17 Eylül 2010 Cuma
15 Eylül 2010 Çarşamba
Kahvaltı
Dün bi arkadaşımla konuşurken telefonda mutlaka yapmamı söyledi
Hem kiloda vermişsin hem de havalar serinledi hadi yap dedi.
Telefonu kapatınca çayı koydum ocağa hazırladım bi kahvaltı
Doyurdum karnımı.
Bu sabah yine kalktım hazırladım kahvaltımı ohh yaptım misler gibi.
Arkasından da biraz geçince bi kahve patlattım kendime en şekerlisinden...
Bir de fal kapattım
Kendim attım, kendim inandım baktığım fala
14 Eylül 2010 Salı
Semizotu
Bir saksı içinde semiz otları
Ne kadar da arsız bir bilseniz.
Bakmayın az gibi göründüğüne
Bir tabak dolusu yoğurtlu, sarımsaklı
Harika bir salata oldu soframda.
13 Eylül 2010 Pazartesi
Çocukluk işte
Dalmışım tv başında izlerken Esra Erol'u
dışarıdan gelen çocuk çığlıklarıyla açtım gözümü
"Noluyoo" dercesine çıkarken balkona
Toplamışlar su, kola içeceklerinin kapaklarını
Atıp yakalamaya çalışıyorlar çığlık çığlığa.
Verin kutuyu dedim ben atayım balkondan.
Bi sürü çocuk çıktı yukarı
Kutunun içine bayramdan kalan şekerleri de karıştırdım.
Atar gibi yapıp tempoyu ve tezahüratları yükselttim
Sonra da boşalttım kutuyu sokağa
Atılan çığlıklar, yüzlerinde oluşan gülücükler
Çok güzel di çok...
Kim bunlar ?
Eloy - Castle ın the air
Haklarında en ufak bir bilgim varsa ne olayım.
Ha bi alman bi grup olduğunu buldum sadece.
Bir yerlerde buldum ve dinledim.
Çok ama çok hoşuma gitti.
Var mı hakkında bilgisi olan.
Not: dinleyende ya çok severmiş ya da hiç sevmezmiş.
Vallaha ben bayıldım...
12 Eylül 2010 Pazar
12 Dev Adam
Seviyorum ülkem insanlarını.
Evet-Hayır için
Konuştuk, tartıştık, köpürdük,
Ama akşam final maçında tek yürek olucaz...
Kalpten gitmeye hazır mısınız ?
Haydi bakalım o zaman tv başına...
73.Bayramım
Lütfen önce şarkıyı tıklayın ve öyle dinleyin....
73. Bayramı mı,
37. de de Ramazan Bayramı mı daha kutlayıp bitirdim bugün.
Benim öyle sıkıntılı geçen bi bayramım olmadı hiç.
Kimi bayram 3 kıyafetim olurken
Kimi bayramsa sadece ayakkabı alındı yeni.
Bazı bayramlar çok param oldu
Bir de mendillerim en pembesinden çiçekli
Kimi bayram evde oldum
Kimi bayramsa uzaktaki sevdiklerimin yanında.
Ama illaki ailemle beraber kutladım.
İlk defa bu bayram nedense sevdiklerimin yanına giderken
Geri geri gitti ayaklarım biraz.
Sanki kocaman bir balonun içine hapsolmuş gibi hissettim kendimi.
Gönlümü hafifletme adına konuşurken bir sevdiceğimle
İçinde yaşadığı sıkıntıları, kaybolmaya, kendisini yutmaya başladığını hissettiğim
O insanı umutsuz, yaşama sevincini kaplayan karanlıkları fark edince
Şu 37 yıllık hayatımda ilk defa korktum.
Çok zor aslında biliyor musunuz sevdiğiniz birinin ağzından
Sizin yerinize toprağı daha çok sevdiğini söylediğini işitmeniz.
Koyuyor adama be....
Şarkı : Quilapayún - Elegia al Che Guevara
73. Bayramı mı,
37. de de Ramazan Bayramı mı daha kutlayıp bitirdim bugün.
Benim öyle sıkıntılı geçen bi bayramım olmadı hiç.
Kimi bayram 3 kıyafetim olurken
Kimi bayramsa sadece ayakkabı alındı yeni.
Bazı bayramlar çok param oldu
Bir de mendillerim en pembesinden çiçekli
Kimi bayram evde oldum
Kimi bayramsa uzaktaki sevdiklerimin yanında.
Ama illaki ailemle beraber kutladım.
İlk defa bu bayram nedense sevdiklerimin yanına giderken
Geri geri gitti ayaklarım biraz.
Sanki kocaman bir balonun içine hapsolmuş gibi hissettim kendimi.
Gönlümü hafifletme adına konuşurken bir sevdiceğimle
İçinde yaşadığı sıkıntıları, kaybolmaya, kendisini yutmaya başladığını hissettiğim
O insanı umutsuz, yaşama sevincini kaplayan karanlıkları fark edince
Şu 37 yıllık hayatımda ilk defa korktum.
Çok zor aslında biliyor musunuz sevdiğiniz birinin ağzından
Sizin yerinize toprağı daha çok sevdiğini söylediğini işitmeniz.
Koyuyor adama be....
Şarkı : Quilapayún - Elegia al Che Guevara
8 Eylül 2010 Çarşamba
İyi bayramlar
Damağımızı, ruhumuzu ve çevremizi tadlandıran,
Birlik ve beraberliğimizi, kardeşlik ve dostluğumuzu
En sıcak şekilde hissedeceğimiz
Sağlığımızı tehlikeye atmadan geçireceğimiz
Bol harçlıklı
Güzel ve bereketli bir bayram geçirmemizi diliyorum.
7 Eylül 2010 Salı
Kuru fasulye
Zaten randevu için verdiği vakit dardı.
Metroya koşarak giderim diyerek vakitten çalıp en az 5 kıyafet denedim.
Tam kapıdan çıkarken tekrar geri dönüp ilk giydiğim kıyafeti geçirdim üstüme.
"Dikkat kapılar kapanacak" anonsuyla yetiştim metroya.
Kafamdan eski anılar geçti.
Yüzünü çıkaramadım bi türlü.
Çok uğraştım yumdum gözlerimi olmadı.
Saçının alnına düşüşü onu sağ eliyle kaldırışı geldi yalnızca,
Bir de bileğindeki çizik.
Anlatmıştı, küçükken ağaçtan inerken olmuş
Bileğini o izi öpmüştüm usulca.
Randevu yerine geldiğimde bir sağa bakındım bir sola.
Önümden geçen herkes birden O'nun yüzü oldu sanki
Kafam karıştı ne oluyor,
Derkennn aklıma geldi,
Aman Allah'ım ocakta kurufasulye vardı unutmuşum...
Metroya koşarak giderim diyerek vakitten çalıp en az 5 kıyafet denedim.
Tam kapıdan çıkarken tekrar geri dönüp ilk giydiğim kıyafeti geçirdim üstüme.
"Dikkat kapılar kapanacak" anonsuyla yetiştim metroya.
Kafamdan eski anılar geçti.
Yüzünü çıkaramadım bi türlü.
Çok uğraştım yumdum gözlerimi olmadı.
Saçının alnına düşüşü onu sağ eliyle kaldırışı geldi yalnızca,
Bir de bileğindeki çizik.
Anlatmıştı, küçükken ağaçtan inerken olmuş
Bileğini o izi öpmüştüm usulca.
Randevu yerine geldiğimde bir sağa bakındım bir sola.
Önümden geçen herkes birden O'nun yüzü oldu sanki
Kafam karıştı ne oluyor,
Derkennn aklıma geldi,
Aman Allah'ım ocakta kurufasulye vardı unutmuşum...
6 Eylül 2010 Pazartesi
Sayfamda bir konuk yazar,
Bulamıyordum bir türlü diğer yarımı, bildiğin tarif ettiğin, sorsalar diğerlerini inandıracak gücü hissedicek kadar bildiğin bir duyguyu paylaşamamak, kimi zaman hüzün veriyordu kalbe kimi zamansa gereksiz bir neşe ama sorun burda değildi asıl sorun, çözemiyordum içimdeki buzları bir türlü..
Birincisi, ikincisi, üçüncüsü derken kaç bedeni eritecek sıcaklığı bulabilirdim ki bedenimde.
Daha kaç hayal kırıklığının başrolünü paylaşacaktım.
Düşündüklerimi öldürmeye çabalarken, yeniden düşünmenin hayali düşmüştü bile bir kere içime. Saçlarımı beyazlatan O’ydu belki de yada düşünmekten yorulmuş vücudumun dur sinyalleriydi. Binevi reddettiklerimin, zorunlu kabulünün isyanı.
Ve anlıyorum ki hayal ettiklerim sahip olduklarımın birer kopyasıydı gerçekte...
Ne kadar iğrensemde bunu geç farketmekten, ne kadar kusmak için kendimi hayatın uçurumlarına savursamda yeri değildi şimdi bunların. Sadece tek birşeye odaklanmalıydım. Henüz neye odaklacak olduğumu bilmesemde birşeylere odaklanma fikri bile bana mutluluk veriyordu..
Sürekli gülenleri görüyordum, sürekli ağlayanları da peki hangisi gerçekti ?
Hangisi inandırabilirdi beni, rol müydü yüzler yoksa yönetenlerin konusu, doğru insanlara komplo olan bir senaryomuydu bütün bunlar?
Önemsemekten vazgeçtim artık hiçbir şeyi önemsemiyorum çünkü yakışmıyor üstüme daha fazla önem vermek. İhanet edenlerin yüzleri kadar çirkin duruyor. Yalan söyleyenlerin anlattıklarını doğru sanarcasına çığlık çığlığa kabul ettirmeye çalışması gibi rahatsız edici..
Ve inandıklarım, inançlarıma sadık olamadı..
Gözümde büyüttüğüm insanları tanıdıkça onların gözle görülemeyecek kadar küçülmesini izlemenin zevkini daha önce yaşadığımı sanmıyorum. Onlar seçtiği karanlıklarında birbirlerini yakıp kurtulacaklarına inansalar da, ben ise insanlığımın ilk mükafatını alıp aydınlık geleceğim için hiç olmadığım kadar önlerindeydim hayatın..
5 Eylül 2010 Pazar
Kadir Geceniz Mübarek Olsun
Gözyaşımız var yanaklardan ağrı akar akar toprağa düşer ve turabî olur..
Dûalar var ıtrîce Rabb'e okunan bizsi dualar ki;
Gökyüzüne doğru kaybolurlar.
Sanıyorum onlar da Rabbi olurlar!!
4 Eylül 2010 Cumartesi
Yorgunum
Çok yoruldum ben bugün.
Yine o ayağıma vuran ayakkabıları çektim
Bilekten bağladım bağcıklarını attım kendimi sokaklara.
Yeğenimle beraber önce Alsancak Havagazı Fabrikası Kültür Merkezine
Medeniyetler sergisine !
Ünlem işareti orada "bumuy muş yaa" anlamında kullanılmıştır.
Ben şöyle büyük, kapsamlı, ayrıntılı bi sergi beklerken
Toplam 7 tane İskanderiye-Roma dönemi giysisi ile karşılaşınca
Zaten sıcak olan hava iyice indi tepeme.
Not: Yapılan el emeğini küçümsemek değil bu asla..
Neyse çıktık ordan önümüzdeki durakta Karşıyaka otobüsü durdu.
Attık kendimizi Karşıyaka Çarşıya gittik.
Gezdik, tozduk yeğene bişiler ısmarladık.
Atladık vapura Konağa doğru.
Çarşıda bir arkadaşıma uğradık sohbet ettik biraz soluklandık.
Ordan da taa Lozan Meydanına kadar yürüdük.
Abimize uğradık dinlendik.
Kalan son enerjimizle de iftara yakın trafik sıkışıklığına girmemek için
Lozan'dan da Alsancak Gar'ına taban tepip yeni açılan
Alsancak - Cumaovası arasında çalışmaya başlayan Elektrikli trene binmek için.
Eşimde işten çıkıp Halkapınara geldi ordan bindi.
Ezan okunurken yollarda iftar açtık....
Not: Kaval kemiklerim çok ağrıyor...
Yine o ayağıma vuran ayakkabıları çektim
Bilekten bağladım bağcıklarını attım kendimi sokaklara.
Yeğenimle beraber önce Alsancak Havagazı Fabrikası Kültür Merkezine
Medeniyetler sergisine !
Ünlem işareti orada "bumuy muş yaa" anlamında kullanılmıştır.
Ben şöyle büyük, kapsamlı, ayrıntılı bi sergi beklerken
Toplam 7 tane İskanderiye-Roma dönemi giysisi ile karşılaşınca
Zaten sıcak olan hava iyice indi tepeme.
Not: Yapılan el emeğini küçümsemek değil bu asla..
Neyse çıktık ordan önümüzdeki durakta Karşıyaka otobüsü durdu.
Attık kendimizi Karşıyaka Çarşıya gittik.
Gezdik, tozduk yeğene bişiler ısmarladık.
Atladık vapura Konağa doğru.
Çarşıda bir arkadaşıma uğradık sohbet ettik biraz soluklandık.
Ordan da taa Lozan Meydanına kadar yürüdük.
Abimize uğradık dinlendik.
Kalan son enerjimizle de iftara yakın trafik sıkışıklığına girmemek için
Lozan'dan da Alsancak Gar'ına taban tepip yeni açılan
Alsancak - Cumaovası arasında çalışmaya başlayan Elektrikli trene binmek için.
Eşimde işten çıkıp Halkapınara geldi ordan bindi.
Ezan okunurken yollarda iftar açtık....
Not: Kaval kemiklerim çok ağrıyor...
2 Eylül 2010 Perşembe
1 Eylül 2010 Çarşamba
Gitmek
Hani sonbahar melankoli olur,
Baharda canlanan tabiat bu mevsim de ölür ya
Eylül 1
Benim vücut başladı hemen sonbahar programıyla çalışmaya
Aslında bahanesi işin bu
Bende var bişiler, hani hep cıvıldarım ya ben
Hiç bişi ! yapmak istemiyor şu anda
Sadece şu şarkıyı yükleyip cdye hiç durmadan gitmek istiyorum.
31 Ağustos 2010 Salı
Sataşma yazısıdır :)
Hiç bir şey yazasım yok aslında yaa...
Bi ağırlık çöktü üstüme sanki.
Felak nas okuyayım bari..
Bakıyorum da diğer blog yazanlarda da var bi rehavet.
Kimi fikir danışmış ne yapayım diye ?
Kimi bi söz yazmış bi de bi şarkı patlatmış
Yorum yapınca da bi dalga geçmeler falan ( Kendini beğenmiş )
Kimi bi resim koymuş
Altına döşeyin bi hikaye demiş bize bırakmış ( Üşengeç )
Kimi bunu yaptım demiş resmini koymuş
Sizde yapabilirsiniz ( Hava atıyo )
Bi çoğunluğu bayram münasebetiyle yırtmışlar konu sıkıntısından
Atatürk'lü, bayraklı alıntı yazılarla ( Sözüm yok onlara )
Kimisi yemiş, içmiş anlatmışşş
Ama sıçıp sıçmadığını belirtmemiş ( Ne yediğini bilmez )
Kimisi nereyi gezdiğini yazmış ( Evliya Çelebi Mübarek )
Not: Blogdaşlarımdan özür diliyorum takılmak istedim sadece...
Bi ağırlık çöktü üstüme sanki.
Felak nas okuyayım bari..
Bakıyorum da diğer blog yazanlarda da var bi rehavet.
Kimi fikir danışmış ne yapayım diye ?
Kimi bi söz yazmış bi de bi şarkı patlatmış
Yorum yapınca da bi dalga geçmeler falan ( Kendini beğenmiş )
Kimi bi resim koymuş
Altına döşeyin bi hikaye demiş bize bırakmış ( Üşengeç )
Kimi bunu yaptım demiş resmini koymuş
Sizde yapabilirsiniz ( Hava atıyo )
Bi çoğunluğu bayram münasebetiyle yırtmışlar konu sıkıntısından
Atatürk'lü, bayraklı alıntı yazılarla ( Sözüm yok onlara )
Kimisi yemiş, içmiş anlatmışşş
Ama sıçıp sıçmadığını belirtmemiş ( Ne yediğini bilmez )
Kimisi nereyi gezdiğini yazmış ( Evliya Çelebi Mübarek )
Not: Blogdaşlarımdan özür diliyorum takılmak istedim sadece...
29 Ağustos 2010 Pazar
İftar telaşı
Patatesler doğranıp elma dilimi kesilecek,
Biraz ekmek içi, soğan, baharat ile kıyma köfte harcı olucak
Marul, taze soğan, semiz otu yıkanıp suları süzülecek
Sarımsak dövülecek yoğurda karışıcak
Salatalıklar rendelenip son bir lokması ağıza atılacak
Yoğurtla karışıp bir kap içinde cacık olarak dolapta yerini alıcak
Yağ kızmaya başladımı önce patatesler sonra da köfteler şöye bi 5 dakika kızartılıp
Tepsiye dizilecek üzerine de salçalı, baharatlı harç dökülecek
Alüminyum folyonun bittiği fark edilip bi koşu bakkala gidilecek
Tepsinin üstü kaplanıp fırına sürülecek
Marul, taze soğan ince ince kıyılıp yağ, limon, tuz karışımını beklemek üzere ayırılacak
Bi kap sıcak suda semizler 1 saniyeliğine şoka uğratılıp süzgüye alınacak
Tekrar sarımsak dövülüp yoğurda karıştırılacak
Unu alırken tencereye üst baş un olucak
Onlar kavurulurken yağ ve domat eklenip suya karışacak
Tatlıya kalmayan vakit tatlıcıdan alınırak kazanılacak
Sarımsaklı yoğurt semizlerin üzerine eklenecek.
Masa örtüsü serilecek en beyazından rüzgar yapa yapa
Tabaklar çıkarılacak konsoldan yıkanıp kurulanıp
Çatallar, kaşıklar, peçeteler, bardaklar derken
Tuzluk yarım kalmış tuz doldurulacak
Tüm yemekler servis tabaklarına alınıp
Asıl önemli konuk hocanın ezanı okuması beklenicek
İftara misafirlerim var bu akşam telaşım çok....
Biraz ekmek içi, soğan, baharat ile kıyma köfte harcı olucak
Marul, taze soğan, semiz otu yıkanıp suları süzülecek
Sarımsak dövülecek yoğurda karışıcak
Salatalıklar rendelenip son bir lokması ağıza atılacak
Yoğurtla karışıp bir kap içinde cacık olarak dolapta yerini alıcak
Yağ kızmaya başladımı önce patatesler sonra da köfteler şöye bi 5 dakika kızartılıp
Tepsiye dizilecek üzerine de salçalı, baharatlı harç dökülecek
Alüminyum folyonun bittiği fark edilip bi koşu bakkala gidilecek
Tepsinin üstü kaplanıp fırına sürülecek
Marul, taze soğan ince ince kıyılıp yağ, limon, tuz karışımını beklemek üzere ayırılacak
Bi kap sıcak suda semizler 1 saniyeliğine şoka uğratılıp süzgüye alınacak
Tekrar sarımsak dövülüp yoğurda karıştırılacak
Unu alırken tencereye üst baş un olucak
Onlar kavurulurken yağ ve domat eklenip suya karışacak
Tatlıya kalmayan vakit tatlıcıdan alınırak kazanılacak
Sarımsaklı yoğurt semizlerin üzerine eklenecek.
Masa örtüsü serilecek en beyazından rüzgar yapa yapa
Tabaklar çıkarılacak konsoldan yıkanıp kurulanıp
Çatallar, kaşıklar, peçeteler, bardaklar derken
Tuzluk yarım kalmış tuz doldurulacak
Tüm yemekler servis tabaklarına alınıp
Asıl önemli konuk hocanın ezanı okuması beklenicek
İftara misafirlerim var bu akşam telaşım çok....
28 Ağustos 2010 Cumartesi
Cevaplarım....
Öğrendim ki; Buzluktaki poğaçayı mikrodalgada çözdürme modunu kullanmalıymışım.
Öğrendim ki; Ağızlarından saçtıkları tükürüklerin zemzem suyu olduğunu zannediyorlarmış.
Öğrendim ki; Çocuklar düşe kalka büyürlermiş.
Öğrendim ki; Geçmişte yaşadıklarımızmış bizi gelecekte yaşananlara hazırlayan.
Öğrendim ki; Çivi çiviyi sökermiş, kadının fendi ayakkabıyıda yenermiş.
Öğrendim ki; Mutfakta koalisyon olmazmış.
Öğrendim ki; Kimse üstüne sorumluluk almak istemezmiş.
Öğrendim ki; Sıkıntı kaynağında paylaşılınca azalırmış.
Öğrendim ki; O düğmelerin evin erkeğinin sinir ölçerleri olduğu içinmiş.
Öğrendim ki; Ramazan ayında mideler küçülürmüş.
Öğrendim ki; Romanlarda belli bi takım yazım kalıpları varmış.
Öğrendim ki; İnsan her devirde insanmış yaşadıkları, hissettikleriyle.
Öğrendim ki; Benim fikrim demek yetmiyormuş..
Öğrendim ki; Ağızlarından saçtıkları tükürüklerin zemzem suyu olduğunu zannediyorlarmış.
Öğrendim ki; Çocuklar düşe kalka büyürlermiş.
Öğrendim ki; Geçmişte yaşadıklarımızmış bizi gelecekte yaşananlara hazırlayan.
Öğrendim ki; Çivi çiviyi sökermiş, kadının fendi ayakkabıyıda yenermiş.
Öğrendim ki; Mutfakta koalisyon olmazmış.
Öğrendim ki; Kimse üstüne sorumluluk almak istemezmiş.
Öğrendim ki; Sıkıntı kaynağında paylaşılınca azalırmış.
Öğrendim ki; O düğmelerin evin erkeğinin sinir ölçerleri olduğu içinmiş.
Öğrendim ki; Ramazan ayında mideler küçülürmüş.
Öğrendim ki; Romanlarda belli bi takım yazım kalıpları varmış.
Öğrendim ki; İnsan her devirde insanmış yaşadıkları, hissettikleriyle.
Öğrendim ki; Benim fikrim demek yetmiyormuş..
27 Ağustos 2010 Cuma
Sorularım var benim ?
Daha önceden pişirdiğim bir poğaçayı buzluktan çıkarıp mikrodalga fırında ısıttığım da poğaça neden 2 dakika sonra katılaşır ?
Hayır diyorum diye ağzından saçılan tükürüklere aldırmadan konuşan Evet'çiler, neden fikrime saygı duymazlar ?
Yolda yürürken düşen bir çocuk ağlayarak ayağa kalkarken ağlamasın diye yere para atarken aslında o çocuğu bir daha yere düşmeye teşvik etmiş olmaz mıyız?
Gece yarısı çalınan romantik bir parça neden bizi geçmişe götürür de geleceğimize ışınlamaz ?
Ayağımıza vuracağını bile bile neden aynı ayakkabıyı giyeriz ?
İftar saati belli olduğu halde neden çorba hep kaynar, salatanın yağı tuzu konulmamış halde sofraya oturulur ?
Neden biz yaptık oldu denir de sizde yapın denildiğinde çil yavrusu gibi dağılır herkes ?
Bunca sıkıntılı günden sonra paylaşılan sıkıntı neden azalmaz da artar dalga dalga ?
Bir gömlekte kopuk düğme neden tam kapı çıkışında fark edilir ?
Ramazan ayında iftar sofralarında yapılan yemekler neden diğer 2 günde de yenir ?
Romanlarda gece yarısı çalan telefon için neden "Acı acı çalan telefon" benzetmesi yapılır ?
Biz doğmadan yazılmış bir eser nasıl olur da şu zamanda bizi etkiler ?
Bir fikrini paylaşırken bir ortamda neden "Benim fikrimce" deriz beyan ettiğimiz her söz kendi fikrimizle oluşmuyor mu?
25 Ağustos 2010 Çarşamba
Gezmek
Kalk dedim kalk kızımm böyle evde kukumav kuşu gibi oturulup
Sıkıntı sıkıntı üstüne eklenerek geçmez vakit
Çık dışarı gez , toz , dolaş,
Bir iki nefes al, bir iki insan gör
Havan değişsin, rüzgar olsun...
Çıktım öğlen evden istikamet
Alsancak - Kıbrıs Şehitleri...
Mango Outlet'e uğradım her şey talan ama hiç bişi bulamadım
Yürüdüm sokaklarda garip bişi oldu
Tam ben adım atarken önümden geçen bir gencin ayakkabısına çarptı
Sol ayağım.
Sol ayak başparmağımın tırnağı kırıldı, kanadı hatta....
Hala evin içinde oraya buraya çarpınca accayip acıyor.
Bir de yeni aldığım ayakkabı arka taraftan vurdu :(
Yine su toplamalar, acımalar falan bepanthen süreyim bari..
İşte vuran ayakkabı
Tüm Kıbrıs Şehitlerini arşınladım ama Koton'a girdim
İndirim var demişti arkadaşım iyi de giyilebilecek düzgün bi giysi olsa bari..
En sonunda denemek için arayıp durduğum K.norr'un M.ercimek k.öftesi harcını buldum.
Cuma'ya yapılacak...
Sonra da eve döndüm
Açıldım mı ?
Tam değil biraz...
Oluruna bırakmaya karar verdim...
Olsun, olmasın...
Bakmayın öyle neşeli, dilimde bi şarkı lay lay lom
Evdeki bi büyükten harçlık kapıp bi koşu bakkala koşan çocuk hallerime
Elbette hayat denilen şu yolda yürürken dert ve tasalara "Amann" dercesine
Tekme atsam da çıkıyor bazen attığım dert ve tasalara tekmelerin ayağımı acıtması.
Şimdi burada anlatamasam da belki gerçekleşme imkanı olmayacak -ki inşallah olmaz-
Ama dün kulağıma çalınan bir serzeniş, bir düşünce pazar günü bana bakılan falla birleştirdiğimde
Şu anki sıkıntım ete, kemiğe bürünüp dillendi hiç gitmiyor yanımdan.
Sıkıntımdan sabah boğaz acısı, nefes alamama gibi rahatsızlıkla kalktım.
Aslında hem olmasını isterken
Belki de gerçekleşme yüzdesi durup dururken artınca bir sıkıntı sardı beni.
Her şeyin hayırlısı gibi artık amacından sapmış bir cümle sarfetsem de
Bu söz dilime çok dolanır oldu
Etmediğim kadar dualar ederken buluyorum kendimi bazen
Gördüğüm bir kuşun kanat çırpınışında,
Kokusu evimi saran mum çiçeğinin yaratılışında,
Gökyüzünü saran batan güneşin o muhteşem kırmızılığını yaratan Yaradan'ın hikmetinde...
Bunları yaratan Yaradanım'dan dünyalık istiyorum hiç de sevmediğim halde...
Belki de içimdeki sesi bastırmak için yapıyorum...
24 Ağustos 2010 Salı
Tembellik
Yukarıdaki odada uzandım tembellik yapıyorum bugün.
Bazen bir kitap alıyorum elime,
Aslında bırakıp tembelliği şu eteği dikmek istiyorum..
Eteğimi de giyerek Karşıyaka'daki arkadaşımın yanına gitmek istiyorum...
23 Ağustos 2010 Pazartesi
Küçük 100 kuruş - Büyük 100 kuruş
Nefes aldım, nefes verdim.
Tuvalete gittim hemde 2 kere...
Bilgisayarın başına çöreklendim sandalyeye bağdaş kurdum.
Dolaptaki Viennettayı yine unuttum yemeği,
Bi domat aldım onu yedim
Fırın tepsisi için alt kata indim bide tuvalete girdim.
Akşamki gideceğimiz yaş günü için kurabiye, poğaça yaptım
Bulaşık makinasını boşaltmaya üşenip bulaşık yıkadım
Bahçeyi sularken havaya hortumu tutup yağmur yaptım
Buzdolabında sırf yer açılsın diye 2,5 lt kolanın gazı kaçmış yarısını
Bardak bulaşığı çıkmasın diye şişeden içtim
Tekrar tuvalete gittim
Akşam için hzırlandım
Evden çıkmadan tuvaleti yine ziyaret ettim
Yaşgününe katıldım
Yedim, içtim, bulaşık yıkadım,
Su sesiyle kendimi tuvalete zor attım
Anlatılan fıkralara gülmekten altıma kaçırmamaya dikkat ettim
Gece yaşgününden eve dönünce kendimi yine tuvalete zor attım...
Soru 1- Ben yaşgünü için ne yaptım?
Soru 2- Ben dün tuvalete kaç kere gittim?
soru 3 - Benim tuvalete kaç kere gittiğimi hesaplamak için bu yazıyı kaç kere okudunuz?
Tuvalete gittim hemde 2 kere...
Bilgisayarın başına çöreklendim sandalyeye bağdaş kurdum.
Dolaptaki Viennettayı yine unuttum yemeği,
Bi domat aldım onu yedim
Fırın tepsisi için alt kata indim bide tuvalete girdim.
Akşamki gideceğimiz yaş günü için kurabiye, poğaça yaptım
Bulaşık makinasını boşaltmaya üşenip bulaşık yıkadım
Bahçeyi sularken havaya hortumu tutup yağmur yaptım
Buzdolabında sırf yer açılsın diye 2,5 lt kolanın gazı kaçmış yarısını
Bardak bulaşığı çıkmasın diye şişeden içtim
Tekrar tuvalete gittim
Akşam için hzırlandım
Evden çıkmadan tuvaleti yine ziyaret ettim
Yaşgününe katıldım
Yedim, içtim, bulaşık yıkadım,
Su sesiyle kendimi tuvalete zor attım
Anlatılan fıkralara gülmekten altıma kaçırmamaya dikkat ettim
Gece yaşgününden eve dönünce kendimi yine tuvalete zor attım...
Soru 1- Ben yaşgünü için ne yaptım?
Soru 2- Ben dün tuvalete kaç kere gittim?
soru 3 - Benim tuvalete kaç kere gittiğimi hesaplamak için bu yazıyı kaç kere okudunuz?
22 Ağustos 2010 Pazar
21 Ağustos 2010 Cumartesi
20 Ağustos 2010 Cuma
Benim bi arkadaş.....
Sayın pippi haşmet yazar bazen "Benim bi arkadaş....." yazısını
Aklıma geldi zaten uyku da gitmiş kalktım
Arkadaşlarımı düşündüm bir karikatür yapar gibi
En komik, garip hallerini bulmaya çalıştım...
Bişiler yaptım bakalım nasıl oldu?
Benim bi arkadaş; Hep "Dünya dönüyo başım tuttu" esprisi yapar...
Benim bi arkadaş; Araba delisi, tuvalete bile arabayla gidebilir...
Benim bi arkadaş; Çok unutkan, çocuğunu sinemada unuttu....
Benim bi arkadaş; Sağlam pabuç değil...
Benim bi arkadaş; Hastalık hastası, her güne özel bir hastalığı var...
Benim bi arkadaş, Çok tembel, arabada vitesi yanındaki geçirir...
Benim bi arkadaş; Kafayı bana taktı...
Benim bi arkadaş; Sağır, kendi osuruğunu bile duymaz...
Benim bi arkadaş; Erkek delisi...
Benim bi arkadaş; Çenesi çok sağlam, akşama kadar sakız çiğner...
Benim bi arkadaş; Çantasında rüya tabirleri kitabı vardır...
Benim bi arkadaş; Manisa'dan tescilli accayip deli...
Benim bi arkadaş; Çok kasıntı, sıçarken bile kasar kendini...
Benim bi arkadaş; Dantel manyağı, klozete bile dantel ördü...
Benim bi arkadaş; Uçak delisi, Gaziemir'de ev tuttu...
Benim bi arkadaş; Ünlü dizilerde oynuyo...
Benim bi arkadaş; Ağzı çok küfürlü, ona günlük 3 küfür hakkı verdik...
Benim bi arkadaş; Çay bile yapamaz, kahvehaneden söyler...
Benim bi arkadaş; Yarım akıllı, her işi yarım bırakır...
Benim bi arkadaş; Çok sakar, oksijen suyu, yara bandıyla dolaşır...
Benim bi arkadaş; Çok kıl, hep yemeğinden kıl çıkar...
Benim bi arkadaş; Burnu havada düşşe bile almaz yerden...
Benim bi arkadaş; Kendini bi bok sanıyo....
Benim bi arkadaş; Çok hamarat, mahallede parmakla gösteriliyo...
Benim bi arkadaş; Kendini hep salak yerine koyuyo...
Aklıma geldi zaten uyku da gitmiş kalktım
Arkadaşlarımı düşündüm bir karikatür yapar gibi
En komik, garip hallerini bulmaya çalıştım...
Bişiler yaptım bakalım nasıl oldu?
Benim bi arkadaş; Hep "Dünya dönüyo başım tuttu" esprisi yapar...
Benim bi arkadaş; Araba delisi, tuvalete bile arabayla gidebilir...
Benim bi arkadaş; Çok unutkan, çocuğunu sinemada unuttu....
Benim bi arkadaş; Sağlam pabuç değil...
Benim bi arkadaş; Hastalık hastası, her güne özel bir hastalığı var...
Benim bi arkadaş, Çok tembel, arabada vitesi yanındaki geçirir...
Benim bi arkadaş; Kafayı bana taktı...
Benim bi arkadaş; Sağır, kendi osuruğunu bile duymaz...
Benim bi arkadaş; Erkek delisi...
Benim bi arkadaş; Çenesi çok sağlam, akşama kadar sakız çiğner...
Benim bi arkadaş; Çantasında rüya tabirleri kitabı vardır...
Benim bi arkadaş; Manisa'dan tescilli accayip deli...
Benim bi arkadaş; Çok kasıntı, sıçarken bile kasar kendini...
Benim bi arkadaş; Dantel manyağı, klozete bile dantel ördü...
Benim bi arkadaş; Uçak delisi, Gaziemir'de ev tuttu...
Benim bi arkadaş; Ünlü dizilerde oynuyo...
Benim bi arkadaş; Ağzı çok küfürlü, ona günlük 3 küfür hakkı verdik...
Benim bi arkadaş; Çay bile yapamaz, kahvehaneden söyler...
Benim bi arkadaş; Yarım akıllı, her işi yarım bırakır...
Benim bi arkadaş; Çok sakar, oksijen suyu, yara bandıyla dolaşır...
Benim bi arkadaş; Çok kıl, hep yemeğinden kıl çıkar...
Benim bi arkadaş; Burnu havada düşşe bile almaz yerden...
Benim bi arkadaş; Kendini bi bok sanıyo....
Benim bi arkadaş; Çok hamarat, mahallede parmakla gösteriliyo...
Benim bi arkadaş; Kendini hep salak yerine koyuyo...
19 Ağustos 2010 Perşembe
Uykum gitti.....
"Aradığınız uykuya şu anda ulaşılamıyor. Lütfen daha sonra tekrar deneyiniz"
Benim için sabahın körü sayılabilecek bir vakitte çaldı telefonum.
Allah'tan ben yetişene kadar sustu.
Numaraya baktım "Amannn" dedim...
Kendimi tekrar yaz başından beri ilk defa penceremden girmeye lütfeden
Serin esintiye bıraktım...
Yastığa başımı koydum yine çaldı telefon.
Hayır alarm olsa bir küfür edicem gözlerimi açmadan
Ama arayan kuzen olunca mecbur açtım.
Sabah sabah nedir derdin anlat dedim ama usul usul anlat uykum açılmasın.
Dert anlatıldı, dinlenildi, gerekli talimatlar, sırt sıvazlamalar, takma kafanalar denildi
Telefon kapatıldı.
İyi de uykuda o telefonla kaçtı gitti,
Aradım aradım kapsama alanı dışında olduğundan ulaşamadım.
18 Ağustos 2010 Çarşamba
Bir koku
Kokuşmuş her şey diyorum
Televizyondaki yurdum kötü haberlerini izlerken.
Yahu diyorum bir bilim adamımız yeni bir keşif yapmadı hala ?
Güzellik olmuyor mu yurdumda mesela
Karadeniz sınırından taa Antakya'ya kadar
Bir sevgi çemberi oluşturulsa da haber olsa
Yüzümüz gülse
Hava sıcak serinliyeyim diyorum açıyorum buzdolabını
Akşamdan kalan kavun kokusu sarmış
Sinmiş mesela güzelim pilakiye,
Ağzı açık kalmış yarım şişe suya.
Atıyorum kendimi koltuğa yeniden dönüyorum haberlere
Yine bir koku ki şüphe ediyorum kendimden
Altıma mı yaptım yoksa?
Banyoyu da yeni temizlemiştim oysa.
Hala çekiyorum o kokuyu nedir bu ?
Balkona çıkıyorum dışarı kusmuş komşunun lağımı
Bok götürüyor sokağı.
17 Ağustos 2010 Salı
Günün blog sayfası
www.bloxoo.com
Blog yazarlarının buluştuğu bir sayfa.
Geçen sen üye olmuştum yeni blogları tanıma, farklı konularda yazan bloglara ulaşmak için.
Her gün bir blog sayfasını da günün blogu sayfası seçiyorlar, bilgiler veriyor, tanıtıyorlar.
16 Ağustos'ta da benim naçizane sayfam günün bloğu seçilmiş maille haber verdiler.
Çok mutlu oldum...
Sanki bir ödül almış gibi...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
























