ağlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ağlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Şubat 2010 Çarşamba

Çok kelimelerim, sözcüklerim var kafamda. Yakalayıp birbirine denklemek, güzel cümleler kurmak istiyorum ama nedense yaramaz bir çocuk gibi bana nanik yapıp kaçıveriyorlar. Sayfamda yayınladığım yazılarımın arşivine baktım biraz nedense Ekim ayı gibi bende bir hüzün, bir ağlamaklık havası nasıl hakim olmuşsa yazılarıma da yansımış. bunun en güzel örneği bir ayağı kırık çöp konteynerine ağlayan kendim için yazdığım yazıyla sabittir. Sağolsun yorum yapan blogdaşlarım bunun kış mevsimin getirdiği ölü toprağı gibi olmamaıza bağladılar.
Öyle mi peki ?
Bu bir itirafsa eğer, içten içe tütmekte olan ve bir türlü söndüremediğim, halledemediğim, halletmek için de bir çaba sarfetmediğim bir sorunum için olabilir.
Bundan sonrasını yok yazmıyacağım çünki yazarım şimdi sonra da pişman olurum.
Sağım solum beli olmaz belki de hallederimde.
Ondan sonra da alır beni bir tasa neden yazdım ki ? Ne gerek vardı ki ? Madem çözecektin bir gücün olduğunu biliyordunda niye anlattın ki şimdi der yer bitiririm kendimi. Sizden daha iyi tanımazmıyım kendimi?
Dile kolay tam  36 senedir bereberim kendimle.

Not: Yine ağladım, ben ki kolay kolay ağlamazdım.
Ama ağlayınca sanki her damlada içimden kazındı bişiler,
Karıştılar gözyaşıma eriyip gittiler.
İçime akıtsaydım daha kötü olurdum biliyorum.

10 Aralık 2009 Perşembe

Ağlayan ben

Ben kötüyüm aslında.
Ağlıyorum gülünecek halime,
Hem de şakır şakır
Hıçkıra hıçkıra.

Ayağı kırık çöp konteynerine ağlayan ben,
Otobüste gördüğü adamın çatlamış, yaralı eline ağlayan ben,
Ayakkabısı ayağından çıkan yaşlı amcaya ağlayan ben,
Yol onun olduğu halde otobüs tarafından ezilmeye ramak bırakılan
Boyacı çocuğa ağlayan ben,
Yere serdiği eski püskü modası geçmiş anahtarlıkları özenle sıralayıp
Satmaya çalışan yaşlı amcaya ağlayan ben,
(Anahtarlıklardan aldım bu arada)
Sabahtan kalmış poğaçayı yedirdiğim sokak köpeğinin
Daha sonra başı önde yürüyüp giden haline ağlayan ben.

23 Ekim 2009 Cuma

Hüzünlendim

Bu gün pek bir ağlakım. 

İşten eve dönerken yere yatmış bir köpekçik gördüm. Başını bile yere koymuş., öyleee düşünür gibiydi sanki mutsuzdu. Eğildim sevdim otobüsü kaçırma pahasına sevicem seni dedim. Başını kaldırdı çantamdan kurabiye çıkardım elimle verdim yemedi Lucky'den alışkanlık kalmış ben de. Sonra parçalayıp önüne koydum kalktım durağa yürüdüm.

Otobüsümü kaçırdım tabii hemen arkadan gelen başka bir otobüse bindim. Otobüs tıklım tıklımdı. Kulağımda radyom powerfm'i dinledim. Akşamları Bay J'nin programı oluyor eğlenceli biri :). Körüklü otobüsün körük kısmındaydım. Yanımda bir bey vardı bir ara ceketinin iç tarafına hapşurdu. Takdir ettim şu domuz gribi olayı patlak verdiğinden beri otobüslerden, insanlardan korkar oldum. 

Şirinyer'e gelince indim, Nato'nun oraya yürüyüp evime giden başka bir otobüse yetiştim. 
Bi yer buldum oturdum karşımda bir dede diyim artık. Öyle mahzun bakıyordu ki etrafa ne bileyim hüzünlendim. Cam tarafına başımı çevirdim. Bazen bir yaşlı görünce Baba'cım geliyor aklıma özlediğimi, O'nu çok sevdiğimi düşünüyorum aynen bu satırları yazarken olduğu gibi gözlerim doldu camdan dışarı bakıp biraz ağladım. Otobüsten inincede Babacığımı arayıp konuştum, onu çok sevdiğimi söyledim. 

Annem burdaydı bugün döndü Didim'e. Akşam yatarken biraz onunla yattım. Sarıldık birbirimize. Bana " Sabaha kadar beraber yatalım" dedi ama horlamaya başlayınca kendi yatağıma gittim. Ben horlama sesinden, buzdolabının, saatin sesinden uyuyamam. Kaldığım yerde saat varsa hemen pilini çıkarırm :).

Neyse tüm bunlar bir araya geldi biraz da ağlak parçalar dinledim hüzünlendim önemli bişi yok yani.