mektup etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mektup etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Nisan 2011 Cumartesi

Dile geldi mektup...


06/05/2010'dan tekrar yayınlanası, okunulası...

 ................

Şöyle izah edeyim ki en kalın kafalınız da anlasın.
Bir mektup diyeceğini yalnız yazıyla demez. 
Mektup tıpkı kitap gibi, koklayarak, dokunarak, elleyerek de okunur. 
Bu yüzden akıllı olanlar, oku bakalım, mektup ne diyor, derler. 
Aptallar da, oku bakalım ne yazıyor, derler. 
Hüner yalnız yazıyı değil, mektubun tümünü okumakta.

Benim Adım Kırmızı, syf;47-48 Orhan Pamuk

.................

Bir mektup aldım, 
Topu topu iki satırlık bişi.
Önce bir acele okudu gözlerim,
Bir iki damla düştü.
Sonra tekrar okudum dilimle,
Sus pus oldu.
Kalbim okudu sonra çarpa çarpa,
Kırıldı.
En sona kalan beynim okudu,
Kelimeleri teker teker, üstünden tekrar tekrar geçerek.
Aceleyle başlamış yazmaya dedi,
Cümleyi tam kuramamış baştaki kelime sona konmuş 
Yetişme telaşında, belki de birileri kovalıyor belli mi olur?
Noktalama işaretine bak dedi,
İki tane, 
Biri sen diğeri de kendisi ayıramamış birbirinizi.
Sonuna da eklemiş işte,
"Ben haber vericem"
Merakta kalma iki gözüm, izle beni unutma, kopma benden.
Bu acele gidişim nasıl seninle benim içinse
Haber vericem sen haber kuşlarını dinle...

.........


Şimdi marifet buysa bende öyle yorumladım,
Lakin kalbime söz geçirmek ne mümkün
O'nun lisanı bambaşka,
Çözebilene aşkolsun





11 Şubat 2011 Cuma

Tren kalktı...





Sen kalk,
Bunca zaman arama sorma,
Bir cevapsız çağrı bile bırakma.
Ne mektup ne de bir not 
Çok mu zor ?
Hani yapışkanlı kağıtlar var post-it diyorlar 
Yazıyorsun bi yapıştırıyorsun rüzgar esse çıkmıyor
Merhaba nasılsın de
Bir gülücük ekle  pek meşhur şimdi
Önce shifte basıp yanındaki iki nokta üst üste tuşuna 
Sonra yine shifte parmağın basılıyken 9 rakamına basınca yapıyorsun.
Sen,
Bunca zaman ses verme
Bir nefesten bile mahrum et kendini
Sonra kalk gelmeden bir gün önce ara
"Yarın İzmir'deyim hazırlan görüşelim" de.
Hadi be ordan 
Kalktı tren bu duraktan
İçinde de son yolcu 
Ben!
Sana yer kalmadı tıka basa dolu çünki hınca hınç.











6 Mayıs 2010 Perşembe

Mektup

 ................
Şöyle izah edeyim ki en kalın kafalınız da anlasın.
Bir mektup diyeceğini yalnız yazıyla demez. 
Mektup tıpkı kitap gibi, koklayarak, dokunarak, elleyerek de okunur. 
Bu yüzden akıllı olanlar, oku bakalım, mektup ne diyor, derler. 
Aptallar da, oku bakalım ne yazıyor, derler. 
Hüner yalnız yazıyı değil, mektubun tümünü okumakta.
Benim Adım Kırmızı, syf;47-48 Orhan Pamuk

.................

Bir mektup aldım, 
Topu topu iki satırlık bişi.
Önce bir acele okudu gözlerim,
Bir iki damla düştü.
Sonra tekrar okudum dilimle,
Sus pus oldu.
Kalbim okudu sonra çarpa çarpa,
Kırıldı.
En sona kalan beynim okudu,
Kelimeleri teker teker, üstünden tekrar tekrar geçerek.
Aceleyle başlamış yazmaya dedi,
Cümleyi tam kuramamış baştaki kelime sona konmuş 
Yetişme telaşında, belki de birileri kovalıyor belli mi olur?
Noktalama işaretine bak dedi,
İki tane, 
Biri sen diğeri de kendisi ayıramamış birbirinizi.
Sonuna da eklemiş işte,
"Ben haber vericem"
Merakta kalma iki gözüm, izle beni unutma, kopma benden.
Bu acele gidişim nasıl seninle benim içinse
Haber vericem sen haber kuşlarını dinle...

.........


Şimdi marifet buysa bende öyle yorumladım,
Lakin kalbime söz geçirmek ne mümkün
O'nun lisanı bambaşka,
Çözebilene aşkolsun