gezmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezmek etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Nisan 2014 Pazar

Gezdim, tozdum..


Bol gezmeli bir hafta sonu yaşadım.
Bugün de  Seferihisar Sığacık'taydık.
Sığacık'ta kale içinde pazar kuruluyor
El açması börekler, baklavalar, sarmalar
Otlar, zeytinyağları, el işleri
Ne ararsanız var..
Aldık  böreklerden, sarmalardan deniz kenarına 
Çayla beraber yedik içtik..

 

Bu manzaraya bacağım girsin fotoğraflarını
Çok seviyorum..
Alışsanız iyi olur.
 

Dönüşte  papatyalar topladık..
Ah bir de fotoğraflarda gram oynama yapmadım bu sefer
Olduğu gibi Allah ne verdiyse ekledim.



24 Kasım 2012 Cumartesi

Bugünden...


En yakın arkadaşım
Hadi gidelim dedi..
Annesi, babası ben atladık arabaya
Önce Urla'ya gittik,
Sonra da Çeşme'ye..



Tarlaya
Bir keçi bir de Egeli girmiş tarla sahibine demişler,
Tarla sahibi kasketini tutup koşmuş
"Keçiyi boş verin Egeli'yi çıkarın ot bırakmaz tarlada"
Demiş..
Şaka tabii..
Pek bir şey bulamadık
Zaten tarlaya da girmedik kıyısından, köşesinden dolandık
Radika ve ebe gümeci bulduk..
Bir de nasıl olmuşsa
Mis gibi kokan naneler..



4 Eylül 2011 Pazar

İkea malı çiçek sulama kabı



İkeya ne olmuş öyle ?
Tam Türkleşmiş diyebilirim.
Bugünkü bunca yorgunluğa sürükledi eşim beni
Gittik Forum Bornova İkea'ya.
Forum'u gezelim dedi önce ve Deichman ayakkabı mağazasına girdik
Hay girmez olaydık,
Bi ayakkabı beğendim içimde kaldı
İndirime girince alırım kalkıp o kadar dünya para veremem doğrusu
Gerçi yaşgünü hediyesi alayım sana dedi eşim ama 
Daha çok var yaş günüme o zamana kadar başka bişi de beğenebilirim.
Ayakkabımız yazlık, topuklu, petrol mavisi renginde çok daaa şekerrrr
Ama fiyatı pek de yüksek çekerrrr
Neyse indirime girme ihtimalini düşünüp cayıverdim.
Sonra İkea'ya gittik karnımda aç restorana yollandık
Aman o ne kalabalık öyle ?
İsveç köfte falan yiyemem açıkçası ne bileyim isveç ineği değildir belki ?
Tavuklu krep yiyeyim bari dedim 3 dakikası var fırında bekleyin.
Bekledik brokoli salatası aldım bide.
Bi masa buldum tam oturacaktım ki
Masadaki bi bayanın ortalığı yırtan sesiyle bir kabustan uyandım
Kadın şöyle bağrınıyordu; Alperrrrrrrr yapmmaaaa burayaaaa gelllllll!
Ay dedim hemen başka bi masa bulmalı hatta mümkünse yemeği bırakıp kaçmalı.
Bi masa bulduk oturdum kendimi de fırından çıkan krebin sıcaklığına karşı hazırladım
İlk lokmayı aldım oda ne?
Buz gibi !
İçindeki tavuk bile buzlu buzlu....
Masadan kalkıp bu neden böyle diye çemkirecek halim bile yoktu
Brokolimle mutluluk arayışına girdim.


Mağazayı dolaşalım dedik
Aman Allah'ım hani o maksuscuktan döşenmiş oturma odaları, salonları, mutfakları varya 
Oturur yorgunluğunu atar, mutfak çekmeceklerini karıştırırsın falan
Bantlamışlar oraları kırmızı-beyaz şeritlerle
Girmek yasaklanmış...
Neden amaaaaa ?
Anladı amcamlar olayı biz Türklerin o odalarda gün yaparcasına doluşup oturmalarımızı
"Canımmmm bu bizim yatak odamız olsunnnnn" diye kız arkadaşını sıkıştıranları
Çocuk odalarında çocukların yataklarda tepinmelerini falan.


Bunca yorgunluğumu alsın diye 
5,45-Lira olan çin işi :( tava, kağıttan lamba ve lila rengi çiçek sulama kabı alıp
Mutlu mesut ayrıldım İkea'dan.....









22 Ocak 2011 Cumartesi

Bakiye hep sıfır...





Sen kalk süslen püslen tak takıştır 
Çık dışarıya sokakta hava at 
"Gezmeye gidiyom"  diye 
Kapı önünde çömeşmiş, yemeni kenarı yapan varoş karılarına, 
Sonra da otobüse bin 
Kentkartın ötsün! 
Bişi değil bide o cadaloz karı bağrınsın otobüste 
"BAKİYENİZ YETERSİZDİR" diye...
Süklüm püklüm geri döndüm eve sokağın diğer ucundan...









16 Aralık 2010 Perşembe

Kısa kısa



Kıskandım,


Sevgili Leylak Dalı,
Pino'suyla, Şuşu'suyla buluşmuş, 
Çay içmiş, sergi gezmiş - gezememiş muhabbetten -


Hani İzmir'li blogcular neredesiniz ya...
Aaa okumuyom, görmüyom sanmayın
Buluşmuşsunuz Carte dor yemek için Asansör'de
Tatlı yemek içinde Özsüt'te
Bende blogcuyum benim ne eksiğim var ?


Bayıldım,

Portekizli Ören Bayan
Ne de güzel bir yelek o öyle ?
Şeker pembesi o yeleği örmeliyim
Ama o portekizce tarifi sökmem lazım önce.


Hüzünlendim,

Mutlaka dinleyin

Yunanca parçalar bana hep 
Güneşli sıcak yaz günlerini,
Deniz kenarında rakı-balık gecelerini
Ve şunu hatırlatır;


Camları dövüyor yağmur damlaları,
Kayalara çarpıyor denizin dalgaları
Bir ıslıkla camları yalıyor hırçın rüzgar
Bense senin koynunda
Bir tek ses işitiyorum
Kalp atışlarını...


Şarkı; Notis Sfakianakis "Akou bre file"


Yönümü buldum,

Kaybolmayın,
Cep aynası sayesinde
İçim açıldı 
Ne yapsam, ne etsem diyordum
Hangi yol çıkar hangisi beni sürükler
Kaybolmayın.

24 Kasım 2010 Çarşamba

Dinleyin derim





Severim,
Dinlerim,
Yarın yokum 
Ben yokken dinleyin
Ben
Nerde miyim?
İzmir'deyim.
Yağmuru takmadan dolaşıcam biraz
Belki Kordonboy'unda,
Belki de Hisarönün'de


Not: Şarkılardan biri tanıdık
Tahmin edebilecek misiniz bakalım ?
Ve doğru tahmin bir okuruma çekiliş sonucunda
Öpücük armağan edicem.

St: 11:55
Demişim 
Dün gece okuyuculardan bi uyarı aldım.
Benim sayfam açıldığında Grooveshark çıkmıyormuş.
Şarkıları oradan eklemiştim sayfama.
Bende gözüküyor halbuki
Tekrar bi düzeltme yapıp ekledim şarkıları




4 Mart 2010 Perşembe

Dün

Dün Babacımla geçirdiğim güzel bir gündü.
Annemle Babam erkek kardeşimin yanından döndüler,
Annem Turgutlu'da inip Boşnak köyü Halilbeyli köyüne gitti.
Babam'da bana geldi. Biraz uyuduktan sonra kalktık kahvaltı yaptık
Kendimizi dışarı attık.
Balçova'daki nalet arsaya bakmak için.
Gelgelelim Üçyol'da o kadar çok 86 Teleferik otobüsünü bekledik ki
Neredeyse şeytanın dürtmesiyle aşağıya Konak'a gidelim dedik yürüyerek Halil Rıfat Paşa'dan.
Durak kalabalıklaştı herkeste bir şikayet, bir konuşma sanırsınız ki meclisdeyiz.
Gerçi biz yararlı, candan, kavga etmeden saygılı  konuşmalar yaptık
Eee İzmir'liyiz ne de olsa :))
Neyse tam muhabbetler değil vatanım, dünyayı kurtarmaya gelirken
Arka arkaya gelen otobüslere dağıldık hep birden.
Nalet arsa dedim ya nalet yüzüne bile bakmadık varsayımla şurası burası dedik döndük arkamızı.
Bindiğimiz otobüs şükür ki ne şükür Mustafa Kemal Sahil Bulvarından gidiyormuş ohh dedik.
Tabii ben yanlışlıkla Karataş diye Küçükyalı'da inince sahilden Konak'a kadar yürüdük.
Karataş sandığım yer Mithatpaşa imiş.
Ama iyi oldu, balık tutanlara baktı Babacım içi gitti bir balık sevdalısı olarak.
Dinlenmek için oturduğumuz bankta bir kese kağıdı dolusu çiğdem bırakmışlar ondanda biraz yedik.
Yürüdük de yürüdük neredeyse 2,5 km.
Babamı Konak Piere götürdüm gezdirdim.
Eski Balık Halinin bu halini görünce şaşırdı ve çok mutlu oldu.
Kemeraltı'nı gezdik, yemek yedik evimize döndük.

Not: Ammada çok semt adı geçmiş yazımda yaaa.... 

17 Şubat 2010 Çarşamba

Köpekler kadar yorgunummmm

Sabah kalktım hava bir güzel bir güzel.
İliğim, kemiğim ısındı vallaha.
Yarın gelicek olan caaanımm lise arkadaşımın istediği bir kitabı almak için Konak Pier'e gittim.
Tabii hava güzel yaa.
Önce uzun kalın bir ceket giydim bahçeye çıktım ıııhh hava güzel kalın gelicek bu dedim.
Tekrar girddm bu sefer 2 tane ince tişört ve yine biraz daha ince bir ceket giydim çıktım.
Sanki tüm İzmir sokaktaydı bugün.
Konak İskeleden deniz kenarından dolanıp Konak Pier'e vardım.
Remzi Kitabevi'nden arkadaşımın istediği İnci EYeşilyurt'un "Kocacığım isterse kölem olur musun" adlı kitabı.
Kendime de çokkk sevdiğimmm Jane Austin'in kitaplarından "İkna"yı aldım.
Sanki filmini izledim gibi geliyor bana ama yine de okumak daha başka olur.
Aşk ve Gurur'da vardı ama lisede kitabını okumuştum, TRT 3'te dizisini izledim, filmini izledim.
Aslında tam bir Bay Darcy aşığıyımdır ben :))
Neyse kitapları alınca elticiğimi aradım ,
-burda -ciğim eki gerçekten çok sevdiğimdendir başka bir mecaz anlamda diil.
Buluşalım gel sana Kızlarağası'nda kahve ısmarlıyayım dedim.
O'da Şirinyer'e pazara gidecekmiş orda buluşalım dedi 1 saat sonra.
Ben de vakit geçsin diye bir kumru aldım,
-İzmir'ce kumru = içine tulum peyniri, domat ve biber konulan sandviç türü yiyecek :)-
Sonra da Pasaport'un orda denize karşı bir banka oturup bi yandan kumrumu yedim
Bir yandan da İkna'yı okumaya başladım.
Vaktin geldiğini düşünüp otobüse atlayıp Şirinyer'e gittim.
Eltimle buluştum önce bir çay içtik sonrada pazarda o tişörtçü senin, o tişörtçü benim dolaşmaya başladık ama bu arada ayaklarım topuklu ayakkabıdan çok ağrıdı :(
Parka karşı bir kahveye yine çay söyleyip parktaki banklara oturup çay içip yorgunluk attık.
Ama eve geldiğimde öyle yorulmuş, öyle üşümüşüm ki battaniyenin altına girdim.
Eşim gelene kadar uyudum.
Şimdi iyiyim yarın canımm arkadaşım gelicek.
Eee 5 yıl aynı sırayı paylaştık,
İyi gecelerr....