tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tatil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

16 Temmuz 2014 Çarşamba

Hayat bana güzel...


20 yıldır dost, arkadaş hatta kardeş olduğumuz bir arkadaşımın
Efe isimli köpeği..
Sokağa terk edilmiş bir cana sahip çıkmıştı geçen sonbaharda
Müthiş hareketli, yerinde durmayan
Tasmasıyla neredeyse bizi peşinden sürüklüyor.


Hafta sonu onlardaydık Urla'da..
Gün batımı Efe'yi gezdirirken çektiklerimden..


Hafta sonu ay muhteşem bir dolunay zamanındaydı.
Buraya o güzel sarı rengini, büyüklüğünü yansıtamadım
Ama eminim siz de görmüşsünüzdür..


Böyle şehre çok da fazla uzak olmadan
Tarlalarda yürüyebilmek çok güzel.
Bu tarlanın sonu denize çıkıyordu
Fakat çok köpek var yanınızda da köpek var saldırırlar dediler.
Biz de başka yollardan geçtik.. 
Hoş bu inekte bize saldıracak gibi bakıyordu.


Ve ertesi gün deniz...

Bu fotoğrafı gözlüğümden görünen kısmıyla çektim..
Gözlüğümü cep telefonumun kamerasının önüne koydum,
Bazen çok güzel pozlar denk geliyor..
Hiç ışıklandırma, oynama falan yok fotoğrafta..


Cennet gibi bir koy...
Plaj yok hep taş var..
İnsanlar giremiyor ama manzara muhteşem..



Ve 
Son olarak çalışma masam ve bilgisayarım,
Fesleğen ve zakkumlar..
Yalnız fesleğenim 2 hafta dayanabildi..

Bu fotoğraflı yazının sonuna kadar gelebildiyseniz şayet,
Size Ata Demirer'in yeni çıkan albümünü tavsiye edicem..
Hani şöyle rakı sofrasında dinlenebilecek güzel şarkılar var..
Hatta rakı içilen sofrada albümün sonuna doğru rakıyla beraber
Keyifleneceğini düşünmüş insanların,
Hareketli güzel parçalar seslendirmiş...

http://www.fullalbumdinle.net/2014/06/ata-demirer-alaturka-2014-albumu-dinle.html


21 Haziran 2014 Cumartesi

Geçen haftadan..

Bol fotoğraflı bir yazı oolacak bu. 

Aslında yazısı az fotoğrafı bol bir yazı işte....Fotoğraflar geçen hafta sonu Didim kaçamağımızdan..

Bu arada hani blog yazılarını kumanda panelimde göremiyrodum ya ben bir önceki yazımda sıkıntımı dile getirmiştim neler yaptım ayarlar kısmında ne taklalar attım, ne düzenlemeler yaptım, gördüğüm her yere tıkladım durdum yine değişen bişi olmadı.. Pekii sonra ne yaptım ? Bir ara aklıma bişi geldi kendimi hani sanırsın Einstein sandım... Blog sayfama gadget ekleyerek izlediğim blogları ki tek tek url giricem sanırken bir yere tıklayıp istediğimi seçme hakkım olduğunu keşfettim veee blog sayfamda son güncellenen okumaktan zevk aldığım, yazılarını severek takip ettiğim blogdaşlarıma kavuştum.. 

Ah bu arada aralarında unuttuklarım, atladıkalrım varsa affola.... 





















13 Ekim 2011 Perşembe

Kısa bi tatil


Bu fotoğrafı 7 ekim cuma günü Didim Altınkum plajında çektim.
Denize girdik biz o gün annemle.
Geçen hafta Didim'deydim.
Çarşamba, Perşembe, Cuma denize girdim ama öğlen saatinde tabii ki
Su çok güzeldi, plajda ve denizde de bayağı insan vardı.
Çok fazla yakmayan güneşin altında uzanıp okudum kitabımı
Bitirdim çok şükür zamanında verebilicem kütüphaneye.


Ve bu fotoğrafı da 9 Ekim Pazar sabahı çektim
Annemlerin evin üst katından arka sokak
Gece müthiş bir fırtına vardı
Zaten o fırtınanın sesiyle uyandık 
Camlar kırılacak diye korktum.
Ön tarafa baktım uydu antenleri karşıdan gelen rüzgarın
Şiddetiyle sarsılıyorlar, 
Ağaçlar falan eğriliyordu.
Ama diğer geceler bu camın yanında uzanıp yatağa
Yukarıdan geçen bulutlara, çakan şimşeklere bakmak çok güzeldi.


11 Ekim Salı Didim Altınkum
Uzaktan görünen yer D-Marine
Hava açtı güneş yüzünü gösterdi ama
Ertesi gün Bodrum üzerinden gelen yağmur bulutları
Yine yıkadı heryeri...







25 Mayıs 2010 Salı

Zebani



Dün malum temizlikle geçti. 
Ben yokken ya mesai kalan ya da annesine yemeğe giden eşim mutfağa pek uğramamış diyebilirim. 
Yalnız kırıntıların genelde buzdolabının önündeki masada olduğundan yola çıkarsak ayak üstü bişiler atıştırdığını anlayabiliriz. 
İşte bundan sebep pek fazla yoğun bir temizlik olmadı.
Yalnız Sayın Marc ve klorakla işler hale sokuldu banyo.
Not: İzmir'ce klorak : Çamaşır suyu...
Didim'den gelen toprak gübre karışımı eski saksılardaki toprakla karıştırılıp, ayıklanıp yeniden saksılara dolduruldu, ekilecek bir iki çiçek ekildi.
en güzeli de mis gibi kokan fesleğen oldu...
Şimdi sehpanın üstünde gelip geçtikçe elimle okşayıp kokusunu alıyorum...
Dün saat 2'den sonra bir ani kararla Torbalı'ya gittim arkadaşıma.
Telefonda konuşurken kısır yapıyoruz deyince sanki komşu kapısı mübarek çıktım hemen evden.
Semt garajı bize yakın olduğu için dolmuşa atlayıp 40 dakika sonra Torbalı'ya vardım.
Bu arada hep Didim'de kullandığım şapkam arabada kalmış aklıma geldi yolda onu taktım.
Sayfiye yerde herkes şapka taktığı için garip olmuyor ama buralarda biri şapka taktığında kim bu turist diye bir düşünce oluşuyor. 
Şahsen benim görüşüm bu...
Akşam üstü yine eşimin işten geleceği saate denk getirerek dolmuşa bindim eşimde beni yolda karşıladı.
Yemek ne yaptın peki akşama diye sormayın eşim Nestle nesfit denemesinde o yüzden rahatım :)
Didim'deyken bir kitaba başladım Andrew Davidson Zebani. 578 sayfa ama sürükleyici...

14 Kasım 2009 Cumartesi

kayıp yazar

Blog yazarımız hala yaş gününde kurduğu hayalini yaşama arzusunun ve şeytanında dürtmesiyle kafayı sıyırıp,ilk uçağa atlayıp kendini Bora Bora Adalarına atacağını zannederken, bindiği ilk uçağın aktarmasında transit geçişi kaçırdığından daha adını bile telaffuz edemediği bir havaalanının bekleme salonunda pineklediğinden yazısını ulaştıramamıştır.

22 Haziran 2009 Pazartesi

Yoorrgguunnuumm


Çok ama çok yorgunummmm. Malum gezdim, dolaştım şimdi de geldiğimden beri boya, badana, temizlik bitmek bilmiyor. Aslında bitiyor gibibu hafta ama bende bitiyorum. Eee bu yorgunluk nerede atılır pekiii? Didim'deeeee. Şöyle deniz kenarında olucam, denize giricem çıkıcam biraz da yatıp uyucam ohhh. Annem'le beraber giderim denize genelde. Didim'de Altınkum Plajında gireriz denize. Denize karşı durunca sol uçtaki yerde bahçesinde ağaç olan bir ev vardır. Tam onun önünde gireriz. Öğleden sonra o ağacın gölgesi çok güzel olur. Ben genelde denize girince fazla duramam. 15 - 20 dakika kalıp çıkarım. Ama Annem aman Allah'ım ben 3 kere denize girer çıkar kururum falan O hala denizde olur. En büyük yardımcısı elinden bırakmadığı makarnası ile sırt üstü yüzer yosunları sevmez biraz da yosunluk yerler vardır oraları makarnasını sırtının altına alarak sırt üstü yüzerek geçer. Annem yüzme bilmez ama sırt üstü yüzer :). Bazen de denizin içinde bir şeyler ararcasına suya bakar neymiş balıkları izliyormuş :). Tabii bu kadar zaman denizde kalınca yoruluyor. Denizden çıkınca bir yatar horluyarak uyur. Çok gülerim o zaman O'na. Akşam oluncada derki "Kollarım, sırtım çok ağrıyor neden acaba?" Bende derimki "Neden olucak kaç suda kalıyon elbette ağrır". Yaaa denizi özledimmmm. bu hafta gidemem malum yaz geldi evlenen evlenene hiç bitmiyor düğünler. En iyisi haftaya gitmek bakalım.

Resim : Aydın Didim Altınkum Plajı
Müzik : Bob Sınclar - Love Generation
Uzanın kumlara takın müzik çalarınızı bu şarkıyı dinleyin Off.

15 Haziran 2009 Pazartesi

Gelmesemiydim acaba?

Döndüm. Tamam her ne kadar kıskanılsamda tatil yaptım diye rahatlayın emi? Geldim işte. Sırf siz daha fazla üzülmeyesiniz diye. Tebamda olanlar kıskanmışlar beni biraz. Ayol tatil dile kolay tatil havasına girmek, o bitmek bilmeyen dinlenme için gerekli olan uykuyu uyuyabilmek, bir yere gidileceği zaman ne kadar toplansada karışan valizden bişiler seçebilmek zordu anlayacağınız.
Bir de o valiz nedense bir yere sığamamışken :). Kardeşime gittiğimde valizimi her zamanki gibi Yeğenim Emirhan'ın odasına koydum. Bir süre sonra ne göreyim benim 4,5 yaşındaki yeğen al valizimi Annesiyle Babasının odasına at. Benim odamda kimse yatamaz diye bağrınır halde :))).
Oturma odasında yattım bu seferde tv izlediği için yine o oda onun odası oldu.
Ama yinede güzel geçti. Sağolsunlar.

İzmir'e dönünce ne yazık ki bende sizler gibi biri oldum. Boya, badana, temizlik off ne zormuş yaaa.Salonun yarısını boyadık taş beji. Gelgelelim yan taraf için boya kalmadı almaya gittik boya bitmiş. Bulamazsak yandık. Gerçi bizim salon iki bölüm olmazsa yarısı eski renk olarak kalıcak fıstık yeşili.

12 Haziran 2009 Cuma

Dönüş 13.06.09 st:12,15 SZF - ADB

Tatil bitiyor. Nasipse yarın dönüyorum sevgili İzmir'ime. Eşimle konuşurken dedi ki "İzmir çok sıcak" Buraları serindi. Ama yinede İzmir'in o sıcağını, nemini özledim hemde çok. Burda herşey çok güzeldi. Günlerimiz güzel geçti. Gündüzleri kahvaltı, saat 11,00'de Dizimaxte Medium dizisini izleyerek, Gül'le dedikodu yaparak :) . Bol bol örgü örerek. Yeğenim Emirhan'la - mecburen :(- çizgi film izleyip, akşamüstü parka giderek, gecede Çanakkale Şehitleri Parkına gidip çiğdem yemekle :).

Dönünce haftaya çok işim var aslında evde. Malum temizlik. Birde yaz geldi ya üst kata çıkıyoruz. Oranın temizliği falan eee her zaman tatil olmaz işte olmalı demi.