5 Haziran 2010 Cumartesi

Mutfak ve ben



Mutfaktan gelen tıkırtılar, sesler, kokular her zaman hoşuma gitmiştir.
Çünkü yemek hazırlığı, boş midenin gurultusunu her zaman için yener.
Kızarmış ekmek kokusu tüm mutfağı kaplarken,
Nescafe suyu için - evet yalnızken kahvaltıda nescafe içerim-
Su ısıtıcıdan gelen kaynama sesi eşlik etti sabahki neşeme.
Bu sabah tatlı ağırlıklı beslenmek istedim.
Normalde yemem ama bu sabah daha bir tatlı olmalı dedim kendi kendime.
Kızarmış ekmek üzerinde eriyen margarin her zaman çok mutlu eder beni.
Demek ki güzel kızarmış ekmekler derim o zaman.

Bir yandan yapılan kahvaltı bir yandan da 
Elimden bir türlü bırakamadığım Alacakaranlık serisinin 2.kitabı olan Yeni ay eşlik etti bana.





Mutfağımda bu köşeyi çok seviyorum.
Bu divanda oturularak kahve eşliğinde yapılan sıcak sohbetler 
Kimi zaman abartılı olsa da günlük işlerden sıyrılmak adına edilen dedikodular
Ve sıcak ve uzun yaz günlerinde meyve eşliğinde uzanılarak okunulan kitaplar.


İzmir'de bugün hava kapalı ama bu kapalı hava nedense kış zamanı kapalı olan havalar gibi boğmuyor beni.
Biliyorum ki, yarın güneş açacak,
Açmalı çünki bir kır düğününe davetliyiz :)

Kalemim silah, mürekkebim de kandır benim.



Canım bişi yazmak istemiyor.
Ülke resmen değil iki
Üç'e Dört'e bölünmüş durumda.
Ya da isterse daha da fazlalaştırılabilir.
Tamam insandır, candır, yardım yapıyordur.
Silahsız, savunmasızdır...
DAAAAAAAAAAAA
Peki bu kadar gösteri nedir Allah aşkına?
Serebrenitsa'da kıyım olduğunda nerdeydiniz?
Karabağ'da bir gece içinde katledilenler Türk değil miydi?
Ya da çok uzağa gitmeyin canım
Geçen sene hani Uygur Türklerine yapıldı bir kıyım
Kaç kişi hatırlıyor ?
Kaç kişi döküldü sokaklara ?
Nedir bu kardeşim ben anlayamıyorum 
Ne yani müslüman mı olmak gerekiyor illa?
Birileri anlatsın bana?


Şehitlerimizin mekanı cennet olsun inşallah...