30 Eylül 2009 Çarşamba

HAYAT GÜZELDİR :)))

Eh hayat her zaman bulutlu,yağmurlu,umutsuzluklarla dolu olmaz demi?. 
Sevgili  Leylak Dalı iki tane komik anısını yazmış.
Ben de yazayım dedim :)


1996 yılıydı o zaman Kemeraltında bir matbaada muhasebede çalışıyordum.
İzmir'de Konak meydanında tam köşede İş bankası vardır. O köşe önemli aklınızda tutun.
Bankalarda işlem numarası alıp işlem yaptırmak yeni çıkmıştı. 
Bankaya gittim her zamanki gibi işyerimizin defterini havale gelip gelmediğini görmek için işletmeye. Bankaya girdim herkes banklara oturmuştu. Ben de herhalde millet yakınlarını bekliyor falan diyerek ilk bankoya yaklaştım. Önümdeki bayanın işi bitince defterimi görevli bayana uzattım. Bayan başı önünde bir önceki işlemle ilgili kağıtlarına bakıyordu. 
"Defter işletecektim" dedim bayana. 
Hiç kafasını kaldırmadan bana "İşlem numarası alacaksınız" dedi. Anlamadım ne demek istediğini.
"Ne, ne alıcam? Nerden alıcam" falan dedim. 
Görevli bayan yine başını kaldırmadan sağ eliyle "köşeden alacaksınız" dedi. 
Bankadan dışarı çıktım, ve o köşede bir sağa bir sola bakınıp bi yandan bayanın ne demek istediğini anlamaya çalışırken bir yandan da bu numarayı bana verecek kişi kim? Nerden gelicek diye etrafıma bakınmaya başladım.
Sonra bankanın içinden bir bayan gelerek "Kızım işlem numarasını burdan değil, bankanın içinde bir köşe var ordan alıcaksın. Görevli verecek gel" dedi. 
O anda rezil olduğum o bankaya dönermiyim hiç ? 
Bayana "Sağolun bi arkadaşım gelicek onu bekliyorum, birazdan gelirim" dedim.


İkincisi yine o seneden.
Yine aynı işyerinde çalışırken bir firmaya kaşe yaptırmamız gerekti. Kaşe yapan firmaya gittim. İçerisi dikdörtgendi. Duvarlarda raflar, rafların önünde de tezgahlar vardı. Bana biraz beklemem gerektiğini belirttiler.
Ve beni ileride camdan bir duvarın önüne oturttular. O sırada tezgahın arkasındaki telefon çaldı. Orda çalışan eleman telefonla konuştu ve benim tarafa dönerek "Telefon size" dedi. 
Ben de işyerinden aradıklarını düşünerek kalktım ve telefona gidip elime aldım. 
"Alo" dedim. O sırada ordaki eleman " Bayan telefon size değil, arkanızdaki camın arkasında oturan arkadaşımıza" dedi. Meğer arkamdaki camın gerisinde bir büro gibi yer varmış, orda da bir eleman. 

Bu iki olayı  uzun bir süre kimseye anlatamamıştım utancımdan.

NE ÖNEMİ VAR Kİ?







Kimi zaman içimden çok güzel kelimeler geçiyor. Yakalayıp çok hoş manalı cümleler kuruyorum ve o an kendimi  Madam Curie gibi hissediyorum. Çok büyük bir buluş yaptım diyorum. İnsanların beynine güm diye girecek, kalplerine tsunamiye yol açan deprem etkisi yaratacak diyorum.
Ama  nedense yazılınca anlamını yitiriyorlar.
Büyü bozuluyor, yoluma ışık olan yıldızlar sönüyorlar, bir meteor taşıyken, atmosfere giripte yeryüzünün kucağına düşünce kapkara, şekilsiz uzay taşından bişi oluveriyorlar.
Hatta öyle ki bazen de yazıyorum sadece ama sadece yazıyorum. Yazımı düzenlemek için son kez okuduğumda bakıyorum bunu ben mi yazdım diyorum. Kurduğum cümlelerde nedense anlatmak istediğimi anlatamadığımı, orda ne anlatmak istedim ki diye düşünme noktasına geldiğimi fark edince de daha ben mealini veremiyorsam yazdıklarımın, okuyanlar ne çıkaracak ki diye düşünmeden de yapamıyorum.
Bazen de diyorum ki kimler okuyor acaba yazdıklarımı?
Benim nerde ne  demek istediğimi, neyi demediğimi anlıyabiliyorlar mı acaba?
Burası madem içimi dökmek adına yazdığım bir sayfay neden kendime bazen- ama çoğu zaman- otokontrol yapıyorum ?
İçimden geçenleri yazdığım bu sayfanın okunmasından utanacağımı, yanlış yargılanacağımı düşünüyorsam niye yazıyorum ki?


Gerisi...
Yok vallahi yok. 
Aklıma gelen bişi yok.
Birileri açlık çekerken,
Kocasından dayak yiyip, çocuklarına sığınmış bir kadın,
Kendisine yanan yeşille tüm yollar onunken yitirilen canlar,
Sınırda elden göz göre göre yitirilen vatan için nöbet tutan mehmetçik,
Selde, depremde, madende, havaya sıkılan kurşunla yitip giden hayatlar,
Bir fener ışığıyla sanki nur görmüş gibi kör olmuş gözler,
Uyurken kıçından akşam beyaz ev'de fazla yediği fasulyenin etkisiyle ülkesini kurtarmak! adına palavralar sıkan birileri varken,
Benim yazdıklarımın ne önemi var ki ?