11 Şubat 2010 Perşembe

Sevgililer günü

Akşam Eşimi bilgisayarda cep telefonları sitelerine bakarken yakaladım.
Başında dikilip "Hayırdır?" dedim.
Hemen kapatmaya çalıştı sayfayı, zaten yavaş olan bilgisayarımızında inadı tuttu,
Kapanmak bilmedi.
Ehh ne düşündüğünü anlamış bulundum.
Gerçi cep telefonum şarjı artık tutmamaya başlayıp olmadık zamanlarda kapanmaya başlamıştı.
Ama bişi diyim mi laf aramızda ben daha başka şeyler hayal ediyordum.
Bir sepet dolusu çeşitli çukulatalar,
İçinde çeşitli kremlerin bulunduğu bakım setleri,
Sabunlar, şampuanlar, duş jelleri, parfümler, lavanta keseleri,
İki tane nescafe fincanı, nescafe, çukulata ve kurabiyeler,
Çeşit çeşit meyveler, peynirler, mumlar ve şarap,

İşte canım  aşağıdaki gibi şeyler yani,
Nasıl fikir ?




Yandım yandım



Benim bir huyum var
Mesela diyelim bir şarkı o an için çok moda.
Yıkılıyor her yer o şarkıyla,
İnsanların dilinde marş olmuş,
Kafelerde çalınıyor,
Yoldan bir araba geçiyor bangır bangır,
Radyolarda istek alıyor sürekli
Gerekli, gereksiz, alakalı, alakasız insanlar için.
İşte ben o şarkıyı o en moda anında dinlemem hiç.
Beklerim
Herkes dinlesin, tüketsin, iliğini, kemiğini bi sıyırsın bakalım derim.
Geriye mutlaka keşfedilemeyen bişileri kalır.


Sanırım 2002 yılı gibi falan eşim o zaman Bodrum'da çalışıyor,
Ben de İzmir'de ara ara görüşüyoruz.
Bir hafta sonu yanına gittim Bodrum'a.
Zaten bodrum demek benim için MFÖ demek.
Bodrum'da Öğretmen Evi üstünde kurulmuş masa yiyiyor, içiyoruz.
Fonda da MFÖ'nün konseri var Bodrum'da,
Uzaktan uzaktan esen o rüzgara karışıp geliyor bize.


Gece oluyor yola çıkıyoruz Turgutreis'e gidiyoruz
Yolda arabada bu şarkı çalıyor
İlk ozaman dinledim tam anlamıyla içime sindire sindire.
Şimdi ne zaman dinlesem o an gelir aklıma,


Arabada bu şarkı çalıyor,
Eşim yanımda,
Havada yıldızlar seçiliyor karanlıkta,
Ege'ye özgü o dağlardaki kokulardan geliyor burnuma,
Arabanın açık camlarından giren rüzgar saçlarımda dolanıyor,
Dilimde sözleri,
Yandım yandım yandım...