yaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaz etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Nisan 2014 Cumartesi

Bahar gelmiş...


Ben bugün deniz sezonu açtım sayılır.
Mekan Urla..
Arkadaşımla gittik,
Gezdik, tozduk..
Fotoğraflarda biraz oynama yaptım kabul
Ama bugün de böyle olsun istedim.
Haydi bakalım bahar gelmiş 
Hatta yaz bile kapıda olabilir.
Hazırlıklı olun..


Bu arada  benim blog sayfama kolayca ulaşabiliyor musunuz?
Bir kaç değişiklik yapayım dedim,
Sanırım bişiler yaptım ben,
Ne yaptığımı da bilemiyorum?
Anlayınca yazarım sizlere..





16 Ağustos 2012 Perşembe

Yaz'dan..



Yaz mevsiminden
Geçen cumartesiden daha önceki haftalardan
Fotoğraflardan kolaj işte.
Urla Altın köy..
Deniz suyu  ılık olan Didim'de denize giren bana göre
Suyu berbat derecede soğuk..
İlk anda ya gireceksin 
Ya da 
Vazgeçip şezlonga döneceksin..
20 yıllık canım arkadaşım Denizkızıyla gidiyoruz
Atlıyoruz arabaya iki bayan
Öncesinde Urla İskelede
Kahvemizi içiyoruz.


Denizin suyu berrak, kum hiç taş yok
Plajı gerçekten güzel
Bir de İzmir farkı dicem 
Faşist damgası yiyeceğim ama umurumda değil
İki bayan gidiyoruz 
Bir kişi de rahatsız etse
Deli gibi süzüp baksa
Hiç bir vukuatımız, canımızı sıkan nahoş bir durum olmadı.
Zaten elimizde ya kitap, ya telefon twitterde falan
Ya da içecek, sigara
Ve bol bol muhabbet..

Şarkımız son günlerde dilime takılan
Söylemekten, dinlemekten bıkmadığım
Göksel 
Uzaktan..



18 Ağustos 2009 Salı

Antonín Dvořák



Sıcak bir yaz akşamıydı. Eşim o zamanlar Bodrum'da çalışıyordu. Evde yalnızdım.  Dolunay vardı her zaman dinlediğimiz müziklerden sıkılmıştım ve o an elime geçen bir cdyi müzik setine koydum. Cdyi daha dinlediğim ilk anda hemen durdurup evde bulunan şarap şişesini açıp bir kadeh koydum. Tekrar müziği açtım sesinide ayarlayıp balkona oturdum. Gerçi karşımda karşı komşunun evi vardı ama benim gözümde orası vals yapan eşlerle dolu bir salondu. 

Kadın beyaz bir elbise giymiş, saçlarının yanına bir demek mor menekşe iliştirmiş. Erkekse siyah bir takım elbise saçlarınıda briyantinle arkaya doğru taramıştı. Kadın sağa doğru dönerken yüzünü yere doğru çevirdi, erkek elini kadının beline daha bir sıkı doladı. Dönüşü yaparlarken kadının etekleri savruldu. 

Bende kadehimi kaldırıp şerefe dedim onlara. Çok güzel bir vals izlettiler bana.


Antonin Dvorak 19.yy sonlarında doğmuş olan bu Çek besteci büyük bir cello üstadır. 9.senfonisi Yeni dünya senfonisi en çok tanınan eseri olup, banka reklamında kullanılmıştı. Eğer yaşasaydı sanırım Star Wars filminin müziklerini ona yaptırırlardı.


Dinleyince umarım seversiniz.
 Antonin dvorak - tempo di valse

20 Temmuz 2009 Pazartesi

Ordan burdan


İzmir sıcak hem de çok sıcakkk demiyeceğim. Evet sıcak ama kışın o soğuklarda bi tarafım donarken hep bu sıcakların hayalini kurmuştum. Gerçi bu kış pek üşümedim nedense. Düşünüyorum da 35 yıllık hayatımda kendimi bildiğim zamandan beri ilk defa bu kış üşümedim. Tabii bunun nedenini bilemiyorum yok erken bir menopoz olabileceğini sanmıyorum :) Derler ki "Yazın denize çok girer, güneşte yanarsan kışın üşümezmiş insan" doğru olabilir mi acaba? Didim'e sık giderim. Denize girince az dururum ama çok girer çıkarım. Güneşte yatmayı sevmem aslında. Denizde yeterince güneşe maruz kalıyorum. Bakalım bu senede üşüyecek miyim?

Bu arada hastalığım hala geçmedi. Burnum akmadığı için başım ağrımaya başladığı sırada öyle bir akmaya başladı ki kendi kendime acaba beynim mi akıyor diyorum. Bu kadar da olmaz yani. Bir de öyleki gürültüyle akan burnumu insanların yanında silmemek için kaçacak yer arıyorum.
Mendil yetiştiremiyorum artık yanım da tuvalet kağıdıyla dolaşıyorum. Koku alma duyum yok oldu sanki buna bağlı olarak tat alma duyumda yok. Bir haftadır ne yiyorsam tadını alamıyorum. Beynimde önceden saklanmış olan tatla idare ediyorum. Bazen son anda lokma boğazımdan geçerken alabiliyorum tadını yediklerimin.

Buca'da oturuyoruz Adnan Menderes Havalimanındaki uçakların alçaldığı ya da ilk yükselme rotasındayız. Bazen uçakların gövdesinin gölgesi geçiyor sokaklardan. Bir uçak rotası var o rotadan ne zaman bir uçak geçse bizim evdeki tvdeki dijitürk sinyal seviyesi azaldığından bir saniye kadar devre dışı kalıyor. Bir de bazen sabahları geçen bir Rus kargo uçağı var ki o en kötüsü. Öyle gürültülü ki. Bir sabah saat 05,00 gibi uyandım uçağın motor sesiyle baktım eşimde uyanmış birbirimizin elini tuttuk tamam dedik uçak üstümüze düşüyor öyle böyle değil yani.

Son zamanlarda pek kitap okuyamadım. Gorki'nin Ana adlı romanını okuyordum sonra yaz gelince kitap ağır geldi. Ben de yaz için hafif bişiler aldım Harlequın romanlarından :) Beyaz dizi yani. aslında didim'de deniz kenarında en çok okuduğum kitaplar bunlar. Öyle bir ortamda ağır kitapların okunamıyacağını düşünürüm ben. Konusu ağır olan kitaplar bence kışın sıcacık bir evde elde sıcak bir nescafe ile okunmalıdır. Sizce?

13 Temmuz 2009 Pazartesi

Son günlerde dinlediklerim

İçimi bıçaklar gibi geçen öksürüğüm hala geçmedi hastayım yani. Bugün doktora gittim ciğerlerimi dinledi öksürüğüm için şurup verdi geçmezse cuma günü gel dedi. Sigara içip içmediğimi sordu. İçmediğimi söyledim. Derinden gelen öksürüğümü beyenmemiş tekrar gel dedi. Bakalım ne çıkacak?

Bu hastalık halinde dinlerken beni rahatlatan sevdiğim şarkıları paylaşmak istedim sizlerle.Bakalım beyencekmisiniz?

Önce ennn favori parçam. Dinlerken beni hiç görmediğim halde görünce çok seveceğime inandığım Küba'ya götürüyor. Zaten söyleyen grupta Küba'lı Buena Vista Social Club Chan chan


Ardından yine beni alıp götüren bir parça. Klibini ilk izlediğimde -Vayyy bu Jack Sparrow da kim? demiştim. Kendisi Ville valo gerçi sadece bu klipte çok yakışıklı buldum kendisini. Hele o göz altına çekilmiş siyah kalem bizim çakma Doğuş gibi değil kesinlikle. Ancak karşısındaki bayanı beyenmedim orda ben olmalıydım aslında ahh ahhh! Summer wine


Bu parçayı aslında Enrique İglesias'çımda çok güzel söyler ama o yanındaki bayan Fransızca söyleyince batırdığı için şarkıyı ilk dinlediğim kişi olan Ringside yorumunu vermek istedim. Son çalıştığım işyerinde akşamları patronun arabasıyla işten dönerken Power fmde çalardı bu şarkı o sıralar meşhurdu. Çiğli Atatürk Organize'den dönerken kipa'nın oralara doğru o bataklık ve sarı otların ilerisinden görünen İzmir körfezi, batan güneş kendimi uzun bir yolculukta gibi düşlerdim hep.


İşte bir yaz parçası daha. İlk dinlediğimde Aydın Didim'de Sahte Cennet diye bir yerdeydik. Denizi harika bir yerdi. Gerçi biz akşamüstü güneş batarken gitmiştik. Bir yere oturup bir yandan güneşin batışını izleyip bir yandan da biralarımızı içmiştik. Aklıma hep oraları gelir.


Al işte bu kadar yaz havasındaki şarkılar yanında ağlak parçada olmalı de mi? Robin Hood filmini ilk izlediğimde lisedeydim. Hadi itiraf edeyim o gün okulu kırmış-tık-. O zamanlar çıktığım biriyle :) hava harikaydı yağmurlu ha yağdı yağacak ne yapalım derken aklımıza sinemaya gitmek geldi. Robin Hood'da yeni oynuyordu Çınar Sinemasında. Ben o filmde Kevin'a bayıldım en çok da bu çalan parçaya. Vay bee şaka falan ama 18 sene olmuş yaaa.


En son da çokk sevdiğim sesiyle Celine Dion ve enn meşhur parçalarından biri My heart will go on yani Titanik filminin müziği. Leonardo di caprio izlerken anladım ki bu çocuğun filmlerinde ölmek gibi bir kötü kaderi var. İzlediğim bir filmi daha var Köstebek. Film aktı aktı tam Leonardo ölmiyecek yaşasın dediğim bir anda asansörden çıkan adam kafasına sıktı kurşunu ve yere düştü ben öyle bir ahh demişim aman Allah'ım herkes bana bakıyor sandım.