13 Aralık 2010 Pazartesi
Şok olma durumları
Garip bir duygudur
Yaşarız hepimiz zaman zaman
Dolaylı yollardan olsa da
Mesela yaz sonu yaşatırım ben
Ayıklanmış bezelyeleri atarım kaynamakta olan suya
3 Dakika sonra alırım hepsini buzlu soğuk suya salarım
Şok ederim onları
Bu şokla buzdolabına girerler.
Kimi zaman hiç olmayacak bi anda mesela
Kendimden beklenen hareketin aksi yönde bir hareket ederim
Bir söz ederim
Şok ederim meclisteki herkesi
Gerçi ilk şoktan sonra edilen laf genelde şu olur;
"İlahi Şeniz senden de başka bişi beklenmez"
Kahkahalar atılır gerilmiş sinirler yumuşar.
Bazen de ben şok olurum.
Bir hızla giderken mesela hayatımda
Küttt diye bi ses duyarım
Anlarım ki o zaman
Çok farklı bi ortamdan,
Çok farklı birinden
Çok başka, olmayacak, duyulmayacak sözler
İşitmişimdir
Ağzım açık kalır sinek kaçsa yeridir.
Edilmeyecek hareket görmüşümdür
Geri çekim ararım, Erman Toroğlu'nu ararım bana yorum yapsın diye
Çarparım resmen düz duvara
Şok olurum.
10 Aralık 2010 Cuma
kızarmış ekmek
Bu saatte bir rüzgar ki dışarıda
Balkondaki saksıları indirdim aşağıya
Ne olur ne olmaz uçar falan
Bilgisayarın başında oradan oraya dolanıyorum
Ve burnuma gelen bir koku
Hem de bu saatte
Kızarmış ekmek kokusu.
Çıtır çıtır yanık olucak yağ sürücem üstüne
Eriyecek yağlar bir de krem peynir üzerine
Yağda ekmeğin yağ sürdüğüm bıçaktan siyahlıkları kalıyor ama olsun.
9 Aralık 2010 Perşembe
Terapi
Keyifsizim bu aralar biraz
İçimde sürekli dualar ediyorum
Şükrediyorum sağlıklı ve sıhhatli olduğum, olduğumuz için.
Bir coşkun nehir kabarıyor
Sanki bi yerlerden ummadığım anda bi haber duyacakmışsın gibi olur hani
Pır pır eder için sanki muştu böceği kaçmıştır içine
Çıkmak için uğraşırken
Değiverir yüreğine kanat çırpışları
Bi başka atar kalbin.
Büyük bir dağ var önümde set vurmuş hayatıma
Sıra dağ hemde öyle tek bi yükseklik değil platoda
Ama ardından gelen sesler çok güzel
Bakalım hayır olsun diyorum.
Aaa keyifsizdim ya ben hani demi
İşte içim iyi de nedense dışarı çıktığında bi başka oluyom
Soğuklar geliyormuş ondan mı böyleyim acaba?
Off ne biçim bu yazı yaa..
Başka bişi mi anlatsaydım acaba ?
Ay sakın yurdum halinden anlat demeyin bana
Neyi anlatayım ki?
Elmalarla armutları bir çuvala koyduğumda mutlaka boşluklar oluyor
Aradaki boşlukları da ne yazık ki görmezden gelmeye çalışıyorum
Kapıyorum gözümü
Sadece gözümü ama kulağımı tıkıyamıyorum mesela
Kendimi iyi hissetmek adına evimdeki güzelliklere bakıyorum
Mesela bir nescafe fincanına diktiğim kaktüse
Kaktüs yetiştirmek başka bişimiş
Dokunulumaz güzellikler sunar insana
Ne garip değil mi?
Neyse böylesine saçma bi yazıda olur mu ya
Ne diye okudum ki buraya kadar demeyin
Hepimizde olmuyor mu bu türlü
Hislerle dillendirilmiş düşünceler, iç sesler
En azından yazarken anlatmış gibi oldum
Bi nevi terapi yani.
Vizite ücretim ne peki diye düşünürseniz şayet
Alacağınız olsun benden,
Yazıveririm bi gün bol kahkahalı, pirzolalı bi yazı
Ödeşmiş oluruz.
8 Aralık 2010 Çarşamba
Cadıcık
Annesi hastaneden öğlene gelecek olan
Bir saattir sabrımı zorlayan
Okula giden ablasının arkasından
Durmadan ağlayan.
Durmadan akan sümüğünü silmekten
Camlara şekerli elleriyle vuran
Beni kızdırmak için bilgisayarı tekmeleyen
Verdiğim şekerleri, mandalları oraya buraya fırlatan
Beni yenilgiye uğratan
Melek yüzlü cadıcık yeğenim
Neslişah
Anladım ki ona baktığımda başlıyor gösterisi
Tamam diyorum teslim oldum
Verdim sana İstanbul'u tuş oluyorum ben.
Bu ne şimdi
145'ti izleyici sayım bir baktım 140'a düşmüş
Şimdi ben ne yazdım ne yaptım da oldu ki bu?
Şaşırdım...
Hava soğumuş İzmir'de
Üçyol'dan Asansör'e inerken bugün
Sokak başında durup denize karşı
Bi sigara tüttüreyim dedim
Kıçım dondu yaa
Ama kabahat bende
Üst üste 3 tane ince penye birde yün ceket giyersen
Kıçımda donar sırtımda
Üşüdüm..
Öğlen evden çıkmadan makyaj yaparken
Hani kaşlarımızı aldığımız büyük gösteren aynalarımız var ya
Onda makyaj yaparken fark ettim
Göz çevremde kırışıklar oluşmuş
Karar verdim az gülmeye
Somurtucam...
Yaşlanmışım ben yaa
Asansör'e inerken ve geriye Üçyol'a çıkarken
Merdivenleri
Arada dinlenince fark ettim
İsyan ettim...
7 Aralık 2010 Salı
6 Aralık 2010 Pazartesi
ordan burdan
Bişiler var kafamda
Bir araya gelmiyorlar tamamlayamıyorum kelimeleri
Hani bir araya getirsem şıp diye koyuvericem buraya
Onun yerine parça parça yazıvereyim dedim
Hava soğumaya başlamış
Bugün anladım her ne kadar güneş olsa da tepemizde
Çok fazla ısıtamıyor
Mesela şu anda yazarken parmak uçlarım üşüyor
Dün günübirlik Didim'e gittik geldik
Kahvaltıyı yaparken babacımı 12 otobüsüne yetiştirelim diye konuşurken
"Ben bilet paramı size vericem beni Didim'e bi atıverin" dedi
Hadi dedik kalktık gittik annecimede haber vermeden
Bi sürpriz oldu yüzler güldü.
Arka bahçeden süs biberleri toplandı en acısından turşu olsun diye
Isırgan otları toplandı kimsesiz komşu bahçelerden salata olsun diye
Anne yüreği işte pişen yemekten konuldu bi kavanoza yanında bişiler uydurulup
Akşam yemeği yapılacak
Aslında Keşkek yapasım var
Ama tek başına da yenmez ki meret
Kalabalık olmalı mesela bir iştahla yenilir
Bakayım birilerini bulayım da yapıvereyim.
Resim; alıntı Bi abimiz var amatör resim çeker...
4 Aralık 2010 Cumartesi
Harç bitti yapı paydos
( Ödemiş efesi babacım )
Çok şükür bitti işimiz.
Son bi kırık kırsık işler kaldı bu güne
Harç bitti yapı paydos dedi Babişkom
Bahçe süpürüldü,
Kapı önü temizlendi
Takımlar temizlendi
Kirli kıyafetler çıkarılıp makinaya atıldı
Bol köpüklü banyolar yapıldı
İki dirhem bir çekirdek giyinilip
Kokular, parfümler sürüldü
Babişkomu Kordon'a götürüyoruz birazdan
Buzzz gibi birayı hak etti di mi ama...
(Annecim, Babacım Didim'de )
(Yandaki çanta da babacımın balık takımları)
3 Aralık 2010 Cuma
Bir amelenin günlüğü
Vallaha o kadar yorgunum ki,
Şöyle edebiyat parçalayacak halim yok diyebilirim.
İsterdim ki biri benim yerime yazsın bu satırları
Neler yaptım bugün yazdım öyle
Yok benzetmeymiş, yok imla hatası falan bakmayın kusuruma
Öyle böyle değil bayağı yorgunum
İşte 2.günde yaptıklarım;
Sabah erken kalk fayans almaya git babişkoyla,
Arabayı babanla çek, kahvaltı hazırla yap,
Yatak topla,
Harc karılırken su tut yardım et,
Harcı 3.kata çeken babişkoya yardım et,
Fayansları işaretle, suda ıslat,
Nescafe yap, tekrar harc çek,
20 kilo kireç torbası taşı yukarıya,
Öğlene doğru Ödemi'ten gelen halam ve kayınpederini, eniştemi ağırla
Sonra da 5 kişilik 3 çeşit yemek yap,
Mutfağı toparla
Hortumu 3.kata çıkar, tekrar indir,
Aşağıya in bulaşık yıka,
Yerleri süpür, harcları temizle,
Tekrar hortumu yukarı çıkar musluğa tak, babişkoyla birlikte yukarıyı süpür, yıka
Yemek yap.
2 Aralık 2010 Perşembe
Yorgunum dostlarım yorgunum
Vallaha çok yorgunum
Sormayın
Babişkom geldi dün
Sabah erkenece kalktık
Kahvaltıyı hazırladım
O'da malzeme almak için dışarı çıktı
Şimdi efendim bakmayın siz benim öyle gezdiğime tozduğuma falan
Bugün resmen ellerim kireç ve harçtan kavruldu
Tırnaklarımdaki fişne ( vişne) rengi ojelerimin yarısı kayboldu
Bizim evin üstü sıva oluyor
Babişkomda inşaatçı
Zaten şu an oturduğumuz evi Babam yapmıştı.
Bi takım tamir işi gerekince Didi'den geldi
O'na yardım ediyorum
Şükür Teyzemin oğlu ve Babamında bir arkadaşı geldi öğlene doğru geldi de
Gırgır, şamata, muhabbet derken yardım ettiler Babama
Eh bana da yemek, çay yapmak
Musluğu açıp kapatmak,
Gibi bi takım ayak işleri düştü.
Ama akşam olup da yemeği yiyip koltuğa atınca kendimi
Anladım ki çok yorulmuşum yaa...
Şimdi bu işer cumartesi günü bitecek
Yarın öğlen bugün ki takım yine bir araya gelicek
Öğlene ne yemek yapsam diye düşünüyorum.
En iyisi buzluktan kıymayı çıkarayım da
Bi tarhana çorbası bi de kıymalı, patatesli böörek yapıvereyim.
Sormayın
Babişkom geldi dün
Sabah erkenece kalktık
Kahvaltıyı hazırladım
O'da malzeme almak için dışarı çıktı
Şimdi efendim bakmayın siz benim öyle gezdiğime tozduğuma falan
Bugün resmen ellerim kireç ve harçtan kavruldu
Tırnaklarımdaki fişne ( vişne) rengi ojelerimin yarısı kayboldu
Bizim evin üstü sıva oluyor
Babişkomda inşaatçı
Zaten şu an oturduğumuz evi Babam yapmıştı.
Bi takım tamir işi gerekince Didi'den geldi
O'na yardım ediyorum
Şükür Teyzemin oğlu ve Babamında bir arkadaşı geldi öğlene doğru geldi de
Gırgır, şamata, muhabbet derken yardım ettiler Babama
Eh bana da yemek, çay yapmak
Musluğu açıp kapatmak,
Gibi bi takım ayak işleri düştü.
Ama akşam olup da yemeği yiyip koltuğa atınca kendimi
Anladım ki çok yorulmuşum yaa...
Şimdi bu işer cumartesi günü bitecek
Yarın öğlen bugün ki takım yine bir araya gelicek
Öğlene ne yemek yapsam diye düşünüyorum.
En iyisi buzluktan kıymayı çıkarayım da
Bi tarhana çorbası bi de kıymalı, patatesli böörek yapıvereyim.
1 Aralık 2010 Çarşamba
Elimden düşmüyor
Elimden düşmüyor
Gece yatarken okuduğum da yataktan düşüyor
Cumartesi günü okumaya başladım
Her kitapta olduğu gibi ilk 20 sayfadan sonra
Bir şahlandı ki hikaye
Elimden düşüremiyorum
Dizi arasında reklamda okuyorum mesela
Akşam üstü okumaya bi daldım
Pilavı yapmayı unutmuşum
Yarın yaparım artık diye kandırdım eşimi
Şimdi kitaptan bi bölüm yazayım istiyom
Pek beğendim...
Sayfa 87
-derkenar-
aşk, asla paylaşılmayan sır
Leyla'ya sordular;
"Sen mi Kays'ı daha çok sevdin; yoksa o mu seni ?"
Kara gözlü, kara saçlı, kara benli Leyla iç geçirdi, üzüldü;
"Dostlar, bu nasıl bir soru, bana böyle bir soruyu nasıl sorarsınız ki?!.. Elbette ben onu daha çok sevdim, onun beni sevdiğinden..."
"İyi ama Leyla, o senin için deliye döndü, çöllere düştü, adı Mecnun'a çıktı ve kutlarla, kuşlarla konuşur oldu..."
"İşe bakın, o gitti, bana olan aşkını ona buna anlattı, ben ise aha şuracığımda, kalbimin içinde onun aşkını saklayıp durdum, hiç kimse ile ne paylaştım, ne kimseye dert yandım. Şimdi siz karar verin, o mu beni daha çok sevmiş; ben mi onu?!.."
Hadi bakalım kararı siz verin hangisi daha çok sevmiş ?
29 Kasım 2010 Pazartesi
Göz göz - Kaf sin kaf
Koca tarafından Karşıyaka'lı olsam da artık
Evleninceye kadar kalbim Göztepe için atmıştır hep.
Hala da içimde saklıdır nede olsa İzmir takımı
Bir arkadaşıma uğradım bugün
İşten dönerken beni Güzelyalı'da bıraktı
Tam sahile çıkarken
Cadde kenarına park etmiş seyyar
Güzelyalı Köftecisi Erdal Usta'yı gördüm
- Üçkuyular'dan geliş yönü -
Yaptırdım hemen durağa gittim
Otobüs çok dolu gelince
Aradım Eşimi senin iş çıkışına gelicem dedim
Vakit vardı
Geçtim köprüden sahile oturdum bi banka
Bi güzel yedim köfte ekmeği
- Konak yönüne gidiş -
Sonra da döndüm tekrar durağa
Konak yönüne oradan da
Kemeraltı'na
Akşam vakti dükkan kapatanların
İşporta açanların arasından
Çankaya'ya metroya
Halkapınar'da inip Eşimi bekledim.
Akşamı ettim böylece..
28 Kasım 2010 Pazar
Asker şiirleri
Bayramda Didim'e Annemle , Babacımın yanına gittiğimizde dolap çekmecelerini karıştırırken Babacımın askerdeyken yazdığı şiirlerin yer aldığı defterini buldum.
Askerdeyken kendisine sevdiklerinden gelen kartpostallarla süslediği şiir defterini.
Küçükken açar içindeki şiirleri okur, kartpostallarına dalar giderdim.
Yukarıdaki resim şiir defterinin kapağı...
24 mayıs 1969 / 09 ocak 1971 tarihleri arasında
Burdur'da Topçu Alayında topçu olarak yapmış görevini.
Bu kartı amcasının oğlu göndermiş yılbaşında.
Defterde
Kendi yazdığı şiirlerinin yanında
Ünlü şairlerin şiirleri
ve
Arkadaşlarının hatıra olarak yazdığı şiirlerde var.
Bu kart Halam'dan gelmiş kendisine
Son sayfa da yazan
"Ben öldüğüm zaman en yakın kimselerim tarafından saklanmasını bütün kalbimle rica ederim"
Yazısı beni çok duygulandırdı.
27 Kasım 2010 Cumartesi
Yazar olmak, yazıyor olabilmek
Yazılarını nasıl bir ortamda nasıl bir ruh haliyeti içerisinde yazarsın?
Diye sordu dostum,
Kahvelerimiz bitmiş
Yanında tellendirdiğimiz sigaralarımızı da söndürürken;
Blog sayfamda yazdığım yazılarımı genelde gündelik hayatta yaşadıklarımdan yazmaya çalışırım diye yuvarlak bi cevap verdim.
Sanki konuyu kapatmak istermişim gibi bi duruma sebep olunca
Bir nefes alıp devam ettim,
Evet bazen alıntılarım olmuyor değil.
Mesela,
Son zamanlarda sayfamda yaptığım değişiklikler neticesinde
Bi takım aldığım tepkisizliker !
Genellemiyorum herkesi
Sanki değişimimin
Hoşnutsuzluk, yakışmamazlık
Olarak genelleştirildiğini düşünüyorum.
Şimdi burada kimseye gönül de koymuyorum biliyor musun
Kimseye kendimi zorla okutturma yanlısı da değilim.
Beğenen okur derim hep.
Mesela benimde başta bi hevesle açıp sayfasını
Sonra da sanki karşımdaymış da
Sözünü kesersem ayıp olur düşüncesiyle sonuna kadar okuyorum.
Ha faydalanıyor muyum evet bazen iyi ki yarıda kesip çıkmamışım dediğim oluyor.
Ne diyordum evet son zamanda yazdıklarım
Aslında günlük hayatımdan kesitler yazayım dediğimde
Bi bakıyorum ki
Gün içinde farklı, ilgi çekici yaptığım
Bişi yok.
Ben de ne yapıyorum ?
Açıyorum bi parça, bir resim buluyorum,
Sonra da onların yardımıyla
Uyduruyorum da, uyduruyorum.
Duma duma dum...
Güldük...
26 Kasım 2010 Cuma
Bir acı kahve
Bir dostla sohbet sırasında,
"Kimin gözünde dürüst olup olmadığının ne önemi var diye cümle kuran bu kız
Facede yazdıklarını kavrayamanların kendisiyle ilgili konuştuklarından rahatsız
Aradaki çelişkiye bakar mısın?
Face ne kadar önemli diye bi soru getiriyor aklıma mesela ?
Bir paylaşım, bir tıkla arkadaş olup
Bir araya gelip oturmadan,
Bir dost meclisinde iki kadehin tokuşturma sesini bile duymamışken
Bir yemek yiyip,
Bir acı kahve içmeden
Hatta ses tonlarımızı bile duymadan
Birbirimize
Güvenmek
Sinir olmak
Niye acaba?
Yada benimle ilgili ne düşünüyor ?
Gibi durumlara girmek"
Dedim,
Kahvesinden höpürdeterek bir yudum aldı ve şöyle cevap verdi bana,
"Sesini duyduğunun, kahve içtiğinin, yemek yediğinin ve hatta benim örneğimde olduğu gibi daha da ileri gittiğinin bile yeri geldiğinde önemi olmayabiliyor.
Sıralamaya alırsak; face' in önem sırasında esamesi bile okunmaz.
Face gibi ortamlarda arkadaş listeni ortak paydalarda buluşabildiklerinden oluşturmalı insanlar. Zira sanal bir alan ve zaten özel yaşamımızda bir yığın sorun varken, bir de bu sanal alana kendimize sorun çıkartacak şeyleri ya da kişileri taşımanın mantığı da yok.
Kafa dağıtma, gündelik sıkıntılardan uzaklaşma ve hoşça zaman geçirmek olmalı amaç...
Ama ne yazık ki kendimizi özel yaşamdaki düşüncelerden soyutlayabilmek imkanımız yok.. Hal böyle olunca özel yaşamdaki eksikleri ya da gedikleri veya bastırılmışlıkları ortam nasılsa sanal diye çok daha rahatça açığa da çıkartıyoruz bu gibi ortamlarda.
Ve aslında hacı şakir i zengin ediyoruz masturbatif yanılsamalarımızla..."
Bu cevap üzerine kahvenin yanındaki lokumları alıp yedik
Bari ağzımız tatlansın dedik.
Mim şeysi
Asuman abla Beni mimleyip ce ee lemiş...
Aldım soruları önce Eşim'e sordum
Bi sınav çektim kendisine
Sorayım tartayım bi dedim
Bakalım tanımış mı beni 13 senedir
Çoğuna ikimiz aynı anda aynı kelimeleri söyleyerek
Cevapları verdik
Gerçi o genelde uzun cümleler kurdu
Benim gibi
Bakalım neler çıkarmışız ortaya
En sevdiğiniz kelime: İçinde gerçek, samimi hisleri barındıran tüm kelimeleri severim. Çünki yalan yoktur onlarda
En sevmediğiniz kelime: -mış -miş -muş'la biten tüm kelimeler ( bir bok atma içerir bence )
Ne sizi heyecanlandırır: Kırmızı kurdeleli tüm paket/-cikler
Heyecanınızı ne söndürür: En heyecanlı anımda karşımdakinin, yanımdakinin boş boş bakması
En sevdiğiniz ses: Deniz kabuğuna daya kulağını derlerdi ben küçükken gelen ses denizin sesidir, sonradan öğrendim ki yokmuş böyle bişey. O sesi kulağıma duyuran benmişim meğer.
En sevmediğiniz ses: Her sesin en yükseği
Hangi mesleği yapmak istersiniz: Bi cevap bulamadım buna ne ben nede eşim. Sustuk burada
Hangi doğal yeteneğe sahip olmak istersiniz: Hesap kitap işlerini becerebilmeyi isterdim
Kendiniz olmasaydınız kim olmak isterdiniz: ?
Nerede yaşamak isterdiniz: Deniz kenarında - ki çok şükür İzmir'de yaşıyorum-
En önemli kusurunuz: Ben; Öfkemi kontrol edememek Eşim; Şüphecilik
Size en fazla zevk veren kötü huyunuz: Sarımsak yemek derim ben onu çok severek yerken beni böylesine kötü etmesine dayanamıyorum tansiyon durumları
Kahramanınız kim: Hep değişir, birgün sen olursun yarın başkası
En çok kullandığınız kötü kelime: Eşim ve benim aynı anda verdiğimiz cevap ; Siktirr
Şu anki ruh haliniz: Mutlu ama her an da bir çatlaktan içeri girip beni mahvedecek bir olaya karşı korumasız
Hayat felsefenizi hangi slogan özetler: "Hayata bir kere geldiysek hem herşeyi yaşamak gerekirken bir daha bu şansın verilmeyeceğini düşünerek sınavlardan iyi not almaya çalışmak." hadi be ben bunu mu düşünüyorum kendime idol alıyorum ara sıra fire verdiğim oluyor ee "Hatasız kul olmaz" demişler
Mutluluk rüyanız nedir: Bedenen ve ruhen sağlık ve sıhhat gerisi geliyor bunlar olmadı ııhh İster Bağdat padişahının gözdesi ol, ister Mısır sultanının cariyesi...
Sizce mutsuzluğun tanımı nedir: Kıskançlıktır derim ben. Öyle bir sinsi hastalıktır girdimi bünyeye bir kere tüm mutsuzluklara giden yollar bundan başlar.
Nasıl ölmek isterdiniz: Bi şi var bende her zaman yemekte bir ölüm tehlikesi atlatırım. Ağzımdaki lokmayı çiğnerken nefes alınca o lokma hopp gider soluk boruma doğru.
Çoktur etrafımdaki kişileri yemekten önce uyarıp böyle bi durum yaşarsam beni arkadan yumruklamaları için.. İşte böyle bi durumda ölmek istemezdim.
Öldüğünüz zaman cennete giderseniz Allah' ın size ne söylemesini isterdiniz: Bu sorunun cevabıyla ilgili hiç düşünmedim.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



























