kelime etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kelime etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Nisan 2010 Cumartesi

Sıkıldım


YALNIŞ değil YANLIŞ

HERKEZ değil HERKES

  Of yaaa nereye baksam böyle !

30 Eylül 2009 Çarşamba

NE ÖNEMİ VAR Kİ?







Kimi zaman içimden çok güzel kelimeler geçiyor. Yakalayıp çok hoş manalı cümleler kuruyorum ve o an kendimi  Madam Curie gibi hissediyorum. Çok büyük bir buluş yaptım diyorum. İnsanların beynine güm diye girecek, kalplerine tsunamiye yol açan deprem etkisi yaratacak diyorum.
Ama  nedense yazılınca anlamını yitiriyorlar.
Büyü bozuluyor, yoluma ışık olan yıldızlar sönüyorlar, bir meteor taşıyken, atmosfere giripte yeryüzünün kucağına düşünce kapkara, şekilsiz uzay taşından bişi oluveriyorlar.
Hatta öyle ki bazen de yazıyorum sadece ama sadece yazıyorum. Yazımı düzenlemek için son kez okuduğumda bakıyorum bunu ben mi yazdım diyorum. Kurduğum cümlelerde nedense anlatmak istediğimi anlatamadığımı, orda ne anlatmak istedim ki diye düşünme noktasına geldiğimi fark edince de daha ben mealini veremiyorsam yazdıklarımın, okuyanlar ne çıkaracak ki diye düşünmeden de yapamıyorum.
Bazen de diyorum ki kimler okuyor acaba yazdıklarımı?
Benim nerde ne  demek istediğimi, neyi demediğimi anlıyabiliyorlar mı acaba?
Burası madem içimi dökmek adına yazdığım bir sayfay neden kendime bazen- ama çoğu zaman- otokontrol yapıyorum ?
İçimden geçenleri yazdığım bu sayfanın okunmasından utanacağımı, yanlış yargılanacağımı düşünüyorsam niye yazıyorum ki?


Gerisi...
Yok vallahi yok. 
Aklıma gelen bişi yok.
Birileri açlık çekerken,
Kocasından dayak yiyip, çocuklarına sığınmış bir kadın,
Kendisine yanan yeşille tüm yollar onunken yitirilen canlar,
Sınırda elden göz göre göre yitirilen vatan için nöbet tutan mehmetçik,
Selde, depremde, madende, havaya sıkılan kurşunla yitip giden hayatlar,
Bir fener ışığıyla sanki nur görmüş gibi kör olmuş gözler,
Uyurken kıçından akşam beyaz ev'de fazla yediği fasulyenin etkisiyle ülkesini kurtarmak! adına palavralar sıkan birileri varken,
Benim yazdıklarımın ne önemi var ki ?



23 Mayıs 2009 Cumartesi

Yazıyorum, siliyorum.

Yazıyorum, siliyorum. Yazıyorum, siliyorum.
Neler yazmak isterdim aslında. Neler var aklımda neler. Başında öznesi olan ama sonuna yüklemini ekleyemediğim. Ya da bulduğum bir yüklemi hangi tekil ya da çoğul kişiye, nereye, kime bağlayacağımı bilemediğim. Yazabilmek için küçük küçük, kendimce bana ilham verenler vardır. Bu ya bir resimdir, fotoğraftır alır beni içine çeker.
Ya da bir şarkının bir nağmesi alır beni götürür ya bir çöle savurur, ya da bir dağın zirvesine çıkarır. Ben buraya nasıl gelmişim? Neresi burası demeden başka bir nağmede alır beni en eski hatıralara, anlara çıkarır ansızın bir daracık sokaktan koskoca bir meydana çıkar gibi.
Bazen tamam diyorum yazıcam. Konum belli, müziğimide seçmişim sağolsun kelimelerde birer cümle haline girmiş hazırol vaziyette beni bekliyorlar. Oturuyorum bilgisayarın başına yazı yazacağım sayfamı açıyorum. Parmaklarım klavyede büyük harfle başlamaya hazırım. Hopp kelimeler, cümleler yok olmuşlar. Hadi diyorum gelin saklambaç oynamanın zamanı değil. Nedense ebe olanda hep benim aramaktan, sizi bulamamaktan ve sobelenmekten bıktım. Ama yok yok yok. Gelmiyor bir şey aklıma. Sanki hafıza kaybına uğramışım. Elim çenemde rasgele bir harfe basarak aynen şöyle llpkşjkklpppğğğğ bekliyorum. Ama ne gelen var ne de gelen. Aslında bir önceki cümlenin sonuna giden yazmak uygundu fakat onlar zaten gittiği için o anda orda olmayan için ordaymış gibi yazmak olmazdı. Bir saniye yaa ben ne yazdım en son. Ekrana bakmıyorum ki garip bir cümle kurduğumun farkındayım ama nasıl kurdum?
İşte şuncacık paragrafta geçen kelimeler, cümleler çok şükür ki asıl yazmak istediklerim kaçarken yakaladıklarım.

22 Nisan 2009 Çarşamba

Hiç?



Maksadını aşan kelimeler sarfettiğiniz oldumu hiç sizinde?
Söylememeniz gerekirken birden dudaklarınızdan dökülen,
Dökülürkende kendi kulaklarınızın inanamadığı?

Hedefini tutturamadığınız hareketleriniz oldumu hiç?
Elinizi uzattığınız anda tutulmayacağını anladığınızda,
Havada kalan elinizi nereye koyacağınızı bilemediğiniz?

Yanınızdayken sevdiğinizle elele, diz dize, kol kola
Onun sizden çok uzaklarda olduğunu farkettinizmi hiç?
Varmak istesenizde yanına, koyduğu setleri aşamadığınız?

Kimseye haber vermeden sırtınıza bir ceket alıp
Kendinizi yollara vurmak istediğiniz oldumu hiç?
Uzaklaşmak o an için olduğunuz yerden?
Bedenen epey yol alsanızda yorulupta oturduğunuzda bir köy kahvesinde
İçtiğiniz çayın parasını ödemek için elinizi cebinize attığınızda
Aslında uzaklaşmak istediklerinizin cebinizde olduğunu farkettiğiniz?

İçtiğiniz oldumu hiç?
Gece boyunca her kadehi unutmak için diye kaldırdığınız?
Ama sabah olunca unutamadığınızı,
Aslında unuttuğunuzun unutmak olduğunu?

Yazmak istediğiniz oldumu hiç?
İçinizden gelerek kelimeleri kurmadan,
Özne, nesne, yüklem kurallarına bakmadan gelişigüzel.
Hissettiğiniz dilden anlatmak derdinizin çaresini bulmak için?

Bastırmaya çalıştığınız oldumu hiç acılarınızı,
Kabuk bağlaması için en çokta üstüne koyarak güya sevinçlerinizi?

Düşündüğünüz oldumu peki?
Aslında düşündükçe varolduğumuzun farkına varırken
Nasıl üzüldüğümüzü,sevindiğimizi,yıkıldığımızı,
Ayağa kalkarken uğruna akıttığımız gözyaşımızın,
Harcadığımız alın terimizin, kas gücümüzün,
Bizi nereden gelip nereye getirdiğini,
Nereye gideceğimize karar vermeye bizi nasıl etkilediğini?




Şarkı; Timur Selçuk - Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın -
Resim; Alıntı.