28 Temmuz 2011 Perşembe

Vampir günlükleri


Hastasıyım....
Her akşam saat 21,10'da Cnbc-E'de
Tekrarı gece 01,30'da.


Gece tekrarına kaldığımda
İzlerken bazı ürksem de
Çok nefis....
Eğer
Vampirler böyle yakışıklıysa
Üç kere 
Vampir, vampir, vampir
Dersem gelip beni de ısırırlar mı
Acep ?





27 Temmuz 2011 Çarşamba

Kendimle sohbet


Şu günlerde herkesle muhabbet aynı "Hava çok sıcak" e kardeşim kış nasıl kışlığını yapıyorsa yazda yapıcak. Şaşırtıcı olan yaz gününde serin bir hava olmasıdır bence. Sıcak muhabbeti bile sıcak gelmiyor artık. Sıcak işte sıcak. Aç klimanı, vantilatörünü otur şikayet etme. Mesela bizim evde sıcak hem bizim evin üstü düz taş daha da sıcak oluyor. Geçen gün öğle namazının ilk sünnetini kıldım şükür terlemek abdesti bozmuyor dedim klimayı açtım içerinin derecesi 35 ! Sonrasında serin serin geçti. Demem o ki her meselenin bi şekilde çözümü var çok şükür. 

Gerçi geçenlerde yaşadığım bir olayın bi anında hissettiklerim yaşamla ilgili sıkıntıların hiç olduğunu düşündürtmekte. Çaresizliği, karşında çırpınırken birilerinin sana yardım edememelerinin verdiği sıkıntı, bir anlık basıncın nelere mal olabileceği...

Çok büyük elimizde olmayan durumlar haricinde aslında çoğu şeyi kendimizin sorun yaptığını düşünüyorum. Ve diyorum ki hayat gerçekten yaşamaya değer. Aldığımız her nefesin aslında ne kadar da değerli olduğunu düşünmek, şükretmek ve sıkıntı anında yapılan duaların ki ben sıkıntı anında yapılan duanın o anı kurtarmak için olduğundan samimiyetsiz olduğunu düşünürken gerçekten çok etkili olduğunu anladım.

Bir anlık gafletin, düşüncesizliğin nelere mal olabileceğini, yaşanılan her olayda sınavda olduğumuzu anladım. Bir de beni sevenlerin ne kadar çok olduğunu gördüm. Her musibetten bir hayır olurmuş ya işte kendimce bi takım dersler çıkardım. Bundan sonrasında daha dikkatli, düşünceli olmak gerektiğini fark ettim.

Belki biraz fazla kendim yazdım kendim anladım gibi olsa da içimi dökmek istedim sadece.

Fotoğraf: Manastır Koyu Didim - su içinde yatanda yeğenim Emirhan..



26 Temmuz 2011 Salı

Bir taş oynadı bende
Bir yanım bir sonsuzluğa doğru düşmekte
Karanlık ve soğuk bi yer.
Oysa ki hiç de kendimden beklenmeyecek bir tavır bu.
Ne kadar konuşsam da kendimle olmuyor.
Bi türlü susturamıyorum içimdekini.
Sürekli yazıyor cır cır yazıcı durmadan çalışıyor.
Ve ben şu yaşımda ilk defa
Korkuyorum kendimden.

25 Temmuz 2011 Pazartesi

Geldim ben

Yoktum ne zamandır, Didim'deydim kardeşim gelince bende gittim aslında geçen hafta bugün dönmekti niyetim ama sağlıkla ilgili bi sıkıntı yaşayınca annemler göndermek istemediler. Gözlerinin önünde olmamı istediler. En azından içleri rahat olsun diye kalmaya karar verdim eşimde böyle isteyince dün gece döndük Didim'den. 
Yalnız dün karayollarına çok kızdık. Söke'den Kuşadası ayırımına geldiğimizde başlayan trafik sıkışıklığını önce kaza falan sandık aslında 20 dakikada gidilecek mesafeyi tam 2 saatte alınca geri dönüp Kuşadası'ndan İzmir'e gelelim istedik karayolları otoban girişinde yaptığı yol çalışmasından dolayı tek şeride düşen yoldan dolayı sıkışıklık accayipti. Hayır insan o yol ayırımına bi tabela falan koyar insanları uyarır nerdeee böyle bişi. Tabii 2 saatte gidecekken saat 00,30 da İzmir'deydik tam 4,5 saat.... 





14 Temmuz 2011 Perşembe

Maksat ağzımız tatlansın



Hani tarifi yazmak zor geldi
Zaten yapamaz mışım böyle yemek bloğu falan da
Gerçekten tarifi yazmak zor geldiğinden



İlk defa yaptım bende 
Acemilikte var serde 




Kurabiyenin içeriğinde pudra şekeri var
Hani o arkada görünen 
Temizlik malzemelerinin tarifle alakası yok
Hani aranmayın sonra yana yakıla


Şu pişirme kağıtlarını çıkaranlardan Allah razı olsun
Fırın tepsi bulaşığı yıkamaktan hiç haz etmiyorum çünki




Çay süzgüsü biraz kimlik bunalımı yaşasa da bu fotoğrafta
Kurabiyenin yanına demlenen çayda kullanılarak
Depresyona girmekten kurtarıldı....

Afiyet, bal şeker olsun....




11 Temmuz 2011 Pazartesi

İzmir - Ekvator arası kaç km?



Çok sıcak ve şunu anladım ki ben sıcak sevmiyorum. Ya da bu sıcağı. Nasıl bi sıcaktır bu anlamış da değilim açıkçası. İzmir Ekvator'a çok mu yakındır ya. Ne gözümü açasım var, ne kolumu kaldırasım. Klima aç demeyin bana klimadan hasta olan biriyim kışın bile çalışsa. Yazın ya bi tarafım tutulur ya da kışın illaki boğazlarım şişer klimadan. Gün boyu yediğim salatalık, domates ve bol bol bol su.... Zaten zar zor aldığım 2 kiloyu yine geri veririm. Şimdi bide önce göz altlarım şişer, yüzümde garip bir ifade dolanırım ortalıklarda. Kim ne dese, anlatsa biliyorum ki asla ilk anda kavrayamam. İllaki içimde tekrra edip ondan sonra cevap verebilirim. Kirpiklerimse sanki uhuyla yapışmış gibi açılmakta inat edicek, sürekli bir baş ağrısı, keyifsizlik, sıkıntı bir ruh hali içinde bir an önce 15 Ağustos'u bekliyorum. Hani eskiler derya "Ağustosun yarısı kış yarısı yaz" Hani rüzgarlar eser falan biraz kendime gelirim.

9 Temmuz 2011 Cumartesi

Mutluyum, mutluyuz



Ne umutsuz geçen 2 gündü 
Ne yemek yiyebildik şöyle ağız tadıyla
Ne de sohbet edebildik
Sabah geçen biraz sıkıntılı bir süreçten sonra
Havamız dağılsın bari dedik öğleden sonra çıkalım dışarı
Attık kendimizi İzban'a önce Karşıyaka sonra da Vapurla Konak yönüne
Ama daha Şirinyer'e varmadan gelen bi telefonla
Halkapınar'da yapılan aktarmayla eşim metroyla Basmane'ye 
Bende Konak'ta Kütüphaneye gittim.
Kitabımı teslim edip yenisini alırken
Eşim bir önceki gün başvurduğu bi işyerinde son ayrıntıları konuşurken
Yapılan dualarınız, dilekleriniz, ettiğim dualar kabul oldu sanırım
Eşim pazartesi bir işe başlıyor
Önceki işiyle aynı oranda maaş alsa da en azından daha uygun bir ortamda
Bakalım hayırlısı inşallah...
Çok sağolun
Çok teşekkürler
Her şey için....







7 Temmuz 2011 Perşembe

Başlık falan yok

Geldi mi üst üstemi gelir ki bu işler ?
Cuma günü yapılması zorunlu hale gelen bir endoskopi 
Yıllardır sabahları kendimi mahveden o sıkıntıların son bulması için.
Zaten gelen giden oluyor satışta olan evimiz için
Ne kimin geldiği belli oluyor 
Ne de alıcı olup olmadığı
Oraya kusur buraya kusur fiyat kırma pazarlıklar
Üstüne de tuz biber olan dün aldığımız bi haber
Eşimin işten çıkarılması...
Hayat durdu sanki dün alınan haberin saatinde kaldık
Ne yemek yiyesimiz var ne de başka bişi yapasımız
Öyle dolanıyoruz evin içinde.
Ağır bir sessizlik hakim şu anda evimize.





6 Temmuz 2011 Çarşamba

Bir zamanlar



Herkes birbirine soruyordu
Bu adam nereye koşuyor ?
Kalbime koştu benim mesela
Yaptığı her şarkıyla ayrı bir yeri vardır bende
Abidik, gubidik, bakkal şarkılarından çok daha yerindedir....





4 Temmuz 2011 Pazartesi

Düğün, düğün, düğün

Bir düğün;
Her havadan çalan orkestraya bayılmak
Hiç oturmadan
Yorulana dek,
Oynamak ta oynamak...
Gece eve gelindiğinde tüm kıyafetlerin terden sırılsıklam olduğunu fark etmek,
Ağrıyan ayaklara masaj yapmak...
Mavişim balonum, tüm gece hiç oturmadan oynarsan finalde çalan topal havasına en iyi oynayan sen olursun.


Bir düğün,
Onca zaman sonra uzaktan gelen
Hala, enişte ve kuzenlerle bir masada oturup
Tüm gece muhabbet etmek,
Gülmek,
Fotoğraf çektirmek,
Kuzenlere takılmak,
Büyüklere laf etmek...
Düğün nasıl olsa oluyor kendi kendine bi şekilde...


Bir düğün,
Ortamı püfür püfür esen bir rüzgarın bile kurtaramadığı,
Sıkıntıdan esneme yarışı yapılan,
Bir kere oturulup hiç kalkılmayan,
Bitse de gitsek modunda....
Püff.....




Üç akşam aynı bu şekilde geçti gitti...
İlk düğünden dökülen kurtların güzelliği
İkinci düğünden akrabalarla yapılan muhabbetin tadı,
Üçüncü düğünden de pastanın nefis tadı kaldı....



30 Haziran 2011 Perşembe

Delilik sınırlarında



Hiç bir şey karşılıksız olmaz mış 
Al gülüm ver gülüm dünyasıymış
Ben veriyorsam karşılığını da almalıymışım
Ya da ben alıyorsam karşılığını vermeliymişim
Kimse kimseyi oturduğu yerde besleyemezmiş
İllaki bi bedeli olmalıymış
Bu böyle sürüp gidermiş
Sen iyiysen herkes iyiymiş.
Sen alıyorsan herkese de vermeliymişsin bi şekilde
Bişi bişi bişi bişiler işte.
Yiyip bitirdi beynimi gece gece
Var mı okuyunca anlayacak
Ne anlatmak istedi ki bu kız şimdi demeden
Ya da birine bok attığımı anlamadan belkide
Hata ettim diyecek biri
Yok.
Ben kurdum içimde, düzenledim yedim bitirdim kendimi
Ben deli miyim ?
Ya da  deliliğin ilk basamaklarında daha yorulup oturmuş birimiyim ?
Ben salak mıyım peki
Evet hani anlatsam birine 
Kurduklarımı, düzenlediklerimi
Bırak salaklığımı, manyaklığımı, 
Hatta bok yediğinden başın ağrıyora kadar götürür olayı.


Hadi kızım hadi işine milletin derdi kendine
Ev, aş, iş, çoluk, çocuk, eş, sevgili
Kim ne yapsın senin abidik gubidikleri....

29 Haziran 2011 Çarşamba

Can sıkıntısı




Off ne de zor muş be canı sıkılması insanın
Akşamdan beri ne yapacağımı bilemedim
Bi dişe dokunur bi program yoktu mesela tv'de
Star Akademi vardı ama ne yazık ki jürinin beğenip seçtiklerini görünce
Aman saçım gitmesin dedim film kanallarını açtım
Orda da ne kadar döküntü film varsa yayında sanki
Bi tanede hoşuma gitse.
Hadi müzik dinliyim dedim
O daha beter di
Bi kanımı kaynatacak, sıkıntımı alacak şarkı çıkmadı
Elim kumandanın tuşlarına basmaktan yoruldu.
Oje sürdüm tırnaklarıma gazete kağıdının yazılı tarafını 
Kolonya ile ıslatıp bastırdım tırnaklarıma süsü olsun diye
Onuda beceremedim...
Gerçi kolonya  yoktu parfümle denedim ondan mı olmadı acaba?
Netin başına geçtim bi sigara yaktım gelgelelim 
Sigaraya alışık olmayan bünyem odaya dolan dumandan 
Tütsülendi....
Saat 23,00 oldu bari sakız alayım diye bakkala attım kendimi
Sokakta bizim çocuklar toplanmış 
Akşamüstü komşu kızı cepten attığım hızlı bi şarkıyı açmış
Kendilerince parti yapıyor, tepiniyorlar sokakta
Önce onlara "hadi artık evinize" dicem diye korksalar da
Komşu kızı teşekkür etti şarkı için
Bana da bi sakinlik gelmiş ki sigaradan belki öyle baktım onlara
Gülümsedim hatta..
Döndüm eve yarın yeni şarkılar yollamak için onlara 
Netten bir iki hızlı  şarkı daha indirdim....
Sonra facede biraz takılıp bir dostla yapılan din, iman, dedikodu sohbetinden sonra
Daha da dayanamıyorum artık 
Yatma vakti geldi...
Ama can sıkıntım geçti şükür
Uzun geçen bir günün en güzel yanı da bu sanırım....



28 Haziran 2011 Salı

Şans talih kader kısmet



Bir çekiliş varmış,
Katılayım dedim,
Önce Facebook sayfasını beğendim,
Sonra da burada paylaştım,
Şimdi birazdan bu yazıyı yayınlayıp,
Yorum sayfasına link atıcam.
Hadi bakalım...
Bol şanslar...



27 Haziran 2011 Pazartesi

Tezat


Biraz bişiler var içimde böyle beni sıkan, üzen, her an beynimin bi köşesinde uyusam da ben, uyumayan hala tarlada su çeken motor gibi çalışan beni bıcır bıcır sesiyle deli eden. 

Biraz bişiler var olması muhtemel, konuşulan ama lafta olan daha, gerçekleşmesi zamana kalmış ama o gelmeyen, oluşamayan zamana içimden küfürler savuruyorum ben. Bir an önce olsun isterken aslında dua ediyorum daha küçük zaman dilimlerinde olmasa mı acaba diye. Aslında sabırlı bir insanımdır ben her ne kadar yapılacak bi iş varsa hemen yapmak isteyen tez canlılığıma rağmen. Mesela rötar yapmışsa uçak ya da gelmemişse beklenen doktor daha sızlanmam hiç oturur beklerim usulca şikayet etmeden etrafımda şikayet edenlere kızarcasına. Ama bir ev işi yapılacaksa illa hemen yapmalıyım yoksa rahat oturamam ben. 

Biraz bişiler var birilerine demem gereken, her an aklıma geldiğinde güzel bir konuşma şekliyle hazırladığım, kelimeleri yerleştirip, hani karşımdakini üzmeden, kırmadan nasıl desem diye uğraştığım. Hani belki yüz konuşma hazırladıysam her seferinde bi tanesini kabul ettiğim ama kalkıpta karşımdakine anlatamayıp kaçtığım, o kişiden gelen telefonlara çıkmadan, görünmeden hatta öyle ki telefon numaramı değiştirmeyi, ev adresimi değiştirmeyi düşündüğüm bile oluyor. Hani her zaman yaşamadan ölümü seçmek en kolayı yüz kere ölmektense bir kere ölürüm mantığıyla ne saçma değil mi?

Aslında çok daha önemli olaylara enerjisini, gücünü, aklını, bilgisini harcamayıp boş veren incir çekirdeğini  bile doldurmayacak şeyler için işte böyle üzerim kendimi...






26 Haziran 2011 Pazar

Kapari




Kapari,
Şifalı bir bitkinin çiçek olmadan önceki hali
Toplanıp turşusu yapılıp satılıyor marketlerde.



Bizde topluyoruz Didim'de
Yalnız çok dikenli
Envai çeşit böcek üzerinde...



Çiçeklenmiş hali ve dikenleriyle


Yaprağı ve küçük tohum halinde bulunan kapari
Bizde elimizde poşet gördüğümüz yerde toplayıp
Bi 15 gün tuzlu su içerisinde bekletip acılığını alıyoruz
Sonrada kavanozlarda limon tozu, tuz, su ile turşusunu yapıp
Salataların, makarna salatalarının üzerine serpip yiyoruz..




21 Haziran 2011 Salı

Eşlik edenler




Yemek yaparken,
Ya da kitap okurken balkonda
Dinliyorum ben.
Naçizane kendi beğendiğim, seçtiğim müzikler
Umarım açılır,
Keyifli dinlemeler...





19 Haziran 2011 Pazar

Bir yol hikayesi



Öğlenin kavurucu sıcağı yayılmış asfalt yollara
Arabada klima ?
Aç camları standart
Püfür püfür essin..


Tahtalı Barajı - İzmir
Şimdi oraları eskiden köydü desem
Çeşmemizden akan su,
Ali Baba'nın ahırından,
Ayşe teyzenin kümesinden geçip geliyor bizlere..



Biraz daha yukarılara çıktık
O baygın baygın kokan
Orman, çam ağacı kokan
Ağustos böcekleri sesleriyle dopdolu
Yaklaştık sanki
Tepeyi döndük mü vuruverir yüzümüze 
İyot kokusu, güneş losyonu kokusu


İşte mutlu son !
Gümüldür - İzmir
Evimizin önünden tam 50 km.sonra
Uçsuz bucaksız bir kumsal
Öğleden sonraları çıkan dalgasıyla pek bi meşhur.



Oynamaktan dalgalarla
Kimi zaman bizi denize batırsa da
Kimi zaman sessizce gelip kulaklarımızda patlasa da
İçinden geçip suya atsak ta kendimizi
Sormayın anlamamışız
Pek yanmışız bugün,
Yorulmuşuz,
Ama çok ama çok eğlenmişiz....






18 Haziran 2011 Cumartesi

İçimi dökmek istedim sadece


Bir hafta geçti seçim telaşından, Biraz bekliyeyim en azından ondan sonra yazayım dedim. Ortadaki pastanın yarısını "aa havaya bak fare var" diyerek bizi kandırıp lüp lüp mideye indirip onun şişkinliği ile ortalıklarda dolananlara karşı içimde hala bir umut var benim o pastanın diğer yarısını en azından çok da hoşlanmadığım kişilerle birbirimize dirsek ata ata paylaşacağım için.
Aslında çok isterdim %50'yi yapan kişilerin gözlerine sahip olmayı, takıldığım bi yer var orada şu deyiş pek meşhur "Ya size ne içirdiler ?" Gerçekten merak ediyorum. Ama ara ara çevremden de bu şekilde davrananları görüp gözümün pört pört açılmasına dur diyemiyorum. Hani başkası anlatsa derim ki, kardeşim bana anlatıncaya kadar sen buna neler katmışsındır. Ya dirseğini, varlığını, nefesini yanımda hissettiğim biri dedi, "O şerefsizlere vereceğin oyun hesabını ahirette nasıl vereceksin ?" Oha dedim yuh dedim kendi kendime hani bu ayet Kuran-ı Kerim'in hangi ayetinde ? Cevap yok ya da kendilerince var verdikleri sadece bu ama gerisi yok. Bir de kalkıp şunu da diyorlar ya iyice büyüyor gözlerim "Eh tamam adam iyi olabilir ama çevresi kötü, yada nefis denen bişi var genelde bakarsak bizim için çalışıyor" Ulen senin için çalıştığını düşündüğün tek şey, başındaki Kuran-ı Kerim de belirtilen şekilde bile bağlamadığın değil mi? Sanki senin partin gelmeden önce, cahiliye devrindeydik biz, ezan okunmuyor topraklarımızda, ibadetini yapamıyor, haccına gidemiyor, zekatını veremiyordun ?
Ne değişti şimdi ? 28 Şubattan önce balta gibi yapılmak istenenleri şimdi azar azar yapmak değil mi bu?
Hani nerede peki, tarım bitti, hayvancılık bitti, ithal et geldi, ithal öğretmenler, satılan devlet işletmeleri, yerle bir olan sağlık sistemi-ki burada durup sakın demeyin istediğimiz hastaneye gidiyoruz diye paran varsa gidersin elbette- ticari bir mal gibi görülüp topraklarımız pazara çıkarılmak falan filan. hani çok yazmama da gerek yok hepimiz biliyoruz neler döndüğünü. Nerede öyle şikayet edenler yine tıpış tıpış gittiniz sandığa.
Kendi inandığım partimede lafım var bir iki çift aslında, hani çok renkli olucaz her kesimin oyunu alıcaz diye yapılan seçim taktikleri, oyunları çok çocukçaydı aslında.
Önce benim inandığım parti nasıl olur da pkk ile işbirlikçileri ile bir arada olabilir ? El cevap; oy toplamak için... Hadi canım saçma bence.
Benim inandığım adamında tutarsız, birbirini tutmayan söylemleri oldu olmadı mı? Ne yazık ki karşıdakinin lafına çok kandı oyununa geldi.
Keşke kendi inandıklarını anlatsaydı, keşke bilinenlerini seçimden sonra değil öncesinde dile getirebilseydi yüreklilikle.  
İzmir'de seçim öncesi yapılanlar hakkında hiç bir bilgim yok mesela, bir Kılıçdaroğlunun geliş tarihini duydum o kadar. Bir de bir keresinde kapımı çaldı Chp'li bayanlar broşür sıkıştırdılar elime orada da dile getirdim iletilmeyeceğini bile bile içimdekileri partime karşı olanları....
Seçim öncesi harıl harıl çalışırken birileri, yapılacak kurultay için karşı imza toplayanlar oldu buralarda.
Seçimin hemen ertesinde yeni bir kurultaya ne gerek var oysa ?
Demek iktidara gelsek daha yemin etmeden dağılacak her şey.
Bundan sonrasını büyük harfle yazıcam gerçekten çok sitemliyim bu konuda....
HER SEÇİM ÖNCESİ OLDUĞU GİBİ CHP, İZMİR'İ CEPTE SAYDIĞI, KALESİ OLARAK GÖRDÜĞÜ İÇİN HİÇ ÇALIŞMADI !
TEK YAPTIKLARI BİZ İZMİR'DE ALIRSAK TÜM TÜRKİYE'Yİ ALMIŞ GİBİ OLURUZ, TEK AMACIMIZ KALEMİZİ KAPTIRMAMAK DEYİŞİYLE DOLANDILAR. 
GAZETİCİLER KARŞISINDA KÜFÜRE VARAN KAVGAYLA NE YAZIK Kİ ONLARIN GÖZÜNDE BU PARTİYİ KURAN ATATÜRK'Ü VE BU PARTİYİ ATATÜRK KURDUĞU İÇİN, ONUN VİZYONUYLA DOLU OLDUĞUNA İNAN BİZLERİ HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATTINIZ.
AMA GERÇEKTEN BU KAFAYLA DEVAM ETTİĞİ SÜRECE BÜYÜK DİLİM OLMASA DA Kİ ASLA O BÜYÜK DİLİMDEN YEMEM, DİĞER DİLİMDEKİ PAYLARDAN YEMEYE ÇALIŞICAM.
ZATEN ÇOĞU KİŞİ MHP'YE DOĞRU KAYMA DÜŞÜNCESİNDEYDİ BURALARDA BİLE.
TEKRARDAN ŞAPKANIZI ÖNÜNE ALIP DÜŞÜNMEK VAKTİDİR ASLINDA.
ÖN SAFLARDA YER ALAN GÜÇLÜ, KUVVETLİ OLANLARA KANIP SAVAŞ NARALARINA KAPILMAMAK LAZIM ASLINDA.

17 Haziran 2011 Cuma

Bazen,

Yazıyı yazarken dinlediğim müzik


Bazen 
Konuşup, muhatap olduğum bazı bi takım kişiler için,
Daha sonra yalnız kaldığımda 
"Neden sohbet ettim ki?  Niye muhatap oldum ki?"
Gibi hayıflanmalarla kendi kendimi yiyip bitirdiğim oluyor.
Çoğunlukla o an için konuşmak, muhatap olmam gerektiği için
Her ne kadar isteksiz bi takım etkileşim, iletişim içinde olsam da
İçimden bi ses hep "Bitti, az kaldı, sabret" diyerek beni telkin etmeye çalışıyor.
Genellikle bu kişilerle 
Takılmamaya, selamlaşmamaya, görsem de görmezlikten gelmeye çalışarak
Bi şekilde kendimce geçici çözümler yaratıyorum
Aslında, kendime çok haksızlık ediyorum bu şekilde
Biliyorum ki,
Başka bir sefer, başka bir yerde mutlaka karşılaşıcaz
En azından o karşılaşma anına kadar kendimi avutuyorum....
Bu yaptığım doğru mu?
Bunun cevabı bende...
Peki, bu kişiler nası şahsiyetler ?
Durumuna göre bulunduğu toplum içinde itibarı olan
Ama o itibarının ardında kendini belli eden,
Bir beden büyük gelmiş bir takım elbise gibi
Sırıtan,
Ya da, bulunduğu toplum dışında 
Başka bi türlü gözüme ilişmiş bi takım hareketleriyle
Kafamda yarattığı imajını yerle bir eden,
Ama o yarattığı imajı ya da görüntüyü başkalarıyla paylaşamıyacağım kişiler.
Her gece yattığımda midemde bir bulantı bıraktıkları kesin.
Öğürtülerimle o an için yaşadıklarımı çıkarsam da
İnanıyorum ki uzun vadede kendimi suçlamak adına çok kozum olucak kendimde....


Mavi balon'un bi notu uçmadan yakalayın;
Hani geçen gün "sakinlik" isimli yazımda bir yastık resmi paylaşmıştım,
İşte o yastıkları nereden bulduğumu araştırdım buldum,
İnci çiçeği blogcudan almışım,
İşte linki de şu  
değişik kırlentler ...









16 Haziran 2011 Perşembe


Sokaktaki evlerin açık pencerelerinden
Bir heyecanla Fatmagül'ün suçu ne dizisi yankılanıyor
Son dakikalar ve ben Kerim'in yaptığı deliliklere pes edip bıraktım izlemeyi
Şimdi bir yaz boyu nasıl bekliycem ben yaa ?
Gerçi unuturum bi kaç gün sonra
Yaz, deniz, kum, güneş, gelen misafirler falan derken...
Bugün Konak tarafına giderken Atatürk il halk kütüphanesinin önünden geçerken
Aklıma geldi,
Bunca kitap okumayı seven ben neden bunca zamandır buraya üye olmadım ki?
Girdim içeri ödünç kitap almak için kayıt olmak istiyorum dedim
Nüfus cüzdanımın bilgilerini aldılar adres telefon giriş yaptılar bide kart verdiler bana
Hadi bakalım istediğin kitabı seç, 15 gün sonrada geri getir dediler
Gezdim dolandım, kitaplara baktım inceledim neler var diye
İngiliz edebiyatı bölümünden Henry James'ten "Yürek burgusu" adlı kitabı aldım.
Hadi bakalım 1 Temmuzda teslim edicem bitiririm o zamana kadar...


Not: Resim Leylak Dalı'nın sayfasından alıntı "Kitap okuyan kadınlar" köşesinden arakladım :)
Teşekkürler.....









15 Haziran 2011 Çarşamba

Sakinlik


Günler kimi zaman bir kaplumbağa yürüyüşü
Kimi zamanda lunaparktaki en hızlı oyuncağa binmişsin gibi
Bir koşturmacayla geçerken
Yoruluyor elbette bu mavi balon'cuk...
Zaten bir iki merdiven çıksa, biraz hızlı yürüse
Yerinden çıkacakmış gibi atan deli bir kalbe sahipken,
Hayat ağırmış, hızlıymış ne fark ediyor ki ?
Sakinlik mi istiyorsunuz
Önce soğuk bir limonata en nanelisinden
Yada bir Türk kahvesi, nescafe alıyor yapıyorsunuz
En sevdiğiniz kitabı ya da eski albümleri alıp
Kuruluyorsunuz bir koltuğa,
Şuraya da Bir tık lütfen,
Çok seveceksiniz eminim,
Kitabınızın sayfalarında kaybolmak,
Eski fotoğraflarda anılara dalmak,
En güzeli ....

Yeğenlerin dans gösterisi vardı 
Konak Atatürk kültür Merkez'inde
2 gün üst üste gittik tüm aile
Anadolu Ateşi gösterisinin uyarlaması şeklinde
Yukarıdaki fotoğraftaki gölge oyunu harikaydı.



Fotoğrafta ön sırada yere eğilenlerden 
Soldan 3. küçük yeğenim
Makyaj ve kostümle nasıl da büyümüş geldi gözümüze
Pek gururlandık kendisiyle.


Çıkışta Konak Halk Eğitim Merkezi'nin sergisi vardı.



Bu tablo kumaşla tamamlanmış.
Pek beğendik.


Çini ve keçe çalışmaları


19.yüzyıl varaklı necef ibrik :)
Tv'lere vermeli kesinti olduğunda falan ekrana getirsinler


Çaktırmadan bu kolyeyi de çektim diğerleri gibi
Dantelden yapılmış
Kopya edicem bakalım...


Bu yaşlılar pek yorulmuşlar 
Oturup kalmışlar
Pek sevdim kendilerini


Sergide bir köşe

Hani Konak tarafına yolunuz düştüğünde görmek isterseniz
Konak Atatürk Kültür Merkezi girişte
İzmir

14 Haziran 2011 Salı

Hesap - kitap





Düşündüm akşam,
Biraz muhasebe yaptım falan,
Gerçi pek anlamam bu işlerden hani nasıldı ?
Giren borçlu, çıkan alacaklı....
Bir fatura kesmiş bize karşı taraf
Şimdi ben onu işlersem beynime, yüreğime
Borçlu oluyor bana 
En azından uykusuz bıraktığı geceler,
İştaha mı kestiği yemeklerden...
Eğer ben kesersem fatura yaşadıklarım adına
Alacaklı oluyorum ondan bana yaşattıklarından...
Onca yaşanan sıkıntının sonunda defter-i kebire yazılınca bunlar
Tutuyor mu hesaplar ?
Elbet bir kayma oluyor hesaplarda...
En çok da küsurlar hanesinde.
Hadi bakalım akışına bıraktık bizde
Naylon fatura keseriz hayata
Çekler karşılıksız çıksa da...







Sütümü içtim bekliyorum



Var bir iki yazmak istediğim konu,
Belki hikaye, uydurmasyon, atmasyon 
Ama daha çok çekiyor beni
Yatağa yeni serdiğim leopar desenli nevresimin yastık kılıfı...
Bir iki düşünce var kafamda
Evirip, çevirip, yontmak belkide kelime seçmek 
Yatıp düşünmek için acele ediyorum
Ondandır kaçışım...





13 Haziran 2011 Pazartesi

Hiç hiç bişey bilmiyorlar, bilmek istemiyorlar...




Cahil olmak ister miydim ?
Evet,
Belki dünya çok daha farklı gelirdi gözüme,
Eğlenebilir, gülebilir, saçma bir heyecan duyabilirdim mesela....







12 Haziran 2011 Pazar

Her ok'a bir besmele

Bi de hatırlasam gece gördüğüm rüyaların konusunu
Öyle de güzel olucak ki
Hani anlatıcam burada illaki bi tabir getiren bulunacak.
Çok hareketli geldi pazar sabahı hemde sokağım
Ne oluyor ki ya diye kalktım
Sabaha karşı uzandığım koltuktan...
Millet kadın erkek sokakta
Sonra aklıma geldi seçim varya bugün
Kalktık bizde hazırlandık
Her ok'a bir besmele bi güzelce de taşırmadan damgayı hiç bi yere
Kullandım oycağızımızı....
Hayırlı olsun dedik içten içe güldürdük yüzünü sevgili liderimizin.
Denize gidelim bari dedik kahvaltı yaparken
Radyoda meteorolojinin yağmur, yıldırım, sel gibi uyarısıyla
Kalakaldık evde...
Bu pazarda böyle geçti işte
Hafta içi gözükür bana Didim yolları
Malum Babalar günü gelecek hafta....