27 Ekim 2013 Pazar

Başımı üstünden çekin gölge yapıyor..







 


Günler uzun geliyor bana derken şu saatlerin geri alınmasıyla kısaldı birden..
Saatlerine geri alınması tasarrufmuş iyi de neyin tasarrufu ?
Akşam saat 5'te ışıkları açacaksak bu neyin tasarrufu ?
Sabah karanlık oluyorsa o zaman mesai saatlerini değiştiriverin nasılsa olsa güç sizde değil mi?

Şarkı çok güzel yola devam diyor...
Evet herşeye rağmen hiç durmamacasına, ölmemecesine..
Sonuçta ölüm de bir yol değil mi ? 
Keşke yola çıkarken ölüme giderkenki gibi  bir şey götürmeden gidebilsek..


 

26 Ekim 2013 Cumartesi

Bakma sen bana kendimle konuşuyorum aslına



 


İçimi döksem çok şey var yazacak
40 yaşındayım ya hani bir iki hayat tecrübesi falan
Sana nasihat olur belki sıkılırsın hatta dinlerken
Haklısın,
Herkesin yaşadığı, gördüğü kendisine..
Benim yaşıma gelince sen de benim gibi olacaksın adım gibi eminim.
Unuttum bak yazacaklarımı yaşıma ver sen en iyisi..

Haydi şarkıyı dinleyelim...

23 Ekim 2013 Çarşamba

4 Ekim 2013 Cuma

Ah, küçücük gemi, sulara attın şimdi kendini, delisin



Bir sakız sardunya,
Dalından koparılıp atılacakken
Aldım 
Ona bir saksı açtım..

Yeni yerinde nasıl da tutundu hayata..
Bir küçük yaprakla cevap verdi yaşama
"Ben de buradayım"
Diye..

Çiçek açacağı günleri bekliyorum şimdi.
Merakla, sabırla, sevinçle.. 

Günümün şarkısı..
Ezginin günlüğü 
Gemi..



19 Ağustos 2013 Pazartesi

blogger sorun.


Blog yazan blogger'da yazan dostlar hele yanaşın bi yamacıma bakayım bi sorum var? 

Blog sayfamın mail adresini değiştirebilir miyim var mı böyle bişi ?

11 Ağustos 2013 Pazar

Bayramdan kısa kısa..

Bir bayram klasiği 
Kayınvalide'den bayram harçlığı...



Bayram kahvesi içmeden olur mu?
Halam'ın kırk yıllık kahve fincanından
Bayram kahvesi..
 


Aydın Didim'de babaevinde yetişen yemiş ağacından
Dalından sabah aç karnına yemiş yemek gibisi yok.


Komşu bahçelerden de toplanan yemişlerle
Yemiş yemeye 
DOYAMADIM!
Diyebilirim..


Yine kahve ve ben...
Su bardağındaki baskı pek hoşuma gitti..
Gelin ve damat figürü..


 Komşunun bahçesinde yetişir frambuaz
Bize de toplayıp yemek düşer..


Ve
Bayram tatili yaza denk gelince
Bayram demek deniz demek olur..
Deniz, kum, güneş ve palet....


30 Temmuz 2013 Salı

Serenad


Okunacak 19 kitap arasında yer alan 
Serenad - Zülfü Livaneli
Geçen günlerde bititridim..

Çok sevdim sürükleyici  bir hikayesi vardı..

Ama bir yerde içim burkuldu
 Aslında 2 yerde de ben birini anlatıcam diğerini anlatırsam
Kitabı okumamış olanlara filmin sonunu söylemek gibi olur..

Kitabın baş karakteri Maya,
Eşinden boşanmış ve oğluyla yaşıyor
Kitabın bir bölümünde oğlunu babasına yollaması gerekiyor
Ve oğluna bunu söylüyor..
Oğlunun verdiği cevap burktu beni
"Sen nasıl istersen"

Boşanmış ailelerin çocuklarına olan o haksızlık..
Çocuğun bunu kabullenip annesine bir büyük gibi 
Şımarmadan olgunlukla kabul edişi
O çocuğun saçını koklamak istedim..

Şarkımız belki bu akşam 15.kez dinlediğim  bir şarkı
Duffy - Breath Away





21 Temmuz 2013 Pazar

Kesin çizgi çekesim var

Olur bende bazı sizde bilirsiniz konuşurum burada kendi kendimle
Yine öyle hallerdeyim.
Bir karar alıyorum sonuna kadar uygulamak üzere 
Sonra hoppp vazgeçiveriyorum 
Ya işime gelmiyor,
Ya ben sıkılıyorum aşamalarından
Ya da boşveriyorum ne işime yarayacak ki diyerek.
Bir şeyler var ki işte kesin çizgi çekesim var bunlara..
Olucak bu sefer kesin kararlıyım.. 

Şimdi geleyim dünden bu yana olanlara,



19 tane okumam gereken kitap vardı ya hani
İşte onları okumaya başladım
Aferini verdim kendime..
Hatta bir tanesini ki kızmayın bana onu yazmayı unutmuşum
Elimdeki kitabı dün bitirerek başladım..

 Sevmenin Zamanı - Liz Behmoaras
40'li yıllarda Türkiye'de 
Birbirini seven bir müslüman biri yahudi iki tıp öğrencisinin 
Aşkı..

Dün sabahtan neredeyse akşama kadar okuyup bitirdim kitabı
Yalnız tüm gün kitabı yattığım yerden göz seviyeme tutarak okumaktan
Bugün kolalrım resmen et kırığı oldu diyebilirim..



Akşam yemeğine kabak yaptım bugün..
Şimdi efendim kabağı salatalık soyucusuyla uzun uzun soyuyorsunuz
O çekirdekli kısma gelince bırakıyorsunuz
Daha sonra zeytinyağında soğan kavurup kabakları ekliyorsunuz
Göz kararı pirinç de koyuyor az suyla pişiryorsunuz..
Ocağın altını kısmaya yakın doğranmış dere otunu serpiyor ocağı kapatıyorsunuz..
Efendim sonra servis ederken limon sıkın mutlaka
Soğuk da yenebilir 
Tadı aynı enginar gibi!!!



Sonra aklıma geldi  evde ekmek yoktu..
Hamur tuttum bazlama yaptım..
Sıfır yağ ama sıcakken üzerine sürülen tereyağıyla
Nefis oluyor....


not: 
blog sayfamın yazı düzenini bi şekilde bozdum 
Çok büyük yazılar düzeltene kadar idare edin olur mu?







19 Temmuz 2013 Cuma

Okunacak tam 19 kitap..

Şimdi şu blog işi zor aslında. 

Akşama ne yemek yapsam derdi yetmiyormuş gibi birde şu blog sayfama ne yazsam derdi tasası ekleniyor bazı zamanlar.. Farkındaysanız eskisi kadar çok yazmıyorum çok parlak fikirler gelmiyor aklıma gün içinde başımdan geçenleri yazayım desem fotokopiyle çoğaltılıp yaşanır gibi her günüm.. 

Akşam üstü geldi aklıma bu kitaplığımın karşısında ayakta dikilirken ne arıyorsam artık fark ettim ki alıp okumadığım bir kitap çarptı gözüme şuydu buydu derken yere yığdığım kitaplar yükselmeye başladı. Ne zaman kitapçıya gitsem mutlaka bir kitap almadan çıkmıyorum ve o derken bu derken bayağı bir olmuş.. 

Tam 19 kitap.. Utandım valla...

Hemen fotoğrafladım kendime de ceza verdim bunları okumak için. 2 hafta mühletim var en kalın kitaplar için.


İşte tam listesi;

Bir hanımefendinin ölümü  / Peride Celal
Mektup / Peride Celal
Güz şarkısı / Peride Celal
Gizli anıların yolcusu / Ayşe Kulin
Serenad /  Zülfü Livaneli -sayfa 223'de kalmışım
İki kız kardeş / Edith Wharton
 Ceza sömürgesi ve hukuk öyküleri / Franz Kafka
Fatih-Harbiye / Peyami Safa
Sarnıç / Sait Faik Abasıyanık
Taaşşuk-ı Talat ve Fitnat / Şemsettin Sami
Sevdalim Hayat / Zülfü Livaneli 
Başucumda müzik / Kürşar Başar
Onca yoksulluk varken / Emile Ajar
Yalancı dünya / Orhan Kemal - sayfa 80'de kalmışım
Kadın haklarının gerekçelendirilmesi / Mary Wollstonecraft -Sayfa 95'de kalmışım
Efsane / İskender Pala 
Kahperengi / Hande Altaylı
Kırk yedililer / Füruzan -sayfa 228'de kalmışım
İstanbul hatırası / Ahmet Ümit 






15 Temmuz 2013 Pazartesi

Öyle de güzel böyle de güzel


Bu sabah kalktığımda bugün tembellik yok dedim.
Bir karınca bile çalışırken kışa yemek bulma derdinde senin oturma lüksün yok dedim
Kendi kendime banyodaki aynada çemkirircesine..

İç sesim beynime ulaştığında kendimi evi süpürürken buldum..

Kilimleri kaldırdım silkeledim 
Alt komşunun kapı ve penceresinin kapalı olduğunu yarı belime kadar sarktığım balkon demirinden teyit ederek..

Yazın halıları kaldırıp hani evde kalmış yün ve kumaşlardan dokunan kilimler vardır saolsun annem yaptırmıştı Ödemiş'te bir yaşlı teyzeye zamanında hani kilimi ne zaman yere sersem şu kavuniçi kardeşimin ceketi, şu yeşil anneannemin yeleği şu mavi okula giderken giydiğim ceketin yünü diye bakınır anarım geçmişi.. 

Bu kilimlere kayınvalidemin annesinin de yaptırdığı kilimleri ekledim 
Koridor, mutfak hep kilim 
hani hepi topu 4 tane ama yazın güzel oluyor sermesi..

Kiler olarak kulalndığımız bir yer var evimizde orada birikmiş olan
Poşet, naylon kap, kutu falan ne varsa çıkardım
Ve o küçücük yerden çıkanları görünce ben utandım
Ne varsa tıkmışım oraya..
Bir ferah oldu ki sormayın..
Sonra..


 Temizlik bitti ama benim içimdeki iş aşkı bitmedi. 
Mutfakta durdum ve ne zamandır boyamak için gözümü kestirdiğim ekmekliğe baktım 
Haydi dedim ya şimdi ya hiç bir zaman...




Ve sonunda kâh mutfak zeminini boyadım,
Kâh elimi kolumu bacağımı 
Bir de tineri döktüm ahşap mutfak zeminine
Ve sonunda bana kalan yorgunluk ve tinerden başağrısı
Bitirdim..
İşte ekmekliğimin eski ve yeni hali... 

Not:
Bana ölümü yakıştıramayan güzel dostlarım
Oluyor işte bazı tutamıyorum kendimi, düşüncelerimi..
İşte can sıkıntısı benimkisi şu uzun yaz günleri geçmek bilmiyor
Sıcakta zaten yapılmıyor bişiler
Benimki gönlümü sıkmak mış olmayacak artık inşallah..

Günün şarkısı

Sertab Erener 

Öyle de güzel böyle de





12 Temmuz 2013 Cuma

Mutfaktayım ben..




Saat 13,50- ve mutfağımı resmen bok götürüyor diyebilirm.
Bulaşık makinasını boşaltacak bir mekanizma yapılmadığı müddetçe mühendislerin ne işe yaradığı konusunda ki iç ses tartışmam bitmeyecek diyebilirim. Madem icatlar ihtiyaçlar için o zaman bir zahmet bunu da bir icat ediverseniz nasıl olur acaba ? Bir mutfak bankosunun uzunluğuyla ev hanımının o mutfak bankosunu bulaşıkla doldurması doğru orantılır Allah'tan mutfak bankom küçük.. 

Şimdi şu saate kadar tv-internet- blog yazıları- mailler- facebook- az biraz candy crush oynayan bendeniz artık mutfak bankosunun üzerinde beni sabırla bekleyen bulaşıklara bir el atmam farz oldu.. Makina boşaltılacak yerine yenileri yerleşecek, yatak toplanacak, açık camlardan gelip konsola, tv ye  yerleşmeyi pek seven tozlar alınacak, saç baş düzeltilip güzelce giyinilip ingilizce çalışılacak. Önceki yazımda ölümden bahsetmiştim ya yakıştıramamış dostlar bana sağolsunlar kime yakışır ki zaten. Mutfak, ocak temizlenmeden ölmek nereye.. 
Şimdi laptopu tv'ye bağlayıp güzel şarkılar seçmeli ve işe koyulmalı..




8 Temmuz 2013 Pazartesi

Ben ölmeden önce


Sıcaktan bunalmış kendimi atmışken balkona nereden esti kafama bilmiyorum ama birden ölüm geldi aklıma. 
"Dur daha yaşın geç aman sende nasıl bir düşünce bu böyle?" demeyin
İnsanoğlu işte başladımı düşünmeye 
Daldan dala konan kuş misali 
O düşünceden o fikre 
Yıllar önce yaşanmış bir an'dan hayallere kadar uçar gider.. 
Neler geldi aklıma
Oysa ölsem mesela neler kalacak geriye 
2 bluz, bir etek bir de hiç giyilmemiş bir çift ayakkabı ve terliğim var. 
Birde neyle takacağımı düşünmeden aldığım 1 kolye bir de minik bir küpeyi düşündüm. Kitaplığımda hala okunmamış bir kaç kitap ve bunlara bakmadan almam gereken bri sürü kitap. Yazmakta istiyorum mesela bir defter aldım kendime yanımda taşıyıp notlar almayı planlıyorum metroda, çay bahçesinde.. 
Görmek istediğim bir iki yer vardı fotoğraflarına baktım gidemesemde.
Buzluğa bezelye attım kış için geçen seneden de bir poşet barbunyam var havuçla pilaki yapmayı düşündüğüm. 
Allah'tan taksidim yok ama kredi kartı borcum var. 
Kalbini kırdığım birileri var mı bilmiyorum varsa da haklarını helal etsinler
Ölümlü dünya olan burda kalsın. 
Beni kıran varsa da helal olsun.. 





17 Haziran 2013 Pazartesi

Dünden...

Cumartesi gecesi benim için öyle böyle değil fena bir geceydi..
Dün arkadaşlarla buluştum güzel muhabbetler, gülmeler
Dün Alsancak'taydık gece döndüm eve beni mahveden başağrımla beraber
Öyle çok fazla başım ağrımaz ama ağrıdığında da tam ağrır.
Hani öyle bir baş ağrısı şakaklarımdaki damarlarım şişer.
Neyse
Eve geldim oturdum salonda
Bundan bir gün öncesi bir yavru kedicik bizim apartmana girip çatı katına çıkmıştı süt koymuştuk
Tüm gece miyavlamıştı..
2.gün sonunda işte salonda oturduğum sırada bir acı miyavlama öyle böyle değil ama
Pencereye koştuk ki kedi çatı katından çatının üzerine çıkmış duvara duvarda 15 cm lik bişi
Orada duruyor aşaıya bakıyor 5.kattan..
Hemen yukarı çıktık yavaş yavaş yaklaştım hayır bi adım atsa aşağıya uçacak 5.kattan
Duvar boyu yürüdü bir ara arkasını döndü bana uzanayım dedim elim ayağım titredi
Zaten duvarda kısa dizime geliyor hani uzansam ona değdiğim anda atlayacak korkudan
E bende bi kuvvetle uzanınca o ağırlıkla ve hızla aşağıya uçabilirim
Eşimle bakıştık bi an çaresiz kaldık o an gerçekten fena olduk hemde çok fena
Kedicik duvar boyunca yürüdü ve sonunda bizim tarafa inip bir duvar köşesinde ki brikete girdi.
O anda atladık ve kediyi ele geçirdik..
Eve getirdik evdeki tüm kapıları kapatıp bir oturma odasına aldık süt ve su getirdik
Kucağıma aldım uzun süre bağırdı sanki sonra sakinledi ben sevdikçe tekir olduğundan sanırım
O tatlı mırıltıları çıkarmaya başladı ama yere koyduğumuzda yine acı acı miyavlıyordu
Gece saat 1 oldu..
Karar verdik kediyi yakınımızdaki bi parkta gönüllü birinin barınak yapıp kedilere baktığı yere bırakmaya
Atladık arabaya götürdük koyduk oraya önce yine bağrındı sonra kuru mamaları görünce yemeye başladı
Ama önce çok üzüldüm sonra sevindim alışır dedim..
Eve dönerken başağrım için ağrı kesici aldık bana tam evin önüne park ederken bir genç gömleği başı ıslak
"rica etsem beni acile atarmısınız çok fenayım" demez mi ? bizim apartmandan mış genç eşim tamam dedi indim ben
Ne zaman geleceğini bilmiyorum tabii komşum balkondaydı o verdi ağrı kesici içtim ve yukarı çıktım
Bir süre sonra eşim geldi komşumuzun oğluymuş ambulansa alıp başka bi yere sevk etmişler
Tekrar salona geçtik ve oturduk ki dışarıdan bir ses geldi sokaktan
"Miyavvvvv" 
Meğer başka bir sokak kedisi..
Eşimle birbirimize baktık neyse ki komşunun bahçesine girdi kedicik...




5 Haziran 2013 Çarşamba

#Direngezipark



Gündem çok yoğun..
Bol fotoğraflı bir yazı olacak şimdiden uyarıyorum...
Cuma günü Buca Kadın aktivite merkezinde  ay boyunca gittiğimiz Brezilya  boyutlu nakış kursumuz bitti ve sergi için tablolarımızı çerçeveciden aldık.. Aslında benim çerçevemin kenarı kahverengi seçmiştim fakat usta gümüş renge yakın bir renk yapmış.. Kağıtta benim istediğim yazılı olmasına rağmen gümüş renkmiş gibi okuduğunu fark edince asfalyalarım attı söylendim ve ben o sıkıntıyla kendimi üzerken meğer İstanbul'da gezi park için direnenleri bilmiyordum.. 










Akşamüstü eşim, ben ve arkadaşlarımız Alsancak Gündoğdu meydanına koştuk..
İstanbul gezi parka destek olmak istedik..
Bu sadece destek değildi bizimde bu sayede duyurmak istediğimiz sesimiz için
"Artık yeter" 
Demek için..
Fotoğraflar cuma gününden geceye kadar herşey çok güzeldi..
Tam bir şenlik, festival havasında geçti
Ortalıkta hiç polis yoktu..
Gece kapanan yollardan dolayı evimize biraz zor gelsek de 
Sonuçta vardık bi şekilde..
Fakat ertesi sabah uyandığımda neler olduğunu görüp 
Gerçekten bu zamana kadar susan bir halk diye
Nitelendirilen halkımın sabırlı olduğunu ve sabrının bittiği yerde
Sesini nasıl çıkardığını gördüm..
Ve orantısız güç kullanan hükümet ve emrindekilerinin
:(


Pazartesi ve Salı günleri akşam saat 19,00-da tekrar
Alsancak Gündoğdu meydanındaydık..
Ve bu şekilde destek verdik..

Dileğim,
Önce hayırlı kandiller diliyorum
Bu kandil sayesinde diliyorum ki
Müslümanım diye geçinenlerin inandıkları dinin 
İlk 5 şartından gayrı 
Nice düşünür, hoşgörü sahibi, adaletli insanlarına bakıp
Onlar gibi davranacakları olgunluğa erişmeleri..

Ah elbette insan olarak aynı sabır ve hoşgörüde değiliz
Bunca zamana kadar yaşananlara dolup 
Sert söylemler ve mesajlar verebiliyoruz..
Şahsen bende bu sabra erişemiyebiliyorum bazen.
Bu benim yapımın bir özelliği
Elbette minimum tutmaya özen göstermeye çalışıyorum!
:))
Gülüşümü buradan ve faceden beni takip edenler anlar..
Yine kendimi tutamayıp bişiler diyip
Aynı görüşte olmayan bir arkadaşımın
Bana bela okumasıyla sonuçlandı..
Diyecek sözüm yok kendisine
Rabb'im ıslah etsin diyorum sadece..


 Evettt gelelim düne..
Dün 2 aydır devam ettiğim Buca Kadın Aktivite Merkezi Şirinyer şubesinde
3 boyutlu brezilya nakışı kursumun sergi açılışı vardı..
Benim tablom başında hocamızla poz verdik..
 Sergide ayrıca tel kırma işi, takı, rölyef, ahşap boyama, resim kurslarının
İşleride sergileniyop..
Cuma günü 17,00-ye kadar açık kalacak sergimiz.
Bekleriz..
Yerimiz Şirinyer Pazaryeri Belediye düğün salonu arkası
Kadın aktivite merkezi..

Aşağıda sergimizden  fotoğraflar bulunmakta..

















17 Mayıs 2013 Cuma

Ankara Kızılay'da bugün...




Ankara'dayım ben..
Bugün Kızılay'a gittim..
Dost kitabevi'ni hep merak ederdim..
Gezdim iki tane kitap aldım..
Bir tanesi Hakan Akdoğan'ın Nü Peride kitabı
Daha önce okumuştum hatta birine vermiştim ama kitabım geri gelmemişti
Kitabı burda bulmak varmış nasipte
Aldım tekrar okurum..
Diğer kitapta Henry Christmast adında 1851 yılında ki seyahatini anlatıyor..
İstanbul ve Ege yolllarında
O zamanı bizlere bir avrupalının gözünden anlatmakta..
İlgimi çekti yolda okudum hatta biraz gayet güzel bir dili var..
Bilezikleri de Kızılay'da gezinirken aldım..





Daha sonra Sakarya Caddesine doğru yürüdüm..
Bir ses geldi kulağıma
Bir arkadaşıma telefonda Ankara dönerini nerede yiyebilirim diye sorarken
Arkadaşım Onur Akın'ın konseri var yakındasın gitsene dedi..
Meğer ses Onur Akın'ın konserindenmiş..
Çok mutlu oldum sesini, müziğini severek dinlediğim bir sanatçıdır..