Bir iç dökme bu hani şikayet değil. Şikayet etmek istesem de aslında nereye, kime ?
Kaşılığı olur mu ? Hani çok üzüldün sen , içini yaktın yıktın bunun son bulması için en fazla.
Yaşanılması kuvvetli sıkıntıları nasıl çevirebilmeli ki insan hani bi de gülen tarafından ?
Emek harcayıp, terleyip icabında üşüyüp kazanılmadan, sıkıntı çekmeden mesela hiç ama hiç bir şey insanın kendinin olamıyor muş anladığım bu. Gecenin bir yarısı davetsiz misafir gibi gelip kapımı çalmadan hani Tanrı Misafiri bereketine bile girmeden başımın üstünde yerleri olmadığı halde çöreklenen bi takım düşünceler, daha gerçekleşmeden sıkıntısı basan senaryolar. Yazması ne de kolay aslında bi bilseniz oradan oraya uçan ama ağırlığı içimi yakan. Hani geçmişe bakıyorum da okuduklarımdan, işittiklerimden, gördüklerimden hep var be bu sıkıntı. Ne olabilir ki geçim sıkıntısı. Ülkenin aylık ekonomi verilerine göre yoksulluk sınırının altında yaşayanlardan değil miyiz hepimiz hani bi şekilde ucundan, kıyısından olmadı ta içinden göbeğinden. Buna rağmen yaşamaya çalışanlardan değil miyiz bi şekilde. Yaşamın her döneminde hemen herkes yaşamış bu sıkıntıları. Her dönemde var olmuş bi şekilde. Yaşamışlar, çekmişler bitmiş sonra. Ne kalmış peki geriye yeni sıkıntıları çekeceklere hani en azından bi örnek bunlar da yaşandı bi şekilde diyişler mi?
Neyse çok döktüm içimi geçicek bu günlerde ve ben geriye dönüp ne günler geçirmişim üzülmeye, sıkılmaya değmedi bak işte yine yolun sonu yaşadın, çektin, sıkıldın bitti ne içindi ki?