25 Mayıs 2011 Çarşamba

Kalleş terlik



Bir kaç gündür devam eden temizlik olayları 
Yarın son bulucak inşallah...
Kırklandım resmen,
Ama değdi çiçek gibi oldu evim...
Bugün bir ara aşağıya indim
Kemeralt'ına...
Kalleş bi terlik giydim yalnız
Giyerken hiç de göstermedi o çirkef yüzünü oysa
Geçtiğim yollarda bakarken vitrinlerde kendime
Pek de güzel duruyordu oysa ayağımda
Ama O kalleş yüzünü çok geçmeden gösterdi
Ve ben eve ayağımın kenarında iki toplamış sulu bi yaranın
Patlamış, terlik tarafından soyulmuş harap haliyle döndüm :(



Ha bu arada kış zamanı Gaziemir'de Cuma günleri kurulan sosyete pazarından
1 Lira'ya  yazlık bi tişört almıştım ama önündeki deliği bile bile
Attım bi kenara yaz geldi ihtiyaç doğdu
Deliği kapatmak içinde bugün Hisarönün'den 1,5 Liraya 5 mt. kurdele aldım
Metre işi satılmıyormuş, tamamını almak zorunda kaldım
Neyse bulurum gerisini yapacak bişi.
Kurdeleyi delik kısmını kapatacak şekilde ayarladım
Diktim elimde,
Sonra da bi kurdele falan süsledim...
Aman işte yaparım bende el işi anlıyacağınız :))

24 Mayıs 2011 Salı

4 koca, 4 karı



Kadının canı sıkılmış anlaşılan
Ne desem de dikkat çeksem acaba diye,
Hani bu seçim bitti sayılır 
2023'te aday olabilirim belki diye,


Ya da şu muhteşem süleyman dizisinden mi özendi acep
Haremde kadınlar bi işleri yok 
Temizlik, bulaşık, çamaşır, yemek derdi
Ohh gelsin yardımcılar
Her gece halvet ...


Ya da ortalıkta dolanan kasetlere özenmiş belki de
Ya da şu da olmuş olabilir
Kaset olayına çözüm getirme amacında
Hani kasetlerle hayatınızı karartmayın 
Makamınızdan olmayın diye
"4 tane yasal olsun "
Demiş
Hem o zaman "kız kuruları" lafı da ortadan kalkar
Evde kalmış kızlar bi kocaya kavuşur


Ay ne bu şimdi 
Azanı teneşir paklar derler,
Teneşir hak getire 4 kocaya vermeli anlasın hanyayı konyayı


İşte kadına darbe yine kadından geldi ne yazık ki
Hani erkekler dese anlıcam 
"Erkek işte napıcan böyle dir bunlar" deyip bide bi güzel küfür edicem de
Bozmayayım şimdi bayramlık ağzımı..
Olsun teyzem olsun dört , beş yetmez altı yedi sekiz olsun


Erkeğe 4 kadın olucaksa
Kadına da 4 erkek yasal olsun..









22 Mayıs 2011 Pazar

Yorgunum ben...



Yorgunum dostlarım yorgunum yorgun....
Bir sakız gibi yapıştı dilime durup durup tekrar ediyorum.
Malum yaz geldi,
Bizde de üst kata çıkma telaşı başladı
15 gündür bugün, yarın aman şuraya da gideyim buraya da uğrayayım derken
Tamam dedim yukarıya çıkmaya karar verdim.
Mutfak bi güzel temizlendi, domestoslandı
Ki ellerim, tırnaklarım nasıl görseniz bi,
Yarada varmış ara ara sızlanıyo işte.
Mutfak halloldu, yatak odası temizlendi
Koca 60 kilo 84 ekran tv'yi çıkarmak için adam bulamayınca
Yarına kalmıştı salonun temizlenmesi
Ancak balkondayken yoldan geçen komşu oğlu
"Merhaba" dedi hayatının hatasını yaptığını biraz geç anladı
Neyse tv yukarı çıktı salonun temizliği yine yarım kaldı diye hayıflanırken
Evde biri başladı söylenmeye,
Bende koca bi tabak dolusu patatesi dayadım önüne,
Tv'de de maç kanalını açtım sustu...


Yorgunum çok yorgun daha yarın salon, camlar, kapılar temizlenecek..
Marş marş...





Karayip korsanları


Muradıma erdim Jack sparrow'umun filmine gittim.
Şahsen bir Karayip korsanları delisi olarak 
Çok beğendim.
Gitmeden önce kimi eleştirileri okumuştum
Hak verdiklerim olduysa da dedim ya 
Kendi gözümden izledim ben.
Mesela serinin 3.filmini çok izledim hatta gün içinde 
Movimaxte 2 kere arka arkaya hemde son ses izlediğimi bilirim
Öyle seviyorum bunca tv de sesin çok yüksek olmasını sevmesem de.
Evet özellikle 3.filme göre temposu biraz düşük de olsa
Ekşını az mesaj kaygısı yüksek seriye yeni bir film daha ekleme ipucu verse de
Sevdim, bayıldım, bittim..
Jack Sparrow'a Kaptan Barbados'a
Keşke Mcdonalds yada Burger kingte oyuncakları çıksa...
Arayıpta bulamadığım soundtrackinide indirip cep telefonu melodim yaptım...


Bu arada Türk filmleri için bir iki çift lafım var;
Daha oo 40 fırın ekmek yemeniz lazım
Önce o bel altı esprileri bırakıp
Beyninizle espriler üretmelisiniz...
Karanlıklar içine dalıp güya sanat filmi yapanlar
Sizde güneşe çıkın biraz derim..


Önceki serideki filmden bi alıntıyla bitireyim yazımı..


Dürüst değilim. 
Dürüst olmayan birinin dürüst olmayacağına güvenebilirsin. 
Asıl dürüst olanlara dikkat etmek gerekir. 
Çünkü asla ne zaman aptalca bir şey yapacaklarını bilemezsin.



21 Mayıs 2011 Cumartesi

Şükür




"Şükür halimize" der annem hep,
Alamadığım bir giysi, ayakkabı 
Gidemediğim bi yer için hayıflandığımda...
Ah derim be annem şükrediyorsun da sevap hanene artı bi puan mı işleniyor
Ya da daha önce ettiğin bi şükre karşılık isteğin yerine mi geliyor zamanında olmayan için.
Derdim hep....
Şimdi yıllar geçti büyüdüm kendimce 
Geçen gün insanım ya hayıflandığım bi anda gördüğüm bi mekan için dilimden düşene şaşırdım
"Şükür halimize"
Bir tebessüm yayıldı yüzüme içim arındı temizlendi
Bi ses sanki yankılandı içimde 
"Bir mükafatı olucak az daha bekle" dercesine.
Şükür, teşekkür aslında en güzel kelimeler
Ne kadar kızsak ta dilimize yerleşen Arapça kelimelere
Öz Türkçe'mizi katlettiği için 
Ne güzel işte başka bir dili kendimize kazandırabilmek, benimsetmek, yerleştirmek.
İşte öylesine geliveren aklıma bir iki karalama işte
Yazmasaydım bunları yazabileceğim sadece
Bu sıcak tatil gününde tıkılıp kaldığım evde yaptığım
Bahçeyi süpürüp, yıkayıp hortumla kapı önüne gelen komşunun çocuklarıyla biraz muhabbet
Biraz da hortumu havaya tutup yağmur yapdırır gibi ıslanmak, çığlık atmak ve gülüşmeler 
Falan filan işte....
Açığı kapatmak adına çok sevdiğim filmin son serisi gelmiş sinemalara
Akşama izlemek lazım...
Karayip korsanları hayat iksiri....







20 Mayıs 2011 Cuma

Sayfa düzeni




Blog konularından sonra da bugün blogların sayfa düzeni hakkında 
Bir iki atmasyonlar, 
Ruh ve tahlil çözümlemeleri yapmaya çalışıcam 
Naçizane hani haddim olmadan


Dedim ya, 
Hepimiz bu hayatta değişik yaşamlar, koşullar, ortamlar
Farklı ruh halleri içinde olan varlıklarız, insanlarız.
Kimi renkli bi kişiliğe sahiptir 
Ruh hali, yaşamı belkide yansır yazılarına hatta sayfasına
Cıvıl cıvıldır,
Rengarenk..


Kimi ciddidir tek renk sever tutkundur 
Takım elbise giymiş gibidir
Kendisi ve sayfası
Kimi sadece yazı ve resim ekler
Kimi ise renk renk çapıtlara bezenmiş dilek ağacı gibidir...


Affına sığınırak yazıyorum bir blogdaşım
Sanki pek sıkıntılı bu günlerde
Ruh halinin maske takarak yansıdığını düşünmekte 
Ya da öyle yaptığını itiraflar içinde
Sanki yazılarında ve sayfasında
Ondan geldi aklıma mesela
Hatta yorumda attım yazısına,
İşte aynen şöyle...
Not: Bunalım takılanları kast ederken bir önceki yazımda
O değildi oysa aklıma gelen..


Nedense karalara bürünmüşleri, 
Hep dertli, 
Yas ilan etmiş,, 
Yaşama sevincini kaybetmiş
Sıkıntılı, bunalımlı, psikolojik olarak rahatsız, mesaj verme kaygısı içinde
Gibi devam eden benzeri kelimelerle donanmış olarak görürüz. 
Ben de bir ara siyah yaptım sayfamı 
Ama sırf hoşuma gittiği için , 
Hani öyle ruh halimin yansıması falan değildi oysa. 
Öylesine sadece öylesine... 
İllaki ruh halimiz, yaşayışımızla ilgili ipuçları verebilmek adına karalara mı bürünmeli ?
Ya da çok sevinçli, neşeli bir ruh halimizde de en renkli olanları mı seçmeliyiz ? 
O zaman ne gerek var beyaz, siyah, esmer ten rengimizi taşımaya ? 
Mesela ruh haline göre renk değiştiren yüzükler gibi olabilseydik mesela? 
En azından karşımızdakilere nasıl bir iç dünyamız, ruh halimiz olduğunu göstermek 
Ya da göstermemek adına maskeler takmak zorunda kalmazdık di mi ?





Herkes kendi blogunda sağolsun..



Birazda dedikodu yapayım dedim.
Genelde beni izlemeye başlayan kişilerin bloglarına bakarım
Kimmiş? Neyin nesiymiş? Ne yazar ne çizer miş?
Amacı neymiş? kime hitap ediyor muş?
Gibi...
Şimdi açıkça diyim hani alınmayın da ne yapayım
Biraz samimi bularak sizi deyiveriyorum bunları,


Öncelikle şiir yazan blogları takip etmiyorum
Edemiyorum...
Şiir değişik hava, ortam ve durumlarda okunacak, 
Hissedilecek olan güzel sözler dizisidir.
Her güne, her duruma ayrı bir şiir üzgünüm okuyamıyorum.


Sonra öyle bebekli bloglar mesela,
Yok bebişim bugün iki kere sıçtı, yok şu kremi sürdüm pişiğine
Yok emzirirken şu oldu, gazı çıktı, çıkmadı, yedi yemedi, ağladı, gülmedi...
Ayy...
Germeyin, korkutmayın lütfen insanları
Ayrıca bişi daha diyim mi 
"Dünyada kendi ekseni ve güneş sistemi etrafında dönüyor sizin bebişiniz etrafında değil"


Bir de gün içinde yüzkere, binkere, onyüzbinkere yazanlar
Bi bakıyorum izlediğim blog sayfa yeri sizinle dolmuş
Merak edip ne yazmış diye girip bi baksan 
Bulmuş bi resim döşenmiş altına iki satır.
Ne o öyle yaa...
Tamam aklına geldi mi yazacaksın da
Hani bi kelime, bi satır her dakika her dakika
Haber bülteni gibi
Flaş haber sanki...
Amannn anca sayfa meşguliyeti...


El işi blogları,
Var bir kaç tane takıldığım
Hatta keyifte alıyorum açıkçası sağolsunlar.
Ama yok çöp poşetinden paspas yaptımlarla
Elektrik kablosundan kolye ettimlerle
Tükenmez kalemden şapka yaptımlarla
Gelmeyin bana çekemem zira.
Sizin gibi blogları Derya'ya paslıyorum
O bayılır sizlere...


Yemek blogları,
Tamam en iyi aşçı sensindir muhtelemen de Bolu Mengen'lisin.
Hatta Hastır Şef'e katılsan o Batuhan'a neler yaparsın neler
İyi de,
Bende bilirim zeytinyağlı fasulye yapmayı, iki kek çırpmayı
Yani ne var bunda,
Hani okusan baksan dersen ki,
Füzyon mutfağı, dünya mutfağı yazıyor
Yok yok gelemiyorum hatta zararlısınız da kanımca
İnsanın karnı zil çalarken size baktı mı vay haline...


Bir de bunalım takılanlar var,
Tam hayatın feleğinden çıkmış
Bi tek o biliyor herşeyi
Dünya geçmiş karşısına birlik olmuş dövüyor.
Kimin umurunda kimin umurunda
Millet akşama evine ekmek götürme derdinde
Otursa yazsa başına gelenleri gün içinde
"Aman kardeş sen otur yaz ben pek mutluymuşum" der.


Bu arada,
Kimseye diyemem niye öyle yazdın
Niye böyle çizdin
Yapsın istediğini herkes
Blogger hepimize kendi adımıza sayfa açıcak kolaylığı sağlamış sağolsun,
Takıl köşende mutlu, mesut


Herkes kendi blog sayfasında sağ olsun....










19 Mayıs 2011 Perşembe

Hazmedemediklerimden...

Kendi değerlerime saygı,
Karşı tarafa ne zaman saygısızlık olabilir ?
Sen evime gel, 
Ağla zırla 
Kalk kızına bulduğun yağlı kapı sahibinin 
Aralarındaki soğukluğun 
Eskiden olan bi takım şeylerden dolayı hesapların tutmayacağından korkup
Sanki benim yüzümden gibi gösterip
15 yaşında bir ergen kız gibi davranmakla suçlandığım
Bir duruma sokulup,


"Aman Mavi balonum, kızımın da aklını çelecek bi takım şeyler mi yapıyorsun, bi süre konuşmasanız, görüşmeseniz hani en azından şu nişanlısı istedi diye değil severim ben seni aslında, güvenirim de işte nişanlısına laf anlatamıyoruz"


Bir sevinç içinde yemek yapmak için girmişim mutfağa çeşit çeşit döktüreyim derken
Ağzımın içinin acı patlıcan yemiş gibi olmasını yaşasam
Soğanlarını kavurduğum karnıyarık'ın içine gözyaşlarımı akıtsam
Sıkıntıdan, sinirden, haksızlığa uğramışlıktan, iftira atılmışlığa kadar çıkan bir yolda...
Ne olur sonrası ne o külüne muhtaç olduğun kişinin kızının düğününe giderim ne de başka bi zaman selam veririm
Versem de içimden gelmeden sırf Allah rızası kazanmak için dilimin ucunda 
Hastalık oldu, vefat oldu gittim giderim de
Daha fazlasına gönlüm razı değil.
Bugün de mevlit var ama gidesim yok,
Onun yerine kalkıp kuzenimin evine gitsem
Kısır yapsak otursak bahçede yesek
Erik ağacından erikler toplasam
Çam ağaçları altında çay içsem
Diyorum...
Hani en azından kendi kalp sağlığım,
Kendi içimde söyleyemediklerimi
bu şekilde kendime anlatsam
Karşımdakinin anlaması, anlamaması umurumda olmadan...


Hayat benim hayatımsa istediğimi yaparım mantığıyla....


Mavişin saat:16,43 notu;
Olmadı yapamadım kendime yakıştıramadım
her sabah gözümü açıp dışarıya baktığımda 
Karşımda bulunan eve, komşuma gittim
Bir bahane uydurup bir 10 dakika uğradım.
Yok diyecek başka sözüm....

















Dümdüz yazmak



Haydaa şimdi de yazdıklarımda bahsettiklerimden değil yazım şeklinden eleştiri aldım. Eleştiriyi yapan arkadaşımı - arkadaşım diyorum - çok seviyorum :) Kızamıyorum ona... Seni mi kırıcam dur bide senin dediğin gibi yazayım bide.

Bugün den geriye kalan neler oldu diye soruyorum kendime.... Herşeyi arkada bırakıp güzel bir gün geçirdim diyebilirim. http://firsat35 sitesinden kazandığım öğle yemeği için Eltimle buluştuk ve Kordon'a gittik. Yemeğimizi yedik, oturduk güneşlendik. Baharın güzel ama biraz serin havası geçti gitti saçlarımızın içinden, yüzümüzü yaladı, iyot kokusunu çektik içimize. Sonra da Kıbrıs Şehitleri, Alsancak dolandık durduk. Yeni takıntımız şu, ben kırmızı burnu açık topuklu ayakkabı eltimde lacivert renk ayakkabı baktığımızdan her ayakkabıcıya girdik. Gördük ki modeller hep aynı, görünce vurulup aşık olup bizi çekecek bi ayakkabı ilişmedi gözümüze ne yazık ki? Bende yüzük aldım kendime,  bir de English Home'den sevimli kuşları...Hep isterdim hatta netten şeklini indirip kumaşa uygulayıp yapmayı bile düşündüm fakat makinam olmadığı için hep erteledim. Ama şimdi bakıyorum da elle de dikilebilir miş. Eh bakarız artık nasıl olsa örnekte var elimde  :)Yalnız ayaklarım yine çok kötü oldu topuklu giyicem diye kudurusam olacağı bu. Yine su toplamış bir sol ayak başparmağı, daha önce su toplamış olan bir yaranın açılmasıyla yenik olarak döndüm eve :( 




Bu arada şekerliğim de yeni onuda gösteriyorum 
Görmemiş gibi çaktırmadan ;)




18 Mayıs 2011 Çarşamba

Cevap; E şıkkı





"Hep kadınlar suçlu değil mi ne yazık ki?
Saçlarını rüzgarda savurmaları mesela
Rüzgarın değil..
Geldiklerini haber eden o tak tak sesleri
Ayakkabılarından değil..
Gözlüğünü kaldırışı mesela başına
İçini gıdıklıyor senin, etkileniyorsun ister istemez
Peki sen değil misin suçlu ?
O rüzgarı bekleyen, ayakkabısına bayılan, gözlerini görmek istediğin ?"


Şimdi bunu yazdım ya ben 
Böyle şeyler yazınca soranlar oluyor bazen
Nerden bulur da yazarsın ?
Yoksa bunları yaşıyor musun ?


Agatha Cristie mesela,
Yazdığı o güzel cinayet romanlarıyla döneminin en usta katili olabilir miydi?
Barbara Cartland, Jane Austin mesela,
Yazdıkları o güzel aşk romanlarıyla dönemlerinin en dolu aşklarını mı yaşamışlardı acaba ?
Jules Verne,
Hiç sanmıyorum bir denizaltıyla, balonla nerelere gitmiş olabilirdi ?
Örnek çok aslında aklıma ilk gelenler bunlar.
Hissetmek diyorum ben yazabildiklerime.
Siz yazanlar ne koyuyorsanız artık adını kendinizce.
O kısa yazıdaki rüzgarı ben hissedebilirim 
Ayakkabının seslerini ben duyabilirim
Ya da o kadın ve erkeği o masa başında ben buluşturabilirim sadece.
Bir kurgu içinde geliştirip, oynatmak.
Daha önce de yazmıştım
O anlatır, diğeri paylaşır
Bir resim bir şarkı belkide bir kaç yudum şarap
İşte bunları çıkartabilir ortaya...


Belkide hiç biri...

17 Mayıs 2011 Salı

Ben yaptım...


Mavi Jeans'de gördüm dün gezinirken
Görevli gelmeden de fotoğrafını çektim.


Eve geldim yeni aldığım şu tişört geldi aklıma
Ne yapabilirim ki acaba dedim.



Döktüm ortaya ne varsa baktım bişiler
Bunu uydurdum.



Suçlu


İşte bu suçlu
Ayağımın 
Şu saatte hala
Sızlayan, ağrıyan
Yan tarafında oluşan yaranın
Sorumlusu.


Ve dayanamayıp daha fazla
Bugün Mavişehir'de deniz kenarında
Sokuverdim ayaklarımı tuzlu suya
Nasıl da iyi geldi anlatamam.

Yaz geldi pek mutluyum da
Bir de şu ayakkabılar, terlikler 
Vurmasa, yaralar olmasa ayağımda..








16 Mayıs 2011 Pazartesi

İç dökme



Lanet olsun demeliyim ama diyemiyorum.
Sebebini sormayın.
Hiç lugatımda yoktur bu kelime ve benzerleri
Mesela,
Lanet olsun ve Allah belanı versin,
Bu kelimeleri bir cümle içinde kullanmam, 
Kullanmayı da sevmem..
Çok sinirlendiğimde, 
Tahammül sınırımı aştığım da dahi savurabileceğim küfürler 
Belli başlı bir iki kelimedir.
Arkasından da zaten tövbe tövbe derdim.
Ama Lanet olsun ve Allah belanı versin...
İşte bu iki cümleyi kullanmam
Aklıma bile gelmez...
Şimdi de aklıma gelmedi gerçi 
Sadece tahammülümü zorlayan bir iki şey var
Bunun da bir sınav olduğunu,
Büyümem, kimi insanların nasıl bir insan olduğunu öğrenmek
Böyle karakterlere sahip insanlar da olduğunu öğrenmem için 
Bana verilen bir rol gibi düşünüyorum.
O iki kelimeyi cümle içinde kullanmıycam
İlahi adalete inanan biri olarak
Elbet bir gün ayaklarına, ellerine dolanacağını bilerek
Dünyanın küçük olduğunu elbet bir gün bir yerde karşılaşılabileceğini düşünerek
Neyse...
Bu kadar...
Olur bazen şen şakrak, daldan dala konan mavi balonunda 
Atlarken düşebileceği,
Balonunun patlayabileceği
Mavi renginin sinirinden mor renge dönüşebileceği,
Her daim güler yüzünün
Dünyaya gülümser gibi bakan gözlerinin de 
Bazen değişebileceği.


Açıklasam inanıyorum ki,
"Amann mavişş bumuyduu boşverrr" 
Diyebileceğinizi bunun bile idrakinde olabiliyorsam
Ben güçlüyüm, 
Ben de ara sıra insanlar hakkında yanılabilirim
ancak böyle büyüyebilirim,
Falan filan işte...


........


Saat:22,45 notum,
sıkıldığım durum geçti.
Demek ki evrene mesaj göndermek lazım
Bana sıkıntı veren olay çözümlendi..
Yuppii....
Çok şükür Allah'ım....

Adı pazar olmasın



Pazar günlerini sevmiyorum arkadaş
Ertesi gün okul, iş, hafta başı yapılacaklar
Yıkanacaklar, katlanacaklar, ütülenecekler, yerleştirilecekler
Dolu iş yani.
Evin içinde saat 14,00-'de başladı
Bangır bangır bir spiker maç anlatıyor dersin dünya kupası finalini sunuyor
Zaten ev küçük nereye kaçabilirim ki?
Üst kata çıkmakta işime gelmedi doğrusu
Üst katın temizlenip, mutfağın silinmesi falan lazım yaz geldi taşınma mevzularımız malum
Ama üst katta  temizlik yapmaktan kaçan ben alt katta bir ara mutfak kapısını ovarken buldum kendimi
Başa gelen çekilir dedim daldım işe
Mutfak, yatak odası, banyo, koridor, bahçe ve kapı önü derken 
Artık kaç maç bitti ve başladı takip edemedim
Çamaşırlar yıkandı, asıldı, kuruyanlar toplandı ütü falan derken
İyi de sorabilirsiniz sen çalışmıyorsun ki nedir derdin bir güne sığdırmaya bunları
Şimdi bu haftam yoğun geçecek gibi mesela yarın gün var sabahtan düşücem yollara
Arkadaşım gelicek yakın bi ilden onunla buluşucaz 
Çarşamba kayınvalideme gidicem
Perşembe sakatta biraz karşı komşum mevlüde çağırdı annesinin sene devriyesi
Ama ogün 19 mayıs bayram, yeğenlerin gösterisi var 
Ne yapıcam bilemedim şaştım kaldım...


Unutmadan, 
Yalnız deniz börülcesini ayıklarken radyodan dinlediğim Müslüm Gürses'e bir kere daha hayran oldum şarkı için Müslüm Gürses "Tutamıyorum zamanı"







14 Mayıs 2011 Cumartesi

Seçmece bunlar





Tamam kabul bazen yörüngeden çıktığım oluyor, 
İyi de dünyanın ekseni çıkmış 12 cm. Ben biraz çıkmışım çok mu?


Eve gelen uzaylılara terlik uzatan kadın, o evin annesidir...


İlkokuldayken Yeni Asır gazetesindeki iş ilanlarını telefonla arayıp dalga geçerdik.


Dün Chp'den iki bayan geldi evime, 
"Söyleyin dedim Kemal'e muhatap olmadan kimselerle dosdoğru gitsin bildiği yoldan, çok seviyoruz kendisini"


Kimi kocalar çiçek alıp giderler evlerine benimki midye almış gelmiş...


Yalnız nası yaptım bilmiyorum sokak terliğimle gayet rahat ev terliğim varmış gibi duruyormuşum evde yarım saattir ....


Söke ovasını geçince Dalyan'dan sağa dönmelisiniz o yolun sonu Didim.


Neden ayakkabı almadın diye soran eşime; 
"30 Liralık kot pantolonun altına, 100-Liralık ayakkabıyı giymeye kıyamadım " dedim. 
Eli kalbinde kendine gelmeye çalışıyor hala :)


Bugün ters giydiğim ceketimi, yarın doğru giyeceğimden eminim.


Gün'de "Ten uyumu önemli" dedi bi arkadaş. 
Başka bi arkadaş bana baktı sessizce; 
"Ten uyumu zenci zenciyle, beyaz beyazla mı yani "dedi. 
"Sus sus sakın yüksek sesle söyleme " dedim arkadaşa..
Sustu..


Asıl çılgın proce, mağmaya inip, oradanda dünyanın dibine çıkmaktır. 
Var mı yiyen....


Kabul ediyorum, esnediğim de çıkardığım sesten bazen kendim bile korkuyorum..


Twitter'i burnu büyük, kendini beğenmiş, 
Facebook'u yalaka, 
FF'i  ise  samimi birazda iki yüzlü buluyorum...


Gezmeye gittiğin evde WC den twit atıyorsan,sen bağımlısın arkadaş :)


Mavi Balon















Sabah sabah




Sabah gözümü açtım 
Dışarıda yağmur yağıyor olmasını dilerdim aslında
Şöyle yavaş yavaş insanı üşütmeyen
İnsanın kapı, pencereyi açası gelicek şekilde
Hani içeriye toprak,hanımeli, iğde kokuları getirecek cinsten.
Sevgilimle uzanıp kanapeye 
Gözlerimiz kapalı şu şarkıyı dinlemek

Lütfen bir tık

11 Mayıs 2011 Çarşamba

Burası İZMİR


Burası İZMİR
İzmir'li kızlar İZMİR tişörtü giyer...


Çok yoruldum bugün çok.
Tişört aldıydım geçen gün Şirinyer pazarından
Facete yayınladım 
Sağolsun bir arkadaşım istedi
Gittim pazara bugün 5 tane aldım.
Oradan da atladım İzban'a Karşıyaka'ya gittim 
Arkadaşıma tişörtleri verdim bide kahve içtik en köpüklüsünden 
Biraz sıkılan içimize ferahlık gelsin ağzımız tatlansın diyede en şekerlisinden
Döndüm sonra 
Yolda Dostoyevski'nin Beyaz Geceler kitabını bitirdim
Zaten 95 sayfa bişidi.
Ama sonu fena vurdu beni yaa....
Ağzım açık kalakaldım öyle durakta otobüs beklerken
Tavsiye ederim.
Bir kaç sene sonra tekrar okunulası bir kitap işte...
Bişi daha sol kolumun dirsek içi fena sızlıyorrrrr
Yağmur yağacak sanırım yağsa da benimde kolumdaki sızı dinse....
Evet yaşlı ve romatizması olan biriyim :))






10 Mayıs 2011 Salı

kısa kısa



Yok yaz evlere gelmedi daha sanırım
Evin içindeyim, üzerimde kazak ve ceket
Hani utanmasam eldiven takıcam mouse kullandığım elime
Bu ne serinliktir böyle?
İçerisi ısınsın diye camı açtım harbi...


Evde yemekte yok,
Yemeklik var da yapılıp ta beraber yiyebileceğim biri yok
Eşim mesai kalıyor ohh yiyor yemeğini
Bende bi üşengeçlik, 
Karnım resmen zil çalıyor ama gidipte bişi yiyesim yok.


Aslında dışarı çıkıcaktım bugün 
Fırsat35 isimli İzmir'e özel bi fırsatlar sitesine üyeyim
Yapılan çekilişte öğle yemeği kazandım 2 kişilik
Eltimle gidecektik lakin avon kolim gelicekmiş
Kargoyu beklemeye kaldım gidemedik
Artık yarın nasipse bakalım.


Bu arada aklıma gelmişken tekrar ekliyim dedim,
Sufi-saja blog sayfasının değerli yazarı rahatsız biraz
Dualarımızı, iyi dileklerimizi esirgemeyelim derim...
Rabbim tez zamanda sağlık sıhhat verir inşallah tekrar yazılarına döner....







Gereksiz kapris





Gereksiz bir kapris yapmak
Şımartılmış bir çocuk gibi ortalıkta dolanmak
İsteklerimizin yerine gelmeyişi
Ne feci ne fena bişimiş be.
Bir an için kendimize verilen değerin, 
Şımartılma hissi içinde belkide
Kendi kendimizi kandırma çabasından başka bişi değil sanırım.
Ona göre dersimi aldım ben açıkçası
Yok artık yemezsem ölürüm gibi bir his içinde
Lolipop, çikolata, naneli şeker, patlamış mısır isteme halleri
Varsın istediği kadar alsın karşımdaki
Açarsam o paketi
Tükürdüğümü yalamaktan başka bişeye benzemez


Alırım kendi lolipopumu, çikolatamı, nane şekerimi, patlamış mısırımı
Hah birde zafer edasıyla üzerine de içerim colamı...











8 Mayıs 2011 Pazar

Çantamdakiler


Bazı bloglarda yayınlarlar çok hoşuma gider
Önce çantamı bi güzel temizledim 
Bayağı bişiler çıktı :)
Kağıt mendiller, bir iki alışveriş fişi falan...
Çantamdakiler bunlar efendim,
Okuduğum kitap değişiyor tabii,
Bir de Avon kataloğu müşterinin ne zaman çıkacağı belli olmuyor
Bozuk para cüzdanımı annem verdi, cüzdanımda avondan hediye
Mutlaka unuturum o yüzden not defterim vardır
O aynalı mor renk kalemi Ankara'dan aldım
Sevgili Leylak dalı ve Bilgenin annesi hatırlarlar :)
Diş fırçam mutlaka durur çantamda 
Birde fa rolon ve sprey yıllardan beri değiştirmediğim markadır.
Perceive sprey avondan çok hoş bi kokusu var çiçek kokuları
Cep telefonum ve kulaklığı
Kırmızı anahtarlık evimin Mevlanalı olansa Didimdeki annemlerin evin
Kesme şekerde olur mutlaka 
Ha birde makyaj çantam eksik olmaz
Bazen ceket, çamaşır, çorap da olduğu oluyor tabii :))