yağmur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yağmur etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Şubat 2011 Perşembe
İki gündür aralıksız yağan yağmurlar da neydi öyle.
Bir de fırtına ki aman Allah'ım arka bahçe limon ağacının yapraklarıyla dolmuş
Bahçeyi süpüreyim dedim salyangozlar çoğalmış pıtıraklar gibi
Güneş yüzünü gösterince pek mutlu oldum hemen makinaya çamaşırlar atıldı
Kavuşturuvermeli güneşle onları
Evdeki tüm camlar açık, sırtımda bir penye bir ince yelek, ayağımda çorap yok
Ama üşümüyorum ki...
Sanırım bahar geliyor yoksa neredeee böyle durmak.
Benim makina sıkma programına geçtiği sesinden belli birazdan havalanacak mübarek..
20 Aralık 2010 Pazartesi
Günlük işler
Sabah kalktığımda evin tüm pencerelerini açtım
Yüzümü yaladı bugün yağmur dolu rüzgarlar
Bahçede eski koltukta yatan kedicik bir gözünü açıp kapadı bana
Akşamdan kalan makarnayı koydum afiyetle yedi
Badana için koşuşturdum ve buldum abimizi
Kahvehaneye gitmiş gittim bende bir er kişiye seslendim
Aradılar buldular içeriden Çarşamba gelicek
Sonra da halı, giysi ıvır zıvırla dolu olan yatak odasını düzenledim
Hava güzel di ya benimde moralim iyiydi
Akşama yemek düşünürken
Eşimin sürekli istediği mercimek köftesine karar kıldım
Yanına da mayalı poğaça yaptım
Bayağı yapmışım yarın teyzemin günü var giderken götüreyim bari.
Not: video" Öyle bir geçer zaman ki" dizisinin bu haftaki tanıtım fragmanında
yangın sahnesinde çalan şarkı Spy Game filminden
Not: video" Öyle bir geçer zaman ki" dizisinin bu haftaki tanıtım fragmanında
yangın sahnesinde çalan şarkı Spy Game filminden
29 Ekim 2010 Cuma
Bayramımız kutlu olsun....
Dün neydi öyle o yağmur aman Allah'ım.
Dizlerime kadar ıslanmış biri olarak
Ayaklarımı zor ısıttım.
Yazmıştım dün Gaziemir'e gidicem diye.
Yürüyerek gidecektim sonra hadi yeni metroyu kullanayım dedim.
Atladım bizim otobüsün son durak yönüne
Teyzemin kızını da aradım çıkmadan bak çıkıyorum otobüse binince çağrı yapıcam
Çık evden aynı otobüse binelim dedim.
Benden önce gelen otobüse binmiş neyse son durakta buluştuk
Metronun Esbaş durağına geldik.
Sabah yağan şiddetli yağmurdan dolayı Şirinyer-Kemer arasındaki hat kötü olmuş
Metro tek yönde çalışacakmış gecikme olacak dediler
Amann dedik güneşte var sıcacık otobüsle gideceğimize bekleyelim dedik.
45 dakika beklemişiz ama sohbetten farkına bile varamadık.
Flaş flaş nitelendirilecek bi takım aile sohbetlerimizi yaptık
Onu çekiştirdik bunun boyunu uzattık
Lc'ye vardık bi kalabalık bi kalabalık sanırsınız bedava dağıtım var bayram nedeniyle
Zar zor değişim için pantolon buldum kendime
Bi tanede her seferinde kendine alıyorsun ama bana almıyorsun diyen eşime bi kazak aldım
Kasadayken dışarıya kaydı gözüm sandım saatlerdir buradayız akşam oldu.
Meğer saat 15,30 olmuş ama öyle bir bulut gelmiş ki kapkara
Lisedeyken katıldığım orotoryoda okuduğum ezberimde kalmış
Şu dize döküldü hemen dudaklarımdan
"Gökyüzünde kara kara bulutlar,
Başımıza nerden geldiniz?
Bizler konuk severiz ama,
Düşmanları sevmeyiz! ... "
Buca dolmuşuna atladım yağmurda başladı zaten
Şirinyer'den Annem'e giderken bekledim biraz Tansaş'ın önünde dinsin diye yağmur
Baktım dinmiyor açtım şemsiyemi bide hava güzel diye spor ayakkabı giymiştim
Sokağa girdim bir su içinde kaldım ki ayakkabılarım, çoraplarım yıkandı resmen
Yapacak bişi yok dedim bu saatten sonra karnımda açtı böldüm ekmekten
Yavaş yavaş yürüyerek suların içine girerek hem kuru ekmek yedim hemde Annem'e gittim.
28 Ekim 2010 Perşembe
Dönük paça
Gözümü açtım yok dedim sabah olmamış daha.
Bi karanlık ki of of..
Baktım eşim giyiniyor
hopp dedim noluyo daha erken değil mi?
Vardır böyle bazen acayipliklerimiz
Tatil günü işe geç kaldım diyip fırlamaklar yataktan
Gece vakti dürtüp beni hangi gündeyiz diye sormalar
Yok dedi saat 7 oldu işe gidicem baktım saate evet doğru
Ama hava hala karanlık
Bide yağmur ki aman aman sanki tüm musluklar açılmış
Havuz problemi yeniden yazılıyor
Sonra yine daldım uykuya
Ara ara gözümü açıyorum yok diyorum uyumuyorum ben galiba
Uykum kaçtı
Saate bakıyorum 10 olmuş.
Yağmur dindi ben kalkınca
Kahvaltı ettim doyurdum karnımı kaç günden sonra
Dışarı çıkıcam yine kapanmaya başladı hava
Yalnız yazmadan edemiycem
Ankara'da Optimum'da ki LCwaikiki mağazasından kot almıştım
Paçasını elimle kot dikişi kıvırmış hatta giymiş bir de yıkamıştım
Sonra fark ettim ki sol paça da dönüklük var
Buradaki mağazaya gittim incelediler fişini getirin değiştirelim dediler
İşte müşteri memnuniyeti budur.
Yürüyüşte yapıcaz umarım yağmaz hava
Gaziemir Outlete gidicez bakalım buluruz inşallah
Dönük olmayan bi paça.
Bi karanlık ki of of..
Baktım eşim giyiniyor
hopp dedim noluyo daha erken değil mi?
Vardır böyle bazen acayipliklerimiz
Tatil günü işe geç kaldım diyip fırlamaklar yataktan
Gece vakti dürtüp beni hangi gündeyiz diye sormalar
Yok dedi saat 7 oldu işe gidicem baktım saate evet doğru
Ama hava hala karanlık
Bide yağmur ki aman aman sanki tüm musluklar açılmış
Havuz problemi yeniden yazılıyor
Sonra yine daldım uykuya
Ara ara gözümü açıyorum yok diyorum uyumuyorum ben galiba
Uykum kaçtı
Saate bakıyorum 10 olmuş.
Yağmur dindi ben kalkınca
Kahvaltı ettim doyurdum karnımı kaç günden sonra
Dışarı çıkıcam yine kapanmaya başladı hava
Yalnız yazmadan edemiycem
Ankara'da Optimum'da ki LCwaikiki mağazasından kot almıştım
Paçasını elimle kot dikişi kıvırmış hatta giymiş bir de yıkamıştım
Sonra fark ettim ki sol paça da dönüklük var
Buradaki mağazaya gittim incelediler fişini getirin değiştirelim dediler
İşte müşteri memnuniyeti budur.
Yürüyüşte yapıcaz umarım yağmaz hava
Gaziemir Outlete gidicez bakalım buluruz inşallah
Dönük olmayan bi paça.
Bab-ı Esrar
Gecenin şarkısı da şu olsun
Bi tık lütfen...
Yeni Türkü - İstersen hiç başlamasın
Yağmur başlamış sesi geldi dışarıdan
Sakin ama hızlı yağıyor.
Blog sayfamın temasına son kez karar verdim
Ve yine ilk yaptığım temaya döndüm.
Kapkara takılmak istiyorum bu sıralar
Ruh halim böyle değil bilginiz olsun.
Yaşayıp gidiyorum işte.
Gerçi bakıyorum da bazen etrafıma
Pek farkımız yok bitkilerden sadece yürüyebilme özelliğimizden başka.
Ama nedense bi gariplik te hasıl oldu bana bu günlerde
Aç dolanıyorum sürekli ortalarda.
Sanki rejim yapıyorum.
Yemiyorum.
Açım ama yemek yemiyorum.
Bi elma, bi poğaça bir iki lokum atıyorum ağzıma gün boyu.
Suda içmiyorum pek.
Öyle bi rahatsızlığımda yok aslında, sıkıntım falan
Ama yemek yemek istemiyorum.
Şu anda da mesela hala aynı durumdayım.
Ben şu saatte bile yarım ekmek götüren insandım
Bir iki lokum attım yine ağzıma tamam
Neyse yaa mevsim geçişi olur böyle bazı.
Açlıkta bi yere kadar eli mahkum yicem
Hadi bakalım iyi geceler
Biraz kitap okuyayım
Ahmet Ümit Bab-ı esrar okuyorum
Başlardayım daha...
7 Şubat 2010 Pazar
Hava nasıl yağmurlu bir o kadar da soğuk.
Umarım bu yağmurdan sonra biraz düzelir havanın durumu.
Malum pazar bugün ve iki sokak sonra kurulan semt pazarına
gitmek pek bir işkence geldi bize. Ya orda ki satıcılar naapsın :((
Aslında pazardan pek alacağım bişi yok ama yine de ıslanmayı,
üşümeyi göze alarak gitmeye karar verdik.
Önce Eşim'in pek sevdiği "papağan çiğdemi" denilen çiğdemden aldık.
( Not: İzmir'ce çiğdem = çekirdek demektir. )
Bana da Ankara çiğdemi denieln beyaz çiğdem den aldık.
Eskiden kıbrıs çiğdemi vardı uzun siyaj çiğdem kalmadı artık onlardan.
Bir de ben küçükken yazın yediğimiz karpuzun çekirdeklerini tuzlayıp kurutup saklardık.
Annecim bir kumaş kese içinde saklardı.
Kışın çıkarır tavada kavurup yerdik.
O ne tattı öyle, kavrulmuş kahve tadında.
Yan komşularımızda kavunun çekirdeklerini saklardı aynı böyle ve kavururlardı.
yoklukmuydu yoksa çiğdemmi yoktu ya da öyle gördükleri için miydi bilmem.
Bana da Ankara çiğdemi denieln beyaz çiğdem den aldık.
Eskiden kıbrıs çiğdemi vardı uzun siyaj çiğdem kalmadı artık onlardan.
Bir de ben küçükken yazın yediğimiz karpuzun çekirdeklerini tuzlayıp kurutup saklardık.
Annecim bir kumaş kese içinde saklardı.
Kışın çıkarır tavada kavurup yerdik.
O ne tattı öyle, kavrulmuş kahve tadında.
Yan komşularımızda kavunun çekirdeklerini saklardı aynı böyle ve kavururlardı.
yoklukmuydu yoksa çiğdemmi yoktu ya da öyle gördükleri için miydi bilmem.
Sonrada maydanoz ve roka baktım. Maydanoz yapacağım lahana sarması için.
Roka ise mercimek çorbasının yanında müthiş oluyor. Haa bir de brokoli aradık.En sonunda bulduk bir yerde hemen alıp çıktık pazardan. Zaten biraz daha kalsaydık eminim yüzerdik.
Semt pazarımızın yeri geçici olarak değiştiği için ne yazık ki eski bir dere yatağının ıslah edilip betonlaşmasıyla oluşan bir yolda kuruluyor. Ne zaman yağmur yağsa tüm sular burdan akıyor. Zaten yağmurlu havalarda pazara terlikle giderim. Ayakkabıyla gidince ayaklarım daha çok ıslanıyor. Şimdi böyle terlikle olunca şap şap suların içinden geçtim. O soğuk sular parmaklarımın arasından geçerken soğuktan ürperdim. Eve gelince giderken sobanın yanına bıraktığım çoraplarımı giymek harika oldu.
Şimdi müsade bana birazdan Dijitürk'te Dizimax kanalında Grey's Anatomy dizim başlıyacak.
Sobanın yanında çiğdem çitirdeyerek seyredicem.
Arap kızı
İzmir'de öyle bir yağmur var ki,
Aklıma şu tekerleme geldi.
Yağmur yağıyorrrrr
Seller akıyorrrrrr
Aaarapppppp kıızııııı
Camdan bakıyorrrrrrr.
Aklıma şu tekerleme geldi.
Yağmur yağıyorrrrr
Seller akıyorrrrrr
Aaarapppppp kıızııııı
Camdan bakıyorrrrrrr.
10 Kasım 2009 Salı
Şeniz'lik haller
Lütfen yandaki "sevdiğim müzikler1 kısmındaki
parçayla beraber okumanızı rica ederim.
parçayla beraber okumanızı rica ederim.
Bazen çok akıllı olurum ama nedense bazen de
Hani derler ya "basireti bağlanmak."
Stop!
Kalırım aynen öyle.
Karşınıza sanırsınız ki
Eski usul bilmem kaç yılından kalma
Hamamda bilmem hangi harem dilberine
Eşlik etmiştir bilinmez
Eşlik etmiştir bilinmez
Bir tas çıkarılmıştır yayın arşivinden.
Öylece bakarım karşımdakine
Sanki uzaydan gelmişim de
Sanki uzaydan gelmişim de
İnsan denen mahluk nedir?
Anlamaya çalışır gibi.
Bu anlattıklarımı bana soru soran kişiye 1 saniyelik zaman diliminde
Cevabı düşünürken yaşarım.
Niye anlattımsa şimdi bunu bir yere bağlıycaktım ama unuttum yaaaa..
Neyse,
Gelelim başka şeylere.
Daha sabah başladı yine ben deki o melankolik haller.
Hani bahsetmiştim geçen gün bir ayağı kırık çöp konteynerinden.
Hah işte o konteyneri çevirmişler tepesi aşağıya
koymuşlar yolun bi kenarına.
Yanına da nispet yaparcasına duran yeni bir konteyner yerleştirmişler.
O haline çok üzüldüm konteynerin :(((
Ama yanında kasım kasım kasılan konteynerde dedim ki;
"Fazla kasılma,senide kasarlar daha Allah demeden
alıverirler seni de tepesi aşağıya"
Duydumu dediklerimi, hissettimi bilmem ama takip edicem
Bakalım ne kadar dayanacak.
Sabah içim bi hoş oldu yine saat 09,05'de.
O çalan siren sesleriyle Atatürk'ün ruhununda uçtuğunu düşünürüm ben.
Bugün İzmir'de öyle rüzgar vardı ki
Ağaçları salladılar, yaprakları savurdular ordan oraya.
Bir neşeli telaş içinde yağmur yüklü bulutları kattılar önlerine
kovalamaca oynarcasına.
Hatta o savrulan yapraklardan biri yemeğe giderken elime düştü benim.
Böyle bir tesadüf olabilir mi yaaa...
Çok mutlu oldum hemen masamda kalemliğime yapıştırdım.
Aşağıda o yaprak olmasa da çünki o şu anda işyerimde.
Kurumuş yapraklardan gül yapmayı gösteren bir sayfaya gidebilirsiniz.
Tam zamanı kuru yaprakların bol olduğu bu günlerde yapılabilecek bir el işi.
Kolay gelsin...
27 Ekim 2009 Salı
Biz küçükken
Biz küçükkken;
Bir keresinde Babam tarasadaki asmada olgunlaşmış üzümleri vermiş arkadaşlarına.
Sanki çok yiyoruz da bir surat yapmıştıkki of of.
Bir keresinde de Babam kahvede arkadaşlarına sigarasından ikram ederken erkek kardeşim görmüş. Babamı çağırmış kahvenin karşısında caminin köşesinde kızmaya başlamış. Babama "sigaranı niye dağıtıyorsun". Bu laflara değil ama son anda kardeşimin Babama attığı tokada yetişmiştim.
Bir keresin de Babacım bıyıklarını kesmiş akşam eve gelince fark ettim. Başladım bağıramaya," Sen benim babam değilsin, başka adamsın ne işin var evimizde gitt" diye.
Bir keresin de Babam yine kahvede -zaten kahveyle aramızda bir ev, bir cami var- misafir gelmiş eve annem çağırtıyor Babamı. Ama kalkıpta geldiği yok babamın .
Bu sefer ben gidiyorum kahvenin kapısına ne kadar kızmışsam bağırıyorum "Babaaa annem seni kapının arkasında odunla bekliyorrr" tüm kahve kahkahadan yıkılıyor, babam yine eve gelmiyor :)))
Yine bir gün Annem teyzenden bir kavanoz yağ alıp gel diyor bana .2 sokak aşağıda oturuyor teyzemler. Gidiyorum ama dönüşte dinlenmek için kaldırıma yağ dolu kavanozu koyarken elimden kayıyor yere sert oturan kavanoz kırılıyor. Ben elimde kapağı kalmış şekilde gidiyorum eve. Annem aynen şöyle diyor " Doğruuu banyoya " eh bundan sonrasını anlatmama gerek yok sanırım.
17 Temmuz 2009 Cuma
Out of reach
Gerçekten çok uzun zaman önceydi. Bu şarkıyı ilk duyduğumda bana neler hissettirdiğini hala hatırlarım o an gibi. Klibini izlerken Gabrielle'nin trende uzaklara giderken başını cama dayayışı gibi yapmak istemiştim. O an içimden kalkıp uzaklara gerçekten çok uzaklara gitmeyi düşlemiştim. Bir sabah kalkacağım kimseler uyanmadan daha ve hazırladığım bir çanta ile tren garına gidecektim. Hava yağmurlu olmalıydı tıpkı o klipteki gibi. Tren garındaki hareket saatlerini belirten levhadaki ilk trene bir bilet alıp oraya gitmek istemiştim.
Gittiğim yer ya da beni orada bekleyecek birisinin olması çok da önemli değildi açıkçası. Belki de önemliydi ama benim anlatmak istediğim o değil bana bunları hisettiren bu şarkı. Bu şarkıyı kaydedip günlerce durmadan ileri geri sarıp durmadan dinlerdim. Aslında tam çevirsini bulamadım şarkının adı Out of reach şimdiye kadar uzanmak olabilir mi acaba?
Bilemiyorum. Şarkınında ilk başında da dediği gibi çok aptalca bir düşünceydi...
20 Haziran 2009 Cumartesi
Cennet bahçeleri

Çeşmelerinden içimi hoş sular akar o bahçelerde,
Bir yudum içseniz bile geçer günlerce çöllerde susuz kalmış haliniz.
İçinde her tür ağaç barınır o bahçelerde,
O ağaçların altından geçerken güneş yüzü göremezsiniz.
Bir ağacın gölgesi bile bir yaz mevsimini geçirecek kadar kocamandır.
Daha önce hiç görmediğiniz, adını, tadını bile bilemediğiniz
Her ağacın meyvesinden bir kere ısırmak bile yeter
Kıtlıktan çıkmışcasına aç olduğunuzu hissettiğinizde.
O bahçelerde o kadar güzel hayvanlar dolanır ki ortalıkta
Sizi sırtınıza alıp gezdirmek isteyen tek boynuzlu beyaz atlar
Tüylerindeki renkleri bile bilemediğiniz rengarenk tavuskuşları.
Bir çiçek tarlası açılır önünüze ansızın
Ne kokusunu duymuşsunuzdur ne de isimlerini bilirsiniz
Değişik değişik kimi narin, küçük kimi dev gibi insanı yutar.
Bir yağmur yağar aniden şakır şakır
Ama ne bir bulut vardır gökyüzünde, ne de ıslanırsınız
Ağzınıza gelen damlalardan anlarsınız ki gülden tadı şekerden şerbet.
Gökyüzü ne mavi ne yeşil ne de gridir
Gönlünüz neyse o anda odur baktığınız her yer.
Ne önünüzde uzun taşlı bir yol, ne de yumuşak bir halı vardır
Ayaklarınız yerden kesilmiş uçuyorum sanırsınız
Aslında uçmuyorsunuzdur yanınızdan geçiyordur
Düşledikleriniz, hayalleriniz, sevinçleriniz, sevdikleriniz.
Sıkıntı nedir? Zarar verir mi? Isırır mı? Sever mi? Güler mi?
Korku nedir kötülük nasıldır? Bilinmez.
Ellemi tutulur bir balta ucundadır yoksa dipsiz karanlık bir kuyumudur?
Resim: Alıntı
Yazarken bana ilham veren müzik: Loreema McKennitt La Serenissima
15 Mayıs 2009 Cuma
Dünyaaa yenidennn dönüyorrrr
Aslında başka bir yazı yazmak istiyordum. Daha doğrusu bir yerde okuduğum bir yazıyı yayınlamak istiyordum. Sayfa açılıncaya kadar geçen sürede dinlemekte olduğum şarkınında etkisiyle fikrimi değiştirdim. Birde nedense pek bi ağlamaklı oldum şu son saatlerde yine :(
Aslında ben böyle biri değilimdir. Sıkıntının, üzüntünün o insanı kendinden eden, kaybettiren sonsuz uçurum kenarlarım yoktur mesela. Benim dünyam düzdür, yuvarlak değil. Yuvarlak olursa yine kendime başladığım noktaya ulaşacağımı düşünürüm. Bir abimiz bir gün bana şöyle demişti "Geri gitme daima ileriye git" aslında bir nasihat verme anında dememişti bunu. Evlerinin bahçe kapısını açarken aklıma başka bişi gelmiş geri dönmek için adım atmıştım işte o zaman bana bunu demişti. Sonra bunun bir nasihat olarakta kullanılabileceğini fark edip gülmüştük.
Ben bu düz dünyamda kendime öyle tepeler, çukurlar, dağlar oluşturmam. Ama bazen dışarıdan gelen kar, yağmur, güneş, toprak kaymaları gibi olayların yaratabileceği afetler olmuyorda değil dümdüz dünyamda. Kocaman bir nefes alıp bu olayların hayatımda, ruhumda, vücudumda bana ileride sıkıntı açmamasını sağlamaya çalışırım. Biliyorum ki bu gibi olayların sonunda -eğer sağ olurda yaşarsam- Eşim'i sevdiğimi anladığım 62 nolu belediye otobüsündeki an gibi, yağmurdan sonra oluşan gökkuşağını gören şanslı insanlardan olduğumu düşünüp beni gülümseten anlardaki gibi çarpmayacak kalbim. Yada bir komşunun pişerken kokmuştur diye düşünerek getirdiği kurabiyenin tadını, hep beraber kurban bayramında yenilen kavurmanın tadını alamayacak kadar tatsız bir doktor diyeti yerine geçecek.
Ben ne anlatıyordum? Ne anlatacaktım? Haydaa unuttum şimdi. Sanırım yazmadan önce fark ettim ki kendi yarattığım düz dünyamda bir uçurum kenarı keşfettim. Ordan bir an önce uzaklaşmam lazım. Gerçi yazarken uzaklaştığımı hissediyorum sanki. Bu son cümleden sonra bayağı ne yazsam acaba diye bir bekleme süresi geçirdiğimi fark ettim. Sanırım sıkıntım geçti, bende biraz sakinleştim. Eh hadi bakalım iyi geceler.
Beni bunları yazmaya sürükleyen şarkı : Redd - Dünya
Resim: İzmir Kemalpaşa Halilbeyli -Boşnak -Köyü (Annem'in doğduğu köy)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


