24 Ekim 2011 Pazartesi

Deprem

Hani her deprem ve sonrasın da yaşanan o 
Kargaşa, 
Cahillik, 
Organize olamama, 
Depreme karşı neler yapılır, neler yapılmaz bilmezlik, 
Can kurtarırken insanlığını yitirmek, 
Birilerini, kendini, birbirlerini, doğayı suçlamak, 
Kaos, 
Toz duman ortalıklar, 
Karaborsa, 
Adaletsiz yardımlar, 
Kesilen vergilerden bile nemalanamamak 
Falan filan uzar gider.


Bunların hepsi ne yazık ki benim ülkemde yaşanıyor.
Karar verdim yine bizim gibi 1.derecenin de 1.derecesi deprem kuşağı Japonya'ya taşınmaya...
Hani en azından depremde ölsem de!
İnsanlığımdan ve yukarıda saydıklarımdan ölmemeye !

22 Ekim 2011 Cumartesi

Hallettim

Dünkü yaptığım işin bokunu temizledim
Sifonu çekmeye karar verdim.
Akıp giden suyun temizlediklerine baktım
Nasıl da suyun gücüne, akışına kapılıp gittiler
Anladım ki yapmam gereken bu
Akışına bırakmak....


O uçurumun kenarında durup atlasakta
O eli sıkı sıkı tutmaya karar verdim.

Sabah ola hayrola

Ben bir insanım benimde aptallıklarım oluyor hani olmazsa her daim hani Fuar'da ki Kaskatlı havuz başındaki yatan taş gibi hatunlardan değilim ki, tek derdim güneş, sıcak, soğuk, yağmur, üzerime pisleyen kuşlar, memelerimi tutmaya çalışan ergenlerle uğraşmak olsun. 

Dert çok ama derdimi bana dert edinen de tek kişi yine ben. Hani düşünürdüm hep ulen madem sıkıntıyla oluyo bu kanser illeti sıkmayıver canım sende kendini demi ama yaa demekle olmuyor muş olmuyor muş. Ağacı yiyip bitiren kurtlar misali girmeyiversin bi tane hani ha on tane ha bin tane hepsi bedelmiş yüzbinlere... Bi eşiğin kıyısından dönmek zehrini boşaltmak sonrasın da kendini kurtarmak isterken bir başkasını kötü bi hâl içinde bırakmak. Beraber atlamak lazım mış uçurumdan elele tutuşup 3'e kadar sayıp hop aşağıya bırakmak kendini elini sımsıkı tutan kişinin bırakmıyacağını bilmek içinden bırakmak gelse de senin yapmamak lazım mış. 

Sabah ola hayrola demiş atalarımız bişileri bok ettim şu akşam vaktinde, şimdi ben diyorum sabah ola hayrola düzeltmem lazım yaptığım hatayı, kan tükürüp kızılcık şerbeti içtim deme pahasına.

20 Ekim 2011 Perşembe

Dünden bugüne değişen bişi yok

Oh be hava bugün biraz ısındı sanki
Damarlarımdaki donan kanım akmaya başladı 
Ve ben buruk bir pür neşe ile işlere koyuldum.
Elektrik süpürgemin fişi koptuğundan yapılamayan temizlik
Yeni alınan fişin tarafımdan takılıp tamir edilmesi suretiyle başladı
Yalnız şanslıyım ki,
Eşim evde hani bi kerede karışsa ne bu temizlik, işler falan dese
Çayı demlendiği, çiğdemini de yediği sürece
Bide üstüne bal kaymak gibi gelen Bank Asya maçları olunca
Hani biz kadınların hevesle izlediği Müge Anlı, evlilik programları tadından yanına varılmıyor
Hak veriyorum biz nasıl sevdiğimiz, izlediğimiz dizilerimiz varsa onlarında futbolu var, basketleri var.
Gerçi sıkılmaya da başladı koltuğu işgal etmekten yavaş yavaş
Ama malum iş yok sabır diyoruz, geçicek diyoruz, selamet diyoruz bakalım.
Onun dışında yeni bişi yok rutin devam 
Ev için gelenler, ciddi olanlar, pazarlık yapanlar, 
Biri çok ciddi yalnız hani içimden bi ses bu sefer satılıyor ev diyor ya bakalım
Artık işin ucunu da bıraktık doğrusu
Hani deprem olucak olucak diye tellalık yaparlar da 
"Ulen olucaksa olsun da hani bizde bakalım işimize, böyle her an eğreti yaşamaktansa"
Der gibiyiz.
Olacak olan neyse olsun da hani bizde bakalım artık önümüze ona göre...
Tekrar işlere dönmek lazım yıkanan çamaşırlar asılacak, 
Kapı önü süpürülecek nedense namussuz bi rüzgar var sokakta ne çöp varsa
Getirip benim evin önüne yığmakta...

19 Ekim 2011 Çarşamba



Elbette bu ülkede yaşıyorum,
Hani ütü yapıp ısınmaya çalışıyorsam bil ki insani ihtiyacımdan dolayı.
Sayfamı bayraklarla donatmıyor, 
Facede profil resmimi siyah kurdele, bayrak yapmıyorsam
Yine sırf bu yöntemi sevmememden dolayı.
Neler yapıldı ne oldu sonuç?
26 şehit...
Belki de daha fazla saklananlar var.
Bunun konuşmasını dahi yaparken tv'de 
Bambaşka konulardan bahsedenler varsa 
Ben bayrak asmışım, fotoğrafımı paylaşmışım kim anlar ki?
Sen anlarsın bak beni okuyan benim gibi düşünen
İyi de anlamayan kim? Kimler ?
Hala işin boyutu başka diyip onlara açık aleni destek verenler mi?
Ütü yaptım, ortalığı toparladım, kapımın önünü süpürdüm
Hani sırf ısınmak için, unutmak başka şeylerle kafamı meşgul etmek için.
Olmadı tabii olmuyor insanın düşünmeden unutmak istediklerini kalp unutmuyor kahretsin.

17 Ekim 2011 Pazartesi

Bir iç dökme bu

Bir iç dökme bu hani şikayet değil. Şikayet etmek istesem de aslında nereye, kime ? 
Kaşılığı olur mu ? Hani çok üzüldün sen , içini yaktın yıktın bunun son bulması için en fazla.
Yaşanılması kuvvetli sıkıntıları nasıl çevirebilmeli ki insan hani bi de gülen tarafından ?

Emek harcayıp, terleyip icabında üşüyüp kazanılmadan, sıkıntı çekmeden mesela hiç ama hiç bir şey insanın kendinin olamıyor muş anladığım bu. Gecenin bir yarısı davetsiz misafir gibi gelip kapımı çalmadan hani Tanrı Misafiri bereketine bile girmeden başımın üstünde yerleri olmadığı halde çöreklenen bi takım düşünceler, daha gerçekleşmeden sıkıntısı basan senaryolar. Yazması ne de kolay aslında bi bilseniz oradan oraya uçan ama ağırlığı içimi yakan. Hani geçmişe bakıyorum da okuduklarımdan, işittiklerimden, gördüklerimden hep var be bu sıkıntı. Ne olabilir ki geçim sıkıntısı. Ülkenin aylık ekonomi verilerine göre yoksulluk sınırının altında yaşayanlardan değil miyiz hepimiz hani bi şekilde ucundan, kıyısından olmadı ta içinden göbeğinden. Buna rağmen yaşamaya çalışanlardan değil miyiz bi şekilde. Yaşamın her döneminde hemen herkes yaşamış bu sıkıntıları. Her dönemde var olmuş bi şekilde. Yaşamışlar, çekmişler bitmiş sonra. Ne kalmış peki geriye yeni sıkıntıları çekeceklere hani en azından bi örnek bunlar da yaşandı bi şekilde diyişler mi?

Neyse çok döktüm içimi geçicek bu günlerde ve ben geriye dönüp ne günler geçirmişim üzülmeye, sıkılmaya değmedi bak işte yine yolun sonu yaşadın, çektin, sıkıldın bitti ne içindi ki?





16 Ekim 2011 Pazar

Sansür ettim kendime

Her boku yazanın blog sayfası kapanacaksa 10binyüzkere  bok derim ben be.. 
Kapansın yenilerini açarız 
Mesela bok kelimesi yerine gül deriz 
Sevişmek kelimesi yerine de yemek yemek falan 
Türk'üz biz bize bişi olmaz en fazla güncelleniriz..





15 Ekim 2011 Cumartesi

Küfür edersem çimdik atın

Şu anda gerçekten sinirliyim bi takım ali cengiz oyunlarından elim ayağım titriyo ne yazdığımı, ne demek istediğimi sizler anlarsınız bu yazımı yazıcam okumadan, düzeltmeden yolluycam evrene hani birine çarpıverirde meteor şiddetinde bi işe yara uyanıverir birileri silkelenir kalkar. 
Hayat hep lay lay lom geçmiyor ki efendim hani nerede abuk sabuk lüzumsuz işler varsa halletmek isteyen gönüllü çok oluyor. Bu işe gerçekten gönül vererek, huşu içinde hani bi bok becermişler edasıyla geri çekilip sanırsın ki leonardo da Vinci, Picassa gibi ben neler yaparmışım be diyerek bakan çok. Hem de kalp gözleriyle kimide afedersin götüyle. İşte ondan sebep yaptıkları hep bok gibi kokuyor. Bi ben miyim bu kokuyu alan dicem ama anasını satiim çevremde de var ama yine de bunlara oy veren 3 kişiden 2'si onlardan. 
Konuyu dağitmiyim sinirliyim dedim ya beynim başka düşünüyo elim başka yazıyo ağzımı hiç sormayın küfürler içinde.
Güncelleme yapıyoruz şu anda. Herşeyimiz de hayatımızda, kendimizde, evimizde, sağımızda, solumuzda.
Ona buna zam artık elimize nereye çarparsa. Hani  pişkin ekmek olur fırında rafta sırıtır ilk onu görürsün aynı öyle. Sigarayı ayda yılda bir içen biriyim ki buna rağmen vücudumda oluşan nikotin seviyesi eksiye inmeye başladığında tiryakinin halinden anlıyorum. Tamam "SİGARA SAĞLIĞA ZARARLI" buna diyecek tek bir lafım yok hatta sigara reklamında oynayan makinalara bağımlı amca ve teyzelerime "az içseydin aklın neredeydi" demiyor değilim her çıktıklarında da hani bu kadar da olmaz ki kardeşim. Bir şehidin bir sigara kadar değeri yok mu? Onlara yapılanlara karşı kalınan bu sessiz tutum neden ? İyi de sigaraya zam sigara kaçakçılığına meydan açmak değil de ne? Bu kadarrrr sağlığını düşünen bir iktidar neden şeker hastaları için gerekli olan şeker ölçümdeki iğneyi sınırlar ?Bir hastanın günde bir kaç yerden randevu alıp bakılmasını engeller ?
Güncelleme varsa birbirine bağlı bi şekilde etkiler bu. Bugün sigara, içki yarın diğer şeyler. Hayır yakında kıçımızdan çıkanlar içinde bi sınırlama getirirp lağım vergisi, sıçma vergisi de alınır. Absürt demeyin neler oldu alışmadık buna da alışırız. 
Dedimya yavaş yavaş alıştıra alıştıra önce el yazısıyla başladı ilkokullarda yazma öğrenme sonrası Arapça dili seçmeli ders oldu daha liselerde bile müfredata konulmazken. 
Hafta tatili de yakında cuma olur haydi buyrun cuma namazına..
Güncelleme bu sakin olun tekrar eski hayatlarımıza dönücez yine şeht haberleri, yine karışmış arap saçına dönmüş bir güneydoğu....
Son olarak diyeceğim şu;
ÖTV = Öpülesi Türk Vatandaşı :)) Ortadirek vatandaş vardı eskiden, genelevdeki en şaşalı günlerinden tuvalet bekçiliğine düşmüş eski bi yosmanın kırışık yüzünde kolonya dökerken tuvaletten yeni çıkmış erkeklere bir içlenişle bakar gibi arkalarından ah vatandaşım benim ah...




Sonbahar klasiği

Bir sonbahar klasiği bu efendim
Önce beden başlıyor üşümeye
Ayaklara sokulan çoraplar 
Yaz gecelerinde sırtlara atılan ince şalların yerini hırkalar almaya başladı
Yaz mevsimine özgü uçuşan etekleri, elbiseleri giymek cesaret istiyor 
Kapılar, camlarda kapatılmaya başladı
İnce Sümerbank markalı çizgili çarşafların yerini
Pikeler, battaniyeler almaya başladı...


Yaz mevsiminin o cıvıl cıvıl kalabalıkları
Bir bir kapanırken evlerine, odalarına
Bir iç hesaplaşma başlar son yaprak düşmeden..


Bir sonbahar klasiği bu efendim
Yine aynı ağlak ağlak dolaşmalar içindeyim ortalıklarda
Gerçi bu seferki ağlayışlarım daha çok canlılar için
Kendim için,
Yaşayamadığımı, yaşayamıyacağımı düşündüklerim
Kaçırdıklarım, yakalayamadıklarım için.
Neden ? 
Sorusu hep beynimde şu günlerde
Yerleşti bir tahta kurdu gibi kemiriyor beynimi
Hani korkum sonu isyankârlığa varır mı olayı.



14 Ekim 2011 Cuma

Amel Mathlouthi


Videodaki savaş görüntülerine takılmasın aklınız
Aslında çölde yaşayan bir bedevi kızının kaçırılış öyküsünü anlatmaktaymış şarkı..




13 Ekim 2011 Perşembe

Kısa bi tatil


Bu fotoğrafı 7 ekim cuma günü Didim Altınkum plajında çektim.
Denize girdik biz o gün annemle.
Geçen hafta Didim'deydim.
Çarşamba, Perşembe, Cuma denize girdim ama öğlen saatinde tabii ki
Su çok güzeldi, plajda ve denizde de bayağı insan vardı.
Çok fazla yakmayan güneşin altında uzanıp okudum kitabımı
Bitirdim çok şükür zamanında verebilicem kütüphaneye.


Ve bu fotoğrafı da 9 Ekim Pazar sabahı çektim
Annemlerin evin üst katından arka sokak
Gece müthiş bir fırtına vardı
Zaten o fırtınanın sesiyle uyandık 
Camlar kırılacak diye korktum.
Ön tarafa baktım uydu antenleri karşıdan gelen rüzgarın
Şiddetiyle sarsılıyorlar, 
Ağaçlar falan eğriliyordu.
Ama diğer geceler bu camın yanında uzanıp yatağa
Yukarıdan geçen bulutlara, çakan şimşeklere bakmak çok güzeldi.


11 Ekim Salı Didim Altınkum
Uzaktan görünen yer D-Marine
Hava açtı güneş yüzünü gösterdi ama
Ertesi gün Bodrum üzerinden gelen yağmur bulutları
Yine yıkadı heryeri...







2 Ekim 2011 Pazar

Kütüphaneden alınan kitaplar 6


Haruki Murakami "Sahilde Kafka"
Geri veriliş tarihi ; 15 Ekim 2011
Sayfa sayıs: 650
Sanırım bu kitabı okumak için 
Kütüphaneyi arayıp
Bir hafta daha uzatma süremi kullanabilirim.
Planladığım gibi okuyamıyorum
Sürekli bi aksilik çıkıyor
Zaten 3 günüm yoğundu falan
Ama hikaye çok iyi gidiyor
Zaten pek sevdim bu yazarı, anlatımını, dilini
Sanki karşımda oturmuş bana anlatıyor.


Yarın kahvaltı günümüz var
Uzakta bi arkadaşıma gidicez
Poğaça yapayım dedim hazırladım fırına koydum
İlk tepsi gayet güzel pişti
Yalnız 2.tepsiyi koyduktan sonra mutfağımda şuraya uzanıp
Kitabı okumaya dalınca 
Fırından gelen kokuyla irkildim
Zaten sıcak olan fırında zamanı da geçirince ben
Sıcaklığıyla az biraz karardı 2.tepsidekiler
Nasip işte...








29 Eylül 2011 Perşembe

Turşu kokar sarımsak kokar ellerim


Göründüğü üzere pek hamaratım
Mutfağı batırmak konusunda en çokta
Şu anda ellerim sarımsak kokuyor 
Ama iştahımı da açıyor
Kırmızı biberleri yıkadım niyetim fırında közleyip
Buzluğa atmaktı vazgeçtim
Yıkadım biberleri kare kare doğradım



Sirkeli suda haşladım ocakta
Yalnız fazla değil diri kalacak şekilde
Kaynadı ben kaynadım çünki yan tarafta patlıcan közledim
Çok acıktım ben yaa.....
Neyse biberler kaynayınca ocağı kapatıp
Biraz soğumaya bıraktım

                                         

Ta ta ta tammm !
Doğranmış sarımsaklarla karıştırıp kavanozlara doldurdum
Sirkeli suyuda ekledim
Üzerine biraz da marketlerde satılan turşu kur'lardan ekledim
Tuz atmadım çünki turşu kur bayağı tuzlu
Bende nedense pek tuzlu yiyemiyorum artık.
Hazır elimi atmışken kornişon salatalıkları da aradan çıkarıverdim
Kışa hazırım diyemiycem 
Kış gelmeden biter bunlar 
Hele kırmızı biber turşusu yağda yumurtanın yanında accayip iyi gidiyor.


Yallah şoför yallah

Aslında hiç sevmem arka arkaya yazı yazıp yayınlamayı
Ama anlatmam lazım yoksa kudururum.
Bugün bir önceki yazımda dediğim gibi tembellik yaptım
Bir relax, bir naturellik bende gündüz kremi bile sürmedim.
Akşam üstüne doğru evimle ilgili bi sıkıntı yaşadım.
Hani öyle böyle değil 
Gelin görün ki burada anlatamam...
Neyse o olaya aslında kendimden beklenen tepkimin ölçüsü az oldu
Ki ben buna da şaşıyorum hala.
Bir cevap ta bulamıyorum ya neyse...
Kayınvalideme gitmek için dolmuş durağına yürüdüm
Bir yandan da Bandırma'da yaşayan bir arkadaşımı aradım
Evimde cereyan eden olay geçen senede olmuş ve ona anlatmıştım
İşte yolda hem yürüyorum hemde son gelişmeleri aktarıyorum
Tam dolmuş geldi bi grup roman geçti önümden 
Ama o nasıl bir saç modelidir arkadaş
Hani Amy Winehouse dirilmiş gelmiş
Bide bi kurumlular büyüğü, küçüğü aynı saçı yaptırmış
Saçlarındaki topuz kadar da çiçek kondurmuşlar
Ben onları arkadaşıma anlatırken dolmuşa bindim 
Ama hayret nidalarımı ve arkadaşıma yaptığım canlı yayını duyup ta
Dolmuşu basıp beni döverler mi diye de çok korktum...
Çok uzun oldu biliyorum ama anlattıklarım aslında 1 dakika bile sürmedi.


Neyse dolmuşta biraz daha konuştuk arkadaşımla 
Lâkin dolmuş pek arabesk acılı müzikle inliyor
Şoförde aşka geldikçe gaza basıyordu.
Hani okul önlerinde ki tümseklerden geçerken neredeyse 
Fuar'daki uçan halıdaymışız gibi hissetmemizi sağlıyordu.
Dolmuş doldu, hatta hamile bi bayan bindi yer verdiler oturdu
Ama dolmuş sanki hamile bayanın sancısı gelmişte hastaneye yetişecekmişiz gibi bi hızda
Dayanamadım açtım ağzımı
Hızlı gitmemesi konusunda uyarıda bulundum 
Ve en kötüsü dolmuştan bana destek olan olmadı
Bende bu sefer dolmuştakilere 
"Ne kadar da hız meraklısı yolcular mışsınız "dedim
Yine tepki yok.
Hani iğne batırsam, çimdik atsam yok yok
Freddy'nin kabusu gibi olmaya başladı herşey
Şöför de karşılık verdi " Yavaş gitmek istiyorsanız taksiye binin"
Ben şoföre bu sefer 
"Bana daha sağlam mazaretlerle gelir misin bu ne şimdi tutarsız konuşmalar falan hızına yakıştıramadım" dedim.
Evet  sanırım ben belamı arıyordum.
Yavaş yavaş dolmuştakilerden tepki gelmeye başladı
Şikayet edelim diyenler 
Şoför "Durmayın isterseniz plakayı vereyim" dedi
Bende "bu ne yüzsüzlük böyle hani tutar bi yanı yok be" dedim.
Allah'tan ineceğim yere geldim "Müsait bi yerde durur musunuz " dedim
Şoför yavaşça yanaştı kapı açıldı ve ben indim.
Hemen polisi aradım istikameti ve plakayı bildirdim
Hayır bu seferde polisin konuşası varmış anlattı da anlattı bişiler
Ve ben bugün o dolmuştan nasıl dayak yemeden indim bilemiyorum....

Tembellik






Aslında her şey çok güzeldi bugün
Dünden kalan yorgunluğumu giderdim
Güneş vuran kanepeye kurulup ayaklarımı da uzatıp
Yarım kalmış bebek yeleklerini bulup tamamlamaya çalıştım
Tv' de evilik programlarını izleyip adaylara bi dolu laflar yetiştirdim
Tırnaklarıma ojeler sürüp çıakrdım tekrar sürdüm
Sehpanın üzerindeki dikiş kutusunun içini düzenledim
Ne kadar iğne, makara, toplu iğne, düğme varsa karıştıydı sabah
Bir acele kopan bir pantolon düğmesini dikmek için
Öyle bir neşe bin umut lay lay lom vakit eyledim.
Tembellik yaptım.


Not: Fotoğraflar pek sevgili bi şirine Friendfeed'den Ashley'e ait.
Kendi yapmış bunları pek hoşuma gitti....







28 Eylül 2011 Çarşamba

Foça foça

Foça'ya gittik biz bugün en yakınn arkadaşımla beraber
İzban Semt Garaj'ın da buluştuk Kentkart 1,75-lira bastı
Hatundere'de indik.
Oradan hemen karşıda beklemekte olan aktarmaya bindik
Kentkart Foça için 1,25-lira bastı.
Ve yola çıktık.
Otobüs hiç durmadan Foça'ya kadar gitti diyebilirim.
Ha bu arada Foça diyorsam anla ki Eski foça
Yeni Foça'yı ayrıca Yeni Foça diye belirtirim.
Salı günü pazarı varmış
Otobüsten indiğinde hemen karşıda zaten
Hani öyle çok otantik bişiler yoktu
Pazar şehirdeki semt pazarlarına göre daha sakindi
Tabii bunda yaz sezonunun bitmesi de büyük etken
Bir de buradakiler pazar arabalarını kullanma konusunda pek tecrübeliler.
Yemeğimizi yedik, çaylarımızı da içtik
Kordon boyunu dolandık
Sessiz, sakin sanki ölü şehir gibiydi her yer
Ben pek sevdim bu kadar enerjime karşın
Sakin, sessiz sokaklı yerleri severim ben.
Arkadaşımsa tam tersim bu konuda pek sarmadı sessizlik
Arka sokaklara daldık
Şu balkona bak, şu bahçeye bak
Aa şu evin sandalyesine, saksısına bakkkk
Ayy ne güzell el örme perdelerrr
Aaa şu eve bak asıll
Gibi herşeyi ilk defa gören gözlerle
Birbirimizi dürtükleyip dolandık
Yalnız bir ara sokaktan denize açılan bir evi pek beğendim.
Önündeki küçücük sahilden denize girilen plajındaki iki ihtiyarı nasıl da kıskandım
"Siz bunca zaman yaşamış görmüşsünüz ha bi gidinde birazda biz zevkine varalım"
Dememek için zor tuttum kendimi.



Dönüşte yorgunluk atmak için 
Sahildeki küçük ama pek ünlü dondurmacıya uğramayı ihmal etmedik
Bol çeşitli listeden seçip 2 top dondurma alıp oturduk tükanın önüne denize karşı
Yalnız size tavsiyem yukarıdaki listeye arkanız dönük oturmanız
Çünki dondurmalar bitmeye yakın listeden seçtiklerimizi aynı külaha alıp alıp durduk
Ben yoğurtlu olanı şiddetle tavsiye ederim.
Şekerli, ballı yoğurt tadı var ve diğer meyveli dondurmalar gibi
Çok soğuk değil....
Çok soğuk oldu mu dondurma ben tadını alamıyorum
Tat alma duygularım donduğu için.


Listeden ilginç isimli olanları seçip denedik durduk
Mor renkli olan Boravinka yaban mersinliymiş
Mavi olanı da Blue sky spesiyal dediler.


 Ardından tekrar dolandık 
Karşıdaki kordonu gezdik 
Arkalara yürüdük diğer koya geçtik
Ve baktık ki aslında 500 mt mesafedeki geride kalan meydana
Biz çok daha uzun bi yarımadayı dolanıp gelmişiz
Saptığımız bir sokağın sahile çıkmasıyla 
Gezilecek yerlerin bittiğine kanaat getirip
Bir kere daha pazara girip gezi başındayken gözümüze çarpanları aldık
Ve tekrar belediye otobüsüne binip 
İzban aktarmasıyla evimize döndük
Saat 8 olmuştu...

Son not; bence Foça fok balığıyla değil
Kedileriyle ün salma işine ağırlık vermeli
Ben bu kadar ortalıklarda dolanan kedi
Ama bir o kadar da terbiyeli ve arsız olmayanlarını burada gördüm.
Sanırım turizm bürosundan eğitim almaktalar..
Meşhur Foça kedilerinden bahseden 
Sevgili bi blogcu büyüğüm Leylak Dalı'nın yazısı için
Lütfen bir tık,







25 Eylül 2011 Pazar

Kütüphaneden alınan kitaplar 5


Kuyucaklı Yusuf - Sabahattin Ali
Geri veriliş tarihi : 05 ekim 2011
Sayfa sayısı 219

Aslında geç bulduğum ama açığı kısa zamanda kapatacağım bir yazar
Sabahattin Ali.
Anlatımı, dili, insanı sıkmadan
Bir sayfa sonra neler olucak acaba diye sürekli okuma isteği yaratan
Kuyucaklı Yusuf ilk romanıymış
Gayet güzel hoşuma gitti.






24 Eylül 2011 Cumartesi

Yeni facebook


Mark'cım sağolsun beni pek sever
Geçen yazıştık biraz facede 
Çok sıkıldım hep aynı, herkesle bir benim profilim 
Olmaz böyle gitmez bi takım değişiklikler yap
dedim.
Sağolsun üşenmemiş bana özel bi profil oluşturmuş.
Hemen uyguladım
Bi ferahlık bi canlılık geldi üzerime ayol.
İşin şakası bi yana
Facebook değişimler içinde her açtığımızda farklı bi uygulama
Hani sevgilisinden yeni ayrılmışta değişiklik olsun diye saçını kestirenlerin ruh hali içinde
Gün içinde bile nerdeyse değişikliklikler, olmadı başka uygulamalar falan.
Geliştirme safhasında olsa da yapıverdim bende.
Gerçi şu anda sadece ben ve geliştiriciler görebilmekte
Yakında hepinizin olucak böyle üzülmeyin.
Ha dayanamam ben merak ederim bende isterim derseniz,
Uygulama aşamalarını görmek için şu adrese,





El işi göz nuru


Annemden bana gelen el işi dantel yatak örtüsü
Toplam 480 motif
Hatta 20 motifi çıkarıp yastık yapmıştık
Yastıklar Didim'de kaldı o yüzden çekemedim


Motiflerin yakından görünüşü
Vallaha sabır işi 




Hele kenar işi bütünden gidiyor desem 
İnanır mısınız ?
Anneme kimden gelmiş bilmiyorum
Ama eskilerin yapabileceği iş olarak görüyorum
Şimdilerde çok zor yapmak bunu
Tabii varsa istisnalar kaideyi bozmaz



Kütüphaneden alınan kitaplar 4


Ali Şeriati Hacc
219 sayfa
Geri veriliş tarihi: 5 Ekim 2011
Aslında öncesinde okumam için başka iki kitabı tavsiye edilmişti
O an için bulamadığımdan bunu alıp başladım
Ve çok ama çok severek bişiler öğrenerek okuduğum bi kitap oldu.

Kitaptan alıntı;

"Gösteri Mikat'ta başlar. Bu noktada insan elbiselerini değiştirmelidir. Niçin dendiğinde çünkü kişinin elbisesi kendisi kadar karakterini de örter. Kişi elbise giymez fakat gerçekten elbiseler onu gizler. Mikat'ta elbiselerini çıkar ve bırak. Düz beyaz kumaştan kefeni giy. Herkes gibi giyineceksin. Bir parçacık halinle kalabalığa katıl bir damla olarak okyanusa dal. Gururlanma, buraya birini görmek için gelmedin. Alçak gönüllü ol, Allah'ı göreceksin. Ölümcüllüğü kavrayan bir kişi ol veya bir ölümcül ol, varlığını duyan.
Mikat'ta ırkını veya kabileni hiç düşünmeden günlük hayatında seni bir kurt [vahşet ve zulmün sembolü] bir fare [kurnazlığın ve istifçiliğin sembolü] bir tilki [hilekarlığın sembolü] veya bir koynun[köleliğin sembolü] yapan bütün örtüleri çıkar at. Bunların hepsini Mikat'ta bırak ve sonunda nasıl bir ölü olacaksan, şimdi de bir insan, yalnızca bir Adem olarak başlangıçtaki şekline bürün. İki parçalı kumaşa dolan birini omuzlarına ört, diğerini beline sar. Hiçbir özel şekil ve araç kullanma. Giydiğin kumaş oldukça basit ve sade dokunmuştur. Herkes aynı ihramı giyer. Hiçbir görünüm farkı yoktur. Dünyanın her tarafından gelip Hacc'a doğru yol alan kervanlar Mikat'ta toplanacaktır. Aynı yerde ve aynı zamanda karşılaşacaklardır. Allah yolunda kişi olduğu gibi değil olması gerektiği gibi olacaktır ve dönüş Allah'a dır. Kişi Allah'a dönmeye karar verir. Bütün benlik ve bencillik eğilimleri Mikat'ta gömülür. Kendi ölü bedenini görür ve kendi mezarını ziyaret eder. Kişiye hayatının son noktası hatırlatılır. Mikat'ta ölümü ve tekrar dirilmeyi duyduktan sonra, Mikad’la Miyad arasındaki çöl görevine devam etmelidir."