16 Aralık 2010 Perşembe

Durma yürü

İleri marşı



Yok yok böyle olmayacak
Şurama kadar geldi
Hani çocukları salsanız 
Oynarlar, kavga ederler 
Ammaaa
Bi süre sonra orada ya uyurlar
Ya da kavgayı unutup yeniden oynamaya başlarlar
Ama büyükleri saldık oraya neler oldu?
Sıkıldım da artık
İzmir'liyim
Biri İzmir'liyim dedi mi
Az buçuk nasıl bir siyasi görüşe sahip olduğunu çakarsınız.
Ama gelin görün ki artık
UTANIR oldum onlardan !
Sana ne kardeşim 
Bi takım olimpiyat oyunları,
.......................................................................'larından !


Vallaha acıdım dün haberleri izlerken
Neye biliyor musunuz?
Onca tomar kağıt konuldu kürsüye
O kadar kağıt o kadar yok edilmiş AĞAÇ demek.
ODUN demiyorum
Zaten dolu her taraf.

Kısa kısa



Kıskandım,


Sevgili Leylak Dalı,
Pino'suyla, Şuşu'suyla buluşmuş, 
Çay içmiş, sergi gezmiş - gezememiş muhabbetten -


Hani İzmir'li blogcular neredesiniz ya...
Aaa okumuyom, görmüyom sanmayın
Buluşmuşsunuz Carte dor yemek için Asansör'de
Tatlı yemek içinde Özsüt'te
Bende blogcuyum benim ne eksiğim var ?


Bayıldım,

Portekizli Ören Bayan
Ne de güzel bir yelek o öyle ?
Şeker pembesi o yeleği örmeliyim
Ama o portekizce tarifi sökmem lazım önce.


Hüzünlendim,

Mutlaka dinleyin

Yunanca parçalar bana hep 
Güneşli sıcak yaz günlerini,
Deniz kenarında rakı-balık gecelerini
Ve şunu hatırlatır;


Camları dövüyor yağmur damlaları,
Kayalara çarpıyor denizin dalgaları
Bir ıslıkla camları yalıyor hırçın rüzgar
Bense senin koynunda
Bir tek ses işitiyorum
Kalp atışlarını...


Şarkı; Notis Sfakianakis "Akou bre file"


Yönümü buldum,

Kaybolmayın,
Cep aynası sayesinde
İçim açıldı 
Ne yapsam, ne etsem diyordum
Hangi yol çıkar hangisi beni sürükler
Kaybolmayın.