belediye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
belediye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

31 Ekim 2009 Cumartesi

Ben bir çöp konteyneriyim...

Ben bir çöp konteyneriyim bir mahallenin en ücra, en istenmez köşesinde...


Önceleri büyük tabakalar halindeydim ben. Sonra maharetli  eller adılar büyük makinalarda ustalıkla kıvırdılar, kalıplara soktular, kaynak yaptılar. Ve o büyük atölyenin bir köşesinde pırıl pırıl bir şekilde yerimi aldım. Sonra yine bazı kişiler aldılar beni üstüme bir yazı şablonuyla .... Belediyesi Çöp konteyneridir diye bir yazıyla nereye gideceğimi belirlediler. Çok mutlu oldum "Ohh be en sonunda imrenilisi temizliğim ve parlaklığımla mahalle sakinlerime hizmet vereceğim" dedim. 

Görevimi yapacağım mahallenin yolunu tutarken kamyonda çok güzel düşüncelerim  vardı. Mahalleli evlerindeki çöp poşetlerini bana atarak, evlerini temizleyecekler, hastalıklardan korunacaklar sayemde dedim. Görevimi yapacağım mahallede ne yazık ki istenmeyen bir yere koydular, ücra yerlere attılar beni. Olsun dedim ben mahallelinin en uğrak yeri olucam, insanların evlerinin temizliğini sağlıyacağım  ne de olsa dedim.

Ne yazık ki çok hor kullandı mahalleli beni. Tepeleme yığdılar çöplerini, sulu sulu attılar, sular süzüldü yola akmaya başladı. Sinekler sardı her yanımı. İnsanlar yanımdan geçerken burunlarını kapatır oldular. Geceleri boşken içim, bazı sarhoşlar arabalarıyla çarptı bana. Bazı gençlerde  neye kızdılarsa ya yere yatırdılar beni ya da içimdeki çöplerle beraber yaktılar beni. İçim yandı hem de cayır cayır. Öfkelerini benden almaya kalktılar. 

Sonra da mahallenin kadınları toplandı muhtarlığa şikayet ettiler beni. 
"Çok pis bu çöp konteyneri etrafa hastalık saçıyor, çocuklarımız hastalanacak alın burdan" diye.


Oysa isterdim ki mahalleli çöplerini atarken biraz daha duyarlı davransınlar.
Çöplerini ayırıp atsınlar, suları süzüp, ağzı sıkı bağlı çöp poşetlerini kullansınlar.

Sulu yemek çöplerinin içine çöpe attıkları ekmekleri doğrasınlar yanıma bir yoğurt kabında koysunlar. Yanıma en çok açken gelen sokak köpekleri ve kedicikler yararlansın diye.

Şimdi dört ayağımdan biri kırık aksar gibi, içim delik sularımı akıtıarak  bekliyorum öyle belediyenin aracını gelip beni alsın diye.

18 Nisan 2009 Cumartesi

Ağlak bir gün













Dünkü yazımda bahsetmiştim sokağımızda bulunan ve bizimde baktığımız köpekçikten. Araba çarpmıştı hani. Dün gece onu aramış bulamamıştık meğer karşımızdaki arsanın yeşilliklerine sığınmış. Sabah Lucky'i dışarı çıkardığımda buldum onu. Önüne yemek koydum, su götürdüm. Suyu ağzına yaklaştırdım öyle bir içmeye başladı ki gidip tekrar su koydum kaba. Baktım sol ön ayağı kırık. ama ne bir inleme ne bir acı sadece bana bakıyor. Elimi uzatıp sevdim. Bir senedir bizim sokakta ve hiç dokundurtmazdı kendine. Daha sonra bağlı bulunduğumuz belediyenin veterinerliğini aradım. Ve bir süre sonra ekip geldi. Onu ve iki köpeği daha aldılar. Tabii bayağı bir uğraştan sonra. Ekipteki görevlilere sıkı sıkı tembih ettim iyileştirip tekrar buraya getirmeleri için. O sırada komşum kulağıma eğilip demezmi -şimdi onu alıp uyutur bunlar. O anda başımdan aşağıya kaynar sular indi çünki ekip çoktan arabaya binip uzaklaşmıştı. Hemen eve geri gittim. Bahçede oturdum kaldım. Başladım ağlamaya - tıpkı şu cümleleri kurarken olduğu gibi - Sonra Lucky geldi karşımda oturdu. Onu sevdim oynadığı arkadaşının durumundan bahsettim. Belkide onu ölüme gönderdiğimi düşünüp daha çok ağladım ama çok dua ettim. Lucky ön ayağını uzattı bana üzülme dercesine. - Canım yaa -




Öğleden sonra başladım o ekibin telefonunu aramaya. Eşim bi yandan ben bi yandan. En sonunda ulaştım. Veterinerle görüştüm. Köpekçiğin durumunun iyi olduğunu ayağını alçıya istersem gelip görebileceğimi belirttiler. -Çok mutlu oldummmm.- Eşimde aramış görüşmüş ilgilendiğimiz için teşekkür etmişler. Şimdi iyileşip buraya getirecekleri günü bekliyorum.



Resimler : İzmir Menderes Şopen Gazi Hayvan Barınağı ziyaretimizden 15.03.2009