Haydaa şimdi de yazdıklarımda bahsettiklerimden değil yazım şeklinden eleştiri aldım. Eleştiriyi yapan arkadaşımı - arkadaşım diyorum - çok seviyorum :) Kızamıyorum ona... Seni mi kırıcam dur bide senin dediğin gibi yazayım bide.
Bugün den geriye kalan neler oldu diye soruyorum kendime.... Herşeyi arkada bırakıp güzel bir gün geçirdim diyebilirim. http://firsat35 sitesinden kazandığım öğle yemeği için Eltimle buluştuk ve Kordon'a gittik. Yemeğimizi yedik, oturduk güneşlendik. Baharın güzel ama biraz serin havası geçti gitti saçlarımızın içinden, yüzümüzü yaladı, iyot kokusunu çektik içimize. Sonra da Kıbrıs Şehitleri, Alsancak dolandık durduk. Yeni takıntımız şu, ben kırmızı burnu açık topuklu ayakkabı eltimde lacivert renk ayakkabı baktığımızdan her ayakkabıcıya girdik. Gördük ki modeller hep aynı, görünce vurulup aşık olup bizi çekecek bi ayakkabı ilişmedi gözümüze ne yazık ki? Bende yüzük aldım kendime, bir de English Home'den sevimli kuşları...Hep isterdim hatta netten şeklini indirip kumaşa uygulayıp yapmayı bile düşündüm fakat makinam olmadığı için hep erteledim. Ama şimdi bakıyorum da elle de dikilebilir miş. Eh bakarız artık nasıl olsa örnekte var elimde :)Yalnız ayaklarım yine çok kötü oldu topuklu giyicem diye kudurusam olacağı bu. Yine su toplamış bir sol ayak başparmağı, daha önce su toplamış olan bir yaranın açılmasıyla yenik olarak döndüm eve :(
Bu arada şekerliğim de yeni onuda gösteriyorum
Görmemiş gibi çaktırmadan ;)

