30 Ocak 2012 Pazartesi

Bişi yazıp çıkıcam

Yok olmuş olabilirim ama buralarda sayılırım yine.
Biraz yoğun geçiyor günler 
Sağlık sorunları, sıkıntıları, soğuklar falan derken.
Annem ve babamda burada hatta Yer Gök Aşk dizisi bitsin eminki
Arkamdaki koltukta yatan annem 
"Eee ne bu be takır tukur yat gari kocanın yanına" 
Deyip beni kovalayabilir.
Onları yolcu edeyim gelirim yine....

27 Ocak 2012 Cuma

Başlık falan yok zaten kısa bişi

Yazabilecek çok şey varken yazamamak,
Anlatacak çok şey varken anlatmamak
Ağır gelmesi her şeyin.
Ağlamak vaktidir sormayın
Gerekir bazen yazmak, anlatmak yerine..

23 Ocak 2012 Pazartesi

Bugünden



Hava pek güzeldi doğrusu bugün 
Haydi dedim evde durma kızım çık dolaş biraz
Kalktım Şirinyer Hipodromu'na gittim



Girişte midilliler var onları sevdim biraz


Sonrada kulağımda Vivaldi kâh yürüdüm Kâh koştum
Benim gibi yürüyüş yapanlar, koşanlar vardı.


Bu kadar yürüyüşten sonra üşenmedim kalktım eve döndüm
Kitabımı ve biraz yiyecek alıp parka gittim


Park boştu ama güneş çok güzeldi.
Kitabımı okudum bitirdim.
Birazda güneşte ısındım.
Güneş çekilmeye başlayınca da evime geri döndüm.

Julia child






Bu sabah kendime çökelekli, maydanozlu, dereotlu omlet yaptım.
Kendimi Julia Child sandım. 
Julia & Julie filmini izlemişsinizdir umarım.
İzlemediyseniz de izlemenizi öneririm
Çok keyifli bir film. 
Tıpkı julia gibi yaptım çırpılmış yumurtayı tavaya döküp
Durmadan salladım ve omletim yapışmadan kabarıp çok güzel bi hal aldı.






22 Ocak 2012 Pazar

Pazar kokuları



Hadi dedik bugünde pazar kahvaltımızı beleşe getirelim
Hem seyahatte olup yeni dönen kayınvalidemi de görmüş oluruz
Kalktık aradık annemi çayı koyuyorum ekmek alın gelin dedi.
Hava da bahardan çalınmış bir gündü sanki yürüdük gittik
Yolda Şirinyer pazarından dönenler vardı bi teyzeme az kalsın 
"Pazar nasıldı teyzecim" diye soruyordum tuttum kendimi...
Kahvaltımızı yaptık dönüşte pazara uğradık 
Yalnız karar verdim artık pazara çarşambaları gelicem tek başıma
Yanında adamla pazar olmuyor arkadaş.
Kereviz almak için canını dişine takan beni anlayamadı bi türlü..
Börek yapmak için balkabağı alıcam bana habire yeşil kabakları gösterip durdu.
Masus yapıyor sanırım hani bi daha onunla gelmiyeyim diye.
Eve geldik bi heves tariflere baktım şöylee portakal suyuyla zeytinyağlı kereviz yapmak için
O da ne ben adamla uğraşırken havuç almayı unutmuşum.
Aman dedim eksik kalsın olmayıversin napayım.
Pişirdim yemeğimi yanına dereotu, taze soğan ekleyip bi afiyetle yedim.
Hani laf aramızda parmaklarımı yiyecektim pek sevdim portakal soslu kerevizi.
Şimdi de Behzatçığımı bekliyorum.
Salamura yapraklarımı suya koydum hazırlıycam içini 
Yayılıcam şöyle yere salonda sobanın yanına bi yandan yaprak sarıcam
Bi yandan da behzatçığımı izliycem hadi bakalım...

21 Ocak 2012 Cumartesi

Mutfağımdan...




Bu ahşap bardaklığı tee bekarken işyerimde yaşgünü hediyesi almıştı arkadaşlarım.
Kimi bardakları kırılsa da çoğu mevcut hala..


Bu hoş baharat takımını da eşim taa çıkarken almıştı bana hediye olarak
Küçük baharatlıkları da böyle birde tuz ve karabiberliği de var


Bu ferforjeyi yeni evliyken yaptırmıştım.
Ahşap tepsiyi eski çalıştığım yerde ticket kullanırdık bi mağazadan almıştım.
Sarı baharat takımı da İzmit'te yaşayan çok yakın bi arkadaşımın hediyesi
Yeşil kırmızı sarılmış tuzluklar eşim için 
Kaf sin kaf !
Elma desenli süs Viyana'ya giden yakın bi arkadaşımın oradan hediyesi
Mor sarımsak torbası da Annemin yeni icadı.
Teyzemin kızı bi perdeciden numunelikleri almış dağıttı bizlere
Kimi örtü yaptık kimi fiskosa 
Annem'de basit bi şekilde makinada geçti böyle sarımsak torbası yaptı.
Şimdi yapıp yapıp eşe dosta hediye ediyor içinde sarımsağıyla birlikte.
Ah bu arada iflah olmaz bir 
National geographic dergisi okuruyum ben.
Bu seneki masa takvimini böyle asıverdim.



20 Ocak 2012 Cuma

Günün kırıntıları

Geçen günlere göre daha iyi bugün hava sanki.
Güneş var en azından kırıyor soğuğu.
Evi bi toparlamam gerekiyordu yaptım işlerimi hallettim.
Teyzemin eşi rahatsızdı kalktım onlara gittim oturdum biraz.
Dönüşte otobüsten inince parkta oturdum biraz güneşe karşı ısınayım dedim.
Çıkardım kitabımı okudum.
Şunu anladım ki Dostoyevski büyük bi yazardır eyvallah
Ama bana çok ağır geliyor yaa...
Beyaz Geceler kitabı güzeldi bak hoşuma gitmişti.
Ama "Yer altından Notlar" kitabı biraz ağır gidiyor.
Belki de okuduğum ortamlar sıkıcı olabilir o yüzden..
Parkta oturdum ve güneşe karşı iyi okudum ne zamandır 
Sonra da aklıma kadınların her gün kendilerine sorduğu bi soruyu sordum
"Akşama ne yemek yapsam"
Evdeki malzemeleri geçirdim kafamdan ve
Hamur tutup kolay pişi yapmaya karar verdim.
Yanına da çay, zeytin, peynir sobayı a yakarım
Ohh....

Tarif için tık; kolay pişi

17 Ocak 2012 Salı

Elektrik var bende çarpabilirim

Hep hastalık hep hastalık nereye kadar di mi?
Kalktım bugün...
Dün de kalkmıştım aslında tüm gün hastanedeydim eg çekimi reçete beklerken falan
Neredeyse tam gün çalışır gibiydim.
Allah'tan caanım arkadaşım orada çalışıyor da 
Onun bölümündeki özel dinlenme odalarında oturdum.
Bugün de işim vardı dışarıda ama erteledim yarına.
E kadın kısmısı evde durur da temizlik yapmazsa olmaz di mi 
Yok kızım yok kalk toparla biraz evini dedim.
Sildim, süpürdüm balkonu yıkadım.
Balkonun uç kısmına toplanan sular buz tutmuş.
Yıkandı balkon asıldı çamaşırlar akşam olmadan toparlamalı.
Eh bunca işe karında acıkır 
İki tel pırasa ve havuçla yemek yaptım kendime
Yarım limonu da kabuğuyla beraber dilimleyip attım yemeğe
Aman yemesi pek güzeldi doğrusu.
Akşama Allah kerim....
Akşama adam mesai kalıcak mış o yüzden yemek derdim yok.
Evin sigortaları durup dururken atıyor elektrikçiye söz verdim bu gün ama 
Kendisi henüz teşrif etmediler
Hani baktım gelmedi bugün başka elektrikçi mi yok 
Elimi atsam 100 watlık enerjiyle çarpabilirim olmadı sigortaları attırırımm...

14 Ocak 2012 Cumartesi

Hastayım demiş miydim

Salondaki sehpamın üzerini bi görseniz korkarsınız
Kabukları soyulmuş, dilimlenmiş ayva tabağı ve tuzluk
Su şişesi 2 boş su bardağı
Öksürüğüm için aldığım antibiyotik, vitamin hapları burun açıcılar 
Sırtıma ve göğüs kafesime sürdüğümüz vicks ve havlu
Tansiyon ölçüm aleti  ve ölçtüğüm tansiyonumu yazdığım doktorun verdiği kart
Burnumu silmek için tuvalet kağıdı hastane evrakları
Ne görecek gözüm var ne de kaldıracak gücüm.
Dün 9 Eylül Üniversite hastanesine gittim Allah'tan yakın arkadaşım orada çalışıyor
Bana randevu aldı, kan vereceğim zaman arkadaşına yolladı beklemeden yaptım işlerimi
Nöroloji doktoru 2 tahlil daha istedi ona da randevu aldı.
Başımdan eg çekeceklermiş pazartesi yapılacak saçım başım temiz olmalıymış
Bi de tekrar tomografi istedi.
Benim anlattıklarımdan çıkardığı pek iç açıcı değildi sanki
Şüphelendiği bişiler varmış beynimdeki bi damarda baloncuk olabilir miş
Tabii tahliller belirleyecek ne olduğunu gönlümüzü ferah tutmak lazım.
Ama bir de lanet bi öksürük bırakmıyor beni
Her öksürdüğüm de ciğerlerim yırtılıyor du sanki.
Dün mahallemizdeki sağlık ocağına gittim doktor çok güzel ilgilendi
Bayıldım kendisine.
Zaten herkes onu beğeniyormuş nasıl da kalabalıktı..
Verdiği antibiyotik sayesinde dünden şu saate kadar hep yattım.
Ne tv izledim, ne başka bişi. 
Uyu uyu da bi yere kadar sırtım ağrıdı, başım ağrıdı.
Bir ara accayip terledim kalktım üzerimi değiştirdim.
Pek vicks kokuyor ortalık kusura bakmayın artık..




12 Ocak 2012 Perşembe

Yürüyüş esnasında



Antonio Vivaldi 
Sabah akşam bıkmadan dinleyebileceğim klasik müzik üstatlarından..
Pîrî diyelim hatta....
Sabahları yürüyüş sırasında dinlerken özellikle de bu eserde 
Görkemli bi şatoda sanki sosyete tanıtım balosunda gibi sanıp kendimi
Yolları seke seke gittiğimin farkına varıyorum...
Etrafıma bakıyorum
Herkes ellerini kaldırmış kültür fizik hareketleri içinde
Kimi kollarını sinirli sinirli kaldırıp indiriyor
Hani yürüyüş değil de yürüme savaşı yapıyor gibiler.
Oysa şu güzelim eserleri dinleseler
Ne dert kalır ne de tasa...





11 Ocak 2012 Çarşamba

kısa kısa

Hava soğuk ve benim ısınmam lazım.
Evet sokağımızdan geçmiş doğalgaz ama bizim apartmana uğramamış daha.
O yüzden kömür sobasını yakıp yanındaki pencere kenarına oturup
Sırtımın ısınmasını sağlarken dışarıyı seyretmeye bayılıyorum.
Hele bir de yağmur yağıyorsa of of değmeyin keyfime
Önceki yaşamımda bir kediydim belkide.
Sokak kedisi olamam soba yanlarını seviyorum
Eski bir konakta Madam Eleni'nin kıymetli kedisiydim belkide
Boynuma kırmızı kurdele bağlamış olabilir mesela.


Pazar günü yaşadığım rahatsızlığım geçti çok şükür
Bol sıvı tüket dediklerinden su, meyve suyu ne varsa içiyorum da
Özellikle bu soğuk havada sürekli ziyaret ettiğim klozetin 
Oturma yerinin ısıtmalı olmasını istemem lüks'mü?
Yalnız bir öksürük başladı bu sabah
Hastaneden alamadığım randevuyu
Hastanede çalışan caaanımm bi arkadaşım sayesinde aldık.
Cuma sabahı saat 8'de burda ol dedi.
Bakalım onlar ne diyecek.


Isınmam lazım demiştim di mi?
Neredeyse 6 koli var açılmamış,  içi kitap dolu
Küçük odaya kitaplık aldığımızda açılmak üzere bekliyor.
Annem bu kolilerde ne olduğu sorusuna kitap dediğimde
"Siz de yememiş içmemiş kitap almışsınız" diyince
"İyi de okuduk hepsini anne ne yapayım" dediydim.
Şimdi onları açıp hem aklıma gelen bişeyi aramam lazım
Hemde ısınmak için iş yarattım kendime.


Hadi bi nescafe yapın pencere yanına gidin yağan karı izleyip şu şarkımı dinleyin...




10 Ocak 2012 Salı

havadis var havadis

Ay hep hastalık, hastalık nereye kadar 
Neşelenelim birazda di mi ama şekerim
İi çift dedikodunun, muhabbetin belini kırıverelim.


Bu "Havadis" sözcüğü pek meşhurdur bizim ailede
Bunu duydun mu kulaklarını dikivereceksin dinleyeceksin ne olup bitiyo
Kim kime ne demiş neden demiş nerede nasıl demiş öğrenip diğerlerine aktarman lazım
Ha sakın öyle dedikoducu sanmayın bizim aileyi haa
Ay Allahaşkına ayrıca biz üstüne bişi ekleyip anlatmıyoruz ki
Bişeyi ailede herkes bilir ama kimse bilmiyor muş gibi davranır
Ortaya çıkınca da "Ay ben biliyordum" "Ay bende biliyordum ama kimseye deme dediler diye diyemedim" ler havada uçuşur.


Şimdi efendim ailemizde teyzelerimden birilerininoğlunun bebeği oldu erkek bebek 
Malum isim tartışmaları aldı yürüdü.
Bebeğin baba tarafı  yok eşimin ismi olsun dedi
Gelinin anne tarafı eşim vefat etti onun ismi olsunlar büyüdü büyüdü
Dede hastalar oldu, Babaanne sözünden dönmedi, anaanne kızımın sütleri kesildi derkennnn
İş eltilere, kadar sıçradı gitti....
Her dakka yeni bi havadis.
Paylaşılır ama kimselere demeler sonra da öğrenince hani demicektinler
Yok ben senden değil te öbür kişiden duydumlar
Ortalık pek şenlikli amma hani olan evlatlara, büyüklerin hasta olmasına kadar gidiyor.
Hani ortalığı yatıştırmak isteyenlerde suçlanıyor falan derken velhasıl yeni havadisleri duymak istemez olduk.
Suçlanan elti  bana gelmek ister doya doya konuşmak istiyorum demek için 
Gel gör dert yanacağı kişi teyzem anne yarım herşeyim.
Bide kendi şişliğini indiricek ben şişicem aman kalsın.
Kimseler gelmesin.
İyi oldu zaten bi yandan hastalığımı bahane edip kimseyi kaldıracak gücüm yok diyorum.
Annecimde "aman boşver çağırsan da yalnız çağırma illa birilerini daha çağır ki sen arada kayna" diyor.


Bizim aile pek şenlikli hep bişiler olur illa ki
Haber veririm yeni havadis olursa belki
Ama benden duymadınız ona göre...

9 Ocak 2012 Pazartesi

İşin şakası hastayım



Küçük kız küçük kız söyle bana ne oldu?
Ne şarkıydı ama :)
Başımı sallaya sallaya söylerdim küçükken
Bi de yandan iki at kuyruğu yapıp saçımı.
Gerçi yazacaklarım biraz sıkıntılı da olsa
Aklıma geliverdi bu şarkı.
Hikaye şu;
Cumartesi günü malum gün'üm vardı.
Bir de hazır millet gelmişken okumada yapıverelim dedik hani yeni ev yeni hayat hayırlı olsun gibisinden.

Koşunduk annemle kendimizce adettir ya hani tavuk, nohutlu pilav irmik helvası aman çayın yanına ikramda olsun az olur dedik helva. Ev toparlandı temizlendi işte eni konu. Hani gelecekler kırk kat yabancı olsa. Teyzelerim, kızları, kayınvalidem, elticim arkadaşım falan filan. Akşama kaldı kayınvalidem yemek yedik turşu yedim malum nohut yemeği yanında. Hatta bir ara "Sanki kanımda, vücudumda çok fazla tuz var gibi geliyor " dedim bir ara. 

Neyse gece oldu yattık. Ama bende bi sıkıntı. Hani midem desem değil, ama başım dönüyor şakaklarımdaki damarlarım çatlıycak sanki şişti. 

Sabaha karşı kalktım su içeyim lavaboya gireyim dedim. Girdimde girdiğimi hatırlıyorum bir de "Kütt" diye bi sesi. Meğer kalkıp çıkınca banyonun eşiğine çarpmışım başımı annem duymuş kalktı beni koridorda upuzun yatarken bulmuş. Annemin sesini duydum "şenizz" diye bağırıyor. Eşim kalkmış sesine annemin ben duyuyorum ama ne gözlerimi açabiliyorum ne de cevap verebiliyorum onlara. Beni koltuğa yatırdılar kendime geldim biraz, annem acile gidicez dedi üstüme giymem için bişi veriyor kusmuşum o sırada yerde. Kalktık gittik sabah 4'de. Serum verdiler tansiyonumu ölçtüler kalbimi ölçtüler kan değerlerime baktılar kan şekerin biraz yüksek dediler falan. Ben kendime geldim hani yazında olmuştum ama o zaman başkaydı. Yattım acilde sabah 7'ye kadar. Sonra düzeldim saldılar bizi eve. Geldik yattık tekrar uykusuzdum çünki. 

Sabah saat 10 gibi yine lavaboya kalktım bu sefer hissettim olacakları eşimi çağırdım beni kaldırması için o sırada ben yine gittim annem koştu yine ben sadece beni şuraya yatırın demişim koridoru gösterip. koltuğa yatırdılar yine hazırlık yaptık acile tekrar gittik. Bir de başımın arkasında geceki düşmeden ağrı kolumda sırtımda ağrılar hissetmeye başladım. Acile girdim sabah da geldiğim geri gönderildiğimi söyledim tomografi çektiler bu sefer bişi çıkmadı çok şükür. Yalnız tansiyonun düşmüş, vücudun susuz kalmış sıvı tüket dediler ve tekrar eve geldik. Beyin kanaması riskine karşı uyardılar gözlem yapın bişi olursa gelin dediler. Şükür dünden bu yana iyiyim. Uyudum fakat hep uyandırdı annemle eşim beni. 

Rabbim kimselere nasip etmesin çok zormuş.  

Şimdi tüm tahllil ve sonuçları alıp bide üniversite hastanesinde beyinle ilgili bölüme gidicem bakalım inşaallah bişi çıkmaz.


6 Ocak 2012 Cuma

İş görüşmesi


Bir garip iş görüşmesinden daha alnımın hakkıyla sıyrılmış bulunmaktayım.
İlk defa başıma geldi anlatırlardı da anlamaz abartıyorlar derdim
Doğruy muş!
Meğer çalıştırdıkları elemanları özellikle bayan olanları taciz etmeye meraklı ne patronlar varmış be.
Neyse görüşmede bunun farkına varıp ona göre cevaplarla işe alınmamak adına yaptığım anlatımlarla işi alamadığımı kesin alındın imasına rağmen aradan geçen zamandan sonra anladım. ayrıntı önemli değil görüşmenin eni konu çapı belli bu yazıyı okuyabilen herkes anlayabilir neler olduğunu. Ama asıl şaştığım o kişiyi düzeltmek yerine o hali içindeki konuşmalarına içimden gülerek, dışımdan cevaplarımla alay ederek seyretmenin ne de çok hoşuma gittiğiydi. Hani biri boğulsa gözüm önünde elimden geldiğince kurtarmaya çalışmaya çalışan ben çok hoşlandım o hal ve tavırdan. Zaten ben bişi desem anlayacak mı? Hayır. bırak dedim kendi pisliğinde boğulsun. 
Evet hala iş arama çalışmaları içindeyim. 

En azından ÇIKIŞ SAATİ BELLİ bir iş olursa çok mutlu olucam....



2 Ocak 2012 Pazartesi

Umutsuzluk elma kurdu gibi...

Her şeyim hazırdı oysa yazabilmek için. Masama ışık soldan vuruyor, kulağımda da; Vivaldi

Ama bunca umutsuzluğa yer olmamalı hayatımda varsın güneş ısıtmıyor olsun içimi bir kedi tembelliğinde penceremin kenarında uzanmış battaniye altında kitap okurken beni, varsın parmaklarım üşüdüğü için parmak ucu kesik eldiven takıyor olayım. ara sıra uzanıp yanımdaki sehpadaki kış çayına bir iki yudum aldığımda içim de ısınır. Isınmak iyidir insanı harekete geçirir. 
Ev soğuk diye yataktan çıkmadığımı bilirim. Isınmak için de iş yapıp evimi çiçek gibi yaptığımı mesela. 


Bir keresinde çok soğuktu tv'ler bangır bangır "İzmir soğuk olucak" diye bağrınmıştı. Bense ısınmak için evde iş yapıp çamaşır asmaya çıkmıştım. Asarken yanımda da şimdi kayıp olan köpeğimiz Lucky duruyor, bana mandal uzatıyor aslında bahçede olmaktan sıkıldığından, onu bulduğumuz sokaklara geri yollamamızı istediğinden bahsediyordu. Bir ara durdum sanki herşey durdu. Ağzımdan çıkan duman kristallere dönüştü, mandalı dahi hissedemeyen parmaklarımı burnuma götürdüğümde yerinde olmadığını fark ettim. Dönüp Lucky'ye baktım ıslak burnunun buz tuttuğunu düşündüm. "Hadi Lucky hadi bırak mandal vermeyi, hemen aşağıya inip sobayı yakalım. Seninde örtünü sereyim yanına bi güzel uzan uyu şu soğukta sokaklara dönme isteğini ertele yaz gelsin bakarız" dedim...


Koştur koştur indik merdivenleri yaktık sobamızı örtüyü serene kadar Lucky kapı önünde bekledi ben seslenince içeri doğğğruu yerine geçti kıvrıldı yattı burnundan sokağa çıkmasına izin verilmeyen çocukların oflayıp, puflamasını andırır bi sesle. Uzanıp çek yata kitap okudum ona Jane Austin'in "İkna" kitabını.  



Bir yılbaşı daha geçti gitti ömrümüzden.
Bir hafta öncesinden ayırttık yerimizi eğlenceye gittik
Kadın kısmının derdi biter mi?
O elbise mi şu etek mi?
O çorap uyar mı saçlarımı boyasam mı?
Allah'tan aklımda kıyafetimi hazırladım rahat ettim.
Yoksa uyku falan kaçardı ne giysem diye düşünmekten.
Kalktık gittik ailecek..
Aman bi kalabalık millet saat daha 10 olmadan uçmuş
Eşim çok içti hani yeni yıla neredeyse yalnız girecektim.
Şunca yılda ilk defa bu kadar sarhoş gördüm eşimi
Koluna girip arabaya oturttum arka koltuğa uyudu gitti...
Ben de tekrar eğlenceye dönüp bol bol oynadım...
Zaten kalkıp hiç oynamayan eşimi fark eden olmadı
Gece bitip giderken vedalaşırken aradı gözler.
Velhasıl twitter'de de yazdığım gibi,


Gecenin sonu koca sarhoş olmuş arabada uyur, 
Kadın kısmısı roman oynar 2012'ye hoşgeldikkkkk...