13 Mart 2014 Perşembe

Neresi sıla bize neresi gurbet..

Açtım sayfayı tertemiz bir A4 boyutunda ne yazsam kirlenecek dedim. Bugünleri yaşamış birinin içten, samimi, kendinden olan hislerinin, duygularının, düşüncelerinin, dileklerinin, umut ve umutsuzluklarının, üzüntülerinin dile gelmesiyle yıllar sonra okuyan olursa şayet bir tarihe tanıklık edecek.

Dün bir çocuk öldü kuş kadar kalmış bedeniyle uçtu gitti bu dünyadan. 
Yüzyıl sonra mesela okusa birisi 14 yıl yaşamış ne kadar kısa diyecek belki. 

Akşam üstü okuldan dağılan kızlı erkekli çocukların sesleri geldi kulağıma bağıra çağıra birbirlerine bir şeyler anlatıyorlar hepsi bir ağızdan konuşuyorlar, gülüyorlardı. Sonra düşündüm bu çocuklar evlerine gidecek çantalarını bir kenarıya atıp  annelerinin o gün yaptığı yemeğe belki burun kıvıracaklar tost yaptıracaklar annelerine ellerinde kola ve tostla bilgisayar başına geçip facebooka girecekler, şarkı dinleyip eğlenecekler ve gece olunca yataklarına girip uyuyacaklar anne babalarıyla aynı çatı altında..

Ya Berkin'cik o bu akşam anne babasından uzakta yorgan değil toprağın altında uyuyor şu an...........

Yalnızca O'mu peki? 

Bu akşam üstü biber gazından etkilenip vefat eden polis peki? Eşiyle aynı yataktaydı belki dün akşam nöbette değilse şayet. O'na da üzülmüyorsan arkadaş Berkin'e hiç üzülme al takkeni önüne düşün bakalım ölenler kim?

Benim cevabım hazır İNSAN!

Ha görevi, düşüncesi, dini, ırkı farklı olsa da öncelikle insan...
Üzerindeki kendini sembolize edenleri çıkardığında etiyle, kanıyla senin benim gibi insan..

Yok daha fazla  yazasım çok yoruldum 3 günde.

Bunca twit, mesaj, paylaşım, ölüm, kin, nefret, tükürükler saça saça konuşmalar, gündemden uzak doğuda istanbulu görmemiş insanlara İstanbul'a yapılan yatırımları anlatmak, hala oğlum çalmadı, ölüyü seviciliğiyle insanları suçlamak... uzarrrrr gider bu.. Az çok anlıyorsunuz biliyorsunuz hepsini..

Ne zaman bitecek keşke seçimleri bu pazara alsalar da oyumuzu kulalnıp evimize dönsek ve tek derdimizin ertesi günün pazartesi olması olsa...


Neresi sıla neresi gurbet yollar bize memleket.. Yeni Türkü

)



7 Mart 2014 Cuma

bugünlük bu kadar

Zaman güçlenmenin, ayağa kalkmanın saati çoktan geçtiği bir an. Yazacak çok şey var kafamda ama yazım kurallarına takmış durumdayım iki kelimeyi bir araya getiremeyenlerin verdiği sıkıntıdan dolayı. Mesela dahi anlamında ki -de'yi ayıramadığımı, ayırsam da çok zaman google'nin ana sayfasında ki gibi "kendimi şanslı hissediyorum" butonu gibi davranıyorum. Bu kadar mı önemli bu dahi anlamındaki -e {bak burada anlamındaki kelimesinde de kendimi kastım. Doğru mu yazdım yanlış mı? Bilemiyorum..

Daha bir şeyler yazacaktım dağıldı gitti bak yine kafam..Aşağıda ki videoya takıldı gözüm ne kadar da masum, hoş.

Haydi daha sonra yazarım artık..



3 Mart 2014 Pazartesi

Tezhip


Bugün kü işlengecimiz -bu benim tabirim-
Tezhip çalıştığımız malzemeye boya ve aher işlemiydi.
Çeşitli boylarda kestiğim kartonların üzerine
3-4 tatlı kaşığı nescafeyi su ile eritip 
Fırça yada süngerle üzerlerine sürdüm.
Not: Nescafe şekersizdi :))


Kartonlardaki nescafe kuruyunca aher yapmak için
Ki aher yapmak kağıdın korunmasını, saydamlaşmasını sağlıyor.
Yumurta akını şap ile çırpıp hazırladım
Ve yine sünger yardımıyla üzerine sürdüm.
Dediğim gibi bu sayede hem kağıt korunmuş oluyor
Hem de çizim boyanırken saydamlaşma sağlanıyor.
Şimdi kartonlar bir köşede kurumaktalar.