29 Nisan 2010 Perşembe

Evden çıkmadan yükleyebildiklerim



Bilgisayarın arkasındaki duvarda kendisi,
Ve ben şu satırları yazarken de hala orda
Öylece duruyor. 
Umarım bişi yapmaz bana.
Gerçi örümcükten korkmam ama Avustralya'da yaşasaydım dört atabilirdim.



 İşte beni bu ayakkabı mahvetti.
Zaten Kemeraltı'nda işim var,
Gitmişken kendisini tekrar görebilme umuduyla 
Tekrar YKM'ye uğruycam.

                                                               
Bunlar kim olabilir sizce? 
Tabiiki benim Tontişimle, Pontişim ! 
Gerçi bayağı büyüdüler isimlerinide değiştirmem lazım. 
Hadi bakalım öneri yapın bana, ikiside erkek, İsim annesi, isim babası olmak ister misiniz? 
       
                                                                   
Burası neresi?
İpucu İzmir'de yaşadığımı belirteyim.

27 Nisan 2010 Salı

yerlere yattım gülüyorum

Caanım arkadaşım Putsi'cimle benim blog sayfama bakıp konuşuyoruz telefonda.

Mavi balon : Putsicim, şimdi yan tarafta seyret bişi kaybetmezsin diye bir yer var gördün mü?

Putsi : Haa? haa gördüm.

Mavi balon : Aç bakalım parçayı hatırlıcan mı ?

Putsi : Açıyommmm.
 Parça çalmaya başlıyor 10 saniye ses yok noldu derken bir ses mırıl mırıl

Putsi : tohumlarrr fidanaaa , fidanlar ağacaaa bu değil mi kız?

Mavi balon : Yuhhh,hahahahahahaha

Koltuktan yere düştüm yerlerde katıla katıla güldüm gözlerimden yaş gelinceye kadar

24 Nisan 2010 Cumartesi

Ah bu ben



Dilime yapıştı kaldı bu şarkı,
Peki rahatsız mıyım?
Hayırrrrrrrrrrr!

23 Nisan 2010 Cuma

23 nisan, neşe doluyor insan


ey özgürlük (italyanca) | izlesene.com


Ayy ne kıskanırdım küçüklüğümde
Saçlarını iki yandan at kuyruğu yapıp
güzel elbiseler giymiş,
Dudaklarını uzata uzata şarkı söyleyen
Şu İtalyan çocuk korosundaki yaşıtlarımı
Neden bizimde böyle koromuz yoktu sanki derdim,
Büyüdükçe fark ettim ki biz Türk çocukları onlardan daha şanslıymışız
Çünki bizlere armağan edilmiş bir bayramımız varmış onlarda olmayan
Ve o çocuklar buralara gelirlermiş bizim bayramımızı kutlamaya
Ahh canım Atam, bitane Atam,
İnşallah bu bayramda hır çıkmaz
"Geçit töreninde ayağa kalkmadı",
"Çelenk töreninde İstiklal Marşımızı söylemedi",
"Anıtkabir'e gitmedi", 
"Gittide rahat durmadı, burnunu karıştırdı" gibi.
Zaten çocuklar arasında bunlar sorun olmaz ki,
Olsada hır gür bir bakarsınız kolkola girmişler
"Önümüze gelene yüz tekme" diye diye dolanırlar sokaklarda.

Not: Tohum Otizm Vakfı'ndan gelen bir çalışmyı eklemek istedim buraya güzel bir resim çalışması ne yazık ki resmin boyutu çok büyük olduğu için ekleyemedim,
Üzgünüm ama en azından burda haberini vermek istedim.

22 Nisan 2010 Perşembe

Evlilik teklifi


1998 yılında Oriflame kozmetikte çalışıyorum
O zamanlar çıktığım biri var öğlen işyerime geldi.
Yemek yedik dışarıda, dönüşte işyerimin önündeki basamaklarda oturuyoruz
Yerimiz Çankaya'daki eski itfaiyenin karşısı
Evlilik teklifi yapıcak bana seziyorum ama
Nasıl bir yerde olsun diye de ağzımdan laf almaya çalışıyor
Bende karşımızdaki Hilton Oteline baktım 
"Yüksek bir yer olsun " dedim.
Bir hafta sonra  Cumartesi günü için işyerinden izin al dedi bana
19 Eylül'e , tamam  dedim ve aldım iznimi.
Öğlen buluştuk elinde 2 biletle geldi 

Gidiş : İzmir-İstanbul THY  TK 333 sayılı sefer saat :13,30
Dönüş : İstanbul - İzmir THY TK 372 sayılı sefer saat: 21,00

O kadar şaşırdım ki ne diyeceğimi bilemedim
Bana sadece " Yüksek bir yer olsun demiştin " dedi.
Alana vardık ama hava kapanmaya başladı,
Uçak hayret rötar yapmadan zamanında kalktı,
Ve pilotun anons yaptığı bir yükseklikte
Yanımdaki erkek 
"Benimle evlenirmisin?" diye sordu.
Ben de,
"Bu yükseklikte hayır deme şansım yok sanırım, evet" dedim.

Zaman kısıtlı olduğu için İstiklal Caddesi'ni gezdik sadece 
Haa birde Galata Kulesi'ne çıkabildik.
Dönüşte hava iyice kapandı, uçağımız 1 saat rötar yaptı,
Bandırma üzerinde pilotumuzdan  bir anons,
"Kötü hava koşullarından dolayı İzmir'e iniş izni alamıyoruz muhtemelen İstanbul'a dönebiliriz ama oradanda iniş izni alamıyoruz muhtemelen yedek hava limanı Dalaman'a inebiliriz."
Hoppalaa dedim uçak dışarıdaki yıldırımlardan sarsılmaya başladı, 
Yıldırımları pencereden görebiliyorduk,
Yolculardan bir bayan ağlamaya başladı düşeceğiz diye bağrındı pilotu istedi.
Ben korkmadım çünki hem ilk defa binmiyordum uçağa hem de ölüm her yerde.
Daha sonra izin alındı ve İzmir'e inebildik.

O erkek şu anda  yatak odasında uyuyor ve bende bu yazıyı yazıyorum.

Resim: İstiklal Caddesi - İstanbul 19/09/1998

21 Nisan 2010 Çarşamba

Pabucum sıkıyor

 
Sezen Aksu - Erkekler

Şimdi bu şarkıya şöyleee güzel bir yorum yazmak isterdim +
Ama aklıma bişi gelmiyor,
Neden ?
Pabucum sıkıyorrrr....

19 Nisan 2010 Pazartesi

Dünyaaaa yenidennnn dönüyorrrr



Canım sıkıldı şimdi ama durup dururken değil.
Gün içinde olan biten düşündüklerim falan.
Mesela en büyüğü, işimi özledim.
Bu gün eski resimlerime bakarken işyerimde çekildiğim bir resmimi buldum.
Muhtemelen günlerden cuma çünki önümde ajanda, ödenecek paralar ve ödeme listesi yazıyordu.

2001 yılından 2006 sonuna kadar çalıştığım işim.
Üç-A Tekstil !
Önce gıda çarşısındaydı çalıştığım yer,
İşe telefonlara bakmak, fax çekmek, faturaları muhasebeye hazırlamak için girmiştim.
İlk 3 ay aynen böyle geçti.
3 patronum vardı ama ben sadece birinden çok çekinirdim.
Sağolsun o patronum bendeki  potansiyeli gördü ki  işlerini bana göstermeye başladı.
İhracat yapılacak malın koli siparişi, varsa askı adetleri, giden malın çeki listesi, yabancı faturanın kesilmesi, G.Ç.B'lerin hazırlanması, personel mesai listesinin tutulması, kaliteye yardım, tişört paketleme derken işimde büyüdü.
Sonra büyüyecezğiz dediler Çiğli Organize (A.O.S.B) taşındık.
Maaşıma zam yapıldı yeni sekreter alındı yukarıda saydığım işlere yenileride eklendi
En kötüsü ise ödemelerdi.
Fatrurayı keser malla beraber yollardık sonrada o çeki alıncaya kadar geçen zamandaki karın ağrılarımı çeklerin uzun vadeleri hiç bir zaman dindirmezdi.
Elime geçen çekin sevinci en fazla o çeki faksladığım factoringe gittiği zaman kadar olurdu.
Sonra da gelsdin paralar gitsin ödemelere...
En zor olan ödemeler ilkokul mezunu fasonculara ekstrelerini açıklayarak yaptıklarımdı.
Kendi kafalarınca yaptıkları ekstreyle benim ki hiç mutabık olmazdı.
Evim işyerime uzak olduğu ve servisinde bana uymamasından dolayı işe 9' da gider akşam yakaladığım fasoncuyla 5 gibi çıkardım işten. 
Tabii az mesaide kalmadım mal yüklemesi yapılırken.
Orda her işi yapardım ben,
Hiç bir işten  gocunmadım da.
İşimi çok ama çok özledim....

Ah Eyyafyallajöküll ah !

Daha ismini bile telaffuz edemiyorum şu İzlanda'daki yanardağın,
Bize küllerini yollayacakmış diye duyunca bi telaş yaptım.
Ne olucak acaba diye?
Her taraf bir sis bulutu içinde,
Kimin eli kimin cebinde belli değil,
Saçlarımız annemlerin klasik boyası Küllü kumral tonunda
Giysiler uzaylı kıyafeti gibi olucak kül girmesin bi yerlerimize diye
Hatta üzeri minyatür desenli sahil kasabalarında turistlere satılan kutulardan almıştım
Onun içinede taa bilmem nerden gelmiş o külü hatıra niyetine koyacaktım
Ya da zemzem suyuyla karıştırıp sürücektim kırışıklarıma
Amaaaaa,
Gelmiyecekmiş buralara :((((((
İstanbul'u teğet geçip Karadeniz açıklarına savrulacakmış.
Olmadı ama yaaaa!!
Neyse başka zaman bekleriz :)))))))
Ya da uyanıverir Karşıyaka'daki eski volkan Yamanlar dağı !

Pandik ! Duymamış olayımm..

Konsere gittim,
Ne kalabalıktı öyle.
Ahhh Volkan'ım harikaydı, harika ötesi yok yani.
Pandik!
O da neymiş duymamış oliimmm.
İzmir'lilerde olmaz öyle şeyler :))
Herkes kendi havasında, 
Herkesin elinde cep telefonu
Kimi videoya çeker - benim gibi -
Kimi birilerine dinletir
- Bandırma'daki arkadaşıma, Merzifon'daki kardeşimin eşine benim gibi -
Kaydettim yaa o 
"Sevvgilimmmmm" deyişini tamam dedim.

Not: 19 Mayıs'ta İzmir Buca Gölet'te :)))))))

18 Nisan 2010 Pazar

Pandik yemek


Akşama Gaziemir Belediyesinin düzenlediği
Halk konserine gidiyorum .  
Ki burdan bağlı olduğum Buca Belediyesi'ne bir YUHHH çekiyorum.

Hüseyin Turan en önemlisi de Volkan Konak !
Eşim götürmez o evde maç izliyecekmiş ben patates kızartırsam
Kuzenim Tülay, oğlu Ege ve ben gidicez,
Bakalım neler olucak?
Belkide kıçımıza birer pandik yiyip gelebiliriz :))))))))))))

17 Nisan 2010 Cumartesi

Gece saat : 02,08 ve ben yine hesaplaşmalarda


Beni hor görme kardaşım
Sen altınsın ben tunç muyum ?
Aynı vardan varolmuşuz
Sen gümüşsün ben sac mıyım ?
 
  Ne varise sende bende  
Aynı varlık her bedende 
Yarın mezara girende 
Sen toksun da ben aç mıyım ?  
Kimi molla kimi derviş 
Allah bize neler vermiş 
Kimi arı çiçek dermiş 
Sen balsın da ben çeç miyim ?  
Topraktandır cümle beden 
Nefsini öldür ölmeden 
Böyle emretmiş yaradan 
Sen kalemsin ben uç muyum ?  
Tabiata Veysel aşık 
Topraktan olduk kardaşık
 Aynı yolcuyuz yoldaşık 
Sen yolcusun ben baç mıyım ?

Aşık Veysel

16 Nisan 2010 Cuma


Ben bunu dinliyorum,
Şimdi kör gözüne parmağı sokar gibi ne bu demeyin?
Kendimi size entel göstermeye çalıştığımıda düşünmeyin,
Bi huyum var  Türkçe sözlü müzik dinlerken
Ki ne çeşit olursa olsun farketmiyor
Sözlerin arkasına bi takılıyorum 
Bi bakıyom şarkı bitmiş ben hala ilk nakarattayım
Yabancı sözlü şarkılar dinliyorum
Bu seferde bi kelime yakalamaya anlamını çıkarmaya çalışıyorum
En iyisi bu 
Dert yok tasa yok !

Elemterefiş kem gözlere şiş


Yaa şimdi bu tekerlemeyi söyelemek yanlış mı?
İçimden bir ses ilk baştaki "elem tere" lafzına göre yanlış diyor,
Ama yine de diyorum işte yaa..
Çünki kendimi rahatsız hissediyorum,
Üşümek, nezle, burun akması, hapşırma, titreme, ateş gibi belirtiler diill
Kendimde olan bişilerin yanlış gitmesinden dolayı
NAZAR değdi bu gün bana...
Elemterefiş kem gözlere şiş.

14 Nisan 2010 Çarşamba

Gündelikçi

Bugün yokum gerçekten.
Şu satırları daha kargaların bile uyanmadığı bir vakitte yazıyorum
Saat: 08,23-
Şimdi birazdan çıkıp GÜN'e gidicem.
Liseden kızlarla- sanki erkek vardı da lisedeyken-
Günümüz oluyo bizim kahvaltıya gidiyoruz
Öğlen ezanından sonra da gün bitiyor evlere dağılıyoruz,
İmam hatipten mezunuz ya Ezan bizim için saat oluyo
Gerçi benim bazen akşam ezanını bile bulduğu eve döndüğüm,
Misal gün Torbalı'da oturan arkadaşımda olduğunda :)

Haa yarında yokum ama gün münasebetiyle değil
Yarın eski çalıştığım yerde 1 günlüğüne mağazaya bakıcam
Paramıda alıcam ohhhhh!
Yaa şimdi ben bugün GÜN,
Yarın da iş için gidince bir günlüğüne,
GÜNDELİKÇİ'mi oluyorum ?

13 Nisan 2010 Salı

Tam 12 saat uyumuşum iyi mi?
Gözlerim şiş,
Açık pencereden de girmiş bir kara sinek
O duvar senin bu duvar benim çarpıp duruyor
Şimdi ben bi çarpıcam onaya dur bakalım.

Yazarın saat: 12,50-notu ;
Yok yaa çarpmam merak etmeyin.
Yöntemim şu,
Pencereyi ve perdeyi açıyorum
Elimde minder rüzgar yapıyorum evde
O kara sinekçikte o rüzgarla hoppp
Pencereye !!




12 Nisan 2010 Pazartesi

başlık yok kızgınım


Polonya cumhurbaşkanı vefat etti Allah rahmet eylesin ne diyim sözüm yok,
Amma velakinn neymiş efenim,
Cumhurbaşkanının gömülme töreninin yapılacağı gün 
Yurdumda bayraklar yarıya inecekmiş,

Allah aşkına, 

İstanbul'da selden ölenler için, 
Depremde hayatını kaybedenler için,
Bu topraklar uğruna hayatını veren şehitlerimiz için,
Törenler yapılırken aklın nerdeydi  ?

yemek


Akşama domat soslu kızartma var,

Yanında da soğan 

Off akşam olsunnnn

Elektirik değil Elektrik

Şimdi efenim bu yazımı bile yayınlıyabilecekmiyim bilmiyorum.
Dün bizim buralarda 2 defa elektrik kesintisi oldu.
1.sinde tam maçın bitmesine 15 dakika kala
Hadi maç benim için önemli diil ama,
Son bir caymakla eşimcim doğum günü yemeği menüsünü değiştirince
Pizza için tutulmuş hamur kaldı öyleceneee şişmeye devam ederken
Oturduk kaldık tabii gerçi ben pizzanın malzemesini hazırlıyalım diye tutturdum ama
Derken elektrikler geldi sanki tekrar gideceğinden korkar gibi koşturduk mutfağa
Bir hızla hazırlayıp pişirip yedik pizzaları
Yine öyle otururken 11 gibi yine gitti elektrikler nanik yaparak
Eee ne yapalım en iyisi yatmak dedik.
Sağı solu kapattık yattık ki geldi yine elektrikler
Ulen oyunmu oynuyorlar ne kalktık yine uyku yok ki gözlerde
Ütü yaptım bende eşimde bilgisayara takıldı
Haa size bir önerim var TRT BELGESEL kanalı
30 dakikalık belgeseller konular harika spikerlerin güzel Türkçesi
Ben çok seviyorum bu kanalı her akşam saat 11'de izlemeye başlarım
Haa bu yazıyı neden yayınlayamıyabilirim ?
Dün ki elektrik kesintilerinden sonra bilgisayar biraz garipleşti
Hangi dosyayı açsam bi naz, bi ağırlık anlayamıyorum.
Biraz önce msni açtım Sevgili kamikazem kusura bakma hemen kapandı msn düştüm
Şimdi de açamıyorum msn'i niyeyse?
Yedi başını bilgisayarın Tedaş alacağın olsun bakalım.

11 Nisan 2010 Pazar

Pazar kokuları

Bu pazar günü evimiz
Yumurtalı ekmek kokuyor!

Eşimin doğum günü bugü.
Dünden siparişler verildi yemekle ilgili
Önce kahvaltı ; yumurtalı ekmek olmalı dedi
Gitti dün fazladan ekmek aldı eve bayatlasın diye
Akşama da menüsü; Püreli tas kebabı beyimizin

Ayrıca her zamanki gibi 12,40-da mesajı geldi Annesinden
Kayınvalidem saat 12,40-da dünyaya getirmiş eşimi
Ve her yaş gününde o saatte ya arar ya da mesaj atar.

10 Nisan 2010 Cumartesi

kıyamet yaklaşıyor

Bir ülke bu kadar mı sırtından bıçaklanır
Kalleşler gibi !
Arenada yediği onca mızarağa rağmen 
Hala önüne gelene toslamak için koşup duruyor 
Benim güzel yurdum.
Ya da vakit geldi tamamlandı bazı kozmik olaylar
Bu güzel topraklarda ne kadar batmış ülke,
Yok olmuş uygarlıklar varsa onlar gibiyiz
Son bir hızla iniyoruz yokuştan
Bir duvara çarpınca durucaz
Kıyamet yaklaşıyor !

MUCCKKKK !!!!





EEEE ÖPÜCEM DEDİM 50.İZLEYİCİYİ
ÖPÜYORUMMMMM

Öpücük


İzleyiciler 49 

49 olmuş :) İzleyenim,

 50. izleyiciyi öpücem bilginiz ola !

8 Nisan 2010 Perşembe

163 nolu otobüste tartışma

Geçen haftalardan bir gün yola çıktım
Gidilecek yer; BosPa- Bostanlı Pazarı-
Otobüsü beklerken
Kendi dünya gündemimizi alt üst edecek kadar önemli bir konu hakkında
Telefonda konuşurken arkadaşımla otobüs geldi 
Şimdi telefonu kapatsam konu yarım kalacak
Binmesem olmaz çünki 12,30 vapuruna yetişmem lazım,
Eee İzmir'deki otobüslerde de telefonla konuşmak yasak
Neyse bindim ama telefonu kapatmadım
En arkaya gidip oturdum yarım kalan meseleyi 1 durak mesafesinde 
konuştum telefonu kapattım
Telefonun müzik çalarını açmaya çalışırken
Yan taraftan bir bey sanki Etna yanardağı gibi mübarek patladı
"Otobüste telefonla konuşmak yasak, bindiğinizden beri konuşup duruyorsunuz, konuşacaksanız otobüsten inin"
Gibi üslupsuz bir tavırla.
Ttamam benim yaptığımda hoş değil
Sinyallerden otobüsün bilmem ne motorları kitlenebilirmiş falan
Mübarek sanki uzay mekiği Challenger'deyiz,
Sistem kitlenirse düşeriz falan yeryüzüne mazallah.
Ben de asfalyalar attı tabii,
"Beyefendi herkesin cebi açık hem bu otobüste herkes radyo dinliyo radyolarımı var, müzik dinliyorlar mp3'lerimi var, herkes mesaj çekip duruyor otobüste "geldim, otobüsteyim" gibi, Allah bilir sizin bile telefonunuz titreşimdedir, ayrıca bir bayanla konuşuyorsunuz üslubunuza dikkat edin lütfen" dedim. 
Neyse o uzatır gibi oldu ama bense tınn! 
Taktım kulaklığımı açtım müziğimi
2 durak sonra indi beyefendi rahatsız oldu sanırım!

Bir tavsiye

TRT NAĞME

Vallaha sabah sabah iyi geldi içim açıldı vallaha,

7 Nisan 2010 Çarşamba

Günlük işler

Öyle geçiyor günler benim için,
Öğlene doğru bir sabah vaktinde kalkıyorum
Bahçemdki köpüşlerime yemeklerni veriyorum,
Bilgisayarı açıyorum
Sonra da kendime nescafe suyu koyup bu esnada fırına gidiyorum
Gevrek yada boyoz almak için
Ben gelinceye kadar su fokur fokur kaynamış oluyor
Çünki yolda mutlaka birilerine takılıp lak lak yaparım
Sonra da kahvaltılıklarımı alıp geçiyorum bilgisayar başına
Önce facebooktaki adresimi açıyorum 
Kahvaltıyla karnımı,
Facebookta üye olduğum sitelerden
Dostlarım, Mevlevihane, Atatürk, aşk-ı vuslat, Kırık testiden sızıntılar
Onların yayınladıkları güzel sözlerle de ruhumu doyuruyorum, 
Sonra da  günlük olağan telefon görüşmeleri başlıyor,
Eşim, Annem, kuzenim ve arkadaşlarımla,
Ve daha sonra akşama ne yapsam telaşı sarıyor
Ne yazık ki accayip yemek seçen eşim sayesinde,
Eğer gidilecek bir yer yoksa
Yapılacak ev işide varsa onlar yapılıyor,
Sonra da "eee başlarım işine" deyip bir noktada
Atıyorum kendimi kanepeye kitap okuyorum.
Bu günlerde yaptığım bu sadece...

5 Nisan 2010 Pazartesi

DÖRT YAPRAKLI YONCA


Dört yapraklı yoncam onlar benim.

Birinci  yaprak ,
Sümeyye, 
liseden arkadaşım
4 yıl aynı sırada oturduk, yazılılar, dersler, sırlarımız
Lise bitince O evlendi başka bir şehire gitti
Ben de kendi halime kaldım
Ve 2 sene önce tekrar buluştuk aynı şehirde
Biraz mesafe olsa da gönlümüz bir ya zor gelmiyor görüşmek
Şimdi aradaki o boş kalan yılların acısını çıkarırcasına 
Konuşuyoruz hergün.
Kimseyle paylaşamıyacağım, konuşamıyacağım
Ama O'nun beni yargılamadan dinlediğine inandığım 
Canım arkadaşım, dostum benim O!

İkinci yaprak,
Emine'cim,
Liseden sonra bilgisayar kursunda tanıştık 1993 Aralık ayında
Bana lisedeyken yazdığı günlüklerini getirmiş okumuştum
O'nu sanki liseden beri tanıyor gibiyim.
Beraber çok güzel günler geçirdik,
2 Defa O'nun aracı olmasıyla aynı işyerinde çalıştık.
Gezdik, tozduk, aşık olduk, ağladık, güldük, içtik.
Hani olur ya herkesin bilgisayarındaki, telefonundaki, hayatındaki
Şifreleri bilen insanlar öyledir benim için.
Bir gün ölsem mesela bu sayfada duyurup 
En azından Helallik dilemek adına girip yazı yazmasını öğretmem kaldı bir tek.

Üçüncü yaprak,
İlknur'cum,
Çalıştığım son işyerimde talihsiz bir olayda
Son anda beni dövmek isteyen birinden
Duvara sıkıştırıp kurtaran kişi.
Ondan sonra dahada yakınlaştık,
Şimdi uzaklarda olsa da hala gün aşırı telefonda, bilgisayarda görüştüğüm
Bol bol güldüğüm, akıl alıp verdiğim 
Canım bir tane dostum.

Dördüncü yaprak,
Teyzemin kızı Tülay Ablam,
Ben iki kardeşim bir erkek kardeşim var
Ablam yok isterdim olmasını
Bana yol göstermesini,
Neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlatmasını istediğim.
İşte Tülay böyle benim için.
Büyüdükçe değerini daha da anladığım.

4 Nisan 2010 Pazar

Bugün pazar ve ben seni çok özledim


müzik -  İbrahim sadri - bugün pazar ve ben seni çok özledi | izlesene.com

Bugünkü pazar yazım bir şiirle anlatılabilir.

Horoz şekeri




Oyunlar oynardım ben küçükken,
İp atlardım tozlu yollarda
Eteklerim havalanırdı
Dizlerim hep yara kabuklarıyla dolu
Elimde horoz şekeri, sapı çomaktan
Elime batardı kıymıkları.

Güneş batarken
Kuşların uçtuğu uzaklara koşardım
Sokağın sonunda biterdi benim uzaklarım
Onlarsa uçardı 
Güneşin yeni doğduğu memleketlere.

Akşam olunca yemek başında
Yarı uykulu başım düşerdi
Hemen kıvrılıp serin çarşaflı yataklarda
Dalardım uykunun kollarında
Oyunlar deryasına.


Mavi Balon

3 Nisan 2010 Cumartesi

Don olayı

Şimdi kış diye alt kattayız ama çamaşır makinası üstteki evde.
Çamaşır yıkanacağı zaman kirli sepeti elimde yukarıya çıkıyorum.
Dün yine çıkarken yukarı beyazları makinaya atmak için
Benimkiler peşimden koşturup eskortluk yaptılar bana.
İçeri adım attılar ama öğrendikleri tek komut şu,
"Dışarıııııı" 
Hemen çıkıp kapı dibinde yerlerini alıyorlar ama bir ayak içeride.
Neyse makinaya çamaşırları attım,
Aşağıya indim o da ne?
Bir don Tontiş'in ağzında.
Asılıyorum ama bırakmıyor ki,
Neyse zar zor aldım çöpe attım.
Meğer yukarı çamaşırları çıkarırken düşmüş 
Girdim içeriye.
Derken bir kavga, gürültü, kıyamet, hırlamalar, havlamalar falan.
Dışarı fırladım ne oluyor diye manzara şu,
O don Tontiş'le Pontiş'in ağzında çekiştirip duruyorlar
Bir don için yapılan kavgaya bakın hele.
Güldüm hem de nasıl kahkahalarla.

Sıkıldım


YALNIŞ değil YANLIŞ

HERKEZ değil HERKES

  Of yaaa nereye baksam böyle !

2 Nisan 2010 Cuma

Bu Ben'de bir değişimdir

 

Öldüğüm gün, tabutum götürülürken bende bu dünya derdi var sanma, benim için ağlama, yazık ah, vah deme şeytanın tuzağına düşersen, o zaman eyvah demenin sırasıdır.

Cenazem gömüldüğü zaman ayrılık, ayrılık deme, benim buluşmam, kavuşmam işte o zamandır.

Beni toprağa verdikleri zaman elveda, elveda demeye kalkışma, mezar.  Cennet topluluğunun perdesidir.

Batmayı gördün değil mi? Doğmayı da seyret, güneşle aya gruptan hiç ziyan gelir mi?

Yere hangi tohum ekildi de bitmedi? İnsan tohumu bitmeyecek diye şüpheleniyor musun?

Toprağa konulduğumu sanıyorsun değil mi? Ayağımın altında şu yedi gök vardır.

Bu denizde ne ölmek var bize
Bu denizde ne gam ne keder
Bu deniz alabildiğine muhabbet
Bu deniz iyilik ve cömertlikten ibaret

Sen senliğini koy gel bende benliğimi koyup geleyim.

İkimiz BİR’de buluşalım, dalalım hakikatler ırmağına. 

İyilik, güzellik adına ne varsa bu ırmakta var...

 Yazı : Alıntı Semazen net

 

Yazarın saat: 01:51 notu ; 

Bu yazımın teması ölüm değil, uzun zamandır içimde sakladığım manevi dünyamın uyanışıdır. Sonunda ki Ölüm ise tam tersi benim için doğuştur.  Baharın tomurcuklanan çiçeklerinden ergin meyvaya dönüşüm, Sevgili'ye kavuşmak, Yaradan'a  ulaşmaktır. Onun kapısını çalıp, af dileme gücümün yeniden toparlanışının işaretidir. Tövbe denilen, insanı arındıran, bataklıklardan çıkaran hakkın kullanımının yüceliğini hatırlanışıdır.


Klasik müzik ve Danny Key


Danny Kaye et le Philar de New York 4
Yükleyen nanarounet. - En harika videolar burada

Geçenlerde sanırım hah Kızıl pembeler  bahsetmiş şu yazısında Hikmet Şimşek'ten.
Hani pazar sabahları bitsin diye sabırsızlandığımız 
O zamanlar için gıygıdı gıygıdı müzik dediğimiz program.
Sizi bilmem ama bizde durum buydu yani.
Sonra yağmurlu bir pazar günü kucağımda divanın yastığı
Üstünde ders yaparken,
Sayın Hikmet Şimşek bir program yayınladı ki
Klasik müziğe karşı olan tüm o kötü hislerim silindi birden bire.
Program bitmesin istedim, 
Mektup yazıp TRT'ye "tekrar yayınlayın" dedim.
Neydi bana klasik müziği sevdiren bu program?
Amerikalı aktör Danny Key'in sanırım Newyork Filarmoni orkestrasının şefi olarak veridği konser.
Ne kadar eğlenceliydi, insana klasik müziği sevdiren bir program.
İşte Kızıl Pembeler yazısında Hikmet Şimşek'ten bahsedince 
Aklıma geldi konser ama kimdi yöneten?
Düşünüyorum falan bu akşam bulaşıkları yıkarken dilimden düşüverdi Danny Key ismi
Sonrada netten buldum ve izledim tekrar,
Sizin de sevmeniz dileğimle.

1 Nisan 2010 Perşembe

Huyum kurusun


İzmir'liyim ben sinirlendim mi asfalyalarım atar.

Son zamanlarda duyduğum bir isim oldumu facebooktan bakma hastalığım vardır.

Konuşmak istemediğimde cep telefonumu kapatmam ama evde çekmeyen bir yere koyarım.

Ev gezmelerine giderken kapıda eşime " Ne zaman kalkıcaz" diye sorarım.

"Hadi lennn" sözünü çok kullanırım ama kullanmamaya da çalışırım. 

Ertesi sabah erken kalkmam gerekiyorsa uykum olmasada 23,00- yatarım.


Bulaşık makinasını doldurmayı severim boşaltmayı hiç sevmem.

Bir bardak su için çeşmenin başına gittiğimde kendimi mutfak fayanslarını ovarken bulabilirim.

Cep telefonumda rehberi kullanmam numaraları çevirerek arama yaparım.

Bazen bir ortamda kendimi dedektif gibi hissedip kimseye çaktırmadan izleme yaparım.

30 Mart 2010 Salı

Gönül salıncağı




Şimdi bu resmin altına bu şarkıdan başka bişi gitmez di mi ama :)

Yanağım yanağında, dudağım dudağında
Salla beni sevgilim gönül salıncağında
Başım dönsün,herşey dönsün salla beni
Dünyam dönsün gönül salıncağında
Aşkında varsa payım söyle neler yapayım
Sallasana doyayım gönül salıncağında
Başım dönsün,herşey dönsün salla beni
Dünyam dönsün gönül salıncağında
Gözlerimi kapayım derdimi unutayım
Salla beni uçayım gönül salıncağında
Başım dönsün,herşey dönsün salla beni
Dünyam dönsün gönül salıncağında
Aa.. Gönül salıncağında

29 Mart 2010 Pazartesi

Pazartesi

Şimdi söz vermiştim kendime saatler ileri alındı yaa güneş ışığından faydalanabilmek adına erken kalkıcaktım ben sabahları. Ama nerdeeee. E kızım yatarsan saat 3'te erken kalkmak biraz zor. Sabahları Eşcağızımı işe yollarken kalkıyorum en azından ayıp olmasın diye :)- Şimdi kalkmasam hem ayıp olur hem de içim rahat etmez. - Sormayın nasıl zor dayanıyorum yolladım mı hemen tumba yatak. Neyse işte biraz daha uyuyayım biraz daha derken bir baktım saat 11,00- olmuş. Annem duysa "Kokuşmuş" derdi eminim. Kalktım, dolandım durdum ortalıklarda biraz bilgisayara baktım ama kapalı haline değil :) arkadaşım aradı bir iş için çağırdı beni 2.Kordon'a. Neyse hazırlandım önce bahçeye çıktım baktım hava açık, güneşli ceketimi çıkarttım ince ceket giydim -kötü karar- neyse otobüse bindim tam inmeme yakın bir yağmur. Alsancak Cami'nin orda. Aslında Alsancak Hocazade Camii ama genelde Alsancak camisi deriz biz. Baktım dinecek gibi değil havada serinledi attım kendimi camiye üst kata çıktım kadınlar bölümüne ohhh kimse yok oturdum sessiz sessiz birazda okudum falan kendimce, dua attim en çokta hala ortalıkta göremediğim acılar içindeki sokak köpeği iç "Rabb'im dedim senin hikmetinden, işinden sual sorulmaz. Ama en azından dilerim ki daha az acı çeksin ölücekse eğer hı nasıl olur acaba" Sonra bir uyku bastırdı ki beni. Baktım yağmurda dinmiş çıktım camiden yoksa uyuyabilirdim vallaha. Görüşmeye gittim, sandım ki beni kapılarda karşılayacaklar nerde kaldınız biz ki sizin için iş ayarladık falan :)). Neyse form doldurdum. Bir tanesinide hatıra olarak çantama atıverdim bilmem kaçıncı form hatırası olarak. Sonra da çıktım sanki yağmur yağmamış gibi sıcacık olan bahar havasını içime çeke çeke durağa geldim bindim otobüse. Eve geldiğimde beni bahçede "Açlar Ordusu" karşıladı. açlar ordusnun askerleri Tontişimle , Pontişim köpeğim. Her daim mutfak penceresinin önündeler yemek yaparken habire bana bakıyorlar. Doyursam da fark etmiyor sürekli gözleri burda.

Yazarın saat 00:26- notu; Ne yazık ki hasta sokak köpeğine tekrar bakmaya gittiğimde kalbinin durmuş olduğunu anladım. Eşimle onu boş bir arsaya götürüp gömdük. En azından acıları son buldu tek avuntum bu :(

Lolipop şekerler


28 Mart 2010 Pazar

Kötü pazar - kötü pazar

Sevgili Leylak Dalı yazısında Kötü pazar-İyi pazar demiş ama
 Benim ki kötü pazar-kötü pazar :(

Yaklaşık bir seneden beri geceleri kapımızı aşındıran
Yemeğini verdiğimiz bir sokak köpeğimiz
Ne yazık ki dünden beri hasta.
Kıpırdıyamıyor, kaza geçirdi falan sandık
Şükür öyle bişi yok ama ne yiyor, ne de içiyor.
Geceden beri yattığı yere ziyaret edip bakıyor, yokluyoruz.
su içmek için bile başını kaldıramıyor 
Elimle su içirdim şükür içti.
Eşim onu taşıyıp bahçemize almak istedi 
Elimizi vücuduna değdirdiğimizde başlıyor inlemeye.
Allahtan bizi biliyor da ısırmaya falan kalkmıyor.
Yalnız sokaktaki çocukların zulümlerinden korumakta zorlanıyoruz biraz.
Neyse sizleride üzdüm :((
Kötü pazar-kötü pazar.

27 Mart 2010 Cumartesi

Beni bu güzel havalar mahvetti



Beni bu güzel havalar mahvetti,
Böyle havada istifa ettim
Evkaftaki memuriyetimden.
Tütüne böyle havada alıştım,
Böyle havada aşık oldum;
Eve ekmekle tuz götürmeyi
Böyle havalarda unuttum;
Şiir yazma hastalığım
Hep böyle havalarda nüksetti;
Beni bu güzel havalar mahvetti.

Orhan Veli Kanık





Resim : İbrahim Çallı

26 Mart 2010 Cuma

Kusura bakmayın ama sildim

Vallaha da sildim billaha da sildim. 
Neyi?
Şimdi kendime yakın buluyorum yazılarını, paylaşımlarını birilerinin
Sonra da okuyup yorum bırakıyorum.
Geri bakıyorum tekrar 
Tık yok !
Kardeşim bari en azından bi teşekkür et di mi?
Okumuşsun beni sağol varol de sırtımı sıvazla
Yok yok.
Ben de bir süre tanıdım kendilerine baktım hala aynı
Bu arada düşünün yani yorum bırakmakla kalmayıp
Sabır gösteriyorum en azından akılları başına gelir de bişiler yazarlar diye.
Hem o yorumu yayınlarken demi bişiler hissetmiyorsunuz yaaa
Ben de karar verdim yorumumu sildim.
Nasıl senin yayınlama ve yorumuma karşılık vermeme hakkın varsa
Benim de o cevapsız kalmış yorumu silme hakkım varrrrr. Hakkımı kullanıyorum olay bu.
Sildimmmmmm....
Çattt - bu da kalemi kırma sesi -

Gece yemekleri

Saat; 02:44-
Şimdi ben yılbaşına girerken bi bavul madde yazmıştım.
Bu sene yapılacaklar listesi diye.
Gel gör ki ne yazık ki o listeden 6.maddeye sadık kalamıyorum bir türlü.
Şu saat ben bir yandan sağ elimin işaret parmağı ile bu yazıyı yazarken,
Bir yandan da sol elimde yarım ekmek sucuk-çiğ ama pişmişini sevmem- peynir götürüyorum 
Nereye? Tabiiki mideye.
Ama ne yapayım yaaa...
Alışkanlık olmuş bende.
Küçükken bayılırdım 
Kış mevsimi Şubat tatilinde Ödemiş'teyiz,
Yyatakları sermişiz Babaannem'de  sırayla yere.
Yatakların ayak ucunda bir tepside
Biber salçası zeytinyağlı, kırma zeytin ve pırasa.
Evet pırasa hem de nasıl gidiyor yanında bir bilseniz.
Ya da yatmadan sıcak olsun diye odun atılan sobanın üstünde 
Ekmek kızartıp üstünede yağı sürüp bir sabızrsızlıkla erimesini bekleyip 
Hopp mideye götürmek.

Yaaa o günleri istiyorum tekrar.
Rahmetli Babaaanecim'in - ki üveymiş büyüyünce dediler di bana-
"Yatmadan gidin ayaklarınızı yıkayın, ağzınızıda fareler gelir yalar yoksa" diyişini.
O soğukta bahçeye çıkıp taa bir uçtaki çeşmeye gidip ayaklarımızı yıkamak soğuk suda.
Gökyüzüne bakardım yıldızlar o kadar boldu ki.
Bir de yatmadan tuvaletede girerdik 
Yoksa gece gelince kalkıp yine bahçenin ennn uzak köşesine gitmek 
Sıkardı biraz.
Nasıl korkardım.
En çokta kollarını açıp bizi kaçıracak sandığımız hayaletlere benzettiğimiz yemiş ağacının altından geçerek.
Sanki birileri bizi bekliyormuş, gözetliyormuş gibi gelirdi hep.
Sonrada hepimiz sıralanırdık yatağa.
Işıklarıda kapatınca başlardı yatakta muhabbet keyfi.
Ne de tatlı olurdu ki.
Ama biraz dozu kaçtımı da gülmenin Halam kızardı
"Eee susun ama yarın işe gitcem ben"
Ya da Babaannem biraz kıkırdadığımızı duyunca 
"Sen gel bakayım yanıma, aranıza gireyim ben tepişmeyin"
Ahhh ahhh. 
Zamanı geri döndürmek olsaydı şimdi.
Ne isterdim o anları yaşamayı bir dakikada olsa.

25 Mart 2010 Perşembe

Hastalığa davetiye


Ben belamı arıyorum göreniniz var mı?

Şimdi hava çok güzel aslında dışarıda.
Makyaj yapmış kendine ılık kaymaklı süt kıvamında
Cıvıl cıvıl öten kuşlar, 
Her yandan gelen dere otlu bakla yemeği kokuları.
Dışarı çıkmam da lazım.
Kayınvalidem güne çağırdı beni.
Bir komşusunda şu anda.
Ama ben burda klavye başında,
Bir de banyoda yaptım 
Dünde Bospa'dan bir etek almışım ki
Yazlık ama yaz gelen kadar dayanmıycam giymezsem içimde kalıcak
Ama giyersemde bu banyo yapmış halimle 
Garantiiiii hasta olucam yine.
Boğazım faranjit hava yollarına dönücek
Ses tonum dönmeler gibi olucak
Burnum önce akmıyacak sonra da durmayacak
Bela mı arıyorum vesselam ama
Giycem yaaa o eteğiiii...

Not: BosPa ; Bostanlı pazarı demek.

Bilmiyorum?


Neden bilmiyorum,

Ama

Hiç yazasım yok.

23 Mart 2010 Salı

NÜKLEERLE YAŞAMAYA HAZIR MISINIZ?

Cevap : TABİİ Kİ HAYIR!

O zaman buyrunnn sizi şurdan içeriye alalım

Nükleer yaşam nedir?



Facebook

Facebook'a Giriş
Hesaba Ulaşılamıyor

Bakım nedeniyle hesabına geçici olarak ulaşılamıyor. Birkaç saat içinde tekrar etkin hale gelecektir. Verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz.
E-posta:
Şifre:
Oturumumu sürekli açık tut
veya Facebook'a Kaydol

Şifreni mi unuttun?

Bu ne yaaa şimdiii???
Ne bakımı bu kardeşim.
Bahar temizliği mi?
Sakıncalı olduğunu düşündüğünüz-düşünebiliyorsanız şayet- paylaşımlarımı yok etme uğraşısı mı?
Birine çomak mı sokmuşum ki sayfamdan- gerçi ara sıra yaparım ama- o çomağı törpülemye mi çalışıyorsunuz?
Bir kaç saat sonra gel diyorsun kaç saat?
Tam vakit ver tekrar gelince beklemeyeyim kapıda ?

Ne dir bu ?
Neeeee ?