sohbet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sohbet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Kasım 2011 Cumartesi

Ben çayı iki şekerli içerim.




Bir dostla sohbet esnasında konu dönüp dolaşıp,

Hayatta yenilen darbelere, kazıklara, tekmelere ve bunun sonunda edinilen kazançlara, kayıplara, vicdan denilen mahkemenin adaletinden emin olup olmamaya varınca,  bi kıyas, bi mahkeme yaptım içimde,
Sonra derin bir nefes alıp,  şunları geçirdim beynimden, gönlümden sonra da dillendirdim karşımdakine, 
Soğuk bir gecede sıcak bir sobanın başında çayımdan aldığım yudumla;


Hayat bu yediğin darbelerle geçiyor işte.. 


Hala ayakta mısın herşeye rağmen vicdanın rahat mı ? Başını yastığa koyduğunda uyuyabiliyor musun ? Bunların cevabını bana değil en azından kendine verebiliyorsan at gitsin arkana. 
İnan bunlar hep ileride ya bedensel ya da ruhsal sıkıntı olarak dönüyor insana. 
Elbette hepimizin bilerek, bilmeyerek, isteyerek, istemeyerek te olsa yaptığımız hatalarımız mevcut. 
Kimini bilmeden yapmışızdır sebep olmuşuzdur bi şekilde kimini de bilerek canımızın acısını hafifletmek için bir an da olsa.

Kimini isteyerek yapmışızdır "ben çektim sende çek" hesabına. Kimini de istemeyerek belkide farkında bile olmadan. Kiminin sonuçlarına biz mahkum olmuşuzdur çekeriz bir ömür boyu. En azından cesaretli olup "yaptım evet suçluyum pişman değilim" der sonucuna katlanırız. 
Kiminin sonuçlarından kaçmışızdır ağır gelmiştir yükü taşımak, bu dünyada yerçekimiyle ağırlaşmış sırtımızda kamburlaşmış öte dünyada sırattan bu yükle nasıl geçeceğimizi düşünür hesap ederiz.

Kabul ederiz, kimi sırattan geçerken cehennem çukuruna düşmeye. Hani bilmeden cehennemde neler olduğunu kabul ederek. 
Kimi de hafifletmeye çalışırız olanca gücümüzle gözyaşlarımıza veririz akıp gitsin diye, dilimizde yer ederiz tövbe eder af dileniriz her mübarek gecede, her secde de...


Sonra,

Şeker atmadığımı fark edip hem sözlerimden hem de dilimdeki acılıktan şekere uzandı elim,

"Ben çayı iki şekerli içerim" dedim.



26 Kasım 2010 Cuma

Bir acı kahve





Bir dostla sohbet sırasında,


"Kimin gözünde dürüst olup olmadığının ne önemi var diye cümle kuran bu kız 
Facede yazdıklarını kavrayamanların kendisiyle ilgili konuştuklarından rahatsız 
Aradaki çelişkiye bakar mısın?
Face ne kadar önemli diye bi soru getiriyor aklıma mesela ?
Bir paylaşım, bir tıkla arkadaş olup
Bir araya gelip oturmadan, 
Bir dost meclisinde iki kadehin tokuşturma sesini bile duymamışken
Bir yemek yiyip,
Bir acı kahve içmeden
Hatta ses tonlarımızı bile duymadan 
Birbirimize 
Güvenmek
Sinir olmak 
Niye acaba?
Yada benimle ilgili ne düşünüyor ?
Gibi durumlara girmek"

Dedim,
Kahvesinden höpürdeterek bir yudum aldı ve şöyle cevap verdi bana,

"Sesini duyduğunun, kahve içtiğinin, yemek yediğinin ve hatta benim örneğimde olduğu gibi daha da ileri gittiğinin bile yeri geldiğinde önemi olmayabiliyor.
Sıralamaya alırsak; face' in önem sırasında esamesi bile okunmaz.
Face gibi ortamlarda arkadaş listeni ortak paydalarda buluşabildiklerinden oluşturmalı insanlar. Zira sanal bir alan ve zaten özel yaşamımızda bir yığın sorun varken, bir de bu sanal alana kendimize sorun çıkartacak şeyleri ya da kişileri taşımanın mantığı da yok.
Kafa dağıtma, gündelik sıkıntılardan uzaklaşma ve hoşça zaman geçirmek olmalı amaç...
Ama ne yazık ki kendimizi özel yaşamdaki düşüncelerden soyutlayabilmek imkanımız yok.. Hal böyle olunca özel yaşamdaki eksikleri ya da gedikleri veya bastırılmışlıkları ortam nasılsa sanal diye çok daha rahatça açığa da çıkartıyoruz bu gibi ortamlarda.
Ve aslında hacı şakir i zengin ediyoruz masturbatif yanılsamalarımızla..."

Bu cevap üzerine kahvenin yanındaki lokumları alıp yedik
Bari ağzımız tatlansın dedik.