20 Mayıs 2011 Cuma
Sayfa düzeni
Blog konularından sonra da bugün blogların sayfa düzeni hakkında
Bir iki atmasyonlar,
Ruh ve tahlil çözümlemeleri yapmaya çalışıcam
Naçizane hani haddim olmadan
Dedim ya,
Hepimiz bu hayatta değişik yaşamlar, koşullar, ortamlar
Farklı ruh halleri içinde olan varlıklarız, insanlarız.
Kimi renkli bi kişiliğe sahiptir
Ruh hali, yaşamı belkide yansır yazılarına hatta sayfasına
Cıvıl cıvıldır,
Rengarenk..
Kimi ciddidir tek renk sever tutkundur
Takım elbise giymiş gibidir
Kendisi ve sayfası
Kimi sadece yazı ve resim ekler
Kimi ise renk renk çapıtlara bezenmiş dilek ağacı gibidir...
Affına sığınırak yazıyorum bir blogdaşım
Sanki pek sıkıntılı bu günlerde
Ruh halinin maske takarak yansıdığını düşünmekte
Ya da öyle yaptığını itiraflar içinde
Sanki yazılarında ve sayfasında
Ondan geldi aklıma mesela
Hatta yorumda attım yazısına,
İşte aynen şöyle...
Not: Bunalım takılanları kast ederken bir önceki yazımda
O değildi oysa aklıma gelen..
Nedense karalara bürünmüşleri,
Hep dertli,
Yas ilan etmiş,,
Yaşama sevincini kaybetmiş
Sıkıntılı, bunalımlı, psikolojik olarak rahatsız, mesaj verme kaygısı içinde
Gibi devam eden benzeri kelimelerle donanmış olarak görürüz.
Ben de bir ara siyah yaptım sayfamı
Ama sırf hoşuma gittiği için ,
Hani öyle ruh halimin yansıması falan değildi oysa.
Öylesine sadece öylesine...
İllaki ruh halimiz, yaşayışımızla ilgili ipuçları verebilmek adına karalara mı bürünmeli ?
Ya da çok sevinçli, neşeli bir ruh halimizde de en renkli olanları mı seçmeliyiz ?
O zaman ne gerek var beyaz, siyah, esmer ten rengimizi taşımaya ?
Mesela ruh haline göre renk değiştiren yüzükler gibi olabilseydik mesela?
En azından karşımızdakilere nasıl bir iç dünyamız, ruh halimiz olduğunu göstermek
Ya da göstermemek adına maskeler takmak zorunda kalmazdık di mi ?
Herkes kendi blogunda sağolsun..
Birazda dedikodu yapayım dedim.
Genelde beni izlemeye başlayan kişilerin bloglarına bakarım
Kimmiş? Neyin nesiymiş? Ne yazar ne çizer miş?
Amacı neymiş? kime hitap ediyor muş?
Gibi...
Şimdi açıkça diyim hani alınmayın da ne yapayım
Biraz samimi bularak sizi deyiveriyorum bunları,
Öncelikle şiir yazan blogları takip etmiyorum
Edemiyorum...
Şiir değişik hava, ortam ve durumlarda okunacak,
Hissedilecek olan güzel sözler dizisidir.
Her güne, her duruma ayrı bir şiir üzgünüm okuyamıyorum.
Sonra öyle bebekli bloglar mesela,
Yok bebişim bugün iki kere sıçtı, yok şu kremi sürdüm pişiğine
Yok emzirirken şu oldu, gazı çıktı, çıkmadı, yedi yemedi, ağladı, gülmedi...
Ayy...
Germeyin, korkutmayın lütfen insanları
Ayrıca bişi daha diyim mi
"Dünyada kendi ekseni ve güneş sistemi etrafında dönüyor sizin bebişiniz etrafında değil"
Bir de gün içinde yüzkere, binkere, onyüzbinkere yazanlar
Bi bakıyorum izlediğim blog sayfa yeri sizinle dolmuş
Merak edip ne yazmış diye girip bi baksan
Bulmuş bi resim döşenmiş altına iki satır.
Ne o öyle yaa...
Tamam aklına geldi mi yazacaksın da
Hani bi kelime, bi satır her dakika her dakika
Haber bülteni gibi
Flaş haber sanki...
Amannn anca sayfa meşguliyeti...
El işi blogları,
Var bir kaç tane takıldığım
Hatta keyifte alıyorum açıkçası sağolsunlar.
Ama yok çöp poşetinden paspas yaptımlarla
Elektrik kablosundan kolye ettimlerle
Tükenmez kalemden şapka yaptımlarla
Gelmeyin bana çekemem zira.
Sizin gibi blogları Derya'ya paslıyorum
O bayılır sizlere...
Yemek blogları,
Tamam en iyi aşçı sensindir muhtelemen de Bolu Mengen'lisin.
Hatta Hastır Şef'e katılsan o Batuhan'a neler yaparsın neler
İyi de,
Bende bilirim zeytinyağlı fasulye yapmayı, iki kek çırpmayı
Yani ne var bunda,
Hani okusan baksan dersen ki,
Füzyon mutfağı, dünya mutfağı yazıyor
Yok yok gelemiyorum hatta zararlısınız da kanımca
İnsanın karnı zil çalarken size baktı mı vay haline...
Bir de bunalım takılanlar var,
Tam hayatın feleğinden çıkmış
Bi tek o biliyor herşeyi
Dünya geçmiş karşısına birlik olmuş dövüyor.
Kimin umurunda kimin umurunda
Millet akşama evine ekmek götürme derdinde
Otursa yazsa başına gelenleri gün içinde
"Aman kardeş sen otur yaz ben pek mutluymuşum" der.
Bu arada,
Kimseye diyemem niye öyle yazdın
Niye böyle çizdin
Yapsın istediğini herkes
Blogger hepimize kendi adımıza sayfa açıcak kolaylığı sağlamış sağolsun,
Takıl köşende mutlu, mesut
Herkes kendi blog sayfasında sağ olsun....
Amacı neymiş? kime hitap ediyor muş?
Gibi...
Şimdi açıkça diyim hani alınmayın da ne yapayım
Biraz samimi bularak sizi deyiveriyorum bunları,
Öncelikle şiir yazan blogları takip etmiyorum
Edemiyorum...
Şiir değişik hava, ortam ve durumlarda okunacak,
Hissedilecek olan güzel sözler dizisidir.
Her güne, her duruma ayrı bir şiir üzgünüm okuyamıyorum.
Sonra öyle bebekli bloglar mesela,
Yok bebişim bugün iki kere sıçtı, yok şu kremi sürdüm pişiğine
Yok emzirirken şu oldu, gazı çıktı, çıkmadı, yedi yemedi, ağladı, gülmedi...
Ayy...
Germeyin, korkutmayın lütfen insanları
Ayrıca bişi daha diyim mi
"Dünyada kendi ekseni ve güneş sistemi etrafında dönüyor sizin bebişiniz etrafında değil"
Bir de gün içinde yüzkere, binkere, onyüzbinkere yazanlar
Bi bakıyorum izlediğim blog sayfa yeri sizinle dolmuş
Merak edip ne yazmış diye girip bi baksan
Bulmuş bi resim döşenmiş altına iki satır.
Ne o öyle yaa...
Tamam aklına geldi mi yazacaksın da
Hani bi kelime, bi satır her dakika her dakika
Haber bülteni gibi
Flaş haber sanki...
Amannn anca sayfa meşguliyeti...
El işi blogları,
Var bir kaç tane takıldığım
Hatta keyifte alıyorum açıkçası sağolsunlar.
Ama yok çöp poşetinden paspas yaptımlarla
Elektrik kablosundan kolye ettimlerle
Tükenmez kalemden şapka yaptımlarla
Gelmeyin bana çekemem zira.
Sizin gibi blogları Derya'ya paslıyorum
O bayılır sizlere...
Yemek blogları,
Tamam en iyi aşçı sensindir muhtelemen de Bolu Mengen'lisin.
Hatta Hastır Şef'e katılsan o Batuhan'a neler yaparsın neler
İyi de,
Bende bilirim zeytinyağlı fasulye yapmayı, iki kek çırpmayı
Yani ne var bunda,
Hani okusan baksan dersen ki,
Füzyon mutfağı, dünya mutfağı yazıyor
Yok yok gelemiyorum hatta zararlısınız da kanımca
İnsanın karnı zil çalarken size baktı mı vay haline...
Bir de bunalım takılanlar var,
Tam hayatın feleğinden çıkmış
Bi tek o biliyor herşeyi
Dünya geçmiş karşısına birlik olmuş dövüyor.
Kimin umurunda kimin umurunda
Millet akşama evine ekmek götürme derdinde
Otursa yazsa başına gelenleri gün içinde
"Aman kardeş sen otur yaz ben pek mutluymuşum" der.
Bu arada,
Kimseye diyemem niye öyle yazdın
Niye böyle çizdin
Yapsın istediğini herkes
Blogger hepimize kendi adımıza sayfa açıcak kolaylığı sağlamış sağolsun,
Takıl köşende mutlu, mesut
Herkes kendi blog sayfasında sağ olsun....
19 Mayıs 2011 Perşembe
Hazmedemediklerimden...
Kendi değerlerime saygı,
Karşı tarafa ne zaman saygısızlık olabilir ?
Sen evime gel,
Ağla zırla
Kalk kızına bulduğun yağlı kapı sahibinin
Aralarındaki soğukluğun
Eskiden olan bi takım şeylerden dolayı hesapların tutmayacağından korkup
Sanki benim yüzümden gibi gösterip
15 yaşında bir ergen kız gibi davranmakla suçlandığım
Bir duruma sokulup,
"Aman Mavi balonum, kızımın da aklını çelecek bi takım şeyler mi yapıyorsun, bi süre konuşmasanız, görüşmeseniz hani en azından şu nişanlısı istedi diye değil severim ben seni aslında, güvenirim de işte nişanlısına laf anlatamıyoruz"
Bir sevinç içinde yemek yapmak için girmişim mutfağa çeşit çeşit döktüreyim derken
Ağzımın içinin acı patlıcan yemiş gibi olmasını yaşasam
Soğanlarını kavurduğum karnıyarık'ın içine gözyaşlarımı akıtsam
Sıkıntıdan, sinirden, haksızlığa uğramışlıktan, iftira atılmışlığa kadar çıkan bir yolda...
Ne olur sonrası ne o külüne muhtaç olduğun kişinin kızının düğününe giderim ne de başka bi zaman selam veririm
Versem de içimden gelmeden sırf Allah rızası kazanmak için dilimin ucunda
Hastalık oldu, vefat oldu gittim giderim de
Daha fazlasına gönlüm razı değil.
Bugün de mevlit var ama gidesim yok,
Onun yerine kalkıp kuzenimin evine gitsem
Kısır yapsak otursak bahçede yesek
Erik ağacından erikler toplasam
Çam ağaçları altında çay içsem
Diyorum...
Hani en azından kendi kalp sağlığım,
Kendi içimde söyleyemediklerimi
bu şekilde kendime anlatsam
Karşımdakinin anlaması, anlamaması umurumda olmadan...
Hayat benim hayatımsa istediğimi yaparım mantığıyla....
Mavişin saat:16,43 notu;
Olmadı yapamadım kendime yakıştıramadım
her sabah gözümü açıp dışarıya baktığımda
Karşımda bulunan eve, komşuma gittim
Bir bahane uydurup bir 10 dakika uğradım.
Yok diyecek başka sözüm....
Karşı tarafa ne zaman saygısızlık olabilir ?
Sen evime gel,
Ağla zırla
Kalk kızına bulduğun yağlı kapı sahibinin
Aralarındaki soğukluğun
Eskiden olan bi takım şeylerden dolayı hesapların tutmayacağından korkup
Sanki benim yüzümden gibi gösterip
15 yaşında bir ergen kız gibi davranmakla suçlandığım
Bir duruma sokulup,
"Aman Mavi balonum, kızımın da aklını çelecek bi takım şeyler mi yapıyorsun, bi süre konuşmasanız, görüşmeseniz hani en azından şu nişanlısı istedi diye değil severim ben seni aslında, güvenirim de işte nişanlısına laf anlatamıyoruz"
Bir sevinç içinde yemek yapmak için girmişim mutfağa çeşit çeşit döktüreyim derken
Ağzımın içinin acı patlıcan yemiş gibi olmasını yaşasam
Soğanlarını kavurduğum karnıyarık'ın içine gözyaşlarımı akıtsam
Sıkıntıdan, sinirden, haksızlığa uğramışlıktan, iftira atılmışlığa kadar çıkan bir yolda...
Ne olur sonrası ne o külüne muhtaç olduğun kişinin kızının düğününe giderim ne de başka bi zaman selam veririm
Versem de içimden gelmeden sırf Allah rızası kazanmak için dilimin ucunda
Hastalık oldu, vefat oldu gittim giderim de
Daha fazlasına gönlüm razı değil.
Bugün de mevlit var ama gidesim yok,
Onun yerine kalkıp kuzenimin evine gitsem
Kısır yapsak otursak bahçede yesek
Erik ağacından erikler toplasam
Çam ağaçları altında çay içsem
Diyorum...
Hani en azından kendi kalp sağlığım,
Kendi içimde söyleyemediklerimi
bu şekilde kendime anlatsam
Karşımdakinin anlaması, anlamaması umurumda olmadan...
Hayat benim hayatımsa istediğimi yaparım mantığıyla....
Mavişin saat:16,43 notu;
Olmadı yapamadım kendime yakıştıramadım
her sabah gözümü açıp dışarıya baktığımda
Karşımda bulunan eve, komşuma gittim
Bir bahane uydurup bir 10 dakika uğradım.
Yok diyecek başka sözüm....
Dümdüz yazmak
Haydaa şimdi de yazdıklarımda bahsettiklerimden değil yazım şeklinden eleştiri aldım. Eleştiriyi yapan arkadaşımı - arkadaşım diyorum - çok seviyorum :) Kızamıyorum ona... Seni mi kırıcam dur bide senin dediğin gibi yazayım bide.
Bugün den geriye kalan neler oldu diye soruyorum kendime.... Herşeyi arkada bırakıp güzel bir gün geçirdim diyebilirim. http://firsat35 sitesinden kazandığım öğle yemeği için Eltimle buluştuk ve Kordon'a gittik. Yemeğimizi yedik, oturduk güneşlendik. Baharın güzel ama biraz serin havası geçti gitti saçlarımızın içinden, yüzümüzü yaladı, iyot kokusunu çektik içimize. Sonra da Kıbrıs Şehitleri, Alsancak dolandık durduk. Yeni takıntımız şu, ben kırmızı burnu açık topuklu ayakkabı eltimde lacivert renk ayakkabı baktığımızdan her ayakkabıcıya girdik. Gördük ki modeller hep aynı, görünce vurulup aşık olup bizi çekecek bi ayakkabı ilişmedi gözümüze ne yazık ki? Bende yüzük aldım kendime, bir de English Home'den sevimli kuşları...Hep isterdim hatta netten şeklini indirip kumaşa uygulayıp yapmayı bile düşündüm fakat makinam olmadığı için hep erteledim. Ama şimdi bakıyorum da elle de dikilebilir miş. Eh bakarız artık nasıl olsa örnekte var elimde :)Yalnız ayaklarım yine çok kötü oldu topuklu giyicem diye kudurusam olacağı bu. Yine su toplamış bir sol ayak başparmağı, daha önce su toplamış olan bir yaranın açılmasıyla yenik olarak döndüm eve :(
Bu arada şekerliğim de yeni onuda gösteriyorum
Görmemiş gibi çaktırmadan ;)
18 Mayıs 2011 Çarşamba
Cevap; E şıkkı
"Hep kadınlar suçlu değil mi ne yazık ki?
Saçlarını rüzgarda savurmaları mesela
Rüzgarın değil..
Geldiklerini haber eden o tak tak sesleri
Ayakkabılarından değil..
Gözlüğünü kaldırışı mesela başına
İçini gıdıklıyor senin, etkileniyorsun ister istemez
Peki sen değil misin suçlu ?
O rüzgarı bekleyen, ayakkabısına bayılan, gözlerini görmek istediğin ?"
Şimdi bunu yazdım ya ben
Böyle şeyler yazınca soranlar oluyor bazen
Nerden bulur da yazarsın ?
Yoksa bunları yaşıyor musun ?
Agatha Cristie mesela,
Yazdığı o güzel cinayet romanlarıyla döneminin en usta katili olabilir miydi?
Barbara Cartland, Jane Austin mesela,
Yazdıkları o güzel aşk romanlarıyla dönemlerinin en dolu aşklarını mı yaşamışlardı acaba ?
Jules Verne,
Hiç sanmıyorum bir denizaltıyla, balonla nerelere gitmiş olabilirdi ?
Örnek çok aslında aklıma ilk gelenler bunlar.
Hissetmek diyorum ben yazabildiklerime.
Siz yazanlar ne koyuyorsanız artık adını kendinizce.
O kısa yazıdaki rüzgarı ben hissedebilirim
Ayakkabının seslerini ben duyabilirim
Ya da o kadın ve erkeği o masa başında ben buluşturabilirim sadece.
Bir kurgu içinde geliştirip, oynatmak.
Daha önce de yazmıştım
O anlatır, diğeri paylaşır
Bir resim bir şarkı belkide bir kaç yudum şarap
İşte bunları çıkartabilir ortaya...
Belkide hiç biri...
17 Mayıs 2011 Salı
Ben yaptım...
Mavi Jeans'de gördüm dün gezinirken
Görevli gelmeden de fotoğrafını çektim.
Eve geldim yeni aldığım şu tişört geldi aklıma
Ne yapabilirim ki acaba dedim.
Döktüm ortaya ne varsa baktım bişiler
Bunu uydurdum.
Suçlu
İşte bu suçlu
Ayağımın
Şu saatte hala
Sızlayan, ağrıyan
Yan tarafında oluşan yaranın
Sorumlusu.
Ve dayanamayıp daha fazla
Bugün Mavişehir'de deniz kenarında
Sokuverdim ayaklarımı tuzlu suya
Nasıl da iyi geldi anlatamam.
Yaz geldi pek mutluyum da
Bir de şu ayakkabılar, terlikler
Vurmasa, yaralar olmasa ayağımda..
16 Mayıs 2011 Pazartesi
İç dökme
Lanet olsun demeliyim ama diyemiyorum.
Sebebini sormayın.
Hiç lugatımda yoktur bu kelime ve benzerleri
Mesela,
Lanet olsun ve Allah belanı versin,
Bu kelimeleri bir cümle içinde kullanmam,
Kullanmayı da sevmem..
Çok sinirlendiğimde,
Tahammül sınırımı aştığım da dahi savurabileceğim küfürler
Belli başlı bir iki kelimedir.
Arkasından da zaten tövbe tövbe derdim.
Ama Lanet olsun ve Allah belanı versin...
İşte bu iki cümleyi kullanmam
Aklıma bile gelmez...
Şimdi de aklıma gelmedi gerçi
Sadece tahammülümü zorlayan bir iki şey var
Bunun da bir sınav olduğunu,
Büyümem, kimi insanların nasıl bir insan olduğunu öğrenmek
Böyle karakterlere sahip insanlar da olduğunu öğrenmem için
Bana verilen bir rol gibi düşünüyorum.
O iki kelimeyi cümle içinde kullanmıycam
İlahi adalete inanan biri olarak
Elbet bir gün ayaklarına, ellerine dolanacağını bilerek
Dünyanın küçük olduğunu elbet bir gün bir yerde karşılaşılabileceğini düşünerek
Neyse...
Bu kadar...
Olur bazen şen şakrak, daldan dala konan mavi balonunda
Atlarken düşebileceği,
Balonunun patlayabileceği
Mavi renginin sinirinden mor renge dönüşebileceği,
Her daim güler yüzünün
Dünyaya gülümser gibi bakan gözlerinin de
Bazen değişebileceği.
Açıklasam inanıyorum ki,
"Amann mavişş bumuyduu boşverrr"
Diyebileceğinizi bunun bile idrakinde olabiliyorsam
Ben güçlüyüm,
Ben de ara sıra insanlar hakkında yanılabilirim
ancak böyle büyüyebilirim,
Falan filan işte...
........
Saat:22,45 notum,
sıkıldığım durum geçti.
Demek ki evrene mesaj göndermek lazım
Bana sıkıntı veren olay çözümlendi..
Yuppii....
Çok şükür Allah'ım....
Adı pazar olmasın
Pazar günlerini sevmiyorum arkadaş
Ertesi gün okul, iş, hafta başı yapılacaklar
Yıkanacaklar, katlanacaklar, ütülenecekler, yerleştirilecekler
Dolu iş yani.
Evin içinde saat 14,00-'de başladı
Bangır bangır bir spiker maç anlatıyor dersin dünya kupası finalini sunuyor
Zaten ev küçük nereye kaçabilirim ki?
Üst kata çıkmakta işime gelmedi doğrusu
Üst katın temizlenip, mutfağın silinmesi falan lazım yaz geldi taşınma mevzularımız malum
Ama üst katta temizlik yapmaktan kaçan ben alt katta bir ara mutfak kapısını ovarken buldum kendimi
Başa gelen çekilir dedim daldım işe
Mutfak, yatak odası, banyo, koridor, bahçe ve kapı önü derken
Artık kaç maç bitti ve başladı takip edemedim
Çamaşırlar yıkandı, asıldı, kuruyanlar toplandı ütü falan derken
İyi de sorabilirsiniz sen çalışmıyorsun ki nedir derdin bir güne sığdırmaya bunları
Şimdi bu haftam yoğun geçecek gibi mesela yarın gün var sabahtan düşücem yollara
Arkadaşım gelicek yakın bi ilden onunla buluşucaz
Çarşamba kayınvalideme gidicem
Perşembe sakatta biraz karşı komşum mevlüde çağırdı annesinin sene devriyesi
Ama ogün 19 mayıs bayram, yeğenlerin gösterisi var
Ne yapıcam bilemedim şaştım kaldım...
Unutmadan,
Yalnız deniz börülcesini ayıklarken radyodan dinlediğim Müslüm Gürses'e bir kere daha hayran oldum şarkı için Müslüm Gürses "Tutamıyorum zamanı"
14 Mayıs 2011 Cumartesi
Seçmece bunlar
Tamam kabul bazen yörüngeden çıktığım oluyor,
İyi de dünyanın ekseni çıkmış 12 cm. Ben biraz çıkmışım çok mu?
Eve gelen uzaylılara terlik uzatan kadın, o evin annesidir...
İlkokuldayken Yeni Asır gazetesindeki iş ilanlarını telefonla arayıp dalga geçerdik.
Dün Chp'den iki bayan geldi evime,
"Söyleyin dedim Kemal'e muhatap olmadan kimselerle dosdoğru gitsin bildiği yoldan, çok seviyoruz kendisini"
Kimi kocalar çiçek alıp giderler evlerine benimki midye almış gelmiş...
Yalnız nası yaptım bilmiyorum sokak terliğimle gayet rahat ev terliğim varmış gibi duruyormuşum evde yarım saattir ....
Söke ovasını geçince Dalyan'dan sağa dönmelisiniz o yolun sonu Didim.
Neden ayakkabı almadın diye soran eşime;
"30 Liralık kot pantolonun altına, 100-Liralık ayakkabıyı giymeye kıyamadım " dedim.
Eli kalbinde kendine gelmeye çalışıyor hala :)
Bugün ters giydiğim ceketimi, yarın doğru giyeceğimden eminim.
Gün'de "Ten uyumu önemli" dedi bi arkadaş.
Başka bi arkadaş bana baktı sessizce;
"Ten uyumu zenci zenciyle, beyaz beyazla mı yani "dedi.
"Sus sus sakın yüksek sesle söyleme " dedim arkadaşa..
Sustu..
Asıl çılgın proce, mağmaya inip, oradanda dünyanın dibine çıkmaktır.
Var mı yiyen....
Kabul ediyorum, esnediğim de çıkardığım sesten bazen kendim bile korkuyorum..
Twitter'i burnu büyük, kendini beğenmiş,
Facebook'u yalaka,
FF'i ise samimi birazda iki yüzlü buluyorum...
Gezmeye gittiğin evde WC den twit atıyorsan,sen bağımlısın arkadaş :)
Mavi Balon
Sabah sabah
Sabah gözümü açtım
Dışarıda yağmur yağıyor olmasını dilerdim aslında
Şöyle yavaş yavaş insanı üşütmeyen
İnsanın kapı, pencereyi açası gelicek şekilde
Hani içeriye toprak,hanımeli, iğde kokuları getirecek cinsten.
Sevgilimle uzanıp kanapeye
Gözlerimiz kapalı şu şarkıyı dinlemek
Lütfen bir tık
11 Mayıs 2011 Çarşamba
Burası İZMİR
Burası İZMİR
İzmir'li kızlar İZMİR tişörtü giyer...
Tişört aldıydım geçen gün Şirinyer pazarından
Facete yayınladım
Sağolsun bir arkadaşım istedi
Gittim pazara bugün 5 tane aldım.
Oradan da atladım İzban'a Karşıyaka'ya gittim
Arkadaşıma tişörtleri verdim bide kahve içtik en köpüklüsünden
Biraz sıkılan içimize ferahlık gelsin ağzımız tatlansın diyede en şekerlisinden
Döndüm sonra
Yolda Dostoyevski'nin Beyaz Geceler kitabını bitirdim
Zaten 95 sayfa bişidi.
Ama sonu fena vurdu beni yaa....
Ağzım açık kalakaldım öyle durakta otobüs beklerken
Tavsiye ederim.
Bir kaç sene sonra tekrar okunulası bir kitap işte...
Bişi daha sol kolumun dirsek içi fena sızlıyorrrrr
Yağmur yağacak sanırım yağsa da benimde kolumdaki sızı dinse....
Evet yaşlı ve romatizması olan biriyim :))
10 Mayıs 2011 Salı
kısa kısa
Yok yaz evlere gelmedi daha sanırım
Evin içindeyim, üzerimde kazak ve ceket
Hani utanmasam eldiven takıcam mouse kullandığım elime
Bu ne serinliktir böyle?
İçerisi ısınsın diye camı açtım harbi...
Evde yemekte yok,
Yemeklik var da yapılıp ta beraber yiyebileceğim biri yok
Eşim mesai kalıyor ohh yiyor yemeğini
Bende bi üşengeçlik,
Karnım resmen zil çalıyor ama gidipte bişi yiyesim yok.
Aslında dışarı çıkıcaktım bugün
Fırsat35 isimli İzmir'e özel bi fırsatlar sitesine üyeyim
Yapılan çekilişte öğle yemeği kazandım 2 kişilik
Eltimle gidecektik lakin avon kolim gelicekmiş
Kargoyu beklemeye kaldım gidemedik
Artık yarın nasipse bakalım.
Bu arada aklıma gelmişken tekrar ekliyim dedim,
Sufi-saja blog sayfasının değerli yazarı rahatsız biraz
Dualarımızı, iyi dileklerimizi esirgemeyelim derim...
Rabbim tez zamanda sağlık sıhhat verir inşallah tekrar yazılarına döner....
Gereksiz kapris
Gereksiz bir kapris yapmak
Şımartılmış bir çocuk gibi ortalıkta dolanmak
İsteklerimizin yerine gelmeyişi
Ne feci ne fena bişimiş be.
Bir an için kendimize verilen değerin,
Şımartılma hissi içinde belkide
Kendi kendimizi kandırma çabasından başka bişi değil sanırım.
Ona göre dersimi aldım ben açıkçası
Yok artık yemezsem ölürüm gibi bir his içinde
Lolipop, çikolata, naneli şeker, patlamış mısır isteme halleri
Varsın istediği kadar alsın karşımdaki
Açarsam o paketi
Tükürdüğümü yalamaktan başka bişeye benzemez
Alırım kendi lolipopumu, çikolatamı, nane şekerimi, patlamış mısırımı
Hah birde zafer edasıyla üzerine de içerim colamı...
8 Mayıs 2011 Pazar
Çantamdakiler
Bazı bloglarda yayınlarlar çok hoşuma gider
Önce çantamı bi güzel temizledim
Bayağı bişiler çıktı :)
Kağıt mendiller, bir iki alışveriş fişi falan...
Çantamdakiler bunlar efendim,
Okuduğum kitap değişiyor tabii,
Bir de Avon kataloğu müşterinin ne zaman çıkacağı belli olmuyor
Bozuk para cüzdanımı annem verdi, cüzdanımda avondan hediye
Mutlaka unuturum o yüzden not defterim vardır
O aynalı mor renk kalemi Ankara'dan aldım
Sevgili Leylak dalı ve Bilgenin annesi hatırlarlar :)
Diş fırçam mutlaka durur çantamda
Birde fa rolon ve sprey yıllardan beri değiştirmediğim markadır.
Perceive sprey avondan çok hoş bi kokusu var çiçek kokuları
Cep telefonum ve kulaklığı
Kırmızı anahtarlık evimin Mevlanalı olansa Didimdeki annemlerin evin
Kesme şekerde olur mutlaka
Ha birde makyaj çantam eksik olmaz
Bazen ceket, çamaşır, çorap da olduğu oluyor tabii :))
2 Mayıs 2011 Pazartesi
Leylek leylek havada
Leyleği havada gördüm tamam da
24 saat geçmeden yollara düşmek, gezmek
Bu kadar mı çabuk çıkar ortaya yaaa...
Cumartesi Didim'e giderken eşim gösterdi
Önümüzden uçarak sazlıklar arasına daldı bir leylek
"Hah tam da havada gördüm" dedim.
Eşim de "Daha havada görmeden bu kadar geziyon gördün ya bakalım neler olucak" dedi.
Dün de dönerken yine geçti önümüzden bir leylek
Ve ben bugün Didim'e geri gidiyorum.
Eşim arama anneni gelme der şimdi dedi.
Dayanamadım aradım,
Annem "Ay hadi gel yol paranı ben vericem, babanda sabah kahvaltıda seni çok zayıflamış bulduğundan dert yanıyordu"" dedi
Hadi bakalım size kolay gelsin buralara size emanet....
1 Mayıs 2011 Pazar
Akılsız başın cezasını...
Ya sanırım ben bi yanlış yaptım.
Hafta sonu Didim'e gittik Annem'le Babamın yanına.
Pek özlemiş Annem beni, babamda tabii :)
Pazar günü dönücem Eşimle dedim
Annem kalıcak mı kızın diyen komşulara
"Günü var mış kalamaz mış" dedi hep
Biraz burktum sanki onları :(
Yola çıktık bu akşam
Annecimin bi el sallayışı vardı kiiiiii
Yol boyunca içim acıdı
Acısı da İzmir'e girince arttı.
Ve bi karara vardım yarın atlıycam otobüse
Geri gidicem hafta sonuna kadar kalıcam.
Hay kafama benim dicem ama geç olmadan da dank etti ya
Hadi bakalım
Annem'le Babam çok şaşıracaklar beni görünce :)))
Resim; Didim Taşburun - Aydın
30 Nisan 2011 Cumartesi
Dile geldi mektup...
Şöyle izah edeyim ki en kalın kafalınız da anlasın.
Bir mektup diyeceğini yalnız yazıyla demez.
Mektup tıpkı kitap gibi, koklayarak, dokunarak, elleyerek de okunur.
Bu yüzden akıllı olanlar, oku bakalım, mektup ne diyor, derler.
Aptallar da, oku bakalım ne yazıyor, derler.
Hüner yalnız yazıyı değil, mektubun tümünü okumakta.
Benim Adım Kırmızı, syf;47-48 Orhan Pamuk
.................
Bir mektup aldım,
Topu topu iki satırlık bişi.
Önce bir acele okudu gözlerim,
Bir iki damla düştü.
Sonra tekrar okudum dilimle,
Sus pus oldu.
Kalbim okudu sonra çarpa çarpa,
Kırıldı.
En sona kalan beynim okudu,
Kelimeleri teker teker, üstünden tekrar tekrar geçerek.
Aceleyle başlamış yazmaya dedi,
Cümleyi tam kuramamış baştaki kelime sona konmuş
Yetişme telaşında, belki de birileri kovalıyor belli mi olur?
Noktalama işaretine bak dedi,
İki tane,
Biri sen diğeri de kendisi ayıramamış birbirinizi.
Sonuna da eklemiş işte,
"Ben haber vericem"
Merakta kalma iki gözüm, izle beni unutma, kopma benden.
Bu acele gidişim nasıl seninle benim içinse
Haber vericem sen haber kuşlarını dinle...
.........
Şimdi marifet buysa bende öyle yorumladım,
Lakin kalbime söz geçirmek ne mümkün
O'nun lisanı bambaşka,
Çözebilene aşkolsun
29 Nisan 2011 Cuma
Gelemeyen bahara...
Gök sanki eriyecek maviliktenÇimenler uykulu ve sıcakBir kadın geçiyorÇıplak ayaklarını kalbime basarak
Ataol Behramoğlu / 1972
27 Nisan 2011 Çarşamba
Yassah hemşehrim yassah
Adrianne, animal, baldiz, ciplak, erotic, escort, fire, firikik, free, gerdek, girl, gizli, haydar, hayvan, hikaye, homemade, hot, itiraf, kalca, nefes, olgun, sarisin, sicak, turbanli,
Kelimelerini anlamlı bir cümle içinde kullanınız....
*Adrianne baldiz, ciplak bir şekilde erotic firikik veriyordu.
*Gerdek, herkesten gizli olandır.
*Adrianne girl, free, turbanli, erotic escort hikaye ediyordu.
*İtiraf ediyorum, olgun armut her zaman için en iyi meyvedir.
*Hayvan hikaye edilecek olsaydı bunun gizli olmasını sağlardım.
*Kalca, sarisin, hot, escort gerdek sicak bastı de mi?
Aman sakın kullanırsanız yanarsınız internette bu kelimelerle domain almak, kullanmak yasaklanmış.
Yetmez ama EVET'çilere çok güzel cümleler kuruyorum içimden bu kelimelerle....
Haberin ayrıntısı için lütfen bir tık;
İşte Haber
Kapı önü muhabbeti
Nerenden uyduruyorsun kız sen bunları diye
Beni yerme çabasına girişmişken
Aslında için için
"Ben niye yaşamıyorum ki bunları" dercesine
Bir kıskançlık, bir üzülmüşlük içinde gidip geliyordu.
Yüzüne baktım, omuzumu silktim
"Uyduruyorum işte,
Ben senin içindeki yaşamayamadıklarını, kaçırdıklarını,
Düşünmeye bile korktuklarını dile getiriyorum
Fena mı işte, sende sebepleniyorsun
Gününü geçiriyor yaşama olan umudunu güçlendiriyorsun"
Dedim.
Yere baktı, elini kaldırdı, bişiler söyleyecek oldu
Tam o sırada çocuğu geldi ağlıyarak,
Düşmüş dizinde biraz kan,
Uzaklaştı evrenden....
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
















