kış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kış etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Kasım 2014 Salı

Ordan burdan her telden


Bugün öyle içimden sevdiğim fotoğraflardan
Ekleyip yazasım geldi.


Yerlerde kurumuş yapraklar.
Sabah işe gelirken bunları süpürenleri gördüm
Yapmasanız keşke dedim içimden
Sonbaharın tadı bunlardan geçiyor.


Biz eşimle ne zaman soba kurmaya kalksak tartışırız.
Kimisi besmele çekip işe başlar bizdeyse tartışarak
Erkek kısmısı neden hafta sonlarını sadece 
Çay içip, uzanıp maç izleyerek geçirmek ister ki?
Bazen bunları yapabilmek adına yarım güncük de olsa fedakarlık yapmak gerekir.

Hafta sonu yine böyle bir anlardan sonra sobayı yakıp,
Nar taneli buğday salatası yaptım.
Yanına da sobada demlenmiş çay..

Kış geldi..


Yaz sonu eşimin iş yerinden bir ablamızın yazlığından
Kahve keyfimiz..

Deniz sezonunu kapattık o gün..



Bu yeleği pinterest'ten buldum.
Uğruna giydiğim bir yeleği söktüm öreyim diye ama
İp örneğe kalın geldi.
Sökülen yelek başka bişi olucak ama 
Ben bu yeleği örücem yine de..


Güzel fikirlerden,,
Annemde 2 tane dikiş makinası var
İleride bana kalacaklar
Bir tanesini böyle kullanasım var.
Sizin de var mı?
Böyle bir makinanız ailenizde?



Facebook'ta açılan yüzlerce 
"Eski İzmir fotoğrafları" gruplarından birinden
Burası Kordon'da Nato binasının olduğu yer miş.
Çay bahçesi ya da restoran ne kadar güzel, havadar ve sakinmiş..

Sizce?


Son fotoğraf çok severek izlediğim
"Çemberimde gül oya" dizisinden
"Bitlendik"


Son olarak bugünlerde severek dinlediğim
Karadeniz şarkıları besteleyip, çalıp söyleyen bir grup
Bu hafta 25 Kasım'da Bornova'da Noxx barda olacaklarmış.
Bilginize.

27 Ocak 2013 Pazar

Bir kış gecesi


Bir kış gecesi sen uyurken yatağında
Uzak şehirlerden birinden geçeceğim ben otobüsle.
Senin uykuna uzaktan havlayan köpekler,
Yan komşudan gelen bebeğin sesi karışırken,
Benim uykuma 
Motor sesi, şoförün muavinle olan konuşmaları,
Gece yarısı nöbetçi radyoda çalan
Bu türkü karışacak..

Sen rahat uyu sevdiceğim,
Ben gecenin nöbetini tutarım,
Yastığa koyarken başını
Yanağından öpmüş olayım..

26 Ocak 2010 Salı

Su saatlerimizi soğuktan donmamasına dikkat edelim.


Sabah uyandık ki su saatimiz donmuş. Bu bazı kışlar gelir başımıza. Evimiz bahçeli su saatimizde bahçede açık bir yerde duruyor. Aslında geçen gün gelmişti aklıma bu soğuklarda su saati donar etrafını kaplayayım diye geçirmiştim. Ama daldım bişilere unuttum. Evdeki muslukları kontrol ettim hepsi kapalıydı. Eşimide işe uğurladıktan sonra yattım tekrar. Laf aramızda eşim gittikten sonra uyuduğum saatleri çok seviyorum :).
Saat 11,00 gibi su sesiyle uyandım önce yağmur sandım sonra da yoksa açık muslukmu kaldı diye fırladım. Baktım kötü bir durum yok. Sonradan aklıma geldi. Şu anda oturduğumuz alt katın suyu önce üst kata çıkıyor ordan da bize geliyor. Yukarıda evin üstündeki bir boru patlamış. Daha öncede olmuştu bu. Soğuk hava boruyu bıçakla kesilmiş gibi bir hale sokmuş, donmuş su saati güneşi görüpte ısındığında tekrar su gelince sularda yandaki arsaya akmaya başlamış. Ana vanadan suyu kapattım, yukarıya çıkıp boruyu çıkardım gidip yenisini aldım aynen yerine taktım. Parmaklarım dondu o boruyu sıkıştırana kadar.
Asuman Abla'cım, valla İzmir sıcak günlerinin kıymetini bilelim, şikayet etmiyelim diye yapıyor bunları biliyorum.
Diyorum ki bahar gelsin artık, ortalığı dere otlu bakla kokuları sarsın hadi ama.

Resim: İlk robot, su saatleri tasarlayan bir dahi El-Cezeri'ye ait.

25 Ocak 2010 Pazartesi

Sıradan bir soğuk gün

İzmir soğuk hem de çokkk soğuk. Kış ne yazık ki sert yüzünü gösterdi bugün. Hal böyle olunca markete gitmek dışında evden çıkmadım bugün. Sokaklar bile boştu. Tatil olmasına rağmen hiç çocuk yoktu sokaklarda. Olanlarıda ben yolladım evlerine soğukta ne işiniz var diye kızarak. Dün bozuk olan büyük ekran televizyonumuzu teslim ettiler. Şimdi bu odada o kadar büyük duruyor ki. Bir yandan kahvaltımı yaparken bir yandan da tv'de evlenme programlarını izlerken sanki adaylar tv'de değil de evimde koltukta oturuyor gibiydiler. aaa bunları izliyormusun demeyin. İzliyorum vallaha. Ama 3 tane ya biraz ondan biraz bundan izliyorum. Yorum yapıyorum, kriterlerini dinliyorum, adaylar arasındaki elektrik direncini ölçüyorum :)
Derya Baykal'a da bakıyorum ama o da sağolsun bazen çok konuşuyor kafam şişiyor. ama size bir program önericem, dijitürk'ü olanlar için. 6.kanal mymaxte oprah winfrey şov var. Alt yazılı ama gerçekten çok kaliteli program yapıyor. Sanırım saat 11,00-de başlıyor. Mutlaka izleyin derim
Aslında güneş vardı ama soğuk hava güneşin ışınlarını birer kılıç haline çevirmişti. Komşumuzun balkonun altında doğum yapan bir sokak köpeğimiz var. Günde 3 kere gidip kontrol ediyorum, yemek götürüyorum. eşim işyerindenpalet getirmişti o tahtanın üzerine Lucky'cimin eski bezlerinden koyup yumuşak bir yatak yaptık. Ama gel gör o yavrular yine toprağa doğru gidiyorlar. Bugünkü gidişlerimden birinde anneleri yavrularını emziriyordu ama bir baktım bir yavru eksik. Bir yerlerden de ses geliyor. Dinledim, dinledim en sonunda kayıp yavrulardan birini o tahtanın altındaki boşlukta buldum. Ordan çıkarıp annesinin kucağına bıraktım. Yazık anne köpek yavruların emmesinden getirdiğim yemeğe uzanamadı bende önüne koydum. iştahla yedi yemeğini. Boş arsada bulduğum koca bir naylondan da balkonun etrafını kapattım.
Sonra da biraz hareket yapmak iyidir diye düşünerek markete gittim.Alışveriş yapıp eve geldim. Eşime güzel bir revani pişirdim. Yarım kalmış bir bebek yeleğim vardı. Robadan başlamıştım altına ne örnek yapayım derken kalmıştı öyle. Şükür bir model buldum bakalım onu yapmaya çalışıcam. Aslında kitap okumak istiyordum bugün ama olmadı yarın da bir işim vardı dışarı çıkacaktım aradılar iptal olmuş pek mutlu oldum.
Hava çok soğuk bugün ancak bunları yapabildim.
Kış mevsimi duymasın ama yaz sıcağını çok ama çokk özledim.

23 Ocak 2010 Cumartesi

A aa bak kış geldi baba


A a a bak kış geldi baba
Sırtında kalın abası,
Elinde kalın sopası
İ i i kış dondurdu bizi.

Canım Baba'cım biz küçükken kışın sobanın yanında kızarmış ekmek kokularıyla kahvaltımızı yaparken bize öğretmeye çalıştığı çocukluk şarkısı.
Sadece bu kadarı aklımda kalmış.
Benim için kışın geldiğini soğuk havada ağzımdan bu şarkı döküldüğünde anlıyorum.
Her zamanki gibi Balkanlar üzarinden gelen soğukla kış soğuk ve sevimsiz yüzünü gösterdi.
Yine küçükken hava durumu haberlerinde "Balkanlar üzarinden gelen alçak basınçla beraber soğuk hava" dediler mi kendi kendime şu gelirdi aklıma.
"Ezeli düşmanımız Yunanistan balkanlarda ya bu soğuk havayı onların bize kasten gönderiyor"
diye düşünerek onlara çok ama çok kızardım.
Onları yendiğimiz için yeni,lgiyi kabullenemeyip soğuk havalarını bize gönderip bizlerle hala uğraştıklarını sanardım.Olay öyle değilmiş tabii sonradan öğrendim.

Not: Resimdeki yer, İzmir Konak Pier.
Eskiden balık haliydi. O halini hatırlıyorum hayal meyal.
Balık kokularıyla, yerlerin ıslaklığından oralarda düşmemek için kendimi zorlardım yoksa balık kokularına bulanabilrsin. Şimdi ise restore edildi ve içinde sinema ve lüks mağazalarıyla, restoranlarıyla güzel bir yer oldu. Konak semtindedir.
resim isimli blogtan alınmıştır.

1 Aralık 2009 Salı

Yine de hayat güzel

Veba, cüzzam, su çiçeği, verem, aids, kuş gribi, domuz gribi...
Bayram, neşe, el öpmeler, barışmak, kurban, kurbana işkence...
Açılım, saçılım, satış, politika, dalkavukluk, halka eziyet...
Sabah, işe gidiş, tıklım tıkış otobüste aksıran, öksüren, tıksıran...

Ama...

Hala bir ayağı kırık çöp konteynerine üzülmek,
Kumruların öttüğü serin sabahlarda
Bir rüzgarla işyerindeki yaprakların uçması,
Demli bir çay yanında kısa da olsa yapılan sohbetler.
Akşamları gürül gürül yanan sobanın yanında
İçilen tarhanalar, kızartılan kestaneler...

Yine de hayat güzeldir.

15 Kasım 2009 Pazar

Bir pazar günü böyle yaşandı

Bol yağlı ama bir o kadar da leziz boyoz ve yumurtayla yapılan kahvaltıyla güne başlamaktan daha güzel
ne olabilir ki? Hem daha sonra kışın gelmesiyle soğuyan üst kattan alt kata yerleşme telaşı da olacaksa.
Üstüne üstlük bir de çamaşır makinası bozulursa pazar pazar servis aramak.
Bu işlerin arasında pazar alışverişi yapıp yemeği ocağa koymak.

Tam pazar günü ayakların uzatılıp gazete okunması tv'de kanallar arasında ordan oraya gezmek.
Sıcacık bir odada yanan sobada kaynayan çayın verdiği o güzel koku.
Bunları ve daha fazlasını yaşama hayali haftaya kaldı.

Şimdi bu hafta parça parça oluruz.
Alt kattaki mutfaktaki tabak çanak yıkanır makinada.
Yatak odasındaki kışlıklar düzenlenir.
Sonra da yanan sobanın yanında ohhh iyiyki inmişiz aşağıya deyip ısınırız.

Çaylar bizden ama
Oturmaya gelmek isteyen olursa kestane alın olur mu ?
Sobanın üstünde pişirip yeriz.



20 Temmuz 2009 Pazartesi

Ordan burdan


İzmir sıcak hem de çok sıcakkk demiyeceğim. Evet sıcak ama kışın o soğuklarda bi tarafım donarken hep bu sıcakların hayalini kurmuştum. Gerçi bu kış pek üşümedim nedense. Düşünüyorum da 35 yıllık hayatımda kendimi bildiğim zamandan beri ilk defa bu kış üşümedim. Tabii bunun nedenini bilemiyorum yok erken bir menopoz olabileceğini sanmıyorum :) Derler ki "Yazın denize çok girer, güneşte yanarsan kışın üşümezmiş insan" doğru olabilir mi acaba? Didim'e sık giderim. Denize girince az dururum ama çok girer çıkarım. Güneşte yatmayı sevmem aslında. Denizde yeterince güneşe maruz kalıyorum. Bakalım bu senede üşüyecek miyim?

Bu arada hastalığım hala geçmedi. Burnum akmadığı için başım ağrımaya başladığı sırada öyle bir akmaya başladı ki kendi kendime acaba beynim mi akıyor diyorum. Bu kadar da olmaz yani. Bir de öyleki gürültüyle akan burnumu insanların yanında silmemek için kaçacak yer arıyorum.
Mendil yetiştiremiyorum artık yanım da tuvalet kağıdıyla dolaşıyorum. Koku alma duyum yok oldu sanki buna bağlı olarak tat alma duyumda yok. Bir haftadır ne yiyorsam tadını alamıyorum. Beynimde önceden saklanmış olan tatla idare ediyorum. Bazen son anda lokma boğazımdan geçerken alabiliyorum tadını yediklerimin.

Buca'da oturuyoruz Adnan Menderes Havalimanındaki uçakların alçaldığı ya da ilk yükselme rotasındayız. Bazen uçakların gövdesinin gölgesi geçiyor sokaklardan. Bir uçak rotası var o rotadan ne zaman bir uçak geçse bizim evdeki tvdeki dijitürk sinyal seviyesi azaldığından bir saniye kadar devre dışı kalıyor. Bir de bazen sabahları geçen bir Rus kargo uçağı var ki o en kötüsü. Öyle gürültülü ki. Bir sabah saat 05,00 gibi uyandım uçağın motor sesiyle baktım eşimde uyanmış birbirimizin elini tuttuk tamam dedik uçak üstümüze düşüyor öyle böyle değil yani.

Son zamanlarda pek kitap okuyamadım. Gorki'nin Ana adlı romanını okuyordum sonra yaz gelince kitap ağır geldi. Ben de yaz için hafif bişiler aldım Harlequın romanlarından :) Beyaz dizi yani. aslında didim'de deniz kenarında en çok okuduğum kitaplar bunlar. Öyle bir ortamda ağır kitapların okunamıyacağını düşünürüm ben. Konusu ağır olan kitaplar bence kışın sıcacık bir evde elde sıcak bir nescafe ile okunmalıdır. Sizce?