köy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
köy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Temmuz 2009 Cuma

Sıcağa rağmen yazabildiklerim




Bazen tıkanıyorum ne yazsam acaba diye? Yaz gelince sanırım düşüncelerim, beynimde tatile çıktılar. Yinede biraz yazayım neler yapıyorum diye takip edenler var ;) -bu bir göz atma işareti -

Çarşamba günü ani bir kararla İzmir'e yakın olan Annem'in köyü Kemalpaşa Halilbeyli Köyü'ne gittim. Günübirlik akşam döndüm. Teyzemi, dayımı, kuzenleri ziyaret ettim.Köyün tozlu yolları falan demiyeceğim yoktu toprak yollar. Baharda gittiğimizde damlara gidip buzağı ve inekleri sevmiştik. Şimdi hava sıcak diye o taraflara gitmek istemedik. Küçükken pek fazla sevmesemde köyü yinede o yollardan tekrar geçmek çok güzeldi. Evet köyü sevmezdim çünki kimse Türkçe konuşmazdı. Halilbeyli köyü boşnak köyü olduğu için herkes, oyun oynayacak bir iki kayda değer arkadaşlarım bile boşnakça konuşurdu. Yanımdaki yabancı bilmez, anlamaz demezler konuşurlar.

Çok kötü bir huyum var. Gereksiz ışıkları bazen gerekli olanları bile kapatmak gibi. Her lamba düğmesinin altında askeriyedeki gibi "Gereksizse söndür" yazısını görüyor gibiyim. Böyle olunca başıma kazalarda gelmiyor değil. Yine ışığı kapattım o karanlıkta odadan çıkmaya çalışıyorum küttt diye bir ses. Öyle böyle değil ama gerçekten çok kötü çarptım kapıya. Eşim hemen kalktı ayağına bişi oldumu diye sordu. Bende ayağımı çarpmadım elmacık kemiğimi çarptım dedim. Elmacık kemiği yaa ne demek. Nasıl acıdı hemen buz falan bastırdık. Yoksa yüzümdeki morluğun nedenini kapı desem kimse inanmaz ama gerçekten kapıya çarptım ben.

Haber geldi kayıp oğluuşumuz Lucky'e benzeyen bir köpek görmüşler Buca Koop civarında.Akşam gittik gezindik ama ne yazık ki bir sonuç çıkmadı :(

Yarın İzmir'de yılın en sıcak günü yaşanacakmış. Benimde kuzenle niyetim Kemeraltına gitmekti. Eh bu sıcakta beynimi haşlamaya niyetim yok vazgeçtik. 

Resimler : Halilbeyli köyü minik buzağılar, Samsun'dan dönerken uçaktan çektiklerimden, Halilbeyli köyü teyzem ve kızı, Yeğenim emirhan ve ayak parmaklarına çizdiğim yüzler, lucky

Şarkı : Goran Bregoviç - Ederlezi Eee boşnakça olmalı de mi?

15 Mayıs 2009 Cuma

Dünyaaa yenidennn dönüyorrrr



Aslında başka bir yazı yazmak istiyordum. Daha doğrusu bir yerde okuduğum bir yazıyı yayınlamak istiyordum. Sayfa açılıncaya kadar geçen sürede dinlemekte olduğum şarkınında etkisiyle fikrimi değiştirdim. Birde nedense pek bi ağlamaklı oldum şu son saatlerde yine :(

Aslında ben böyle biri değilimdir. Sıkıntının, üzüntünün o insanı kendinden eden, kaybettiren sonsuz uçurum kenarlarım yoktur mesela. Benim dünyam düzdür, yuvarlak değil. Yuvarlak olursa yine kendime başladığım noktaya ulaşacağımı düşünürüm. Bir abimiz bir gün bana şöyle demişti "Geri gitme daima ileriye git" aslında bir nasihat verme anında dememişti bunu. Evlerinin bahçe kapısını açarken aklıma başka bişi gelmiş geri dönmek için adım atmıştım işte o zaman bana bunu demişti. Sonra bunun bir nasihat olarakta kullanılabileceğini fark edip gülmüştük.

Ben bu düz dünyamda kendime öyle tepeler, çukurlar, dağlar oluşturmam. Ama bazen dışarıdan gelen kar, yağmur, güneş, toprak kaymaları gibi olayların yaratabileceği afetler olmuyorda değil dümdüz dünyamda. Kocaman bir nefes alıp bu olayların hayatımda, ruhumda, vücudumda bana ileride sıkıntı açmamasını sağlamaya çalışırım. Biliyorum ki bu gibi olayların sonunda -eğer sağ olurda yaşarsam- Eşim'i sevdiğimi anladığım 62 nolu belediye otobüsündeki an gibi, yağmurdan sonra oluşan gökkuşağını gören şanslı insanlardan olduğumu düşünüp beni gülümseten anlardaki gibi çarpmayacak kalbim. Yada bir komşunun pişerken kokmuştur diye düşünerek getirdiği kurabiyenin tadını, hep beraber kurban bayramında yenilen kavurmanın tadını alamayacak kadar tatsız bir doktor diyeti yerine geçecek.

Ben ne anlatıyordum? Ne anlatacaktım? Haydaa unuttum şimdi. Sanırım yazmadan önce fark ettim ki kendi yarattığım düz dünyamda bir uçurum kenarı keşfettim. Ordan bir an önce uzaklaşmam lazım. Gerçi yazarken uzaklaştığımı hissediyorum sanki. Bu son cümleden sonra bayağı ne yazsam acaba diye bir bekleme süresi geçirdiğimi fark ettim. Sanırım sıkıntım geçti, bende biraz sakinleştim. Eh hadi bakalım iyi geceler.


Beni bunları yazmaya sürükleyen şarkı : Redd - Dünya
Resim: İzmir Kemalpaşa Halilbeyli -Boşnak -Köyü (Annem'in doğduğu köy)


22 Nisan 2009 Çarşamba

Hiç?



Maksadını aşan kelimeler sarfettiğiniz oldumu hiç sizinde?
Söylememeniz gerekirken birden dudaklarınızdan dökülen,
Dökülürkende kendi kulaklarınızın inanamadığı?

Hedefini tutturamadığınız hareketleriniz oldumu hiç?
Elinizi uzattığınız anda tutulmayacağını anladığınızda,
Havada kalan elinizi nereye koyacağınızı bilemediğiniz?

Yanınızdayken sevdiğinizle elele, diz dize, kol kola
Onun sizden çok uzaklarda olduğunu farkettinizmi hiç?
Varmak istesenizde yanına, koyduğu setleri aşamadığınız?

Kimseye haber vermeden sırtınıza bir ceket alıp
Kendinizi yollara vurmak istediğiniz oldumu hiç?
Uzaklaşmak o an için olduğunuz yerden?
Bedenen epey yol alsanızda yorulupta oturduğunuzda bir köy kahvesinde
İçtiğiniz çayın parasını ödemek için elinizi cebinize attığınızda
Aslında uzaklaşmak istediklerinizin cebinizde olduğunu farkettiğiniz?

İçtiğiniz oldumu hiç?
Gece boyunca her kadehi unutmak için diye kaldırdığınız?
Ama sabah olunca unutamadığınızı,
Aslında unuttuğunuzun unutmak olduğunu?

Yazmak istediğiniz oldumu hiç?
İçinizden gelerek kelimeleri kurmadan,
Özne, nesne, yüklem kurallarına bakmadan gelişigüzel.
Hissettiğiniz dilden anlatmak derdinizin çaresini bulmak için?

Bastırmaya çalıştığınız oldumu hiç acılarınızı,
Kabuk bağlaması için en çokta üstüne koyarak güya sevinçlerinizi?

Düşündüğünüz oldumu peki?
Aslında düşündükçe varolduğumuzun farkına varırken
Nasıl üzüldüğümüzü,sevindiğimizi,yıkıldığımızı,
Ayağa kalkarken uğruna akıttığımız gözyaşımızın,
Harcadığımız alın terimizin, kas gücümüzün,
Bizi nereden gelip nereye getirdiğini,
Nereye gideceğimize karar vermeye bizi nasıl etkilediğini?




Şarkı; Timur Selçuk - Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın -
Resim; Alıntı.