
Buralardayım.
2 sene önce bugün işten ayrıldığımdan beri ilk defa dün bir iş için başvuruda bulundum. Bu krizde kim eleman alıyor diyebilirsiniz bir devlet hastanesinde çalışabilmek için sınava girdim. 500'e yakın kişi vardı başvuran ve alınacak personel sayısıda 75 . Bizi sınava tabi tuttular. Gerçi pek umudum yok açıkçası ama yinede işi bana haber veren kişiye ayıp olmasın diye gittim. Umudum yok anlarsınız böyle yerlerde mutlaka torpil döner. O torpil döner ama nedense bir türlü bize çarpmaz. Ah keşke çarpsada bir işe yarasa demi? Hazır hastane bahçesindeyken hemen acilden işe başlayıverirdim. Yinede umut ya bugün dışarı çıkarken ararlar belki diye ev telefonumu cep telefonuma aktardım.
Ne yazıkki arayan olmadı. Hatta cevapsız aramam bile yok :(
Lucky'den hala haber yok. Bu yazıdada araya sıkıştırıvereyim dedim. Artık geceleri saat 02,00 gibi dışarılara çıkıp onu aramaktan devriye gezen polislerimiz uyuz olmaya başladılar. Biz gezerken sözde bir sokağa bakarmış gibi durup yanlarından geçmemizi bekliyorlar. Bizde selam verip devam adiyoruz yolumuza. Her havlamada duruyoruz canım Lucky'nin sesine benziyormu diye ve o sesi dinliyoruz. Ama ne yazıkki onun o tok havlamasını duyamıyoruz.
Bu arada 1 Mayıs Emek ve İşçi Bayramımız kutlu olsun.
Yürüyüşe katılmayı, slogan atmayı ama cop yememeyi çok istiyorum. Olaylar çıkar diyede Annem, arkadaşım beni arayıp gitmememi istediler. İstesemde gidemiycem sanırım çünki yarın Teyzem'e gidicez yaprak sarmaya. Eh artık onun bahçesini bırakıp aşağıya inmeyi canımın istiyeceğinide pek sanmam. Haa aşağıya derken İzmir'de böyle deriz biz. Konak, Kemeraltı - ki bunlar semt ismidir - deniz seviyesinde olduğu ve oturduğumuz yerlerden aşağıda kaldığı için. Aşağıya inmek diye bahsederiz.
Resim : İzmir Saat Kulesi / Eski İzmir resimleri nostalji