18 Ağustos 2011 Perşembe

Acı




Ne zaman Vival'di dinlese neşelenen,
Sonsuz yeşillikler ve ağaçlar arasındaki şatolarda
Masanın üzeri incir, üzüm, ekmek, peynir şarapla dolu
Etrafı insana huzur veren labirent biçimli bahçeleri olan kareler gelen ben,
İlk defa bu akşam şu eser sayesinde ağlama noktasına geldim.
İsyanım ben bunları düşünürken şehitlerimizin gelmesi aklıma.
"Hayat devam ediyor, kalan sağlar bizimdir, vatan sağolsun" gibi laflar
Beni rahatlatmıyor açıkçası.
Göze göz, dişe diş bir ortam yaratıp kaos içine sürüklenmek hiç değil isteğim
Oysa sürüklenirken bir şekilde.
Hala Osmanlı devleti gibi zihniyetle, komşu bir ülkenin iç mesele hale gelmesi dile getirilirken
Sadece konvoy geçişinde, veda ziyaretinde, öğle yemeği molasında olan 
Silahına bile sarılamadan savunma bile yapamadan vatanını, canını yitip giden canlar için,
Yapılmayanlar!
Ya da göstermelik yapılanlar.
Yarın tv'yi açmak, izlemek istemiyorum
Bugün 5 dakikalık reklam aralarında verilen şehit haberleri
Yarın 45 saniyelik bi hayat hikayesiyle anılıp
Ölü toprağını serpicekler üzerimizeve biz de dönücez hayatımıza,
Hani Allah korusun, Allah'a emanet yeni bi acı haber gelen kadar.


Saat 03:34- kulağımda Vival'di, dışarıda davulcunun sesi, öten arabaların alarmı
Ve şu yazının başında sessizce ev halkına belli etmeden ağlamaya çalışan ben.




12 Ağustos 2011 Cuma

Açıl susam açıl


Sizce bu ne olabilir ?
Hadi
Açıl susam açıl !


Yetmedi sanırım bir kere daha
Açıl susam açıl !


Dı dı dımmmmm !
Bu bir makyaj kutusu...


Pudrası, fondöteni, kalemleri, allıkları, farları, rujları, ojeleri 
Hatta parfümü bile olan.
Gerçi fondöten ve parfüm yerinde değil
Ama hala kullanıyorum.
"Pupa" marka...






Kütüphaneden alınan kitaplar 1


İskender Pala -Kırklar meclisi
Kütüphaneden alınış tarihi :11-08-2011  
Kütüphaneye geri verilecek tarih : 26-08-2011
Yeni gelmiş bu kitap ilk alan ben oldum.


11 Ağustos 2011 Perşembe

Valla şimdi tırı vırı yapmak yok.
Bu sayfa benim istediğim gibi at sürerim.
Ramazan ayı çok güzel geçiyor Allah'a şükür bu konuda bi şikayetim yok.
Yalnızzzzz
Gerçekten şu somali yardımları ile ilgili olan paylaşımlar, yazılar, reklamlar
Gerçekten ööğğkk geldi kusura bakmayın.
Öncelikle 11 ayda bi köşeye atılıp mayalanan manevi duygular Ramazan ayında 
İyice istenilen kıvama ulaşıp ortaya dökülmeye bile başladı.
Ramazan 1.gün daha iftar açılmadan Somali yardımlarıyla ilgili yazılara, reklamlar başladı.
Daha önce nerdeydiniz a kardeşler ?
Bu arada belirtmek isterim elbette üzülüyorum oradaki insanlar için
Sonuçta hepsi de insan, can yardıma muhtaç....
Ama bunu bari görsel bir şova dönüştürülmese ?
Somali'deki durum yeni değil ki?
Afrika yıllardır böyle.
Ne yardım kampanyaları, konserler yapıldı.
Hani ne oldu onca toplanan yardımlar ?
Nereye gitti ?
Afrika'da var olduğuna inanılan kaynaklar neden işlenip bi şekilde geri kazanç sağlanmıyor ?
Bir kıta yükselirken diğer kıtanın batması kimlerin gizli emelleri?
Bir şeyi kör gözün parmağına sokar gibi sürekli yapılırsa an gelir o gözden kan akar..






8 Ağustos 2011 Pazartesi

Günden geriye kalanlar


Aslında şu koltuk yerinde değil
Son günlerde netten izlediğim 
"Vampir günlükleri" dizisinden dolayı
Koltuğu bilgisayarın karşısına çektim..
Aman bi güzel oldu ki bayıldım.
Sandalyede oturup izlemekten kıçım ağrıdıydı doğrusu
Hatta şu yazımı koltuğa ayaklarımı uzatmış
Klavyeyi de kucağıma almış yazmaktayım.
Keyfim pek yerinde doğrusu..
Aman Allah bozmasın.


Dün şişe domatı yaptık efendim,
Bir kasa -23 kg-  domat
Yıkandı, delinip sıcak suda bekletilip soyuldu
Eşim tarafından doğrandı
Blendırdan geçririldi
Komşu teyzeden alınan büyük tencerede kaynatıldı
Kavanozlara doldurulup
Eşim tarafından sıkıca kapatılıp 
Dinlenmeye bırakıldı.
Bozulmazsa nasipse kış hazırlığı oldu.
İyi de biz de yorulduk
Hem de nasıl.
Şu an tüm sırtım, omuzlarım, ellerim,ayaklarım tüm vücudum 
Sızlıyor..

Resim ; netten alıntı



Ee bunca yorgunluğa Maviş dinlenir mi?
Öğlene kadar yatma planlarım
Şu anda satılma aşamasında olan evimiz için gelen müşteriden dolayı bozuldu.
Yine koltukta güzel bir kahvaltıyla vampir dizisinin bir bölümü daha izlendi.
Sonrasında yapılan ev işleri, toz alma, çamaşır falan derken
Öğleden sonra bir tatlı yapıldı şeftaliden.
İlk tart hamurunu ne yazık ki fırından çıkarırken düşürdüm
Tekrar hamur yapıldı, açıldı pişirildi.
Eh akşam oldu vampir dizisinden bir bölüm daha izliyim bakalım tatlı eşliğinde.
Yapmak isterseniz şayet valla tarifi vermem zor
Netten bir iki yere baktım uydurdum bişiler işte göz kararı.







6 Ağustos 2011 Cumartesi

Kendimce


Sabahları kalktığınızda nasıl olursunuz ?
Asık suratlı, afyonu patlamamış ya da günün ağarmasına sevinip hiç durmadan bunu kutsayıp öten serçeler gibi.
Aslında uykum hafiftir gece tık duysam uyanırım ve sabah kalktığımda mız mız biri değilsem de kalktıktan 5 dakika sonra kendime gelme çabalarında yastığımı da alıp koltuğa atarım kendimi. Tv kanallarında dolanıp açılmaya çalışırım. Sonra da kahvaltımı hazırlayıp ki bir nazi baskısı altında çünki 1,5 senedir düzensiz ve düzenli de olsa saçma bi şekilde yemek yemiyorum. Yiyemiyorum. Sürekli hafif bir açlıkla dolanıp artık açlığın en kuvvetli anında oburlar gibi yemek yiyip mideme yemek depoluyorum sonra yine bi süre bişi yemeden yaşıyorum işte. Çok fena bu çok biliyorum ama önüne de geçemiyorum. Ve bunları anlattığımda su bile içseler yarıyor diyen insanlar zayıflığımla alay edercesine gülüp geçiyorlar bana. 
Sanırım beni kıskanıyorlar hihihi..

Gün içinde işlerimi bitirdikten sonra mutlaka güzel bişiler giyip evin içinde dolanmayı severim. Hani öyle bi eşofman şort tişört değilde daha özentili yani. Seviyorum böyle olmayı. Hatta bazen sadece ekmek almak için dışarı çıkacağımı bilsem de makyaj yapmayı severim. Bugünlerde kendimce hobi olarak Ebru gündeş makyajı yapmaya çalışıyorum. Nette araştırıyorum bi kaç yer buldum. Denemelerdeyim.





4 Ağustos 2011 Perşembe

Ordan burdan

Belki 10 yıldır oruç tutmuyorum.
Pek moda mide rahatsızlığına sığınarak
Bırakmıştım tutmayı.
Onca kış mevsimi geçti
Günlerin kısa olduğu 
Ve bugün yıllar sonra oruç tuttum ben.
Ölmedim ki....
Ve ne mide ağrısı ne susuzluk
Tamam biraz başım döndü
Olsun artık demi dile kolay neredeyse 16 saat.

Son zamanlarda pek oflaya puflaya girer olduydum okuduğum bloglara
Sanki yaz mevsiminin uzun, sıcak sıkıcı öğleden sonraları gibiydi
Bi hareket yok
Konular üç aşağı beş yukarı aynı
Ki bende dahil....
Bu sıkıcı günler arasında serinlemek adına
Kapılıp gidip okuyabileceğim bi yer dilerken
Keşfettim bi bloğu
Önceden uyarayım
Dili pek ayıp gelebilir
Anlattıkları falan.
Umurumda değil 
Pek sevdim ben.
Buyrunnn Hayat erkeği 

Üye olduğum kütüphanedeydim dün
Seçtiğim bir kitabı bulamadım
Başkalarındaymış
Sabahattin Ali'nin Kürk mantolu Madonna'sı.
Pek methettilerdi.
Hani şurda yazan Fil uçuşu sayfasında
Yekta Kopan'ın "İçimde kim var" kitabını aldım.
Geçen haftada yine Yekta Kopan'ın "Aşk mutfağından yalnızlık tarifleri" ni okumuştum.
Pek sevdim tavsiye ederim.




Av ve avcı


 Avcı tam kendisiyle ilgili bir şeyler anlatacaktı belki de
Sözde.
Belki de kadın tavlama taktiğiydi bu avcının
Modası geçmiş.
Ortaya atılan bir iki laf sonrasında
Sözü dolaştırıp dolandırıp seçtiği avın üzerine 
Getirip spot ışığını.
Av bir sevinç içinde 
Kalakalırdı.
Karşısındakinin niyetini bir körün bile okuyabileceği gözlerini
Okuyamaz, çözemezdi şifresini.
Ve o kadar sözü havada bırakıp
Geri vitese takardı avcı.
Av ise havada kalanları eteğine toplama derdine düşmüşken
Bir ıslık çalıp uzaklaşıverirdi avcı.
Av ise eteğini dolduranlarla mesut olmakla yetinemediğinden
Düşüverirdi ıslığın sesine aldanıp
Kendisini karanlıklara sürüklediğini bile anlayamadan.
Bir labirentin içine çekilen av,
Avcının her adımında büyürken egosu
Aslında bir son'du kendisi için hazırlanan
Büyük kazana doğru.
Son bilinmez köşeyi dönünce boğazda hissedilen acı
Avın büyüyen gözleri gerçeği görmesindendi.
Avın çırpınışı geriye dönülemezliğin çaresizliği
Avcınınsa en büyük zevkiydi adrenalinin zirvesi.






3 Ağustos 2011 Çarşamba

Özlem



Şöyle bi havada olamadım
Böyle avare, kayıtsız 
Gezemedim.
Şaka şaka
Gezdim, tozdum, eğlendim
Çok şükür.
Biz sıramızı savdık
Şimdi gençler gezsin tozsun.
Ben gün batımı otursam denize karşı
Yanımda sevdiceğim
Ellerimiz kenetli birbirine 
Yeter bana...
Hiç konuşmasak ta
Olur.

Ek süre



Aslında herşeyim hazırdı yazmak adına.
Ellerimi yıkamıştım mesela klavyenin arasındaki kırıntılara rağmen.
Vantilatörü de açmış ayarlamıştım bir yaz gecesi uzaklardan gelip boynuma dolanıp, yüzümü yalayıp gidecekti
Şarkılarım da vardı bilgisayarımda ayarlamıştım
Oturdum netin başına ellerimdeki ıslaklığı boynuma sürdüm hoş bir duyguydu
Coca coladan aldığım bir yudumla beynimde bir nefeste sigara çekmiş gibi varsaydım
Ve
Kalakaldım öylece 
Anladım ki kafam bomboş gelmiyor yazacak bişey aklıma.
Aslında içim dolu benim kafam değil
Büyük hesaplaşmalar falan var içimde
Hani kimseye diyemiyorum ama kendime ettiğim itirafın gecesi içtiğim hap
Belki rahatlatır, içimdeki sesi bastırır diye düşünürken
İçimdekileri kusamadan daha biletimi kesmişim haberim olmadan 
Öteki diyara....
Çok günahım var benim.
Önce tövbe edip, o tövbeme sadık kalıp kendimi affettirmem lazım.
Hele bi affettirebilmek için kendimi biraz daha yalvarmam gerek.
Kimilerine dünya kelamıyla anlatıp
Kimilerine de dünya gözüyle görüp helalleştikten sonra
Bunun anlaşması olur mu?
Hani en azından günahlarımdan bir parça da olsa arınmak adına ek süre istiyorum ben.







29 Temmuz 2011 Cuma

Tabaklar


Bu tabakları çok seviyorum,
Bu arkadaşımın tabağı


Bunu Kıbrıs'tan almıştım pasta tabağı yaptım
Keşke daha çok alsaydım


Bu da japon kızlı çay takımımın tabağı
İncecik porseleni şeffaf



Bu tabakta arkadaşımın 







28 Temmuz 2011 Perşembe

yolculuk



Yolculukta kulağına taktığı müzik çalarıyla dışarıyı seyredenler neler düşünür hep merak ederim.
Çok zaman kulağımdaki şarkıya uygun bişiler düşünürüm ben. 
Şarkıya göre ya bir klip senaryosu ya da şarkının verdiği hazza uygun satırlar karalamaya çalışırım zihnimde. Aslında çok da güzel şeyler düşünürüm o anda. Dedim ya şarkının ruhuma kattığıyla doğru orantılı olarak. Mesela bugün Torbalı'ya giderken elimdeki kitaba dalmışken ki şu anda Yekta Kopan'ın "Aşk mutfağından tarifler" kitabını okumaktayım. Ordan bişiler yazarım alıntı falan. Kulağımda çalan şarkı beni kitaptan ayırdı ve yollara baktım. Yol kenarında sarı başaklarla dolu bir tarla vardı ve sanki bir denizin dalgalanması gibi eğilip duruyorlardı. Kulağımdaki şarkı -ki şu anda yukarıda linki olan, beni yapayalnızlık hissiyle doldurdu. Ve o an içimden birini aramak geçti en azından o anda kendimi kurtarmak adına. Ama çekindim kimi arayacağımı bilemedim. Kimi iş başındaydı işinden almak istemedim, kimi de belki öğle uykusuna yatmış olabilirlerdi rahatsız etmek istemedim. Yalnızlığımın içimi acıtmasına fırsat vermesine izin vermeden güzel şeyler düşündüm. Denizi düşündüm mesela yüzerken ne kadar mutlu olduğumu, girmesem de bazen verdiği serinliği, koskocaman bir ummanın bizi yutmadan sakince dururken nasılda birdenbire köpürüp dev gibi olabileceğini. 
Tekrar kitabın sayfalarına geri döndüm....






Vampir günlükleri


Hastasıyım....
Her akşam saat 21,10'da Cnbc-E'de
Tekrarı gece 01,30'da.


Gece tekrarına kaldığımda
İzlerken bazı ürksem de
Çok nefis....
Eğer
Vampirler böyle yakışıklıysa
Üç kere 
Vampir, vampir, vampir
Dersem gelip beni de ısırırlar mı
Acep ?





27 Temmuz 2011 Çarşamba

Kendimle sohbet


Şu günlerde herkesle muhabbet aynı "Hava çok sıcak" e kardeşim kış nasıl kışlığını yapıyorsa yazda yapıcak. Şaşırtıcı olan yaz gününde serin bir hava olmasıdır bence. Sıcak muhabbeti bile sıcak gelmiyor artık. Sıcak işte sıcak. Aç klimanı, vantilatörünü otur şikayet etme. Mesela bizim evde sıcak hem bizim evin üstü düz taş daha da sıcak oluyor. Geçen gün öğle namazının ilk sünnetini kıldım şükür terlemek abdesti bozmuyor dedim klimayı açtım içerinin derecesi 35 ! Sonrasında serin serin geçti. Demem o ki her meselenin bi şekilde çözümü var çok şükür. 

Gerçi geçenlerde yaşadığım bir olayın bi anında hissettiklerim yaşamla ilgili sıkıntıların hiç olduğunu düşündürtmekte. Çaresizliği, karşında çırpınırken birilerinin sana yardım edememelerinin verdiği sıkıntı, bir anlık basıncın nelere mal olabileceği...

Çok büyük elimizde olmayan durumlar haricinde aslında çoğu şeyi kendimizin sorun yaptığını düşünüyorum. Ve diyorum ki hayat gerçekten yaşamaya değer. Aldığımız her nefesin aslında ne kadar da değerli olduğunu düşünmek, şükretmek ve sıkıntı anında yapılan duaların ki ben sıkıntı anında yapılan duanın o anı kurtarmak için olduğundan samimiyetsiz olduğunu düşünürken gerçekten çok etkili olduğunu anladım.

Bir anlık gafletin, düşüncesizliğin nelere mal olabileceğini, yaşanılan her olayda sınavda olduğumuzu anladım. Bir de beni sevenlerin ne kadar çok olduğunu gördüm. Her musibetten bir hayır olurmuş ya işte kendimce bi takım dersler çıkardım. Bundan sonrasında daha dikkatli, düşünceli olmak gerektiğini fark ettim.

Belki biraz fazla kendim yazdım kendim anladım gibi olsa da içimi dökmek istedim sadece.

Fotoğraf: Manastır Koyu Didim - su içinde yatanda yeğenim Emirhan..



26 Temmuz 2011 Salı

Bir taş oynadı bende
Bir yanım bir sonsuzluğa doğru düşmekte
Karanlık ve soğuk bi yer.
Oysa ki hiç de kendimden beklenmeyecek bir tavır bu.
Ne kadar konuşsam da kendimle olmuyor.
Bi türlü susturamıyorum içimdekini.
Sürekli yazıyor cır cır yazıcı durmadan çalışıyor.
Ve ben şu yaşımda ilk defa
Korkuyorum kendimden.

25 Temmuz 2011 Pazartesi

Geldim ben

Yoktum ne zamandır, Didim'deydim kardeşim gelince bende gittim aslında geçen hafta bugün dönmekti niyetim ama sağlıkla ilgili bi sıkıntı yaşayınca annemler göndermek istemediler. Gözlerinin önünde olmamı istediler. En azından içleri rahat olsun diye kalmaya karar verdim eşimde böyle isteyince dün gece döndük Didim'den. 
Yalnız dün karayollarına çok kızdık. Söke'den Kuşadası ayırımına geldiğimizde başlayan trafik sıkışıklığını önce kaza falan sandık aslında 20 dakikada gidilecek mesafeyi tam 2 saatte alınca geri dönüp Kuşadası'ndan İzmir'e gelelim istedik karayolları otoban girişinde yaptığı yol çalışmasından dolayı tek şeride düşen yoldan dolayı sıkışıklık accayipti. Hayır insan o yol ayırımına bi tabela falan koyar insanları uyarır nerdeee böyle bişi. Tabii 2 saatte gidecekken saat 00,30 da İzmir'deydik tam 4,5 saat.... 





14 Temmuz 2011 Perşembe

Maksat ağzımız tatlansın



Hani tarifi yazmak zor geldi
Zaten yapamaz mışım böyle yemek bloğu falan da
Gerçekten tarifi yazmak zor geldiğinden



İlk defa yaptım bende 
Acemilikte var serde 




Kurabiyenin içeriğinde pudra şekeri var
Hani o arkada görünen 
Temizlik malzemelerinin tarifle alakası yok
Hani aranmayın sonra yana yakıla


Şu pişirme kağıtlarını çıkaranlardan Allah razı olsun
Fırın tepsi bulaşığı yıkamaktan hiç haz etmiyorum çünki




Çay süzgüsü biraz kimlik bunalımı yaşasa da bu fotoğrafta
Kurabiyenin yanına demlenen çayda kullanılarak
Depresyona girmekten kurtarıldı....

Afiyet, bal şeker olsun....




11 Temmuz 2011 Pazartesi

İzmir - Ekvator arası kaç km?



Çok sıcak ve şunu anladım ki ben sıcak sevmiyorum. Ya da bu sıcağı. Nasıl bi sıcaktır bu anlamış da değilim açıkçası. İzmir Ekvator'a çok mu yakındır ya. Ne gözümü açasım var, ne kolumu kaldırasım. Klima aç demeyin bana klimadan hasta olan biriyim kışın bile çalışsa. Yazın ya bi tarafım tutulur ya da kışın illaki boğazlarım şişer klimadan. Gün boyu yediğim salatalık, domates ve bol bol bol su.... Zaten zar zor aldığım 2 kiloyu yine geri veririm. Şimdi bide önce göz altlarım şişer, yüzümde garip bir ifade dolanırım ortalıklarda. Kim ne dese, anlatsa biliyorum ki asla ilk anda kavrayamam. İllaki içimde tekrra edip ondan sonra cevap verebilirim. Kirpiklerimse sanki uhuyla yapışmış gibi açılmakta inat edicek, sürekli bir baş ağrısı, keyifsizlik, sıkıntı bir ruh hali içinde bir an önce 15 Ağustos'u bekliyorum. Hani eskiler derya "Ağustosun yarısı kış yarısı yaz" Hani rüzgarlar eser falan biraz kendime gelirim.

9 Temmuz 2011 Cumartesi

Mutluyum, mutluyuz



Ne umutsuz geçen 2 gündü 
Ne yemek yiyebildik şöyle ağız tadıyla
Ne de sohbet edebildik
Sabah geçen biraz sıkıntılı bir süreçten sonra
Havamız dağılsın bari dedik öğleden sonra çıkalım dışarı
Attık kendimizi İzban'a önce Karşıyaka sonra da Vapurla Konak yönüne
Ama daha Şirinyer'e varmadan gelen bi telefonla
Halkapınar'da yapılan aktarmayla eşim metroyla Basmane'ye 
Bende Konak'ta Kütüphaneye gittim.
Kitabımı teslim edip yenisini alırken
Eşim bir önceki gün başvurduğu bi işyerinde son ayrıntıları konuşurken
Yapılan dualarınız, dilekleriniz, ettiğim dualar kabul oldu sanırım
Eşim pazartesi bir işe başlıyor
Önceki işiyle aynı oranda maaş alsa da en azından daha uygun bir ortamda
Bakalım hayırlısı inşallah...
Çok sağolun
Çok teşekkürler
Her şey için....







7 Temmuz 2011 Perşembe

Başlık falan yok

Geldi mi üst üstemi gelir ki bu işler ?
Cuma günü yapılması zorunlu hale gelen bir endoskopi 
Yıllardır sabahları kendimi mahveden o sıkıntıların son bulması için.
Zaten gelen giden oluyor satışta olan evimiz için
Ne kimin geldiği belli oluyor 
Ne de alıcı olup olmadığı
Oraya kusur buraya kusur fiyat kırma pazarlıklar
Üstüne de tuz biber olan dün aldığımız bi haber
Eşimin işten çıkarılması...
Hayat durdu sanki dün alınan haberin saatinde kaldık
Ne yemek yiyesimiz var ne de başka bişi yapasımız
Öyle dolanıyoruz evin içinde.
Ağır bir sessizlik hakim şu anda evimize.





6 Temmuz 2011 Çarşamba

Bir zamanlar



Herkes birbirine soruyordu
Bu adam nereye koşuyor ?
Kalbime koştu benim mesela
Yaptığı her şarkıyla ayrı bir yeri vardır bende
Abidik, gubidik, bakkal şarkılarından çok daha yerindedir....





4 Temmuz 2011 Pazartesi

Düğün, düğün, düğün

Bir düğün;
Her havadan çalan orkestraya bayılmak
Hiç oturmadan
Yorulana dek,
Oynamak ta oynamak...
Gece eve gelindiğinde tüm kıyafetlerin terden sırılsıklam olduğunu fark etmek,
Ağrıyan ayaklara masaj yapmak...
Mavişim balonum, tüm gece hiç oturmadan oynarsan finalde çalan topal havasına en iyi oynayan sen olursun.


Bir düğün,
Onca zaman sonra uzaktan gelen
Hala, enişte ve kuzenlerle bir masada oturup
Tüm gece muhabbet etmek,
Gülmek,
Fotoğraf çektirmek,
Kuzenlere takılmak,
Büyüklere laf etmek...
Düğün nasıl olsa oluyor kendi kendine bi şekilde...


Bir düğün,
Ortamı püfür püfür esen bir rüzgarın bile kurtaramadığı,
Sıkıntıdan esneme yarışı yapılan,
Bir kere oturulup hiç kalkılmayan,
Bitse de gitsek modunda....
Püff.....




Üç akşam aynı bu şekilde geçti gitti...
İlk düğünden dökülen kurtların güzelliği
İkinci düğünden akrabalarla yapılan muhabbetin tadı,
Üçüncü düğünden de pastanın nefis tadı kaldı....



30 Haziran 2011 Perşembe

Delilik sınırlarında



Hiç bir şey karşılıksız olmaz mış 
Al gülüm ver gülüm dünyasıymış
Ben veriyorsam karşılığını da almalıymışım
Ya da ben alıyorsam karşılığını vermeliymişim
Kimse kimseyi oturduğu yerde besleyemezmiş
İllaki bi bedeli olmalıymış
Bu böyle sürüp gidermiş
Sen iyiysen herkes iyiymiş.
Sen alıyorsan herkese de vermeliymişsin bi şekilde
Bişi bişi bişi bişiler işte.
Yiyip bitirdi beynimi gece gece
Var mı okuyunca anlayacak
Ne anlatmak istedi ki bu kız şimdi demeden
Ya da birine bok attığımı anlamadan belkide
Hata ettim diyecek biri
Yok.
Ben kurdum içimde, düzenledim yedim bitirdim kendimi
Ben deli miyim ?
Ya da  deliliğin ilk basamaklarında daha yorulup oturmuş birimiyim ?
Ben salak mıyım peki
Evet hani anlatsam birine 
Kurduklarımı, düzenlediklerimi
Bırak salaklığımı, manyaklığımı, 
Hatta bok yediğinden başın ağrıyora kadar götürür olayı.


Hadi kızım hadi işine milletin derdi kendine
Ev, aş, iş, çoluk, çocuk, eş, sevgili
Kim ne yapsın senin abidik gubidikleri....

29 Haziran 2011 Çarşamba

Can sıkıntısı




Off ne de zor muş be canı sıkılması insanın
Akşamdan beri ne yapacağımı bilemedim
Bi dişe dokunur bi program yoktu mesela tv'de
Star Akademi vardı ama ne yazık ki jürinin beğenip seçtiklerini görünce
Aman saçım gitmesin dedim film kanallarını açtım
Orda da ne kadar döküntü film varsa yayında sanki
Bi tanede hoşuma gitse.
Hadi müzik dinliyim dedim
O daha beter di
Bi kanımı kaynatacak, sıkıntımı alacak şarkı çıkmadı
Elim kumandanın tuşlarına basmaktan yoruldu.
Oje sürdüm tırnaklarıma gazete kağıdının yazılı tarafını 
Kolonya ile ıslatıp bastırdım tırnaklarıma süsü olsun diye
Onuda beceremedim...
Gerçi kolonya  yoktu parfümle denedim ondan mı olmadı acaba?
Netin başına geçtim bi sigara yaktım gelgelelim 
Sigaraya alışık olmayan bünyem odaya dolan dumandan 
Tütsülendi....
Saat 23,00 oldu bari sakız alayım diye bakkala attım kendimi
Sokakta bizim çocuklar toplanmış 
Akşamüstü komşu kızı cepten attığım hızlı bi şarkıyı açmış
Kendilerince parti yapıyor, tepiniyorlar sokakta
Önce onlara "hadi artık evinize" dicem diye korksalar da
Komşu kızı teşekkür etti şarkı için
Bana da bi sakinlik gelmiş ki sigaradan belki öyle baktım onlara
Gülümsedim hatta..
Döndüm eve yarın yeni şarkılar yollamak için onlara 
Netten bir iki hızlı  şarkı daha indirdim....
Sonra facede biraz takılıp bir dostla yapılan din, iman, dedikodu sohbetinden sonra
Daha da dayanamıyorum artık 
Yatma vakti geldi...
Ama can sıkıntım geçti şükür
Uzun geçen bir günün en güzel yanı da bu sanırım....



28 Haziran 2011 Salı

Şans talih kader kısmet



Bir çekiliş varmış,
Katılayım dedim,
Önce Facebook sayfasını beğendim,
Sonra da burada paylaştım,
Şimdi birazdan bu yazıyı yayınlayıp,
Yorum sayfasına link atıcam.
Hadi bakalım...
Bol şanslar...