Saat; 02:44-
Şimdi ben yılbaşına girerken bi bavul madde yazmıştım.
Bu sene yapılacaklar listesi diye.
Gel gör ki ne yazık ki o listeden 6.maddeye sadık kalamıyorum bir türlü.
Şu saat ben bir yandan sağ elimin işaret parmağı ile bu yazıyı yazarken,
Bir yandan da sol elimde yarım ekmek sucuk-çiğ ama pişmişini sevmem- peynir götürüyorum
Nereye? Tabiiki mideye.
Ama ne yapayım yaaa...
Alışkanlık olmuş bende.
Küçükken bayılırdım
Kış mevsimi Şubat tatilinde Ödemiş'teyiz,
Yyatakları sermişiz Babaannem'de sırayla yere.
Yatakların ayak ucunda bir tepside
Biber salçası zeytinyağlı, kırma zeytin ve pırasa.
Evet pırasa hem de nasıl gidiyor yanında bir bilseniz.
Ya da yatmadan sıcak olsun diye odun atılan sobanın üstünde
Ekmek kızartıp üstünede yağı sürüp bir sabızrsızlıkla erimesini bekleyip
Hopp mideye götürmek.
Yaaa o günleri istiyorum tekrar.
Rahmetli Babaaanecim'in - ki üveymiş büyüyünce dediler di bana-
"Yatmadan gidin ayaklarınızı yıkayın, ağzınızıda fareler gelir yalar yoksa" diyişini.
O soğukta bahçeye çıkıp taa bir uçtaki çeşmeye gidip ayaklarımızı yıkamak soğuk suda.
Gökyüzüne bakardım yıldızlar o kadar boldu ki.
Bir de yatmadan tuvaletede girerdik
Yoksa gece gelince kalkıp yine bahçenin ennn uzak köşesine gitmek
Sıkardı biraz.
Nasıl korkardım.
En çokta kollarını açıp bizi kaçıracak sandığımız hayaletlere benzettiğimiz yemiş ağacının altından geçerek.
Sanki birileri bizi bekliyormuş, gözetliyormuş gibi gelirdi hep.
Sonrada hepimiz sıralanırdık yatağa.
Işıklarıda kapatınca başlardı yatakta muhabbet keyfi.
Ne de tatlı olurdu ki.
Ama biraz dozu kaçtımı da gülmenin Halam kızardı
"Eee susun ama yarın işe gitcem ben"
Ya da Babaannem biraz kıkırdadığımızı duyunca
"Sen gel bakayım yanıma, aranıza gireyim ben tepişmeyin"
Ahhh ahhh.
Zamanı geri döndürmek olsaydı şimdi.
Ne isterdim o anları yaşamayı bir dakikada olsa.
İyi ki karnın acıkmış, bak sonrasında ne güzel anılara taşımış seni.
YanıtlaSilAh o çocukluk anıları! Yaşanan onca güçlüğe karşın bugün tatlı tatlı söyletiyor böyle.
Sevgilerimle...
:) Öyle bir anlatmışsın ki, hiç böyle bir alışkanlığım olmadığı halde canım çekti..
YanıtlaSilEvet Aysema Ablacım, yokluk vardı belki ama ağzımızın tadı yerindeydi en azından. Ya da ben çocuktum anlamıyordum o zamanlar.
YanıtlaSilSevgili begonvilli ev, insan bir alışınca bırakamıyor sanki bişiler yemeden yatsam tüm gece mutfakta dolanacak aklım...
YanıtlaSilyediklerin sana eskiyi hatırlatmış. o yatmadan yenen yemekler. daha birkaç yıl öncesine kadar bizde de aynıydı. arada sırada teyzemle yaparız, mutfakta azıcık ondan biraz öbüründen derken çay bile demlerdik :)
YanıtlaSilSevgili Nalan, ama nede tatlı olur demi ama o demlenen çaylar falan. herkes uykuda bişeyleri kaçırıyo ama sen yakalamışsın bir ucundan yaşıyorsun.
YanıtlaSilAh ahh kendi çocukluğum geldi aklıma...
YanıtlaSilBaşlıbaşına bir yazı, ne yazısı bir roman konusu olabilir bu. Bir kısmı başka ülkede, bir kısmı burada.
Sucuk çiğ de güzel olur ama sucuğuna bağlı. Dalamanda bir kasaptan aldığımız ve keçi etiyle karışık olduğunu düşündüğüm sucuğu unutamam. İstanbul' da bulmak mümkün değil. (canım çekti, zaten acıktım)
Neysem bu böyle devam eder gider. Yorum yazıdan uzun olmasın diye kısa kesiyorum ve iyi günler diliyorum.
Sanki yemeklere acıkmak değil sizinki, genel bir açlık bu hemen ehr insanda olan. zira bende çok acıktım o eski güzelliklere.
YanıtlaSilKuzine sobada eşek sucuğu diye dalga geçtiğimiz acılı sucukları ailece pişirip afiyetle yemeğe..o zamanlar televizyon yoktu, radyo açılır, radyo tiyatrosu dinlenir..orham mesutoğlunun sunduğu programı dinlediniz diye biterdi.
Ah eskiler, ah özlemler..
Bu arada seyrettim dinledim..çok güzeldi.
Sevgili Zıvanasız, -ne garip bir hitap oldu de mi?- olsun yazın siz yorumunuz uzun olursa ayıp olmaz bana. Not: birilerine yorum yazarken kendime yazı fikri doğar hep benim.
YanıtlaSilahh onuncu köyün adamı, geceleri saat 22,40 'da bir roman bir yazardan hikayeler vardı her akşam roman okunurdu. ne romanlar dinledim o zaman. ne günlermiş.
YanıtlaSilSeyredip dinlediğiniz için teşekkürlerr...
canım ben de sayende geçmişe gidip geldimm:) bu güzel paylaşımalr için teşekkürler:)
YanıtlaSilAHHHH ŞENİZCİM AHHHH GİRDİN KANIMA, YORUMDAN SONRA GİDİP HEMEN ALACAĞIM BİR EKMEK YARACAĞIM İÇİNİ BASACAĞIM ZEYTİNYAĞINA SÜRECEĞİM TUZLU EV SALÇASINIII EKECEĞİM NANEYİ. OFFFFF O GÜNLER UNUTULUR MU YAA ! BU ARADA YEMİŞ AĞACI İLE İLGİLİ ANLATILARDA HEP ÜRPERTİRDİ BENİ AMA SABAH OLUNCA UNUTUR ÇIKARDIM TEPESİNE BOCA EDERDİM YEMİŞLERİ MİDEYE.
YanıtlaSilHADİ BANA EYVALLAH GİDİYORUM MUTFAĞA. MUCKSSS!
ayy çoban yıldızı bende o yemiş ağacının tepesinden inmezdim gündüz. ellerim ayaklarım hep yemiş sütünden nasıl kaşınırdı.
YanıtlaSilHaklısın hem de ne kaşınmak :))) Kurularından da acayip savaş yapardık abimle nasıl acıtırdı.
YanıtlaSilama varya çobanyıldızım, alışmışım kesinlikle çok ermiş yemiş yiyemiyorum. nerde sütlü, sert daha yeni olmaya başlamış onu arıyorum. halamın oğluyla diğer kuzenlerimize atardık bizde ağaçtan :)))
YanıtlaSilCANIM YAAA NERDE O YEMİŞLER.İNAN BEN DE YİYEMİYORUM ARTIK. HELE İSTANBUL'DAKİLER BULAMAÇ GİBİ GELİYOR BANA :)))) AMAN KİMSE DUYMASIN !
YanıtlaSil