Dün o sıcakta
Ağustos sıcağı de sen ya da civciv sıcağında
Ben deniz şeniz mavi balon attım kendimi sokağa
Bankadaki işim biraz uzayınca biraz soluklanayım diye kuzenime uğradım
Otobüs durağı karşısındaki evlerinin kapı önünde laflayıp otobüsü beklerken
Baktım ki bizim yeğen -Hala derler bana- oflayıp pufluyor
O ergen hallerinden geçmiş biri olarak anladım mecalini
"Sıkılıyorum hala hemde çok" dedi.
Bende öyleydim o yaşlarda
Habire durmadan sıkılır havaya offf puff gibi sesler çıkarıp
Omuzlarımı da hafif öne düşürüp hani vücut gelişimimi belli etmemeye çalışarak
Dolanırdım ortalarda.
O zamanlar şimdiki gibi bilgisayar, internet, cep telefonu, 24 saat açık tvler, doktorlar dizisi falan nerdeeeee....
"Sıkılıyorummmm "derdim,
Annem o anki ruh haline göre
Ya "sıkı can iyidir çıkmaz" ya da "Canın çıksın" derdi.
Nasılda kızardım oysa,
Ama hak veriyorum şimdi O'nun da o zamanlar demek ki kendine göre sıkıntıları vardı atlatması gereken.
Neyse "hadi o zaman gel beraber inelim Konak'a -
"Siz şimdi bu Konak'a kelimesini Türkçe ses uyumuna göre ğ ile yumuşatıpta okuyun oldu mu?"- dedim.
Hemen geçirdi ayağına terliklerini otobüste geldi atladık ama Eşrefpaşa'da indik Varyant'tan aşağıya yürüyerek inelim dedi.
İyi de giymişim topuklu ayakkabıları o yokuşlardan inerken düşmeyeyim diye cebelleşirken
Ayak kaslarımı mahvettim et kırığı oldum sanırım,
Yaşlılık işte.
Yollar ve sokaklar bomboştu saat 3 gibi,
Bir tek tek tük geçen arabaların sesi ve ağustos böceklerinin sesleri eşlik etti bize.
Tutulmuş ayaklarım ve sıcaktan erime noktasına gelen beynimle girdiğim kütüphaneden
Ne yazık ki yanlış kitap alarak çıktım evde fark ettim.
Hani hiç olmazsa kitap kitaptır diyerek okuyayım dedim
Aman aman hiç sarmadı beni.
Ha kitap neydi diye sorarsanız "Bizim gizli bahçemizden" Nermin Bezmen'e ait.
4 eylül son teslim tarihi ama sanırım cuma günü geri gidecek.





















