17 Şubat 2013 Pazar

Kış bahçeleri






Kısa süren bir aile ziyareti
Didim'e kaçamak yapmak
Hayattan bir kaç gün çalmak aslında..



Kış bahçelerini severim..
Yazın her daim açan çiçekler
Kışın o sert havasında açtığında
Yüzümü güldürür, içimi ısıtır..


Yıkamadan da olsa bir yaprağını koparıp atıverdim ağzıma
Şu güzelim marulun


Sukulent mi bunun adı ?
Asortik krep bilir..








Cep telefonum tamamını alamadı
Arkadaki torbanın altında 
Domates var..
Sera niyetine..


Tek ve yalnız bir çiçekçik..


Bu benim en çok midemi üşüttüğümde
Limonla kaynatıp içtiğim
Çok sevdiğim
Mercan köşk..

Saksıda pek olmuyor illaki yer toprağı istiyor..




Yılbaşında geldiğimde de böyleydi bu biber cik..
Kıyamadım koparmaya..


Nane, nane, nane, nane, nane, nane..


Sakız sardunya


Akşam olmak üzere 
Balıkçı tekneleri ya açılıyordu yada iskeleye yanaşıyordu
Anlayamadım..












Bu balıkları Babam,
Tuttu..
Temizledi..
Ve unlayıp...




Odun ateşinde pişirdi..


Yanına da bahçeden marul, ısırgan otu, taze soğan
Salata oldu..
Afiyetle yedik..
İzmir'e döndük..







7 Şubat 2013 Perşembe

Aşk en güzel hangi yaşta yaşanır ?




Aşk hangi yaşta güzel yaşanır ?

Hani o başımızda kavak yellerinin estiği,
Gençliğin verdiği atımla kalbin 
Damarlara akıp insanı coşkulandıran,
Her yapılanın delikanlılığına verildiği,
Kimi zaman deli kimi zaman sevdalı

O gençlik çağlarında mı?

Yaşların delikanlılığın son demleri
Mantıklı yaşların başı olan
Hayatta bir şeyler başarma hissinin öne geçtiği
Mantığın devreye girdiği,
İlk akların saçlara düşmeye başladığı
Her yolun bir ortası bulunur elbet deyip

Orta yaşlarda mı ?

Ya da 
Son demlerinde artık ömrün
İkinci baharına erdiği zamanda
Tecrübe ve o damarlara pompalanan kanın
Beyine, kalbe daha yüksek derecede
Akmasıyla
Bir son şansla
Akıl ve mantıkla
En çok da
Geriye sevmekten başak her şeyin yalan olduğu

Son demlerimizde mi?





29 Ocak 2013 Salı

Açelyalar hep hatırlatır seni bana..



Yılbaşı çiçeği, açelya ve sümbüller..
Yılbaşı çiçeğim 5 senelik tek bir daldı
Eski evimde cılızdı yeni evimde sanırım yerini beğendi
Bu sene çiçek açmaya durdu
Şans getirsin diye geçiriyorum içimden..



Sümbüller şu an soğan halinde birini yeni aldım
Beyaz fincanda olanıysa çatıda buldum yoğurt kabı içinde 
Aldım diktim bakalım
Ne çıkacak..

Açelya çok uzun zamandır almak istediğim bir çiçekti
Dün Antalya'dan gelen bir arkadaşımla gezerken aldık
Bana hediye etti...

Açelya üzerine yazılmış bu şarkıyı çok severim
Yeni Türkü 
Açelya




28 Ocak 2013 Pazartesi

Küçük şeyler..



Bazı parçalar var ki
Mesela dinlerken 
Kafamda bir çok anlık görüntü oluşturuyorlar;
Erik Satie'de bunlardan biri
Bu parçayı en çok
Yağmurlu bir günde İzban Metro'da giderken
Başımı cama dayayıp dinlemeyi seviyorum..
Neler geçiyor aklımdan o anda bilseniz
Bir fotoğraf makinam olsa fotoğraflamak isterdim;

Mesela,

Yağmur sonrası yerde birikmiş suya 
Zıplayan çocuklar..

Yere düşen bir bardak suyun
Kırılma anında yere saçılan o suyun
Ağır çekim hali..

Odanın ortasında şarkı eşliğinde dönen
Genç bir kızın topuklu ayakkabısının görüntüsü..

Unun içine kırılan yumurtanın 
Unu dağıtan gücü..

Denizden çıkmış bir köpeğin silkelenirken
Etrafa sıçrattığı su damlaları..

Bahçeyi sulayan çocuğun elinden
Suyun tazyikiyle fırlayan hortumun 
Yılan gibi ordan oraya fırlaması..

Limon sıkacağında limon sıkarken
Bir damla limonun göze kaçma anı..




İşten yana şansım yok..

İş başvuru ve iş görüşmelerimle ilgili neler yazdım şimdiye kadar şahitsiniz,

Gün oldu kesinleşmiş iş için çağırılırken çocuğum yok diye işe almaktan vazgeçen mi istersiniz?

Çalışacağım işte üretim mesai kaldığında mesai alırken bana verilmeyişini mi?

İş görüşmesine gidip görüşemeden aranan pozisyon için engelli yada hükümlü arayışına girmelerini mi?

İş görüşmesinde patronun iş için deneyimli eleman değil sarışın, esmer, kumral aradığını işitmek mi?

Görüşme ön muhasebe diye beklerken temizlik, çay, yemek yapmak, telefonlara bakmak ta olduğunu anlamak mı?

Üç kuruşa adam çalıştırıp değil işçi insan olarak bile değer vermeyenleri mi ?

Bize genel muhasebe şart değil deyip ama biz genel muhasebe bilen birini istiyorduk diyenini?

Ne ararsanız mevcut..

Ve bunların hepsiyle karşılaştım, şahit oldum yaşadım..
Bu gün bir garip iş görüşmesi daha yaşadım,
Bir tanıdığımızın vasıtasıyla gittim görüşmeye
Ön muhasebe işi..
Hatta cv vermeme bile gerek görmediler
Neler yaptığımı anlattım, patron işi anlattı
Eşime danışıp haber vericem dedim..
Ve 2 saat sonra arayıp haber verdim
İşi kabul ediyorum
Patronda yarın sabah görüşürüz dedi..

Ve bu konuşmanın üzerinden geçen 3 saat sonra bir telefon,
Firmada çalışan bir bayan 
"Patronumuzun kuzeni işten ayrılmış onu işe alıyoruz, sizin için olan eleman alımını durdurduk"

Sözüm bitti bundan sonra lafım yok..



27 Ocak 2013 Pazar

Bir kış gecesi


Bir kış gecesi sen uyurken yatağında
Uzak şehirlerden birinden geçeceğim ben otobüsle.
Senin uykuna uzaktan havlayan köpekler,
Yan komşudan gelen bebeğin sesi karışırken,
Benim uykuma 
Motor sesi, şoförün muavinle olan konuşmaları,
Gece yarısı nöbetçi radyoda çalan
Bu türkü karışacak..

Sen rahat uyu sevdiceğim,
Ben gecenin nöbetini tutarım,
Yastığa koyarken başını
Yanağından öpmüş olayım..

24 Ocak 2013 Perşembe

Günler geçerken..



Dinlenesi..




Evet
 Halk Eğitim A1 İngilizce kursum sınav sonucum
Dün sınav olduk
Ve A1 dönemi bitti
11 Şubat'ta A2'ye başlıycaz.
Dün sınavımı verip başarılı olunca da
Gittim kendime kırmızı renk yün ceket aldım
Pek şık bişi..



Bu gün başka bir kursa daha başladım
Geçen hafta misafirdim bu hafta kursiyer oldum.
Konak'ta belediyenin açtığı
Kadem dayanışma merkezinde
Haftada  2 saat İngilizce kursuna.



Çıkışta arkadaşımla kütüphaneye gidip kitap aldık,
Ben aslında "Ayaşlı ve kiracıları" kitabını okumayı istemiştim
Nerden aklıma estiyse 
Geçenlerde aklıma geliverdi o kitap
Dizisi vardı eskiden izlemiştim ama tam değil tabii
Kitap olarak okuyayım dedim
Yoktu raflarda bir okuyucudaymış
Bu bitince artık..









20 Ocak 2013 Pazar

Ne lüzum var aşk'ı tarife..




Hangi insan evladı
Uyanık olduğu vakitler
Onyüzbinkere
Sürekli aynı şarkıyı dinler?

Tabii ki ben..

14 Ocak 2013 Pazartesi

Ben son ancı'lardanım....


Ben küçükken babam çilek almış
Ye demiş bana 
Bense çocukça bir inatla
Yememişim..
Babam başlamış yemeye..
Ama her seferinde de bana 
"Ye kızım niye yemiyorsun" 
Diyormuş..
Bense hala çocukça bir inatla
Omuzlarımı kaldırıp dudağımı büzerek
"Yemicem" diyor muşum..
Derken babam son çileği ağzına attığı anda
Ben
"Yicem baba" demişim.

Ve canım babacım,
Daha çiğnemediği çileği 
Bana vermiş..

Bunu neden anlattım..
İşte ben hep böyle son ancı'lardanım.
O nedir demeyin ?
Her işim hep son dakikada belli olur.
Hiç şöyle başta tam olup
Tıkır tıkır işleyen bir planım olmadı.
Hep bir karın ağrısı, sıkıntı, kalp ağrısı
Ve dualarla destekli oldu, oluyor..

Hah aklıma gelmişken
Yine son güne kalan bir planım gerçekleşti bugün..
Üniversite sınavı için sınava girmeden 
Okuduğum okulun yükseğine geçiş hakkım için
Başvurdum.
Sınav parasını yatırıp
Bir lisede kaydımı yaptırdım.
Seneye açıktan okuycam..





11 Ocak 2013 Cuma

Evren bana cevap verdi..


Dün bir mesaj atmıştım hani
İçeriği çok da önemli değil
Ama bana gelen cevap güzeldi.
Öyle çok ahım şahım bişi beklemeyin sakın,

O anki sıkıntıma bir cevap,
O anki boğulduğum suya bir can simidi
Bir kürek oldu benim için
Hayata tekrar bağlanmak adına
Hangimizin olmuyor ki
Dışarıdan küçük sayılabilecek
Ama kişinin içinde
Büyük bir ummana dönüşecek
Bir mucize beklentisi olmaması..

Dedim ya,
İçerik değil
Olması güzeldi
Beni mutlu kılan,
Sevindiren,
Sıkıntılar azaldı artık
Ben iyiyim ya..


10 Ocak 2013 Perşembe

Evrene mesaj..


Evrene bir mesaj atmıştım ben dün gece.
Mesajım ulaşmış ki
Karşılığı geldi bugün.

Geri ödemeli arayışım kabul edildi
Hemde bu kadar kısa sürede..

Bana çıkmaz demeyin,
Sizde şansınızı deneyin bence..


Ah deli kız


Çok da  akıllı olduğu halde
O aklı kullanamayan bir kız çocuğu düşünün,
Her daim bir lay lay loom şarkı ağzında
Ayaklarını seke seke dolanır ortalıklarda
O kadar akılsız ki bu kız çocuğu
Ayağı sürekli taşa takılıp düşmekten
Dizleri kabuk bağlamış
Avuçları her daim yara bere içinde
Bu kız çocuğu kullanamıyor aklını
İllaki burnun dikine gidecek
O duvara toslayacak.
O duvarları seviyor
O duvara toslamadan varsa keşke 
Yaptığı bazı yanlışların farkına
Ah deli kız ah.

Kendisi çok mu  istiyor sanıyorsunuz
Böyle yara bere içinde duvarlara çarpmayı ?
Belkide bir el istiyor
Tutunmak için hayata
Bir sebep, bir neden
Ondan belki şarkı söyleyip dolanması ortalıklarda
En azından içindeki akılsız kızı dinlememek için.

Kim bilir ?






3 Ocak 2013 Perşembe

Bugünden..




Kapı önüne atılmış 
Sandalyelerde oturan erkekler dağıldı önce
Sessizce..

Evden kapı önüne inen kadınlar 
Oturdular sandalyelere.

Bir müddet sessizlik çöktü sokağa
Başlar önde,
Birbirine baksalar da 
Yüzler bembeyaz, gözler kırmızı.

Sokağın başında görünen ilk arabayla 
Ayaklandı tüm kadınlar
İşte o anda 
Bir feryat koptu o sessizliği bastıran
Feryatlar, bağırışmalar, gözyaşları 
Birbirine karıştı.
Eller, ayaklar boşaldı o anda 
Kimisini tutan oldu, kimisi yere kapaklandı
Kimi arabayı yumrukladı,
Kimisi kendini tutanı
Kimisi yerleri..
Bu manzara karşısında
Tüm kadınlar ağlamaya başladı birden
Erkekler  kederli bir yüzle önlerine baktılar..

Ve 
Cenaze 
Defnedilmek üzere
Giderken mezarlığa doğru,
Gözyaşları içinde 
Yanındakinin kim olduğuna bile bakmadan
Birbirine sarıldı tüm kadınlar...
Gözyaşlarını yemenilerinin ucuyla silip
Okudukları dualar
Feryatlara karıştı..






27 Aralık 2012 Perşembe

Her daim güneşli günler, plaj şemsiyeleri..


Türlü korkularım var benim
Hani otursak anlatsam sana
Ya bi git Allah aşkına dersin
Bir tekme atıp oturduğum sandalyeye..

"Böyle korku mu olur ?
Kafan nasıl işliyor senin ?
Aldığın oksijen fazla geliyor herhalde 
Baksana başın dönmüş senin?"

Dersin..

Bak sen bile dayanamıyorsun iki dakika
Düşün ben ne zamandır onlarla beraber yaşıyorum.
Gün boyu beraberiz,
Akşam beraber yatıyor,
Sabah yine birlikte kalkıyoruz..

"Korkularına, korktuğunu hissettirme" 
Dedi bir arkadaşım
Yine böyle oturmuş anlattığım bir vakitte..
"Haklısın" 
Dedim fısıltıyla
Korkarak korkularımın duymasından..
Onlara karşı verdiğim savaşta
Bir hile bulduğumu sanıp
Karşı taarruza geçmesinler diye..

Hani dün demiştim ya
"Rejimler hep pazartesi günleri başlamaz" diye..
İşte o kararlarımdan biride buydu..
O korkularımı uzaklaştırıp kafamdan,
Çiçek, böcek, her daim güneşli günler, plaj şemsiyeleri,
Piknik sepetinden gelen kek kokuları,
Düşünmeye karar verdim..

Not: 
Biliyorum bok yediğimden başım ağrıyor bazı..
Durmam lazım....








Rejimler hep pazartesi günleri başlamaz..





Evet yine geldi çattı bir yıl sonu daha,
Bir telaş var şimdi hepimizde
Sanki bir son devam etmeyecek gibi zaman
Bir koşuşturma alıveriyor hepimizi
Yıl sonu muhasebeleri yapıyoruz
Yeni yıla devir bırakmadan
Defterimizi düzenli olarak kapatmak için.
Sözler veriyoruz yeni yıla girerken
Yeni başlangıçlar yapmak adına..
Başlangıçlar güzeldir
Hep bir umutla başlanır,
İyi dileklerle
Bu sefer başaracağım
Ya da
Bu sefer kirletmeyeceğim
Gibi benzer telkinlerle..

Bir senem su gibi geçti şimdi bakıyorum da
Sanki bir tepeye tırmanmış da geriye bakarcasına..
Acımasız olmak istiyorum kendime aslında
Varsa yaptığım hatalar şu yeni yılda yapmamak adına tekrar..
Biraz daha tanıdım kendimi
Bambaşka huylarımla, olaylara verdiğim tepkilerle,
En karanlık diyebileceğim bir iki yönümü keşfetmekle
Umutla, ettiğim umutların gerçekleşmemesiyle
Gerçekleşecek olanları da saçma sapan salaklıklarımla önünü kesmekle
Kimi zaman tam ben'lik
Çoğu zaman sa içimde saklanan ve ortaya çıktığında benim bile tanıyamadığım
Söz geçiremediğim, anlamaz, dinlemez, susmaz bir ben'le..
Hiç mi güzel günler olmadı ?
Oldu elbette
Ama hızla giden üstü açık bir arabada uçuşan saçlarım gibi uçup gittiler
Şu an şunları yazabiliyor, ayakta durabiliyor hala kendime inanabiliyor
Yeni yılda geçen günlerdeki beni şaşırtan yönlerimi kullanmamak adına
Şans verebiliyorsam
Bilin ki o yaşadığım güzel günler sebebi...

Rejimler hep pazartesi günleri başlamaz,
Ve 
Bu sene bir değişiklik yaptım,
Olmasını istediğim, yapmak için kendime söz verdiğim 
Bazı şeyleri
Yeni yılın gelmesini beklemeden gerçekleştirmeye karar verdim..

Ne de olsa hayat kısa.




24 Aralık 2012 Pazartesi

Buralardayım hala..




Çok boşladım burayı..
Nasıl bir kelime Yarabbim "boşladım"
Ne ayıp aa kaka tuuu..
Ama doğrusu bu başka kelime bulamadım hislerime tercüman
Yazmıyorum ne zamandır
Siz deyin tembellik
Ben diyim sıkıldım..
Bir de twitter da takılınca
Sanki buraya da yazınca tekrar yapmış gibi olucam.
Oysa twitter 140 karaktersiz
Yetmiyor bazen anlatmak istediklerime..

Mesela 2 hafta önce Antalya'daydım ben
Çok yakın bir arkadaşımızın kızının ödevi için gittim.
Ne ödevi derseniz;
Radyo tv okuyor kızımız
Okulda program çekimi yapacaktı
Benimde yemek yapıp youtube verdiğim videoyu görünce
Beni arayıp illaki oraya gidip okulda yemek yapmamı istedi
Oda çekecekti..
Hem kızımız ödevden zayıf almasın
Hem bende neredeyse 18 yıllık dostlarımızı ziyaret etmek için
Atladım uçağa gittim Antalaya'ya..
Hava şansıma güzeldi,
Dostlarımızla muhabbet, sevgi de..
Çekimi de yaptık..
Okula fırın, tüp, tencere tava yemeklik malzemeleri götürdük bir gün önceden
2 Kamerayla çekim yapıldı
Ben de sınıftaki 22 öğrenci ve öğretmeninin karşısında
İzmir köfte ve bulgur pilavı yaptım.
Ben yemeğimden dolayı geçer not aldım
Umarım öğretmeni de insaflı olur
En azından yemeklerimin hatrına..
Şimdi çekimin montajdan çıkmasını bekliyoruz bakalım..

Bu akşam üstü fark ettim
Yüzümün sol tarafı karıncalanıp, kaşınmakta
Gerçi karıncalanma azaldı
Lakin sol gözümü kısıp bakabiliyorum tv'ye ekrana..

Başka hımm..
Hah..
Şimdilik bu kadar şarkıyı dinleyin derim mutlaka
Pek sevdim
Zaten ne varsa eskilerde var yaa..



30 Kasım 2012 Cuma

2000 adım


Yağmurun sesine uyandım sabah
Ne güzel dedim..
Zaten dünden belliydi yağacağı
Havadaki o güzel yağmur kokan rüzgar
Belli etmişti geleceğini..
Yağmurun kesildiği bir anda 
Çıktım yürüyüşe gittim
Koşu'ya..

Kimseler yoktu,
Jokeyler sabah idmanlarını da yapmışlardı sanırım
Yoktu hipodromda koşturan atlar..

Yürüyüş yapılan yere geçip
Yürüdüm ve adımlarımı saydım
Toplam 600 adım diyelim..
3 tur döndüm
1800 adım 
Eh evden gidiş-dönüşe de 200 adım eklersem
2000 adım attım bu sabah..

Vivaldi işlik etti..




29 Kasım 2012 Perşembe

İmza kızın..

Sevgili Babacım,

Nedense daha ilk kelimeyi yazmaya başlayınca bir gözyaşı doldurdu gözlerimi  oysa bir telefon uzaklığında sesini duyabilecek, estiğinde kafama atlayıp otobüse iki saatte varıp seni görebilecek bir mesafedeyim.

Teyzem anlatır hep, doğduğum zaman yüzünde kocaman bir gülümsemeyle "Kızım oldu benim, bana bakar, beni kollar" demişsin çevrene. Mutlu olmuşsun annem bana hamileyken erkek bebek olur diye tahtaya çiviler çakıp mavi renk bir battaniye dokumuş olsan da..

Küçüklüğüme dair hatırladığım ilk anlar annemin kardeşimle Adana'ya gezmeye  gittiğinde beni alıp gezdirmen..Bir de bıyıklarını kestirdiğinde sana "sen benim babam değilsin" diye bağırmam. Sonrasında akşamları eve geldiğinde cebinden çıkardığın çikolatalar..

Her zaman arkadaş gibi oldun bana Babacım. Hatta seni tanıyan çoğu arkadaşım bile dile getirir bunu. Çocuklarla çocuk, gençlerle genç olman. Her yaşa muhabbet konusu bulman. Sert bakışlı, sürekli homurdanan, kusur bulan, evdeki hayatı zindana çeviren, sürekli azarlayan bir baba olmadın hiç bir zaman.  Olamazdın da aslında yapın da yok çünkü senin. Her zaman hayatın sıkıntılı yönlerini kafaya takmadan, dert etmeden yaşamamız gerektiğini savundun. Bu hayat felsefeni senin kendin yaşayıp bizimde öyle olmamız gerektiğini düşündün. Çok haklısın canım babacım..

Ve şu yaşımda en sevdiğim sıkıntını, üzüntünü, derdini, sevincini bana dile getirmen biliyor musun?

Didim'e geldiğimde motorsikletinin arkasına atlayıp gezip bir deniz kenarında mola verdiğimizde sigaranı yakıp benimle paylaşman benim için o kadar gurur verici ki bunu ilk defa dile getiriyorum. Sen kimi sıkıntını kimi sevincini paylaşırken benimle seni gözlüyorum ve içimden şu dünya da annesi küçükken vefat eden şu adamın başka kim yakını olabilir ki diyorum.

Şimdi düşünüyorum da büyüme çağlarımda o an için çok büyükmüş gibi duran ama şimdiyse niye tartıştım ki sanki dediğim çoğu tartışmalarımız için özür diliyorum senden.

Senin kızın olduğum için, seninde babam olduğun için çok mutluyum.

Seni çok seviyorum..

İmza kızın..


Not: İmza kızın kitabında benimde bir mektubum olmasını isterdim..Sonra dedim ki kendime olmaması benim yine de yazmama engel değil aksine sebeptir deyip yazdım.. Sonra bu mektubu el yazımla yazıp babama postalayacağım..



Küçük kız,



Ah kısa saçlı sert bakışlı küçük kız,
Yer değiştirebilir miyiz?
Sen şu yaşıma çık 
Ben de senin 6 yaş haline döneyim..
İster misin?
Bu yaşlar güzel de senin yaşına göre
Pek eğlenceli değil.
O zamanlar ayda yılda bir alsalar da içsek diye bayıldığın
Cam şişede satılan Coca cola 
Şimdilerde naylon şişelerde satılıyor
İstediğin zaman alsan da 
Senin yaşındayken olan tat yok içinde..

Ah tombul bileğinde altın bileziği olan küçük kız,
Tek gayen neydi acaba o yaşlarda?
Bayrama yakın ne giysi alınacağı, 
Komşunun kızının giydiği kırmızı ruganlar mıydı?
Pazarda görüp tüm pazar boyu ağladığın 
Yatırınca gözlerini kapayan bebek 
Şimdilerde yüzü tükenmez kalemle çizilmiş
Bir gözü çıkarılmış sandık içinde belki de tavan arasında.

Ah dizleri her daim yara bere olan küçük kız,
Neydi seni onca yaraya, düşmeye rağmen 
Koşmaktan alıkoymayan?
Koştuğunda yetişeceğin dondurmacı mı
Yoksa koşturmaca oynarken ebeye yakalanmamak mı?
Şimdilerde yaralarda yer değiştirdi bu yaşlarda,
Görünmez yerlerde 
Kalpte, akılda..
Geçmiyor da tendirdiyot 
Sürsen de içsen de.
Bir neşeli anında karşına çıkıp
Mahvedebiliyor seni kimse fark etmeden
Yüreğini öyle bir el burkuyor ki kimseler görmeden,
Nefesin kesiliyor sanıyorsun,
Kanının çekildiğini hissediyorsun,
Boğazın kuruyor
Her defasında can veriyorsun.
Oysa öylemi idi senin yaşında 
O cami sokağından yokuş aşağı koşarken
Yere kapaklandığında nasılda dışarı çıkmıştı 
Köşedeki kahvedeki amcalar,
Kimi su, gazoz getirmiş
Kimi sakız almış,
Kimi de sen görmeden yere para atıp
Yere tükür de para bulursun belki demişti..

Ah o parmakları tombul küçük kız,
Neydi seni büyümeye zorlayan?
Ne vardı büyüyecek?
Neyine özendin bu yaşların?
Oysa bitip tükenmek bilmezdi o zamanlar 
Uzun sıcak yaz günleri,
Kışın sobaya ekmek bastırıp,
Tombala oynadığın günler bitmek bilmezdi.
Saatin önemi yoktu 
Gün pazartesi yada cuma ne fark ederdi?

Ah kısa saçlı sert bakışlı küçük kız ah.

Not: Kısa saçlı elbiseli sert bakışlı küçük kız benim..











27 Kasım 2012 Salı

Kitab-ı aşk



Leylak Dalı mim cevaplamış,
Sevdiğiniz sizi etkileyen kitap paragrafını yazmakla ilgili..
Ya da bunun gibi bişi işte
Aklımda kaldığı kadarıyla öyleydi
Neyse yazıvereyim dedim bende..
İskender Pala'nın tüm kitaplarını severek okuyorum

"Kitab-ı aşk"
Bunlar arasında bambaşka yerdedir..





Kitabın 20.sayfasındaki

"Gerçekten de aşk, 
Karşılıklı oturmak, 
Yüz yüze veya aynı noktaya bakmak, 
Şiir okumak, 
Sevgiliden utanacak kadar kadar terbiyeli davranmak, 
Güzel şeylerden bahsedip gülmek 
Ve asla iffet sınırının ötesine uzanmamaktır.
Çünki aşk, 
Bakmakla güzelleşir,
Konuşmakla zenginleşir ama dokunmakla bozulur. 
Sevgilinin yanında hem kendisine hemde ona ait hayâ elbisesini soymak konusunda şeytanın ayartmasına fırsat vermemek gerekir. "

Paragrafını her zaman beğenmişimdir..