16 Eylül 2012 Pazar

Gece gece...


Tarihin arka odası'nı izliyorum dinliyorum
Habertürk'te..
Geyik muhabbeti yapılıyor o programda
Dese de bazı arkadaşlarım

Murat Bardakçı'nın 
Mail atan izleyicilere atarlanmalarını seviyorum..

Bir yandan da youtubede dolanıyordum..



Az önce içip çöpe attığım 
Sade gazozun alüminyum kutusuyla yapılan 
Bir kül tablası mumluk çarptı gözüme
Kalktım kutu gazozu aldım 
Ve 
Ne yaptım bakın hele..



Kenarlarını kestim..



Şerit halinde ayırdım.




Kıvırdım..



Kül tablası ya da mumluk olarak
Kullanılabilir..

Yapılışı için videoda şurada..





15 Eylül 2012 Cumartesi

İşçi'sin sen İşçi kal...




Benim şu sonbahar mevsiminde tutan ağlamaklı hallerim yine geldiler sağolsunlar.
Aslında 2 hafta önce hissettirmişti geleceğini
Metroda giderken karşıma oturan bir çalışana takılınca gözlerim.
Orta boyda ve yaşlarda siyah pantolon mavi çizgili beyaz gömleğiyle sarışın bir bey
Siması bile hatırımda diyebilirim..
Karşıma oturdu elindeki laptop çantasını kucağına koydu
Bir elinde telefonu diğerinde bir adres yazılı kağıt
Bir dosya çıkardı sonra çantasından fiyat listesine benziyordu
Baktı, inceledi...
İçimden bir iş görüşmesine gittiğini düşündüm belkide satacak ürünleri var
Pazarlamacıydı sanırım..
İşte o listeyi incelerken eğer yaparsa o satıştan kazanacağı parayı,
Evine götüreceği ekmeği düşündüm ve bir ağlamaya başladım usulca
İşte tıpkı şu an gözüm önüne gelince olduğu gibi..
İçimden kendime ağlamamam için kendi kendime konuşmaya başladım
"şştt noluyo belkide kötü biridir, parasını içkiye yatıracak, eşini dövüyordur ne biliyorsun, niye ağlıyorsun" 
Ama olmadı dindiremedim...

Dün 1 haftadır çalıştığım işten
 "Bize tam muhasebe bilen eleman lazım" dediklerinde 
Birden bir acı düğümlendi boğazıma
O anda aklıma
Bir şekilde ev geçindiren, kira ödeyen, çoluk çocuk büyüten
Tütün ve ter kokan bir işçinin
İşten çıkartılırken yaşadığı anların böyle olabileceği geldi.
Ve o acı boğazımda büyüdü büyüdü..
Ağlamazsam biliyorum ki inmeyecekti...

Akşama kadar zor durdum tuttum kendimi..
Ve eve gelip kapıyı kapayınca koyverdim gözyaşlarımı...

Sonbaharın bir an önce geçmesini istiyorum kış gelsin
Kışın aç kalan minik kuşlara da üzülsem de 
Bir avuç buğdayı balkona koyduğumda ağlamak falan kalmıyor....


13 Eylül 2012 Perşembe

Bakmayın şarkının ağlamaklı haline iyiyim ben şu an..




Bugün gözlerim doldu diyebilirim.
Burnumun direğinin sızladığını,
Bir iki gözyaşı damlasını
Yutkunmamı dahi belli etmeden 
Tüm gün taşıyıp durdum..

Bunca iş başaran ben,
Yurt dışına mal gönderen ben,

Azıcık işin mi üstesinden gelemiycem?

Gelemiycek mişim..

Öyle dediler bu gün..
Ve 

On günlük paramı alıp
Sonbahar sıcaklığında bir ikindi vakti 
Evime döndüm...



9 Eylül 2012 Pazar

09/09/1922 İzmir'imin kurtuluş günü..


Türk Yıldızları 
Solo gösterisi İzmir
Belirtmeyi unutmuşum ekliyorum
Fotoğrafı arkadaşım çekti
Gösteriyi izlerken bunu yakalamamız çok güzel oldu..

Bugün 
İzmir'imizin
İzmir'imin kurtuluş günü..

Bu şehirde doğduğum için çok mutluyum.
İzmir'li
Olduğum için çok mutluyum..


Bize güzel şehrimizi kurtarıp bağışlayan,
Başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere
Tüm İstiklâl Savaşı şehitlerimize
Ve
Konak Meydanı'n da
İlk kurşunu sıkan
Rahmetli Hasan Tasin'e
Teşekkür ediyorum..




6 Eylül 2012 Perşembe

Sürekli beraber olduğumuz zamanları düşünüyorum. "O kadar mutluyum ki ölebilirim." dediğin zamanları.




2.iş günümde böyle geçti
Öğleden sonra mutfağa gidip 
Böyle tek başıma takılmak 
Nescafemi içmek 
Güzel oluyor.

Ah bu arada odamda bu kedilerden 
Bir kaç tane daha var desem..
Bişiler yazarken daldığım anda
Kısa bir an fark ediyorum onları..


Akşam iş çıkışı evime giderken hipodromun içinden geçiyorum
Kestirme bir yol bana
Baktım
Bugün Perşembe hipodromda gece koşuları yapılıyor
18,30- koşusunu izledim.
Kalabalık vardı
Erkekler, kadınlar, çoluk çocuk toplanmışlar
Ah bu arada yarışı 
"Haymaçine" kazandı.


Günün şarkısı sabah eşlik etti bana yolda
                                                           





5 Eylül 2012 Çarşamba

Bi bap bap barap bop bap bap barap bop bi bap bap barab bop


Bugün öğleden sonra,

Yeni başladığım işin mutfağında
Dinlenirken arka bahçedeki biberlere dalıp
Düşündüm biraz,

İlk gün dedim 
Kendi kendime
Sıkılman gayet normal.
Geçsin bakalım şöyle bir hafta
Alışırsın elbette..
İşler yoluna girer
Yavaş yavaş..
Buna şükür..

Günün şarkısı da bu olsun 
Sabah sabah kendime getirdi beni..






2 Eylül 2012 Pazar

Konuştukça azalıyor insanın derdi, korkusu


Şu görmüş olduğunuz 80 kilo domatesin 
Belki de 20 kilosu
Bugün bunlarla uğraştık..



Şişe domatı yapmak amacımız
Yıkadık, soyduk, doğradık, parçalattık
Ve tencerelerde kaynattıppppp



Kavanozlara doldurup
Evdeki erkeklerin gücünden yararlanıp
Ağızlarını sıkıca kapattırdık.
Ve kış için en büyük hazırlığımızı yaptık.




Eee bunca yorgunluk çıkmalıydı bir şekilde
Saat 00,30-
Toplam 80 kavanoz kapatılmış,
Mutfak toparlanmış
Yorgunluğu atma vakti gelmiş..


Günün şarkısı da Göksel'den olsun bakalım..








27 Ağustos 2012 Pazartesi

Seviyorum, Okuyorum..


...Genç adamın sesi boğuklaşmıştı.
Yavaşça uzanıp Nikki'yi kollarının arasına aldı.
Başını genç kızın saçlarının arasına gömdüğünde Nikki heyecandan kalbinin duracağını hissetti.
Nile'nin dudakları saçlarından yüzüne, oradan boynuna kayıyordu....

"Paris'te bahar" Melisa Forsythe Beyaz Dizi kitap no:656.. 




Eşliğinde dinlenip okunuyor..







Gün ağır gelir bazen, onca neşeli gözükme çabasına rağmen..


Ailecek denize gidilen bir pazar günü işte
Fakat bu sefer nedense ortam biraz gergindi
Sanki..
Hani fırtına öncesi sakinliği
Patlamaya hazır iki bomba ortada
Kim önce pimi çekse savaşı kaybedecek
Miş gibi 
Bir sıkıntılar, oflamalar, puflamalar
Gözyaşları
Falan filan işte..
Onun dışında 
Tüm gün taşlı bir deniz 
Kıyısı ağaçlık
Güzel bir yer.
Ahmetbeyli Maydanoz koyu..
Günden bana kalanlar bunlar..
En çok da 
Koca bir taş buldum beyaz renk
Yaprak sarması, biber dolması pişerken
Tencereye koymak için..


Müzik günün ağırlığına uygun
Hans Zimmer 
Time
İnception filminden..


25 Ağustos 2012 Cumartesi

Bayramda Didim..


Önce geçmiş 
Şeker bayramanız :)
Bayramımız kutlu olsun..
Hoş biraz şekerden ziyade
Kurban bayramı kıvamında oldu..

Ülke gündemi malum 
Kaynayan kazan
Kaynatanlar, karıştıranlar,
Kaynamaya hazır ve nazırlar 
Falan filan işte..



Bayramda her bayram da olduğu gibi 
Didim'deydik yine..
İlk gün sabahtan eşimin ailesiyle
Öğleden sonrası eşimin ailesinden vefat edenleri 
Mezarda ziyaretle geçti..
Akşam üstü yola çıktı Didim'e..
E tabii denize gitmeden olmaz..
D vitamini eksikliğim varmış benim
Doktorun verdiği
Bir küçük şişe D vitamini yüklemesinin ardından
Doğal yoldan da almak için denize koşturduk
Güneş altında Elif Şafak "Aşk" kitabını okudum..
Kitap ella'nın geçtiği bölümler hariç çok güzel
Tam benim istediğim, sevdiğim dönemlerde geçiyor..






Bu fotoğraftaki böğürtlenler 
Evimizin hemen arkasındaki komşumuzun bahçesinden
Sabah kahvaltılarımız da bize güzel bir görsel sundular
Yiyivereyim dedim biraz ekşiydiler.

İncir ağacı babamların evin önüne diktikleri ağaç
Sabahleyin dalından yemiş yemek çok güzeldi
Tabaktakiler de hem bizim hemde komşuların
Bahçelerindeki ağaçlardan..

Böyle geçti gitti işte..
Ah birde salça sıktık halama..
Ee onca uğraşmamın hediyesi
Kışlık salçamı kaptım :))

16 Ağustos 2012 Perşembe

Yaz'dan..



Yaz mevsiminden
Geçen cumartesiden daha önceki haftalardan
Fotoğraflardan kolaj işte.
Urla Altın köy..
Deniz suyu  ılık olan Didim'de denize giren bana göre
Suyu berbat derecede soğuk..
İlk anda ya gireceksin 
Ya da 
Vazgeçip şezlonga döneceksin..
20 yıllık canım arkadaşım Denizkızıyla gidiyoruz
Atlıyoruz arabaya iki bayan
Öncesinde Urla İskelede
Kahvemizi içiyoruz.


Denizin suyu berrak, kum hiç taş yok
Plajı gerçekten güzel
Bir de İzmir farkı dicem 
Faşist damgası yiyeceğim ama umurumda değil
İki bayan gidiyoruz 
Bir kişi de rahatsız etse
Deli gibi süzüp baksa
Hiç bir vukuatımız, canımızı sıkan nahoş bir durum olmadı.
Zaten elimizde ya kitap, ya telefon twitterde falan
Ya da içecek, sigara
Ve bol bol muhabbet..

Şarkımız son günlerde dilime takılan
Söylemekten, dinlemekten bıkmadığım
Göksel 
Uzaktan..



10 Ağustos 2012 Cuma

Sustuğun hiçbir cümleden konuştuğun kadar pişman olmazsın-anonim


Çekim kötü oldu idare ediverin artık.
Anne tişörtü diyebileceğimiz türden bir tişörtümdü bu
Teyzem almıştı kaç sene oldu desem şaşırırsınız
Sıkıldım bugün
Zaten gündem sıkıcıydı, üzüntülüydü
Esti kafama tişörtün kollarını çıkardım yakasını açtım
Parçalardan yakasına süs yaptım
Makinam yok elde diktim desem
İnanırsınız elbette..
Kafa dağıtmak istedim işte..




Bir haftadır 
Oturma odamdaki durum budur
Şu yazıyı yazarken kafamı kaldırdığımda 
Durum aynı
Keyfimi bekliyorum gelmesi için..


Bir arkadaşım tavsiye etti illaki oku dedi
Başladım okumaya
Bakalım
İlk defa Elif Şafak okuyorum biliyor musunuz?

Bugünün şarkısı
Bugüne uygun
Durgun, sakin 
Erik Satie'den..




9 Ağustos 2012 Perşembe

Bu çocuk benim olsun..


Bu çocuk benim olsun..

Her sabah yumurta yedireyim ona 

Gün boyu yumurta koksun.

Parka götüreyim salıncakta sallanıp atlayalım.

Mc donaldsta çocuk mönüsü alayım 

Elimizle patatesleri ketçaba bulaştırıp yiyelim.

Lunaparkta atlıkarıncaya binelim 

Kusana kadar dönelim.

Su parkına götüreyim 

Onu havuza atayım.

Sümüğünü elimle sileyim,

Deterjanlı su yapıp hortumdan kestiğim boruyla 

Baloncuklar üfleyelim.

Uyuyana kadar sünger bob izleyelim.

Uyanıp kaşık kaşık nutella yiyelim,

Pötibör bisküvilerin üzerine nutella sürüp sandviç yapalım.

Çubuk makarna yapayım elimizle yiyelim.


Şarkı da İtalyan çocuk korosundan gelsin bakalım..






8 Ağustos 2012 Çarşamba

Canım ister bazı bazı, konuşamam. Kelimeler yetmez canım, anlatamam.


Şu D&R mağazalarının etkinliğinden bende yararlanayım dedim.
Aldım 3 tane kitap
Peride Celal
Üçyirmidört saat
Mektup
Güz şarkısı
Peride Celal ismini duymuştum daha önce
Olmuşken hepsi aynı olsun dedim
Seri yapayım
Mektup'tan başladım okumaya
Öykü kitabı

Bu arada tırnağımdaki ayrıntı dikkatinizi çekti mi ?
Oje sürerken aklıma geldi
Kürdanla yapıverdim..


Yazının şarkısı;
Flört 

Canım ister bazı bazı,
konuşamam.
Kelimeler yetmez canım,
anlatamam.
Kime sorsam ne fikir alsam,
Hiç çaresi yok.
Beyhude muhabbetlerle kaybolamam

Çünkü ben,
Ben iyi değilim.








25 Temmuz 2012 Çarşamba

Öyle hızlı gidiyorumki Geride kalır aynada hızla geçer tüm gerçekler.




not:
Başımı alıp gidesim var buralardan

Huysuzum bugünlerde biraz 
Hani bakmayın öyle şen şakrak kimi hallerime
Akşam serinliği basıncaya kadar 
Resmen kendimden geçmiş vaziyetteyim
Anladım ki yaz mevsimi bu değil 
Bize kışın sobanın yanında anlatılan
Yaz böyle değildi...
Zaten sıcaktan bir şey yiyemiyorum 
Habire su içiyorum suyla karnımı  doyuruyorum
"Su içsem yarıyor" diyenler
Ne suyu içiyorsunuz ?
Ben gittikçe kilo veriyorum
Bi de zaten gittiğim kurstan bişi anlamıyorum 
Birde nedense hep benim bilgisayarımda 
Yaptığım işlemlerde sorun çıkıyor
Hoca beni bişiden anlamaz salak biri sanmasına da dayanamıyorum
Her gün yeni bir konu öğrenirken 
Anlamadığım için ilk anda
Kalkıp ayağa elimde ki çantayı ekrana çarpıp 
Çıkasım var sınıftan
Tabii bunu yapamadığım için 
Sinirimden anlamadığım için 
Gözyaşlarıma boğuluyorum
O salak bilgisayarın karşısında..
Yok yok ben anlamıyorum hesap kitaptan 
Ben el becerisi olan, araştırmak gereken 
İşleri seviyorum
Yada insanlarla ilgili müşteri hizmetleri gibi 
İşleri seviyorum..
Belki de evde sıkıldım hani bi meşgale olsun diye

Salıyorum evrene isteklerimi 
Artık hangisi tutarsa..


not: Geçen ay İzmir'in dağlarında ki görüşmeye gittiğim firmadan tekrar aradılar 
Aynı pozisyonla ilgili peki dedim, mesai verecek misiniz akşam 6'dan sonra "Hayır" dediler
zaten sıcaktı o günde nasıl da kızmıştım hah dedim elime fırsat geçti yapıştırdım cevabımı ;

"Ha hem 6 dan sonra kalıcam hem de mesai almıycam bulursanız öyle enayi sakın kaçırmayın...."




18 Temmuz 2012 Çarşamba

Ordan burdan


merhabalarr 

hava biraz serinleyince yazabilirim belki dedim
denemeye karar verdim.
yok gibiysem de buralardayım
her ne kadar tövbe etsem de çekilişlere katılıyorum
kazanamıyorum o ayrı konu..
Merzifona'a gittim yeğenimin sünnet düğünü için
Oynadık zıpladık eğlendik gezdik geldik
Yeğenimin kınasını ben yaktım gururlandım açıkçası
4 günün 25 saati yollarda geçti
Uykusuzluk oldu
Ama hava serindi buraya göre iyi geldi
Bir de kaza oldu bizden değil oradayken birine kamyon çarptı
ve kamyonun altında yatan amcaya ilk koşan ben oldum
Omuzunu tuttum nabzına baktım dayan amca dedim
Ambulans geldi götürdüler noldu sonra bilmiyorum.



Pazar günü tüm aile Amasya'yı gezdik
Önde giden gençler arkada kalan büyükler
Derken güzel bir gün geçirdik..

İş görüşmesine gittim yine
Bu sefer de olmadı
Sekreterlik, temizlik, çay kahve yapmak, 
Muhasebeye yardım etmek
Yemek yapmak büroya
Hepsi toplam asgari ücrete..

Oldu tabii dedim..
Sonra da kendimi Pasaport'ta denize karşı oturup
Beyin hücrelerimi yenilerken buldum.

Dedim ya değişen bişi yok
Bişi var ki canımı sıkan
Az okur oldum
kızıyorum kendime..