30 Kasım 2012 Cuma

2000 adım


Yağmurun sesine uyandım sabah
Ne güzel dedim..
Zaten dünden belliydi yağacağı
Havadaki o güzel yağmur kokan rüzgar
Belli etmişti geleceğini..
Yağmurun kesildiği bir anda 
Çıktım yürüyüşe gittim
Koşu'ya..

Kimseler yoktu,
Jokeyler sabah idmanlarını da yapmışlardı sanırım
Yoktu hipodromda koşturan atlar..

Yürüyüş yapılan yere geçip
Yürüdüm ve adımlarımı saydım
Toplam 600 adım diyelim..
3 tur döndüm
1800 adım 
Eh evden gidiş-dönüşe de 200 adım eklersem
2000 adım attım bu sabah..

Vivaldi işlik etti..




29 Kasım 2012 Perşembe

İmza kızın..

Sevgili Babacım,

Nedense daha ilk kelimeyi yazmaya başlayınca bir gözyaşı doldurdu gözlerimi  oysa bir telefon uzaklığında sesini duyabilecek, estiğinde kafama atlayıp otobüse iki saatte varıp seni görebilecek bir mesafedeyim.

Teyzem anlatır hep, doğduğum zaman yüzünde kocaman bir gülümsemeyle "Kızım oldu benim, bana bakar, beni kollar" demişsin çevrene. Mutlu olmuşsun annem bana hamileyken erkek bebek olur diye tahtaya çiviler çakıp mavi renk bir battaniye dokumuş olsan da..

Küçüklüğüme dair hatırladığım ilk anlar annemin kardeşimle Adana'ya gezmeye  gittiğinde beni alıp gezdirmen..Bir de bıyıklarını kestirdiğinde sana "sen benim babam değilsin" diye bağırmam. Sonrasında akşamları eve geldiğinde cebinden çıkardığın çikolatalar..

Her zaman arkadaş gibi oldun bana Babacım. Hatta seni tanıyan çoğu arkadaşım bile dile getirir bunu. Çocuklarla çocuk, gençlerle genç olman. Her yaşa muhabbet konusu bulman. Sert bakışlı, sürekli homurdanan, kusur bulan, evdeki hayatı zindana çeviren, sürekli azarlayan bir baba olmadın hiç bir zaman.  Olamazdın da aslında yapın da yok çünkü senin. Her zaman hayatın sıkıntılı yönlerini kafaya takmadan, dert etmeden yaşamamız gerektiğini savundun. Bu hayat felsefeni senin kendin yaşayıp bizimde öyle olmamız gerektiğini düşündün. Çok haklısın canım babacım..

Ve şu yaşımda en sevdiğim sıkıntını, üzüntünü, derdini, sevincini bana dile getirmen biliyor musun?

Didim'e geldiğimde motorsikletinin arkasına atlayıp gezip bir deniz kenarında mola verdiğimizde sigaranı yakıp benimle paylaşman benim için o kadar gurur verici ki bunu ilk defa dile getiriyorum. Sen kimi sıkıntını kimi sevincini paylaşırken benimle seni gözlüyorum ve içimden şu dünya da annesi küçükken vefat eden şu adamın başka kim yakını olabilir ki diyorum.

Şimdi düşünüyorum da büyüme çağlarımda o an için çok büyükmüş gibi duran ama şimdiyse niye tartıştım ki sanki dediğim çoğu tartışmalarımız için özür diliyorum senden.

Senin kızın olduğum için, seninde babam olduğun için çok mutluyum.

Seni çok seviyorum..

İmza kızın..


Not: İmza kızın kitabında benimde bir mektubum olmasını isterdim..Sonra dedim ki kendime olmaması benim yine de yazmama engel değil aksine sebeptir deyip yazdım.. Sonra bu mektubu el yazımla yazıp babama postalayacağım..



Küçük kız,



Ah kısa saçlı sert bakışlı küçük kız,
Yer değiştirebilir miyiz?
Sen şu yaşıma çık 
Ben de senin 6 yaş haline döneyim..
İster misin?
Bu yaşlar güzel de senin yaşına göre
Pek eğlenceli değil.
O zamanlar ayda yılda bir alsalar da içsek diye bayıldığın
Cam şişede satılan Coca cola 
Şimdilerde naylon şişelerde satılıyor
İstediğin zaman alsan da 
Senin yaşındayken olan tat yok içinde..

Ah tombul bileğinde altın bileziği olan küçük kız,
Tek gayen neydi acaba o yaşlarda?
Bayrama yakın ne giysi alınacağı, 
Komşunun kızının giydiği kırmızı ruganlar mıydı?
Pazarda görüp tüm pazar boyu ağladığın 
Yatırınca gözlerini kapayan bebek 
Şimdilerde yüzü tükenmez kalemle çizilmiş
Bir gözü çıkarılmış sandık içinde belki de tavan arasında.

Ah dizleri her daim yara bere olan küçük kız,
Neydi seni onca yaraya, düşmeye rağmen 
Koşmaktan alıkoymayan?
Koştuğunda yetişeceğin dondurmacı mı
Yoksa koşturmaca oynarken ebeye yakalanmamak mı?
Şimdilerde yaralarda yer değiştirdi bu yaşlarda,
Görünmez yerlerde 
Kalpte, akılda..
Geçmiyor da tendirdiyot 
Sürsen de içsen de.
Bir neşeli anında karşına çıkıp
Mahvedebiliyor seni kimse fark etmeden
Yüreğini öyle bir el burkuyor ki kimseler görmeden,
Nefesin kesiliyor sanıyorsun,
Kanının çekildiğini hissediyorsun,
Boğazın kuruyor
Her defasında can veriyorsun.
Oysa öylemi idi senin yaşında 
O cami sokağından yokuş aşağı koşarken
Yere kapaklandığında nasılda dışarı çıkmıştı 
Köşedeki kahvedeki amcalar,
Kimi su, gazoz getirmiş
Kimi sakız almış,
Kimi de sen görmeden yere para atıp
Yere tükür de para bulursun belki demişti..

Ah o parmakları tombul küçük kız,
Neydi seni büyümeye zorlayan?
Ne vardı büyüyecek?
Neyine özendin bu yaşların?
Oysa bitip tükenmek bilmezdi o zamanlar 
Uzun sıcak yaz günleri,
Kışın sobaya ekmek bastırıp,
Tombala oynadığın günler bitmek bilmezdi.
Saatin önemi yoktu 
Gün pazartesi yada cuma ne fark ederdi?

Ah kısa saçlı sert bakışlı küçük kız ah.

Not: Kısa saçlı elbiseli sert bakışlı küçük kız benim..











27 Kasım 2012 Salı

Kitab-ı aşk



Leylak Dalı mim cevaplamış,
Sevdiğiniz sizi etkileyen kitap paragrafını yazmakla ilgili..
Ya da bunun gibi bişi işte
Aklımda kaldığı kadarıyla öyleydi
Neyse yazıvereyim dedim bende..
İskender Pala'nın tüm kitaplarını severek okuyorum

"Kitab-ı aşk"
Bunlar arasında bambaşka yerdedir..





Kitabın 20.sayfasındaki

"Gerçekten de aşk, 
Karşılıklı oturmak, 
Yüz yüze veya aynı noktaya bakmak, 
Şiir okumak, 
Sevgiliden utanacak kadar kadar terbiyeli davranmak, 
Güzel şeylerden bahsedip gülmek 
Ve asla iffet sınırının ötesine uzanmamaktır.
Çünki aşk, 
Bakmakla güzelleşir,
Konuşmakla zenginleşir ama dokunmakla bozulur. 
Sevgilinin yanında hem kendisine hemde ona ait hayâ elbisesini soymak konusunda şeytanın ayartmasına fırsat vermemek gerekir. "

Paragrafını her zaman beğenmişimdir..











24 Kasım 2012 Cumartesi

Bugünden...


En yakın arkadaşım
Hadi gidelim dedi..
Annesi, babası ben atladık arabaya
Önce Urla'ya gittik,
Sonra da Çeşme'ye..



Tarlaya
Bir keçi bir de Egeli girmiş tarla sahibine demişler,
Tarla sahibi kasketini tutup koşmuş
"Keçiyi boş verin Egeli'yi çıkarın ot bırakmaz tarlada"
Demiş..
Şaka tabii..
Pek bir şey bulamadık
Zaten tarlaya da girmedik kıyısından, köşesinden dolandık
Radika ve ebe gümeci bulduk..
Bir de nasıl olmuşsa
Mis gibi kokan naneler..



Yine bir iş görüşmesi volüm: 9

Bugün erken kalktım çok yol alayım diye..
Aldım mı peki ?
Evet..
"Kadın kısmısının hası kocasını işe yollayınca uyumayandır" 
Derler ya hani büyüklerimiz
Uyumadım bende çünki uykum dağıldı
Günlük işler, dertler, sıkıntılar mesaiye başladı kafamda
Bende kalktım oturma odama attım kendimi
Bir battaniye ve bir yastıkla
Oraya buraya baktım tv'de, nette gezindim
Bir iki twit attım falan..
Sonra sıkıldım tv'ye daldım tekrar
Bir ara zeytin ve zeytinyağıyla ilgili bir belgesel izlerken 
Dalıp gitmişim..
15 dakika uyumuşum tv'den gelen bi sesle uyandım..
Kahvaltı yapayım dedim üşendim
Çorba yaptım içtim..
İçim ısındı, beynim rahatladı hadi çıkayım dedim
Ve gidip "İmza kızın" kitabını almaya niyetlendim..



İmza kızın kitabı için ayrıntılı bilgi

İyi de tek kitapla kalmam ki ben
Cemal Süreya "Üstü kalsın"
Yusuf Atılgan'ında  "Anayurt Oteli" ni aldım.
Anayurt Oteli'nin filmini izlemiştim
Biraz ağır gelse de
Bakalım kitap nasıl olucak..

Alışveriş merkezinde dolanırken telefon geldi
Bir tanıdığım bir iş görüşmesi ayarlamış bana
Adresi aldım gittim
İş tekstilde ön muhasebe
Daha önceden tekstilde yine muhasebede çalıştığım için
Yabancı bir sektör değil..
Eski çalıştığım şirkette 
Yaptığım çoğu işin orada da yapıldığını öğrendim
Görüşme iyi gitti gibi ama sonuç salı günü belli olucak..
Bişi demiyorum,
Nasip diyorum..

Günümün şarkısı
Sabah kanepede uzanmış yarı uykulu 
 İztv'de Bülent Ortaçgil belgeselinden geldi aklıma,










23 Kasım 2012 Cuma

Meral Okay anısına.


Şunca sıcak, içten, samimi, candan
Gülen
Böylesine güzel bir insan için
Oysa
Neler denildi, yazıldı..
Hem de 
O susmuş iken beden olarak.
Düşünemediler aslında aslolan beden değil
Beden yitip gider ama ruh kalır 
Hala işler 
Arkasından edilenler günah-sevap defterine..

Şunca sıcak, içten, samimi, candan 
Gülen güzel insan
Hiç tanımadım kendisini, görmedim dünya gözüyle
Bir "Merhaba" mız bile olmadı
Ama üstlendiği roller
Sanki kendisini oynuyormuş hissi verdi bana hep..
Yeditepe İstanbul dizisinde gördüm ilk
Böylesine bir komşum olsun istedim
Hayatın getirdiği sıkıntılarla boğuşurken
İnsana moral, güç, akıl verecek bir komşu modeli..

Şunca sıcak, içten, samimi, candan 
Gülen güzel insan
Vasiyet etmiş,
Matematik Köyü için mal varlığını bağışlamaya..

Yattığın yer cennet olsun inşallah..

Vasiyetin bağışlandığı yer








21 Kasım 2012 Çarşamba

Hep beraber olsun..


Şimdi sabah kahvaltımı yaptım
Yarım ekmek kızarttım
Afiyetle yedim..

Sonra da 
Evin işine gücüne daldım
Yarına günüm var
Sabah kahvaltısı
Temizlik ortalık toparlama 
Balkon demirinin bezini kaldırdım.
Kışın soğuğu, yağmuru derken yıpranmasın diye
Yıkadım astım..
Yazdan kalma bir iki işi daha halledip kaldırdım ne varsa.

Yoruldum da tabii,
Yapıverdim hemen sıcak sıcak 
Tarhana çorbası..
Tv'de Emel Sayın ve Engin Çağlar'ın filmi var
"Süreyya"
Uzattım ayaklarımı izliyorum..


17 Kasım 2012 Cumartesi

62 numaralı Bornova otobüsü

Aslında tam olarak anımsayabilir miyim bilmiyorum 
Çünkü tabir caiz yerindeyse geçen asırda yaşadım hatırlamaya çalıştığım..

Zorlu geçen bir 3 yıldı, ite kaka, en çok da benim çabamla..
Sonradan fark ettiğim kendimce bir dünya kurup yaşatmaya çalışmışım o an için sevdiğim kişiyi.
Elbette 3 yıl az bir zaman değil önce arkadaşlıkla başlayıp hayat paylaşmaya doğru yol almak..
Dedim ya meğer tek taraflıymış oysa o heba olan  3 yılıma değil 
Bir gece telefonda "Bitirmek istiyorum" cümlesinin ardından gelen gözyaşlarımdan koridorumuzdaki halının ıslanmasına acımıştım en çok..
Sonraki zamanlarda önceleri yoğun ama gittikçe azalan bir anımsamakla..

Sonrası kabuğuna çekilme, yalnız kalma isteğiyle devam etti..
Ta ki bir gün bir arkadaşımın beni bir arkadaşıyla tanıştırıncaya kadar..
Yeni bir ilişkiye başlamak çok zor gelse de kırmadım gittim
Ve sonuç hiç bir şey hissetmedim hatta sıkıldım bile diyebilirim o günkü buluşmada
Sıcak bir Temmuz ayında millet denize gitmiş İzmir bomboşken
Alsancak'ta sokaklarda yürümek,
Cumhuriyet meydanında ısmarlanmış kömürde kumru sandiviçi zorla yemeye çalışmak
Ve ben bunu yemesem ayıp olur mu dediğimde yanımdaki kişinin 
"Ben yerim sıkıntı etme" demesi bile sıkmıştı canımı..

Sonrası
Tekrar görüşmek istediğinde bende o zaman savarım başımdan deyip kabul etmiştim.
Ve 2.buluşma günü geldiğinde beni saran nası tanıycam onu yaa yüzünü unuttum telaşı..
Ve elinde bir poşetle geldi Sevinç Pastane'sinin önüne 
Hangi ara bahsettim bilmiyorum çok severmişsin bu gurubu deyip MFÖ'nün kasetini hediye almış bana..

Günler günleri O ise beni kovaladı durdu..
Kimi zaman sabah işe gittiğim durağa geldi bense kimi zaman o durağa bile uğramadan kaçtım
Kimi zamanda akşam iş çıkışıma bu sefer mecbur görüştüm..

Ve bir sabah,

62 numaralı Montrö-Bornova otobüsünde karşımda otururken 
Yüzüne daha bir dikkatli mi baktım ne
Yan yana uyuduğumuzu düşündüm sabah serinliğindeki çarşafa sarınıp,

İşte o zaman aşık oldum...

Şu an nerede ne yapıyor acaba ?

Diye 

Düşünmüyorum çünkü

Şu anda karşımdaki koltuğa uzanmış formula 1 sıralama turlarını izliyor..





13 Kasım 2012 Salı

Sorularım var benim belki 40 tane

Borçlarımı ödedim, 
Zaman geçtikçe Hükmümü yaptım. 
Ama hiç suç işlemedim 
Ve Bir kaç tane kötü hatalar yaptım Payıma düşeni aldım.....
Ama ayakta kaldım 
Ben şampiyonum!





Neydim ?
Ne oldum ?
Ne olucam?

Bir garip kuş'tum ben ,
Diye başlayan bir muhabbet girişinin devamında kurulacak olan cümleler 
Baş rolünde benim olduğum bir hikaye mi ?
Beraber yaşadığım kişilerin oluşturdukları kaderim mi olmalı ?
Kimi neşelendirmeli ?
Kimin canını yakmalı ? 
Kime akıl vermeli ders olsun diye ? 
Ya da yaşadıklarımdan dolayı bir ödül mü hak etmeliyim ?
Kendimi anlatsam konduğum dallarda ki yaşadıklarımdan mesela 
Hangi dal beni ağırlığımla tarttı ki ?
Hak ettiğimin ne kadarını aldım ya da aldığım hakkın ne kadarını doğru kullandım ? 
Ben ki yetişemezken bazen onca çarpan kuş gibi kalbimle yaşadıklarımın bana getirdiği anların atışına kim anlar beni sarar, kollar, olduğum gibi kabul eder ?

Neredeyim ? 
Neyin kıyısında hangi yaşam döngüsünün ortasında ? 

Bakıyorum da şimdi geriye, neler olmalı mesela bunca yaşımın yanında bana destek ? 
Şu yaşımda başarabildiğim nedir ki veremedikten, aktaramadıktan sonra geriye ? 
Anca bir beyaz mermer parçasında başka mezarları ziyarete gelmiş ziyaretçilerin ismimi bir okuyup düşündükleri an dışında ? 
Yoo ölüm yakışmıyor demeyin ne olacağımız belli mi? 
Ondan sebep değil mi "Ne olacağız" demeli bahanesi dilimizde sürekli olduğumuz anın büyüsüne yada üzüntüsüne kapılmamak için tembihlenmemiz ? 

Daha ne kadar yanlış yapacağım mesela ? 
O yanlışları yapmazsam ben nasıl doğruyu bulup kendimi tamamlayacağım ? 
Eksiklerimi, yanlışlarımı sırıtmadan kapatabilircesine ?

Daha kaç tane kalp atışım kaldı ki ? 
Doğru yer ve zamanda kullanmak üzere ? 
Doğru düzgün bir çizgide gittiğini sanırken birden çıkan ani rüzgar sayesinde savrulurken ?

Ben ne zaman kamil insan olabilirim ki ?
Büyüdüm zannederken oysa bir arpa boyu yol alamamışken ?
Her an yanlış yaparken mesela hangisi doğru çıkarabilecek miyim ortaya ?

Devam edip gidiyor hem sorularım hemde yaşım.
Oysa
Kırk fırın ekmek yemem lazım daha,

Bugün benim 40.doğum günüm.







10 Kasım 2012 Cumartesi

O yüreğimizde yaşıyor..


İzmir Cumhuriyet Meydanı


2400 gönüllü'nün katılımıyla
Oluşturulan 
Atatürk'ün yüzü için etkinlikte
Uydudan çekilen görüntü



Ve o 2400 gönüllü içinde
Bende vardım..
Oluşturulan portrede
Atatürk'ün sol alın kısmında yer aldım..

www.izindeyiz.net






6 Kasım 2012 Salı

Halk Eğitim



Hello,
My name's Şeniz
I'm from Turkey
I'm a housewife
....

İngilizce kursuna gidiyorum ben
Halk eğitime..
120 saat haftada 2 gün 8 saat
Toplam kurs ücreti; 50-TL.

Lisedeyken yabancı dilim Fransızcaydı..
Bir de ben Osmanlıca yazma ve okuma kursuna
Gitmek istiyordum
1.kuru kaçırmışım bende İngilizce kursuna gideyim dedim..
Ocak sonunda sınav olucaz
Eğer geçersem 
2.kura da katılıcam.

Halk Eğitimlere sahip çıkalım,
Gerçi ismi değişmiş
Hayat boyu eğitim 
Olmuş..
Gerçekten cüzi rakamlarla 
Ev hanımlarına, çalışanlara, gençlere
Çok güzel kursları mevcut..
Hatta kursa gittiğinizde çocuğunuza kreş de var..
Kaynaşma, yeni insanlar tanımak,
En önemlisi 
Bir şeyler öğrenip
İnsanın kendisine ve çevresine 
Yaratıcılık, yararlı olmak için
Çok etkili...










4 Kasım 2012 Pazar

Dinlenesi... Erotokritos - Ross Daly



Ne zaman dinlesem beni hüzünlendiren
İçimi kanatan, acıtan bir yanı var parçanın..

Hastayım ben..


Bayram ve sonrasından..

Bayramda Didim'deydik malum
Hava bir güzel bir serin
Kararsızdı yani..
Ayaklarımı denize soktum
Kah sıcaktan piştim kısa kollu gezindim
Sonra da üşüdüm çorap, ceket ne varsa giydim
Peki sonuç;
Dün dediğim gibi şifayı kaptım
Midemi üşüttüm sanırım
Bazı zamanlar olur bende bu.
Çaresi de mercanköşk kaynatmak.
Yazın karşı komşumuzun bahçesinde görmüştüm
Bahçe dediğimde büyük bişi sanmayın
Kaldırım olması gereken yer kaldırım değil
Toprak ve çit çevrili o daracık alanda 
Çiçekler, nane, maydanoz ekili işte..
Toplamış kurutmuş komşum
Gece 10'da gittim istedim verdi sağolsun
Kaynatıp limonla içince iyi geldi..
Gerçi halen devam etmekte ama daha iyiyim
Yine yapar içerim..

3 Kasım 2012 Cumartesi

Kasım ayı..

İzmir'e yağmur yağdı dün akşam çok şükür..
Gerçi ağrıyan diz kapaklarımın arkasından anlamıştım
Bir de o bulutların toplanıp başımda yarattığı korkunç baskıdan
Tüm gün başım ağrıdı dün..
Birde misafirliğe gelecek olan apartman komşularım
Ve onlar için yaptığım ikramlardan keki fırına atıp
Fırının çalışmadığını anladığımda ki yaşadığım kısa bir kalp krizini saymazsak..
Neyse ki fırının derdi ara kablonun emeğe olan saygısızlığı imiş..

Kasım ayı aslında sevdiğim bir ay
Kasımpatlarını severim birde bu ayda doğduğum günü..
Bu sene kasım ayı İzmir'de kendini gündüzün yaz mevsiminden bir ay
Gece ise sonbaharın son ayı sanarak geçmekte,
Ee hal böyle olup hava bir sıcak bir serin olunca
Tabii ki benimde biyolojik ritmim bozuldu
Bir sıcak geliyor bir soğuk
Kısa kollularla dolanıyor ayağımdan çorabı eksik etmiyorum
Ama bunca tedbire rağmen hasta oluyorum
Midemi üşüttüm sanırım..
Af edersiniz midemden çürük yumurta kokusu geliyor sanki burnuma
Midem ara ara bulanıyor ama gelen acı su safradan başka bişi değil..

Neyse çok hastalıktan bahsetmeyeyim..
Kasım ayı güzel,
Kasımpatları güzel
Kasım ayında doğduğum gün bir başka güzel...