10 Eylül 2009 Perşembe

7 KADIN

cesetizleri yazısına bir şarkı eklemiş. 
Dinlerken bana hatırlattıkları bu oldu.
Şarkıyı yükleyemedim bir türlü. 
Esengül söylemiş Beterin beteri var. 
Dinlerseniz umarım aynı duyguları yaşarız.

Sabah 8'de işbaşı yaptı o 7 kadın.
Evden çıkarken bıraktıkları bebekleri uyuyordu onların.
Kafaları zonklatan sanayi tipi dikiş makinasının başında bir yandan diktiler bir yandan da ev ve hayattaki sıkıntılarını düşündüler. 
Genelde dikim atölyelerinde çalan bu müzikle daha da efkarlandılar bastılar da bastılar makinanın pedalına. 
Usta bağırdı "İş yetişmiyor" 
Nasıl yetişsin dedi o 7 kadın. "Dertlerimiz daha büyük" 
Ne sigorta, 
Ne düzgün yemek, 
Ne de mesailerle geçen günlerden sonra bitmeyen yorgunluk, yılgınlık.
Peki ay sonu ellerine geçen para, azaltmadı yinede sıkıntılarını.
Gökler ağlıyordu o gün. 

Değil bardak kovadan boşalırcasına.
Dertlerine ortak oldu. 
O sular sel oldu, onlar içlerine akıttı.


Akşam oldu paydos verildi. 
O 7 kadın doluştu mezarlık gibi bir arabaya. 
Servis bu ne de olsa işyeri vaad etmişti işe girerken "servisimiz var " diye onlara. 
Ama bu servis aracı onları evlerine değil sel suyuyla mezarlarına götüren tabutları oldu.
Dertleriyle, sıkıntılarıyla beraber.


Ne anlatsam ki? Ne desem ki?

Ne anlatsam ki? Ne desem ki?
29 harften oluşan güzel Türkçem yetişir mi acaba yüreğimdeki acıları tarif etmeye?
Biz ne olduk? Nasıl bir evrim geçirdik ki bu kadar duyarsız, kayıtsız  insanlar olduk  acı çekenlere karşı?
Milli takımımız ya da tuttuğumuz takım gol attığında sokaklara fırlayan bizler acılara nasıl böyle tepkisiz kalabiliyoruz?
Yurdumun bir yanı selden mahvolmuş bir yanında 6 şehit ateş yakmış yürekleri ama  gelgelelim tvlerde diziler, yarışmalar son hız maşallah. Ferhunda neler yapıcak? Bihterle behlülü gören kim? Hamdi beyin son teklifi ne ?
Bir de gözümüze soka soka haberlerde verilen o görüntüler. Sele kapılmış insanların son görüntüleri adı altında sanki göremiyormuşuz gibi tekrar tekrar daire içine geri alınarak, yavaşlatılarak  izlettirilen resmen çin işkencesi görüntüler. Bir insanın son anları mahremdir bence. Tvlerde reyting uğruna yayınlanması gereken görüntüler değildir. Elimizi uzatamasak da o an için gerekli olan  o kişiler için dua etmemizdir. Öyle elimizde cep telefonu son sistem kayda almak değildir. O kişilerin hiç mi ailesi, sevenleri yok. İnanın o görüntüleri izlemedim, izleyemem.  Zaten bakamam filmde olsa bakamam. Biraz izledim kapattım hemen. O insanların aileleri nasıl izleyecek yürekler dayanamaz. Ama yine de ağlıyorum şu anda. Hem de o seller kadar. 
Bir de bu yetmezmiş gibi son bir haftadır mayıs ayında trafik kazasında vefat eden halamın kızının mobese kameralarından elde edilen kaza ve ölüm anı yayınlanıyor tvlerde, internette ki haber kanallarında. İleri geri oynatıyorlar. Ve biz tekrar tekrar ölüyoruz o anda onunla beraber.
Zaman yas tutma zamanı, 
Ölenlerimiz için dua etme, 
Geride kalan acılı ailelere sabır dileme vakti. 
Bir de kendini bilmezler için de akıl, fikir, olayları muhakeme gücü dileme zamanı.

Not: Büyük yazdım olur a belki o kendini bilmezlerden biri okurda bir nebze aklı çalışır diye.