Çok kelimelerim, sözcüklerim var kafamda. Yakalayıp birbirine denklemek, güzel cümleler kurmak istiyorum ama nedense yaramaz bir çocuk gibi bana nanik yapıp kaçıveriyorlar. Sayfamda yayınladığım yazılarımın arşivine baktım biraz nedense Ekim ayı gibi bende bir hüzün, bir ağlamaklık havası nasıl hakim olmuşsa yazılarıma da yansımış. bunun en güzel örneği bir ayağı kırık çöp konteynerine ağlayan kendim için yazdığım yazıyla sabittir. Sağolsun yorum yapan blogdaşlarım bunun kış mevsimin getirdiği ölü toprağı gibi olmamaıza bağladılar.
Öyle mi peki ?
Bu bir itirafsa eğer, içten içe tütmekte olan ve bir türlü söndüremediğim, halledemediğim, halletmek için de bir çaba sarfetmediğim bir sorunum için olabilir.
Bundan sonrasını yok yazmıyacağım çünki yazarım şimdi sonra da pişman olurum.
Sağım solum beli olmaz belki de hallederimde.
Ondan sonra da alır beni bir tasa neden yazdım ki ? Ne gerek vardı ki ? Madem çözecektin bir gücün olduğunu biliyordunda niye anlattın ki şimdi der yer bitiririm kendimi. Sizden daha iyi tanımazmıyım kendimi?
Dile kolay tam 36 senedir bereberim kendimle.
Not: Yine ağladım, ben ki kolay kolay ağlamazdım.
Ama ağlayınca sanki her damlada içimden kazındı bişiler,
Karıştılar gözyaşıma eriyip gittiler.
İçime akıtsaydım daha kötü olurdum biliyorum.
Umarım bu sorununu ve tüm sorunlarını en kısa zamanda halledersin Şeniz' cim. Ayrıca ağlamak insanı rahatlatır. Hiç birimiz robot değiliz. Sıkıntı dve sevinç, kahkaha ve gözyaşı hepsi bizler için.
YanıtlaSilEvliyaullahın ağladığını biliyoruz. Kitapların yazdığına göre..
YanıtlaSilTeşekkür ederim Asuman Ablacım halledicem inanıyorum. İnanmak yarısını halletmektir ya.
YanıtlaSil