2 Ocak 2012 Pazartesi

Umutsuzluk elma kurdu gibi...

Her şeyim hazırdı oysa yazabilmek için. Masama ışık soldan vuruyor, kulağımda da; Vivaldi

Ama bunca umutsuzluğa yer olmamalı hayatımda varsın güneş ısıtmıyor olsun içimi bir kedi tembelliğinde penceremin kenarında uzanmış battaniye altında kitap okurken beni, varsın parmaklarım üşüdüğü için parmak ucu kesik eldiven takıyor olayım. ara sıra uzanıp yanımdaki sehpadaki kış çayına bir iki yudum aldığımda içim de ısınır. Isınmak iyidir insanı harekete geçirir. 
Ev soğuk diye yataktan çıkmadığımı bilirim. Isınmak için de iş yapıp evimi çiçek gibi yaptığımı mesela. 


Bir keresinde çok soğuktu tv'ler bangır bangır "İzmir soğuk olucak" diye bağrınmıştı. Bense ısınmak için evde iş yapıp çamaşır asmaya çıkmıştım. Asarken yanımda da şimdi kayıp olan köpeğimiz Lucky duruyor, bana mandal uzatıyor aslında bahçede olmaktan sıkıldığından, onu bulduğumuz sokaklara geri yollamamızı istediğinden bahsediyordu. Bir ara durdum sanki herşey durdu. Ağzımdan çıkan duman kristallere dönüştü, mandalı dahi hissedemeyen parmaklarımı burnuma götürdüğümde yerinde olmadığını fark ettim. Dönüp Lucky'ye baktım ıslak burnunun buz tuttuğunu düşündüm. "Hadi Lucky hadi bırak mandal vermeyi, hemen aşağıya inip sobayı yakalım. Seninde örtünü sereyim yanına bi güzel uzan uyu şu soğukta sokaklara dönme isteğini ertele yaz gelsin bakarız" dedim...


Koştur koştur indik merdivenleri yaktık sobamızı örtüyü serene kadar Lucky kapı önünde bekledi ben seslenince içeri doğğğruu yerine geçti kıvrıldı yattı burnundan sokağa çıkmasına izin verilmeyen çocukların oflayıp, puflamasını andırır bi sesle. Uzanıp çek yata kitap okudum ona Jane Austin'in "İkna" kitabını.