31 Ekim 2009 Cumartesi

Ben bir çöp konteyneriyim...

Ben bir çöp konteyneriyim bir mahallenin en ücra, en istenmez köşesinde...


Önceleri büyük tabakalar halindeydim ben. Sonra maharetli  eller adılar büyük makinalarda ustalıkla kıvırdılar, kalıplara soktular, kaynak yaptılar. Ve o büyük atölyenin bir köşesinde pırıl pırıl bir şekilde yerimi aldım. Sonra yine bazı kişiler aldılar beni üstüme bir yazı şablonuyla .... Belediyesi Çöp konteyneridir diye bir yazıyla nereye gideceğimi belirlediler. Çok mutlu oldum "Ohh be en sonunda imrenilisi temizliğim ve parlaklığımla mahalle sakinlerime hizmet vereceğim" dedim. 

Görevimi yapacağım mahallenin yolunu tutarken kamyonda çok güzel düşüncelerim  vardı. Mahalleli evlerindeki çöp poşetlerini bana atarak, evlerini temizleyecekler, hastalıklardan korunacaklar sayemde dedim. Görevimi yapacağım mahallede ne yazık ki istenmeyen bir yere koydular, ücra yerlere attılar beni. Olsun dedim ben mahallelinin en uğrak yeri olucam, insanların evlerinin temizliğini sağlıyacağım  ne de olsa dedim.

Ne yazık ki çok hor kullandı mahalleli beni. Tepeleme yığdılar çöplerini, sulu sulu attılar, sular süzüldü yola akmaya başladı. Sinekler sardı her yanımı. İnsanlar yanımdan geçerken burunlarını kapatır oldular. Geceleri boşken içim, bazı sarhoşlar arabalarıyla çarptı bana. Bazı gençlerde  neye kızdılarsa ya yere yatırdılar beni ya da içimdeki çöplerle beraber yaktılar beni. İçim yandı hem de cayır cayır. Öfkelerini benden almaya kalktılar. 

Sonra da mahallenin kadınları toplandı muhtarlığa şikayet ettiler beni. 
"Çok pis bu çöp konteyneri etrafa hastalık saçıyor, çocuklarımız hastalanacak alın burdan" diye.


Oysa isterdim ki mahalleli çöplerini atarken biraz daha duyarlı davransınlar.
Çöplerini ayırıp atsınlar, suları süzüp, ağzı sıkı bağlı çöp poşetlerini kullansınlar.

Sulu yemek çöplerinin içine çöpe attıkları ekmekleri doğrasınlar yanıma bir yoğurt kabında koysunlar. Yanıma en çok açken gelen sokak köpekleri ve kedicikler yararlansın diye.

Şimdi dört ayağımdan biri kırık aksar gibi, içim delik sularımı akıtıarak  bekliyorum öyle belediyenin aracını gelip beni alsın diye.

28 Ekim 2009 Çarşamba

CUMHURİYET BAYRAMIMIZ KUTLU OLSUN !




HERKESİN CUMHURİYET BAYRAMINI KUTLUYORUM. 
SON BAYRAMLARIMIZ OLMASIN İNŞALLAH.

Karalanmaya başlayan tarihimizde beyaz bir sayfa olan 10. Cumhurbaşkan'ımız Ahmet Necdet Sezer'in  Cumhuriyet'imizin  77.yıl' ında verdiği kutlama mesajını yayınlamak istiyorum.     

Lütfen okuyun, okutunuz.

 

27 Ekim 2009 Salı

Biz küçükken

Biz küçükkken;
Bir keresinde Babam tarasadaki asmada olgunlaşmış üzümleri vermiş arkadaşlarına.
Sanki çok yiyoruz da bir surat yapmıştıkki of of.


Bir keresinde de Babam kahvede arkadaşlarına sigarasından ikram ederken erkek kardeşim görmüş. Babamı çağırmış kahvenin karşısında caminin köşesinde kızmaya başlamış. Babama "sigaranı niye dağıtıyorsun". Bu laflara değil ama son anda kardeşimin Babama attığı tokada yetişmiştim.


Bir keresin de Babacım bıyıklarını kesmiş akşam eve gelince fark ettim. Başladım bağıramaya," Sen benim babam değilsin, başka adamsın ne işin var evimizde gitt"  diye.


Bir keresin de Babam yine kahvede -zaten kahveyle aramızda bir ev, bir cami var- misafir gelmiş eve annem çağırtıyor Babamı. Ama kalkıpta geldiği yok babamın .
Bu sefer ben gidiyorum kahvenin kapısına ne kadar kızmışsam bağırıyorum "Babaaa annem seni kapının arkasında odunla bekliyorrr" tüm kahve kahkahadan yıkılıyor, babam yine eve gelmiyor :)))


Yine bir gün  Annem teyzenden bir kavanoz yağ alıp gel diyor bana .2 sokak aşağıda oturuyor teyzemler. Gidiyorum ama dönüşte dinlenmek için kaldırıma yağ dolu kavanozu koyarken elimden kayıyor yere sert oturan kavanoz kırılıyor. Ben elimde kapağı kalmış şekilde gidiyorum eve. Annem aynen şöyle diyor " Doğruuu banyoya " eh bundan sonrasını anlatmama gerek yok sanırım.

26 Ekim 2009 Pazartesi

Cins köpekler !

Ayrıntılı bilgi için lütfen tıklayın ;


Bu cins köpekleri bileniniz var mı?

DOMUZLUK ETMEK

ŞU DOMUZ GRİBİ İÇİN OKULLARIN TATİL EDİLMESİ 

"NEDEN 29 EKİM CUMHURİYET BAYRAMIMIZIN OLDUĞU 
HAFTAYA DENK GETİRİLDİ " DİYE SORSAM 

ACABA ÇOK MU DOMUZLUK ETMİŞ OLURUM 
SAYIN HÜKÜMET YETKİLİLERİMİZE ?

25 Ekim 2009 Pazar

Pazar kokuları



*Kızarmış ekmek kokusu,
*Demlenen çayın kokusu,
*Tavada sucuk kokusu,

*Semt pazarındaki meyve, sebze kokusu,
*Balık tezgahındaki balıkların kokusu,
*Çerezcide kavrulan leblebinin dayanılmaz kokusu,

*Yıkanıp, asılmış çamaşırların kokusu,
*Temizlenmiş evin mis kokusu,

*Akşam üstü gezinirken sahilde ciğerlerimize dolan İzmir'imin kokusu... 


Resimdekiler : Polly ve Anna İnciraltı pet arkadaş buluşması

 

23 Ekim 2009 Cuma

Hüzünlendim

Bu gün pek bir ağlakım. 

İşten eve dönerken yere yatmış bir köpekçik gördüm. Başını bile yere koymuş., öyleee düşünür gibiydi sanki mutsuzdu. Eğildim sevdim otobüsü kaçırma pahasına sevicem seni dedim. Başını kaldırdı çantamdan kurabiye çıkardım elimle verdim yemedi Lucky'den alışkanlık kalmış ben de. Sonra parçalayıp önüne koydum kalktım durağa yürüdüm.

Otobüsümü kaçırdım tabii hemen arkadan gelen başka bir otobüse bindim. Otobüs tıklım tıklımdı. Kulağımda radyom powerfm'i dinledim. Akşamları Bay J'nin programı oluyor eğlenceli biri :). Körüklü otobüsün körük kısmındaydım. Yanımda bir bey vardı bir ara ceketinin iç tarafına hapşurdu. Takdir ettim şu domuz gribi olayı patlak verdiğinden beri otobüslerden, insanlardan korkar oldum. 

Şirinyer'e gelince indim, Nato'nun oraya yürüyüp evime giden başka bir otobüse yetiştim. 
Bi yer buldum oturdum karşımda bir dede diyim artık. Öyle mahzun bakıyordu ki etrafa ne bileyim hüzünlendim. Cam tarafına başımı çevirdim. Bazen bir yaşlı görünce Baba'cım geliyor aklıma özlediğimi, O'nu çok sevdiğimi düşünüyorum aynen bu satırları yazarken olduğu gibi gözlerim doldu camdan dışarı bakıp biraz ağladım. Otobüsten inincede Babacığımı arayıp konuştum, onu çok sevdiğimi söyledim. 

Annem burdaydı bugün döndü Didim'e. Akşam yatarken biraz onunla yattım. Sarıldık birbirimize. Bana " Sabaha kadar beraber yatalım" dedi ama horlamaya başlayınca kendi yatağıma gittim. Ben horlama sesinden, buzdolabının, saatin sesinden uyuyamam. Kaldığım yerde saat varsa hemen pilini çıkarırm :).

Neyse tüm bunlar bir araya geldi biraz da ağlak parçalar dinledim hüzünlendim önemli bişi yok yani.

21 Ekim 2009 Çarşamba

Şeniz'cik cik cik !



Bir gün bir gün Şeniz'cik işten eve de gelmiş kimse yok.

Açmış bakmış dolabı salça da sanmış kuşburnu reçelini.

Almış sürmüş ekmeğe üstüne de tuz serpivermiş.

Almış ilk lokmayı ağzına ne yapacağını şaşırmış?

Not: Resimdekiler 5 yaşında kuzenimle çekildiğimiz bir resim.

20 Ekim 2009 Salı

Huu komşu komşu

Huu komşu komşu 
Oğlun askerden geldi mi?
Gelmedi şehit oldu,
Kara toprağın altına girdi.
Birilerinin deyimiyle 
"Yan gelip yatmaya"



Eee komşu ne getircek ki ordan 
Ne mi? 
Kalbine giren kurşunu satanı, 
O silahı eline alanı, 
Aldıranı, 
O tetiğiçekeni, 
Çektireni



Başka başka ?
Bu bozuk düzeni daha da bozanları,
Bozdurmaya çalışanları, 
Bozulanları,
Kokuşmaya başlayanları.


Ee komşu komşu?
Onlar nerde ki? 


Ağaca çıkacaklar, boyunlarınada ip,
Ama bilmiyorlar ki ağaçtaki son halleri
Facede paylaşılacak, 
Cep telefonuna duvar kağıdı olucak.

Ee komşu komşu,
Onlar başka nerede?
Nerede olucaklar 
Şimdilik su içiyorlar zemzem niyetine
Arap ülkelerinde,


Ee komşu komşu ordan?
Ordan mı ?
Dağa kaçacaklar dağdan inenlerin arasına karışacaklar,
Suya kaçacaklar gemiciklerine binip
Amerikana rota açacaklar,
Sonra da akıllarınca Amerikayı fethedecekler,
Şehit kanlarıyla kurulmuş, sulanmış ülkelerini fesh edecekler.










18 Ekim 2009 Pazar

Yapacak çok işim var,

Yarın pazartesi.
Ve sanırım 3,5 senden sonra ben de bu pazartesi sendromunu yaşıyacağım.
Yarın işe başlıyorum.

Geçen hafta buldum işi. bir arkadaşım çalıştığı işinden ayrılıyormuş, benim yerime çalışırmısın dedi.
Ben de gittim patronuyla görüştüm, müdürle görüştüm.
Zaten hem arkadaşımın torpili, hem de daha önce çalıştığım yeri patronu bildiği için işe girdim.
Umarım uzun ömürlü olur. 
Ya da hayırlısı neyse olsun.

Onun dışında  iki tane kitap aldım.Onları okumak istiyorum. 
Biri Sahtekar/ C.C. Bergius yazmış.Alman bir yazarmış.Aslında kitabın arkasını okudum şövalye,aşk falan deyince hemen alayım dedim.
Kitap çok eski ama dışını naylon kaplı. Sayfalarında o eski kitaplara özgü koku var. 
İzmir'de Behçet  Uz çocuk hastanesinin arkasında Sevgi Yolundan aldım.Orda satılır böyle kitaplar.


Akşamda Forum Bornova'ya gittik. Arkadaşlarla NEFES, VATAN SAĞOLSUN adlı filmi izlemeye.
Daha önce yazmıştım orda bir arkadaşımızında rolü var diye. Hatta Aşk-ı Memnu dizisinde de oynuyor. Nihat rolünde İlker KIZMAZ. 

Filmin başlamasına vardı. D&R'ı gezdik. Ordan da Hannah ve Son Osmanlılar adlı Nine Moati'nin yazdığı bir kitabı aldım. Osmanlının son zamanlarında geçen bir hikayesi var.


Eşime ceket örüyorum işlerden, kitaplardan başımı alıpta dizi izlerken. Bi yandan izleyip bi yandan da örmek çok güzel oluyor. Ve attığım her ilmekte sanki sıkıntılarım, huzursuzluklarım dağılıyor.




15 Ekim 2009 Perşembe

Sokratesin 3 filtre testi

Eski Yunanda , Sokrat bilgiyi saklamasi sebebiyle saygıdeğer bir ün yapmıştı.

Bir gün bir tanıdık, büyük filozafa rastlar ve şöyle bir konuşma geçer;

'''' Arkadaşınla ilgili ne duyduğumu biliyor musun ? ''''
Bir dakika bekle diye cevap verir Sokrat. 

Bana birşey söylemeden evvel senin küçük bir testten geçmeni istiyorum. 
Buna Üçlü Filtre Testi deniyor.

"Üçlü Filtre?"
''''Doğru, '''' diye devam eder Sokrat.

Benimle arkadaşım hakkında konuşmaya başlamadan önce, bir süre durup ne söyleyecegini filtre etmek, iyi bir fikir olabilir.
 

Birinci filtre ''''Gerçek Filtresi."""
Bana birazdan söyleyeceğin şeyin tam anlamıyla gerçek olduğundan emin misin?"

'''' Hayır. Aslında bunu sadece duydum ve .... "" der adam.

'''' Tamam,'''' der Sokrat
Öyleyse , sen bunun gerçekten doğru olup olmadığını bilmiyorsun.
 

Şimdi ikinci filtreyi deneyelim,
'''' İyilik Filtresini.''''
Arkadaşım hakkında bana söylemek üzere olduğun şey iyi birşey mi ?

'''' Hayır, tam tersi...''''

'''' Öyleyse, ''''diye devam etti Sokrat.
Onun hakkinda bana kötü bir sey söylemek istiyorsun ve bunun doğru oldugundan emin değilsin. Fakat yinede testi geçebilirsin, çünki geriye bir filtre daha kaldı.
 

'''' İşe yararlılık filtresi.''''
Bana arkadaşım hakkında söyleyeceğin şey benim işime yarar mı ?

''''Hayır ,'''' gerçekten değil.

''''İyi, eğer bana söyleyeceğin şey doğru değilse, iyi değilse ve işe yarar , 

 faydalı değilse bana niye söyleyesin ki ?

Bu Sokratın iyi bir filozof olmasının ve büyük itibar , saygı görmesinin sebebiydi.

Yakın ve sevgili herhangi bir arkadaşiniz hakkında başıboş konuşmalar
duyduğunuz her sefer bu 3 filtre testini kullanmanızı sizlere tavsiye ederim.


14 Ekim 2009 Çarşamba

Facebook Sayfamda paylaştığım özlü sözlerim,



Domatesin çekirdeği kırmızı kırmızı - 2 kere -
Kızlar bu dünyanın yıldızı yıldızı   - 2 kere -

Domatesin çekirdeği sapsarı sapsarı, - 2 kere -
Erkekler bu dünyanın şapşalı şapşalı - 2 kere -

Yazarın mühim notu :  
"Çadırımın üstüne şıp dedi damladı" şarkısının ezgisiyle terennüm edilmesi hussusiyetle rica olunur.


Çekirdek aile ne demek ?

Bir araya gelip bir duvar üstüne oturup, ayaklarımızı sallayıp, çöplerini ağzımızdan tükürürcesine çekinmeden çekirdek çitleten insan topluluğu.

Şu termosları anlayamıyorum. 
Sıcak koyuyorsun sıcak tutuyor, 
soğuk koyuyorsun soğuk tutuyor...
 
Eşrefpaşa'lıyım, eli maşalıyım. 
İzmirspor,Altay, Göz göz'lü, Kaf kaflıyımda.  
Boyoz,yumurta en güzel kahvaltı.  
Kordon'da oturup çay içmenin keyfi bambaşka. 
Belkahve'den bakınca İzmir'e nefesim kesilir, 
Kuru otlarını bile özlerim gurbet ellerde. 
Vapura biner karşıya geçerim, Karşıyaka Çarşı, Kemeraltı hala giderim. Varyant'tan çıkarken her seferinde yeniden şükrederim 
İZMİR'li olduğuma. 
Var mı ötesi ?

Kaf kaf'lıyım leynnn...
Göztepeliyimde uleynn ...
Amaaa Fenerliyimde heyyttt be...

13 Ekim 2009 Salı

TEŞEKKÜR EDERİM



Aslında yazmayı severim, 
Ama okumayı daha çok.
Belki otobüste, bir yerde beklerken okuyamam ama rahat bir yerde okumayı severim.
Otobüste okuyunca midem bulanıyor, 
Bir yerde beklerken de okumak yerine etrafı seyredip insanların neler yaptığna bakmak daha eğlenceli oluyor.

Bu sayfada 
Yüreğimden geçenleri, beynimi kemirenleri,
İçimi ısıtanları, kanımı donduranları,
Beni gülümsetenleri, ağlatmak isteyipte başaramayanları,
Yazdım.

Sizler de öncelikle okudunuz, 
Yorumda bulundunuz, katkı sağladınız,
En önemlisi beni yüreklendirdiniz.
Ve İZLE'ye basıp izlemek istediniz, 
Çok ama çok teşekkür ederim sizlere.
Hem okuyanlara, yorum yapanlara,
Hem de beni İZLEYENLERE.
Sağolun varolun.
 

Beni izleyenlerin listesi;
absalom
hasan
Kunegond
İlk...
Gergin
Tamer
Dj_Engin Forum
SPLES
nalan
cesetizleri
RENKLİ TASARIMLAR
Leylak Dalı
Merve İnce
aysema
sesiber
Son Of Gondor
Asortik Krep
Lunaparkta Yaşamak
murat bulut
serkan.aaygun

Blog kitap

Blogkitap bloglar diyarında dolanırken rastladım bu yazıya.
Bir blogdaşımız yayınlamış bende haber vereyim dedim.
Umarım ilginizi çeker.
 

12 Ekim 2009 Pazartesi

Gurbete kaçacağım

Diyecek bir sözüm yok
Ama gecenin şu vakti birden dudağımdan dökülen bu şarkı anlatır bişiler.
12/10/2009 tarihli not: 
Gece birden geldi bu şarkı aklıma.
Yeni Türkü Gurbete kaçacağım.
Sözleri ve Zerrin Atakan'ın nefis bir yorum kattığı şarkı.
Ve bu şarkıyı araştırırken rastladığım bir şiir.


KENT 
  
"Başka diyarlara, başka denizlere giderim, dedin. 
Bundan daha iyi bir kent vardır bir yerde nasıl olsa. 
Sanki bir hükümle yazgılanmış bir çabam; 
ve yüreğim sanki bir ceset gibi gömülmüş oraya. 
Daha ne kadar çürüyüp yıkılacak böyle aklım? 
Nereye çevirsem gözlerimi, nereye baksam burada 
gördüğüm kara yıkıntılarıdır hayatımın yalnızca  
yıllar yılı yıktığım ve heder ettiğim hayatımın." 
Yeni ülkeler bulamayacaksın, bulamayacaksın yeni denizler. 
Hep peşinde, izleyecek durmadan seni kent. Dolaşacaksın 
aynı sokaklarda. Ve aynı mahallede yaşlanacaksın 
ve burada, bu aynı evde ağaracak aklaşacak saçların. 
Hep aynı kente varacaksın. Bir başka kent bekleme sakın, 
ne bir gemi var, ne de bir yol sana. 
Nasıl heder ettiysen hayatını bu köşecikte, 
yıktın onu, işte yok ettin onu tüm yeryüzünde
Constantino Kavafis kimdir ?
 
Çeviri : Herkül Millas ve Özdemir İnce
 
                                                         






9 Ekim 2009 Cuma

DUYURU PET BULUŞMASI

11 EKİM 2009 PAZAR GÜNÜ SAAT 14,00'de 
İZMİR BOSTANLI REKREASYON ALANINDA OLUCAZ. 

118 KÖPEK VE SAHİBİ BÜYÜK BULUŞMA.
HAYVANSEVER OLAN HERKESİ BEKLERİZ.

8 Ekim 2009 Perşembe

LÜTFEN ŞÜKREDELİM.

Önce nerden aklıma esti bilmiyorum ama 
Dün akşam mutfakta yemek yaparken gözlerimi kapattım.
Bu arada  ışığıda kapattım.

Ve o an için kendimi gözleri görmeyen kişilerin yerine koyarak yaşamlarını nasıl daim ettiklerini denemeye çalıştım.
Ama bu arada şunu da itiraf etmeliyim yemeği karıştırırken gözlerimi açtım çünki daha o kadar deneyimli değilim.
Önce bulaşık makinasını boşaltıp tezgahın üstüne dizdim. 
Tabak, bardak, çatal gibi eşyalarımı dokunup hissederek yerleştirdim.
Salonda konsola yerleştirilmesi gereken yemek takımını götürürken yine gözlerimi kapattım.
Önce koridorda ve salonda sağa sola çarptım.
Terlik giymediğim için ayağımın küçük parmağını sehpaya,
Sağ kolumu mutfak kapısına çarptım.

İkinci seferde adımlarımı saymayı aklıma getirdim.

Koridorumu adımlarımla saydım aklımda tuttum.
Dönüşte yine aynı adımlarla dönünce mutfağımın ve salonumun girişini tutturabildim.

Şimdi bunu neden anlattım.
Lütfen öncelikle elimiz, ayağımız tuttuğu ve gözlerimizle gördüğümüz için, 
Sesleri duyup cevap verebildiğimiz için,
En önemlisi sağlıklı bir şekilde yaşadığımız için,
Bizi yaratan Rabbimiz'e şükretmemiz gerekiyor.


Lütfen gereksiz kibirlerimizden, 
Aslında incir çekirdeğini dahi doldurmayacak gündelik sorunlarımızın,
Böylesi duyularımız varken,
Hiç de önemli olmadığını hatırlamak ve hatırlatmak istedim.

7 Ekim 2009 Çarşamba

Canım Babacım;




Bambaşkadır benim Babacım. 
Hiç bişeyi takmaz kafasına.
Güler geçer, değer vermez paraya pula.
Paranın alamıyacağı şeylerin daha değerli olduğunu düşünür.
Gözü karadır sonuna kadar savunur inandıklarını.
Hep bileğinin gücüyle baktı bize.
Uzaklarda oldu ama hiç uzaklaşmadı.

6 yaşındayken kaybetmiş annesini.
Ondan sonra oradan oraya savrulan bir yaprak gibi.
Bazı günler amcalarında uyur gibi yapıp kalmış,
Okumuş ne yazık ki bir öğretmeninin yüzünden sanat okulunu terk etmiş.
Öğretmenine söylemiş de giderken 
"Ayrılıyorsam okuldan sizin yüzünüzden" diye.
Sonra çıkıp doğduğu yerden İstanbul'a gitmiş Ablasının yanına.
Oralarda lunaparklarda çalışmış, 
"3 halka 25 kuruş"
Tekrar dönüp İzmir'e çalışmaya başlamış.
Annemi görmüş beyenmiş, tanışmış evlenmişler.
Ben doğduğumda çok mutlu olmuş  lokum dağıtmış,
"Kızım oldu bana bakar" demiş.

Yaşadığı sıkıntıları bize hissettirmeden çalıştı, çabaladı,
Bizlere güzel bir gelecek sağlamaya çalıştı.
Arkadaşlarım her zaman Babam'ın başka babalara benzemediğini
Arkadaş gibi olduğunu, çok şanslı olduğumuzu söylerlerdi.
Hala da öyledir.
Gençle genç, çocukla çocuk olur.

Emekli oldu,
Hep çalıştığı Didim'de kaldı.
Şimdi Annemle yaz-kış ordadırlar.
Balık tutmaya bayılır,
Akşama kadar güneş altında da olsa dinlendiğini söyler.
Hala iş bulursa çalışır.
Yorulur akşam olunca da 2 bira içmeye bayılır.
İçincede beni arayıp "Aramızdaaa" der.
Bu ikimizin arasında ki paroladır :)

Türkü söylemeye özellikle de Ege türkülerine bayılır.
Efedir, o havaları oynamaya bayılır.

Sporun her türünü izler hiç ayırım yapmaz.
Fenerbahçe'yi tutar fanatiktir.
Ona aldığım Fenerbahçe terliğini giymedi önceleri
"Fenerbahçe'yi ayaklar altına aldı dedirtmem" dedi.
Fenerbahçe kupa kazanınca çıkar sokakta oynar.

Canım Babacım seni çok seviyorum.
Ve hala bunu sana söyleyebildiğim için 
Çok ama çok şanslı buluyorum kendimi.


6 Ekim 2009 Salı

Altın günü, dolar günü, kikirdeme günü :)))

Bu sabah erkenden kalktım. 
Eşimi işe uğurladıktan sonra o kapıdan ben bacadan misali evden çıktım. 
İşe gidecek olsam bu kadar hevesle çıkmazdım bahse girerim.
Liseden kız arkadaşlarımla- gerçi erkek yoktu kız lisesinde okudum ben- gün yapıyoruz. 
Kahvaltı günü. 
Sabah daha kargalar bokunu yemeden, millet işine gücüne gidipte daha işe geldiklerinin bilincine varmadan bizler toplanıp kahvaltıya oturuyoruz bile. 
Sanki dün cumaymış da İstiklal Marşını okuyup eve gelmişiz de cumartesi günü bir arkadaşta toplanmışız gibi bir görüntü içinde oluyoruz. 
Hepimiz bir ağızdan konuşuyor, gülüyoruz.
Eh sonunda gün parası da toplanıyor :))))

5199 nolu hayvan koruma yasasına HAYIR !

4 Ekim pazar günü dünya hayvan hakları günü nedeniyle İzmir'de Konak meydanında basın bildirisi okundu. 

Ayrıntıları  Dohayder tıklayarak alabilirsiniz.

O sabah eşimi kaldırdım, kahvaltı bile yapadan atlayıp arabaya Konağa gittik. Saat Kulesi'nde toplanılacaktı. İlk duyuru böyleydi. Oraya vardığımızda Şopen Gazi Barınağının kurucusu Nebiha Hanım elindeki posteri açtı ve toplanma yerinin Belediyenin önünde yapılacağını iletti. Oraya vardığımızda bizim gibi düşünen ve hisseden az bir kalabalık olsa da buluştuk. Kangal köpeğini getiren bir ailede vardı. Önce saygı duruşunda bulunduk. Sonra basın bildirisi okundu. Ve hep beraber 5199 nolu yasaya hayır dedik. Çünki bu yasa hayvanları korumuyor.
ayrıntılı bir biçimde okumanız içinde burdan yasanın içeriğine ulaşabilirsiniz. 5199 nolu Hayvanları koruma kanunu.


Bu anlamlı günde böyle bir etkinliğe katıldığımız için çok mutlu olduk.
Not: Orda bir bayan fotoğrafımı çekti kendisine mail adresimi verdim yollamsı için ama gelen bişi yok şu anda olunca söz yayınlıyacağım.

5 Ekim 2009 Pazartesi

EN SEVDİĞİM GÜN PAZARTESİ



Eskiden nefret ederdim pazartesilerden.
Neden?

Zaten pazar günü evde yorulurdum. 
Pazar günü geç kalkmak isterdim bütün haftanın uykusuzluğunu yenmek için.
Ama erken de kalkmak isterdim, ev işi yapılacağı için.
Pazar günü , 
Ev işi yapılacak, ev temizlenecek, toz alınacak, çamaşırlar asılacak, 
Semt pazarına gidip alışveriş yapılacak, onlar dolaba yerleşecek, 
Misafir gelicek olur onlar ağırlanacak. 
Balık yapılır mutlaka.
Eee bunca iş arasında nasıl dinlenilebilir ki ?
Diyebilirsiniz "Kızım sen o evde yalnız mısın? Eşin ne yapıyor ?"
Ayy onun işi daha zor yaaa. 
Geç kalkıcak, kahvaltısını yapıcak, sonra da tv başına geçip 
O maç senin bu maç benim 22 adamın peşinde koşturacak, 
Formula 1 yarışını izleyip, Alonsoyla, Raikkonen'le gaza basıcak 
Bitiş çizgisini geçiçek, 
Pazar alışverişinin torbalarını taşıyacak, 
Ayağını uzatıp bol bol bol bol bol çay içeçek.

Bundan daha ağır iş mi olur Allah aşkına a iki gözlerim ?


Artık evdeyim. 
Çalışmıyorum.
Pazar gününün yorunluğunu pazartesi günü atıyorum.
Eşimi işe yollayınca tumba yatak ohhh yatıyorum.
Dizimaxte izlediğim bir dizi var onun için saat 10,00'da kalkıyorum.
Keyfimceee ohhh kahvaltımı yapıyorum.


Ben pazartesileri çok seviyorum :)))

3 Ekim 2009 Cumartesi

4 EKİM DÜNYA HAYVANLAR GÜNÜ

4 Ekim Dünya Hayvanlar Günü'nde Buluşuyoruz !




4 Ekim 2009 Dünya Hayvanlar Günü'nde Buluşuyoruz. 

TARİH : 4 EKİM 2009 SAAT : 13.00
YER : KONAK Meydanı Saat Kulesi  

2 Ekim 2009 Cuma

ÇİÇEKLERİM





Bahçem ve balkonumdaki çiçeklerimin fotoğraflarını koymak istedim bugün.
Biraz içimiz açılsın di mi?
İlk resim arkadaki sadece yeşil görüntüdeki iki üç tane çiçek açan deli begonvil-ben öyle diyorum :)
Öndeki ise mart ayında diktim deli gibi büyüdü belki 3 kere budadım şimdi bir ip bağlayıp balkona doğru uzatmaya çalışıcam. Adını bilmiyorum ama mor mor çiçekler açıyor.
Bu arada evimin arkasında da küçücük bir toprak var orada da yılda 4 tane mandalina veren bir ağaç, hiç limon vermeyen bir limon ağacı, onların arasından kendini göstermeye ve büyümeye çalışan kavak ağacım var.





İşte bu da çiçekleri. Gören bayılıyor. Tıpkı kanaviçeyle işlenmiş gibi duruyor.











Son resimdeki de hala kayıp olan oğluşum LUCKY.