benim içimdeki iş aşkı bitmedi. 
Mutfakta durdum ve ne zamandır boyamak için gözümü kestirdiğim ekmekliğe baktım 
Haydi dedim ya şimdi ya hiç bir zaman...




Ve sonunda kâh mutfak zeminini boyadım,
Kâh elimi kolumu bacağımı 
Bir de tineri döktüm ahşap mutfak zeminine
Ve sonunda bana kalan yorgunluk ve tinerden başağrısı
Bitirdim..
İşte ekmekliğimin eski ve yeni hali... 

Not:
Bana ölümü yakıştıramayan güzel dostlarım
Oluyor işte bazı tutamıyorum kendimi, düşüncelerimi..
İşte can sıkıntısı benimkisi şu uzun yaz günleri geçmek bilmiyor
Sıcakta zaten yapılmıyor bişiler
Benimki gönlümü sıkmak mış olmayacak artık inşallah..

Günün şarkısı

Sertab Erener 

Öyle de güzel böyle de