parçayla beraber okumanızı rica ederim.
Bazen çok akıllı olurum ama nedense bazen de
Hani derler ya "basireti bağlanmak."
Stop!
Kalırım aynen öyle.
Karşınıza sanırsınız ki
Eski usul bilmem kaç yılından kalma
Hamamda bilmem hangi harem dilberine
Eşlik etmiştir bilinmez
Eşlik etmiştir bilinmez
Bir tas çıkarılmıştır yayın arşivinden.
Öylece bakarım karşımdakine
Sanki uzaydan gelmişim de
Sanki uzaydan gelmişim de
İnsan denen mahluk nedir?
Anlamaya çalışır gibi.
Bu anlattıklarımı bana soru soran kişiye 1 saniyelik zaman diliminde
Cevabı düşünürken yaşarım.
Niye anlattımsa şimdi bunu bir yere bağlıycaktım ama unuttum yaaaa..
Neyse,
Gelelim başka şeylere.
Daha sabah başladı yine ben deki o melankolik haller.
Hani bahsetmiştim geçen gün bir ayağı kırık çöp konteynerinden.
Hah işte o konteyneri çevirmişler tepesi aşağıya
koymuşlar yolun bi kenarına.
Yanına da nispet yaparcasına duran yeni bir konteyner yerleştirmişler.
O haline çok üzüldüm konteynerin :(((
Ama yanında kasım kasım kasılan konteynerde dedim ki;
"Fazla kasılma,senide kasarlar daha Allah demeden
alıverirler seni de tepesi aşağıya"
Duydumu dediklerimi, hissettimi bilmem ama takip edicem
Bakalım ne kadar dayanacak.
Sabah içim bi hoş oldu yine saat 09,05'de.
O çalan siren sesleriyle Atatürk'ün ruhununda uçtuğunu düşünürüm ben.
Bugün İzmir'de öyle rüzgar vardı ki
Ağaçları salladılar, yaprakları savurdular ordan oraya.
Bir neşeli telaş içinde yağmur yüklü bulutları kattılar önlerine
kovalamaca oynarcasına.
Hatta o savrulan yapraklardan biri yemeğe giderken elime düştü benim.
Böyle bir tesadüf olabilir mi yaaa...
Çok mutlu oldum hemen masamda kalemliğime yapıştırdım.
Aşağıda o yaprak olmasa da çünki o şu anda işyerimde.
Kurumuş yapraklardan gül yapmayı gösteren bir sayfaya gidebilirsiniz.
Tam zamanı kuru yaprakların bol olduğu bu günlerde yapılabilecek bir el işi.
Kolay gelsin...



0 yorum:
Yorum Gönder