soru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
soru etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Şubat 2011 Pazar

Sor annem sor

Bakıyorum ve okuyorum da yurdum insanı neler neler sormuş bloglara yaa?
Dur dedim benim kusur yanım ne ki?
Bakayım bakayım dedim bana neler sormuşlar diye.
Link açılırken neler hayal ettim neler ?
Mesela dedim şunu sormuş olsalar 
"Nasıl yazıyorsun sen böyle yaa ?"
"Nerenden uyduruyorsun bunları ?"
Aa bide açtım ki ne göreyim benim kendime sorduğum soruları sormuşlar.
Ah dedim deli kız nesin sen Madam Curie'mi ? Ya da Halide Edip mi?

Sormuş biri mesela 
"Akşama ne yemek yapsam ?"

El cevap: 
Kelin ilacı olsa kendine sürer annem ben bu soruyu kendime, eşime, arkadaşıma, friend feed'tekilere her gün soruyorum zaten kendim ne yapayım diye düşünürken bi de sen sorup ta daha da strese sokma beni."

"Gülizar ile rasimi sormuşsun mesela bana"

El cevap; Gülizar ki kendisi rahmetli halamın kızıdır. 2 sene önce Beşiktaş'ta bir sabaha karşı oteldeki işine giderken kendisine yeşil ışık yanıp, yol hakkı kendisindeyken  karşıdan karşıya geçerken orta şeritten alkol ve hız yükünü alıp gelen bir BMW'li rasim isimli kişinin çarpmasıyla kaybetti hayatını. Hadi yandık ona ağladık sızladık ne oldu sonra o mobese denilen kayıt verildi reyting yapsın diye haber kanalları her haber kanalında bir iftar vakti yıkıldık tekrar tekrar verilirken bir ileri bir geri o görüntülerle! Ha bu arada diyim o rasim isimli kişi  hala dışarıda bir de kalkıp kan parası diye o arabayı teklif etti kızına! 
Daha ne diyim tatmin etti mi seni bu cevap


Neyse diğerlerini yazmak gelmiyo içimden bu sorudan sonra kalmadı neşem falan....








28 Ağustos 2010 Cumartesi

Cevaplarım....

Öğrendim ki; Buzluktaki poğaçayı mikrodalgada çözdürme modunu kullanmalıymışım.


Öğrendim ki; Ağızlarından saçtıkları tükürüklerin zemzem suyu olduğunu zannediyorlarmış.


Öğrendim ki; Çocuklar düşe kalka büyürlermiş.


Öğrendim ki; Geçmişte yaşadıklarımızmış bizi gelecekte yaşananlara hazırlayan.


Öğrendim ki; Çivi çiviyi sökermiş, kadının fendi ayakkabıyıda yenermiş.


Öğrendim ki; Mutfakta koalisyon olmazmış.


Öğrendim ki; Kimse üstüne sorumluluk almak istemezmiş.


Öğrendim ki; Sıkıntı kaynağında paylaşılınca azalırmış.


Öğrendim ki; O düğmelerin evin erkeğinin sinir ölçerleri olduğu içinmiş.


Öğrendim ki; Ramazan ayında mideler küçülürmüş.


Öğrendim ki; Romanlarda belli bi takım yazım kalıpları varmış.


Öğrendim ki; İnsan her devirde insanmış yaşadıkları, hissettikleriyle.


Öğrendim ki; Benim fikrim demek yetmiyormuş..

27 Ağustos 2010 Cuma

Sorularım var benim ?



Daha önceden pişirdiğim bir poğaçayı buzluktan çıkarıp mikrodalga fırında ısıttığım da poğaça neden 2 dakika sonra katılaşır ?


Hayır diyorum diye ağzından saçılan tükürüklere aldırmadan konuşan Evet'çiler, neden fikrime saygı duymazlar ?


Yolda yürürken düşen bir çocuk ağlayarak ayağa kalkarken ağlamasın diye yere para atarken aslında o çocuğu bir daha yere düşmeye teşvik etmiş olmaz mıyız?


Gece yarısı çalınan romantik bir parça neden bizi geçmişe götürür de geleceğimize ışınlamaz ?


Ayağımıza vuracağını bile bile neden aynı ayakkabıyı giyeriz ?


İftar saati belli olduğu halde neden çorba hep kaynar, salatanın yağı tuzu konulmamış halde sofraya oturulur ?


Neden biz yaptık oldu denir de sizde yapın denildiğinde çil yavrusu gibi dağılır herkes ?


Bunca sıkıntılı günden sonra paylaşılan sıkıntı neden azalmaz da artar dalga dalga ?


Bir gömlekte kopuk düğme neden tam kapı çıkışında  fark edilir ?


Ramazan ayında iftar sofralarında yapılan yemekler neden diğer 2 günde de yenir ?


Romanlarda  gece yarısı çalan telefon için neden "Acı acı çalan telefon" benzetmesi yapılır ?


Biz doğmadan yazılmış bir eser nasıl olur da şu zamanda bizi etkiler ?

Bir fikrini paylaşırken bir ortamda neden "Benim fikrimce" deriz  beyan ettiğimiz her söz kendi fikrimizle oluşmuyor mu?