Nerde kalmıştık dün ha yıl 1996 Kültür matbaasında çalışıyordum Haziran ayında zam olayı geldi çattı. 9,5 milyon alıyorum o zaman yol vardı yemek yoktu sanırım. Birde çalıştığım yerde bi arkadaş var ki aman aman Bilgisayar bildiğimi falan gizlemiş patrondan Birde son zamanlarda hanfendi özel işlerini de yaptırmaya başlamıştı O hafta Denizkızı geldi işyerime yeni girdiği işten bahsetti içim gitti çalışma şartlarına. Çalışma şartları şöyle aylık 20 milyon yol, yemek, 3 tane ürün hakkı aldığın maaştan sigorta. Elbette içim gitti gitmez mi.. Neyse salıydı sanırım yine özel bi işini yaptırmak istedi benim başımdaki Gittim yine de özel iş de kupon biriktiriyordu bişi için modaydı o zamanlar Kuponları onaylatmak yolda vazgeçtim gitmiycem dedim kendi kendime Denizkızının yeni girdiği iş de Çankaya'da yanına gittim hani ziyaret edeyim falan diye Toplantıda dediler tamam not yazayım iletir misiniz dedim. Geri gidiyordum ki arkadaşım aşağıya indi toplantı bitmiş. Ve beni görünce çok şaşırdı "Bende seni arıyacaktım gel bi eleman eksiğimiz varmış müdür burada akşama İstanbul'a uçucak gitmeden görüşmelisin çünki yukarıda senden bahsediyordum şu anda" demez mi.. Üzerimde de etek bluz saçlar topuz yapmışım hani bi iş görüşmesi için olabilecek olumsuzluklar var falan. Neyse çıktım müdürün yanına durumumu izah ettim görüşmeyi yaptık. Bende işime geri döndüm. Ertesi gün tekrar aradılar beni işe gelmekten vazgeçen kişinin tekrar gelmek istediğini beni de uygun gördüklerini bir görüşme daha yapacaklarını ilettiler. O görüşmeye de gittim çünki işi istiyordum. Şartları çok iyiydi en yakın arkadaşım orada çalışıyordu. Sancılı bir hafta bekleme süresi başladı. Bu arada çalıştığım yerde de bi takım sıkıntılar yaşamaya başladım. İstediğim zammı alamadım, hak ettiğim bana verilmesi gereken işler bana verilmedi falan filan. Bir hafta sonra görüşmeye gittiğim yerden olumlu cevap geldi ve ben 2,5 sene çalışma hayatım sürecek Oriflame Kozmetik'te bürosunda sipariş girme, müşteri hizmetleri işine başladım. Zaten en yakın arkadaşım yanımdaydı, ortam güzeldi. Evet yorucuydu hemde çok insanlarla uğraşmak ayrı bir zordu. Çünki distribütörlük yapanlar her isteklerinin olmasını isterlerdi. Ama bunun yanında aldığımız eğitimler, çalışmalar her zaman beni geliştirdiğini düşünüyorum. Evet 2 kere hakkım yendi başka bi şehirde açılacak teslim noktasında sorumluluk pozisyonunu Ve eğitim verme pozisyonunu daha yakınlardaki tanıdıklara kaptırdım. 2,5 sene sonunda 1998 yılında şirketin küçülme olayına girmesiyle işten çıkartıldım. Haklarımı aldım.
Sonra nişan, evlilik derken 1 sene ara verdim çalışmaya. Evlenince 6 ay sonra mobilya üreten bir firmada sekreterlik işi buldum. Evim Bostanlı'da işyerim Torbalı'daydı. İzmir'i bilmeyenler için diyim İstanbul Beşiktaş'tan Pendiğe gitmek gibi. Servis vardı ama yol uzundu başka şeylerde oldu hoşuma gitmeyen işten ayrıldım. Ve 2001 yılında mayıs ayında yine bir arkadaşımın vasıtasıyla bir tekstil firmasında iş buldum. İşim telefonlara bakmaktı. Ama zamanla patronum kendi işlerini hafifletip üretime ağırlık vermek için bana iş göstermeye başladı. Hatta bu işimle ilgili yazı yazmıştım daha önce okumak isterseniz son çalıştığım iş
İşte iş maceralarım böyle. Neredeyse 6 senedir işsizim istediğim gibi bi iş bulamadım buldum nasip olmadı falan. Sigorta günümün dolması için 6,5 senem var.. Umarım tamamlayabilirim..
1992 yılında mezun oldum liseden ilk yıl kazanamadım üniversiteyi tabii. Dersaneye de gönderilmedim ama gönderilmediğim o dersane hakkımı İlerde 10 yıl oturduğumuz evde kira vermeden oturmak olarak kazandım. Hangisi iyi oldu derseniz yok bi cevabım. Kendime bile itiraf etmedim belki de beni üzecek cevabı yapıştırmamak için yüzüme. 2.yıl evde hazırlandım üniversite sınavına tabii sonuç hüsran İstediğim bölüm olan Boğaziçinde sanat tarihi okumak hayal oldu tabii..
Ve evde geçen sıkıntılı günler başladı. Nerde şimdiki gibi teknolji o zamanlar Jetonlu ankesörlü telefonlar vardı düşün yani. Bari çalış dediler çeyizini tamamlarsın, oyalanırsın Tezgahtarlık işi buldu bi arkadaşım Kemeraltı'nda Şadırvan Camii'nin oralarda Sanırım 6 ay çalıştım orada sigorta yok, sabahtan akşama kadar ayakta cumartesi de dahil.
Eylüldü sanırım ayrıldım işten bari bişiler öğren dediler kursa yollayalım seni dedi evdekiler O sırada annem babamın yanına gitti Didim'e bende bari kurs param çıksın dedim Montrö'de Fesçioğlu market vardı o zamanlar kafetaryada işe girdim ne kadar para alıcam hatırlamıyorum Bir hafta çalıştım babam izin vermedi olmaz dedi. Oysa çok güzeldi ortam patronlar falan iyilerdi. Ayrıldım kursa başladım. Kursta hayatımı değiştiren biriyle tanıştım 19 yıllık arkadaşım Denizkızı'yla. Neden değiştirdi derseniz 2 yere işe girmemi o sağladı. Kurs bitti Eta program satan bi firmada iş buldum. Sekreterlik yapıyordum 1,5 ay çalıştım orada niye ayrıldım hatırlamıyorum şimdi.
Ve evde oturup sıkılma günlerim başladı tekrar. Bu arada yıl 1994 oldu. Haziran ayında teyzemin oğlu bir sene önce kafeteryasında çalıştığım yerde Fesçioğlu markette Sekreterlik işi buldu bana haftanın 6 günü sabah 8'den akşam 7'ye kadar. Ve bu işyerinde sigortalı oldum ilk kez. O zaman için pek önemsemiyordum ama şimdi anlıyorum tabii. İş ortamım güzeldi orda çalışırken tanıştığım bi arkadaşım 3 yıl sonra beni eşimle tanıştıran kişi Hayatımızda önemli yeri olan bir arkadaşımız oldu. Çalışma saatleri artık beni yormaya başlamıştı ayrıldım işten. Ama işe girdim diye aldığımız fırın, halı, elektrik süpürgesi, yemek takımı borçları kaldı tabii. Yine sıkılmaya başladım bu sefer sıkıntımdan vücudumda sivilceler çıktı.
1,5 ay sonra kursta tanıştığım Denizkızı çalıştığı firmada bana iş buldu. Carfi cıvatacılıkta santralde durucaktım. 3,5 milyon aylık o zamanlar tabii şimdi ne kadara gelir sanırım asgari ücrettir Çalışma saatleri iyi di en azından cumartesi öğlene kadardı. İşyerindeki arkadaşlarda iyidi ortam güzeldi. Önce santraldeydim 1 ay sonra muhasebe bölümüne geçtim oradan da vidalarla ilgili bölüme alındım. 9 ay çalıştım hemen hemen orada beni tekrar başka bir bölüme alacaklarını söylediklerinde yeter dedim ayrıldım işten. Yine eve tıkıldım..
2 ay sonra Teyzem eski bi arkadaşının oğlunun firmasında iş buldu bana Matbaa ama matbaa Çiğli organizede ben Kemeraltın'daki dükkanda durucam Evrak satışı yapılıyor hastanelere kırtasiye falan. Patronumun babası duruyordu bizle çok şeker biriydi. Her sabah ben açardım dükkanı temizler falan o gelince milliyet gazetesinden köşe yazarlarını okurdum ona. Bir de yalan rüzgarı dizisinin o günkü bölüm özetini :) Şimdi düşünüyorum da gerçekten iyi yapmış O'nun sayesinde güzel şeyler öğrendim. Aylığım 9,5 milyon o zaman şimdiye nedir karşılığı bilemiyorum. Ve zam zamanı geldi çattı...
Gerisi yarın artık zaten çok uzun oldu bu sıkılmayasınız...
Geldi mi üst üstemi gelir ki bu işler ? Cuma günü yapılması zorunlu hale gelen bir endoskopi Yıllardır sabahları kendimi mahveden o sıkıntıların son bulması için. Zaten gelen giden oluyor satışta olan evimiz için Ne kimin geldiği belli oluyor Ne de alıcı olup olmadığı Oraya kusur buraya kusur fiyat kırma pazarlıklar Üstüne de tuz biber olan dün aldığımız bi haber Eşimin işten çıkarılması... Hayat durdu sanki dün alınan haberin saatinde kaldık Ne yemek yiyesimiz var ne de başka bişi yapasımız Öyle dolanıyoruz evin içinde. Ağır bir sessizlik hakim şu anda evimize.
Çok şükür bitti işimiz. Son bi kırık kırsık işler kaldı bu güne Harç bitti yapı paydos dedi Babişkom Bahçe süpürüldü, Kapı önü temizlendi Takımlar temizlendi Kirli kıyafetler çıkarılıp makinaya atıldı Bol köpüklü banyolar yapıldı İki dirhem bir çekirdek giyinilip Kokular, parfümler sürüldü Babişkomu Kordon'a götürüyoruz birazdan Buzzz gibi birayı hak etti di mi ama...
Dayanamıyorum, Sabah ekşi bir suratla kalkıp daha yüzünü yıkamadan fırça atanlara,
Dayanamıyorum, Sabah sabah hayattan feleğin sillesini yemiş mutlu olmayı dahi beceremeyen kadınların feryat figan söyledikleri şarkılarıyla yataktan zıplamaya,
Dayanamıyorum, Yolda terliğini yere sürüyerek yürüyenlere,
Dayanamıyorum, Kendisi uyanacak diye tüm sokağı acayip seslere sahip alarmla uyandıranlara,
Dayanamıyorum, Sabah işe giderken dünden kalma tişörtle ter kokulu bir vaziyette tüm otobüse koku salan kokarcalara,
Dayanamıyorum, Bir de otobüslerde deodorantı geçtim hadi su ve sabun görmemiş koltuk altlarıyla yukarıdaki demiri tutup beni bayılmalardan bayılma beğendirenlere,
Dayanamıyorum, Müzik zevki bi bokmuş gibi milleti cıstak cıstak sesleriyle daha afyonları patlamadan zıvanadan çıkartanlara,
Dayanamıyorum kardeşim napayım. Şu eli yüzü düzgün, mis gibi parfüm kokulu insanlar saat kaçta işe giderler ?
Bahsetmiş miydim cumartesi günü iş görüşmesine gittim ben.
Sağolsun bir arkadaşım çalıştığı mobilya firmasının sevkiyat bölümüne eleman aradıklarını söyledi.
Gittim görüştüm muhasebe müdürüyle,
İşi anlattı biraz bana 4-5 mağaza verilecek gelen siparişe göre üretim ve sevkiyatla beraber çalışıp, akşama sevkiyatı hazırlıycam.
"Yalnız dedi mesailerimiz oluyor iş yetişmediğinde"
Ne kadar oluyordur ki azdır falan dedim kendi kendime.
İndik aşağıya koskocamannn fabrika
Üretim alanı, o alan içinde de 15 m2 lik bir yer sevkiyat bölümü.
Şefim olacak bayanla tanıştırıldım.
İlk cünlesi şu oldu,
"Şimdi bizim gün içinde iş yetişmediğinde mesailerimiz oluyor. Çıkış 18,30 ama 21,00-e kadar kaldığımız oluyor. Bir düzen kurmaya çalışıyoruz yeri geldiğinde 12 den sonra çıktığımızda oluyor. İşe başlayıp bir hafta sonra yok ben mesaiye kalamam, eşim izin vermez falan gibi mazaretler duyacaksak olmasın daha iyi"
Kaldım ne diyeceğimi bilemedim.
"Peki dedim mesai ücreti veriliyor mu?"
"Mesai kalman sen işini yetiştiremediğinden dolayı oluyor. Mesai ücreti verilmiyor."
Biz sizi ararız dediler ayrıldım fabrikadan.
Tepemde havaalanından kalkan uçaklara bakarak yola düştüm eve döndüm.
Sonra beni aradılar pazartesi gelin bi deneyelim sizi dediler.
Tamam falan dedim ama içimden o fabrikadan çıkışta kararımı vermiştim.
"Ne bu lann" diyerek.
1 saat sonra geri dönüp pazartesi işe gelmiyeceğimi haber etmek istedim ulaşamadım kimseye.
Sabah ben arama yaparken aradılar "Nerdesiniz" diye.
Ben de " Sizi aradım ama ulaşamadım, ben yüklü mesailerinizden dolayı işe gelmiyeceğimi bildirmek için" dedim.
Biraz bozuldu sanki görüştüğüm bayan "Ama biz size güvenerek başka eleman çağırmadık" dedi.