3 Haziran 2011 Cuma

Kendimi mimliyorum



Millet bi alem mimliyorlar birbirlerini
Pek de meraklılar 
Kim neyi dinlerde güne başlarmış sabah sabah
Kim hangi dondurmayı sever miş de yalayıpta mı yoksa kaşıkla mı yermiş
Kim hangi kelimeden hangi durumu çıkarırmış da
Mış miş da muş müş


Tamam kabul bende kapılıveriyorum bu rüzgara bazı ?
Zaten burada belli değil mi 
Yazdıklarımızdan neyi sevdiğimiz, beğendiğimiz, ayılıp bayıldığımız
Tu kaka, iğrenç, tiksençlerimiz ?


Evet itiraf ediyorum beni mimlememişler 
Ben de çamur atıyorum işte
Mim cevaplarının sonunda acaba ben var mıyım diye merak edip
Sonunda da olmayınca üzülüp dudağı büzülen elinden oyuncağı alınmış çocuk gibi.

Kendi kendimi mimliyorum bende kimselerden beklemeden.

Efendim sabahları açılmak için öyle müzik falan dinlemem ben güne başlamak için.
Zaten kaçta olursa olsun kalkayım kendimdeyimdir 
Yalnız bir sıkıntım var 
Sabahları kalktığımda bir saat bi kendime gelme sürecim vardır
En azından kahvaltı yapabilmek için
Bir rahatsızlığımdan dolayı o sürede de beni güne hazırlayacak pek şarkı yoktur
Sadece başımda, evin içinde car car konuşup durmasın kimse bu bana yeter.

Ha bu arada kimseyi mimlemiyorum
Herkes kendi kendini mimlesin
Herkesin mimi kendine
Hadi eyvallah...







Ne edersem kendime ederim


Cevaplamam gereken sorularım yokken 
Aslında bi takım cevaplarım var verilmesi gereken
Ama cevaplarını vereceğim kişileri aramamak gibi bi durumum var ?
Aramak istememek gibi diyelim yada.


Okumam gereken kitaplarım var yatmadan evvel
Ama yatağın başındaki abajura ampül almaya üşenecek kadar da
Üşengeçliğim var.


Kabul olmasını istediğim dualarım var
Özel günleri sevmeyen biri olduğumu bildiğimden
Kandil olduğunu bile bile dua etmeyesim var
Yaradanıma karşı kendimi 
Fırsatçılığı sevmeyen bir kul olduğumu kanıtlamak istercesine


Kendime karşı mazoşistliğim var sanırım
Yine tutamayıp kendimi ayağıma vuracağını bile bile ayakkabı alasım vardı
Aldım, giydim, bir duraklık mesafede, olmadık bi yerden ayağıma su toplatasım geldi
Seviyorum sanırım yara bantlarını 
Bir de her kıyafete uygun
Yada çiçekli olanlarını bi bulabilsem ?


Manisa'ya gittim bugün
Sırf Manisa kebap yemek için
Bana  "Deli kızın türküsü" diyen arkadaşıma 
Gerçekten deli olduğumu bile bile ispatlamaya.


Uykum var hemde çok pek çok

Benim görmek istediğim güzel rüyalarım var
Burada işim ne ?



1 Haziran 2011 Çarşamba


Ne yazarsınız bu kadar
Ben yazamazken
Bi anlasam
Çözebilsem
Bişi gelmiyor aklıma yazacak
Hadi çiçek gibi günler dilerim 
Sizlere




30 Mayıs 2011 Pazartesi

Evimden ordu geçti

Evet evimden bir ordu insan geçti sanki
Ve ben çok yoruldum...
Son gaz giden bir otomobilde frenin olmaması mesela
Ancak gece olunca toslamak 
Yatağa ruhumdan önce bedenimin koşturması
Gözlerimin kapanmamasına çalışmak
Karşımdaki kişiyi çok sevdiğim halde 
Artık gitmesi için gözünün içine bakmak

Tadı olmayan bir şampiyonlar ligi maçının
Israrla ne diye izlenmesi mesela, kavrayamamak
Aynı masa etrafında herkesin bir ağızdan konuşup
Kimsenin kimseyi dinlememesi


Bunlar kalan aklımda son iki günden





Ha birde ilk akşam Annem'in yatağından kalkıp
"Kapattık şu bilgisayarı artık, yoksa gelip o klavyeyi kırıcam, şak şak şak ne bu be"
Deyip beni azarlaması :)))



Bu arada o orduya şunlar yapıldı,



Haşhaşlı açma





Patatesli, salatalıklı yoğurtlu salata


Didim'e gittiğimde annemle sardığımız yaprak sarma


İki tepsi haşhaşlı açmadan bişi kalmadı


Ege işi dere otlu, yeşillikli fırında biber dolma

Yaptığım tatlıyı ekleyemedim ama işte tarifi,
Şekerpare;
Evden çıkıp en yakın A101'e gidiyorsunuz
Tadal marka hazır pişmiş şerbetlenmeye hazır 
Şekerpare alıyorsunuz 2 paket
İçinde 15 tane var 2 paket 
15 x 2 = 30
5 bardak su
5 bardak şeker
Eşittirrrrrrrr
Mhp'nin meşhur 40 rakamı çıkarrrrr....







27 Mayıs 2011 Cuma

Akışına bırak gitsin...






Bir tesadüf dolanırken youtube'de buluverdim...
Pek sevdim...
Diğer önerilen videoları da dinledim az çok
Takılırım artık bi kaç gün...

26 Mayıs 2011 Perşembe

Bodrum bodrum




Yıllar önce Bodrum'da bir gece, 
Öğretmenevinin çatısında oturmuşuz dostlarla,
İlk soğuk biramı içiyorum o gece 
Püfür püfür rüzgar esiyor ara ara 
Bodrum Kale'sinden MFÖ konserinin sesi karışıyor
İki çift muhabbetimize
İki bira sonrası başım dönüyor yavaş yavaş
Babamı arıyorum 
"Babacım ben çok mutluyum, içtim biraz ama anneme deme aramızdaaa tamam mı" 
Diyorum..
Ve o "Aramızdaaa" sözü bir şifre gibi kalıyor ikimizin arasında
Ah ahh...




Bu arada Eşim tanıştıktan 10 gün sonra bana 
Gittiği Bodrum'dan mavi taşlı gümüş bir künye ve MFÖ kaseti almıştı...















25 Mayıs 2011 Çarşamba

Müşerref



Evde kendime kendime konuşurken yakalıyorum kendimi bazı,
Teyzemden mi geçmiş ne ?
Bir teyzem var benim ismi Müşerref,
Pek müşerref olursunuz tanışırsanız eğer
Hani İzmir'li beyaz saçları olan teyzeler gibi :)
Teyzem değil uzakta olan annemin yerine koyduğum annem gibidir.
Hatırlarım küçükken onlarda kaldığımda yatağıma gelip
Boğum boğum parmaklarımı yanağına sürtüp beni sevmesini
Büyürken hep tenkit etti beni 
"Dişlerini çok güzel bakımını ihmal etme fırçala.."
"Cildin çok taze daha sakın makyaj yapma"
Sağolsun O'nun sayesinde dişlerim gerçekten bakımlı
Makyaj yapmaya da 23 yaşımda başladım.
Çok merhametlidir çok...
Eğer ki sabah O'na görünmeden kaçarsanız evden
Durağa gelir peşinizden bir poşet içinde kek, poğaça bir de meyve suyu
Kaçış yok yani....
Konuşur teyzem kendi kendiyle iş yaparken, yolda yürürken
Bir de cevap verir kendine,
Biri geldi sanırsınız eve ama bi bakarsınız kimseler yok..
Bir ördeği var yumurta verir bazı,
Bir gün İzmir Fuar'ın da ki havuzlara bırakmak için ördeğini
Pazar çantasına koyup Fuara gider, 
Ama gelin görün ki o gün tüm havuzlar bakımda 
Bomboş...
Gerisin geriye getirdi ördeği İzmir turu attırarak...
Tatlı maya'sı vardır pek meşhurdur,
Eşrefpaşa'da bir fırından aldığı her gittiği gezmeye götürür mutlaka
"tatlı mayacı" teyze der kuzenlerin küçükler...


Canım teyzem bi tane belki 80'e yakın yaşı ama hala
Acımaz kendine,
Üzülür kendinden çok memleketine...






Kalleş terlik



Bir kaç gündür devam eden temizlik olayları 
Yarın son bulucak inşallah...
Kırklandım resmen,
Ama değdi çiçek gibi oldu evim...
Bugün bir ara aşağıya indim
Kemeralt'ına...
Kalleş bi terlik giydim yalnız
Giyerken hiç de göstermedi o çirkef yüzünü oysa
Geçtiğim yollarda bakarken vitrinlerde kendime
Pek de güzel duruyordu oysa ayağımda
Ama O kalleş yüzünü çok geçmeden gösterdi
Ve ben eve ayağımın kenarında iki toplamış sulu bi yaranın
Patlamış, terlik tarafından soyulmuş harap haliyle döndüm :(



Ha bu arada kış zamanı Gaziemir'de Cuma günleri kurulan sosyete pazarından
1 Lira'ya  yazlık bi tişört almıştım ama önündeki deliği bile bile
Attım bi kenara yaz geldi ihtiyaç doğdu
Deliği kapatmak içinde bugün Hisarönün'den 1,5 Liraya 5 mt. kurdele aldım
Metre işi satılmıyormuş, tamamını almak zorunda kaldım
Neyse bulurum gerisini yapacak bişi.
Kurdeleyi delik kısmını kapatacak şekilde ayarladım
Diktim elimde,
Sonra da bi kurdele falan süsledim...
Aman işte yaparım bende el işi anlıyacağınız :))

24 Mayıs 2011 Salı

4 koca, 4 karı



Kadının canı sıkılmış anlaşılan
Ne desem de dikkat çeksem acaba diye,
Hani bu seçim bitti sayılır 
2023'te aday olabilirim belki diye,


Ya da şu muhteşem süleyman dizisinden mi özendi acep
Haremde kadınlar bi işleri yok 
Temizlik, bulaşık, çamaşır, yemek derdi
Ohh gelsin yardımcılar
Her gece halvet ...


Ya da ortalıkta dolanan kasetlere özenmiş belki de
Ya da şu da olmuş olabilir
Kaset olayına çözüm getirme amacında
Hani kasetlerle hayatınızı karartmayın 
Makamınızdan olmayın diye
"4 tane yasal olsun "
Demiş
Hem o zaman "kız kuruları" lafı da ortadan kalkar
Evde kalmış kızlar bi kocaya kavuşur


Ay ne bu şimdi 
Azanı teneşir paklar derler,
Teneşir hak getire 4 kocaya vermeli anlasın hanyayı konyayı


İşte kadına darbe yine kadından geldi ne yazık ki
Hani erkekler dese anlıcam 
"Erkek işte napıcan böyle dir bunlar" deyip bide bi güzel küfür edicem de
Bozmayayım şimdi bayramlık ağzımı..
Olsun teyzem olsun dört , beş yetmez altı yedi sekiz olsun


Erkeğe 4 kadın olucaksa
Kadına da 4 erkek yasal olsun..









22 Mayıs 2011 Pazar

Yorgunum ben...



Yorgunum dostlarım yorgunum yorgun....
Bir sakız gibi yapıştı dilime durup durup tekrar ediyorum.
Malum yaz geldi,
Bizde de üst kata çıkma telaşı başladı
15 gündür bugün, yarın aman şuraya da gideyim buraya da uğrayayım derken
Tamam dedim yukarıya çıkmaya karar verdim.
Mutfak bi güzel temizlendi, domestoslandı
Ki ellerim, tırnaklarım nasıl görseniz bi,
Yarada varmış ara ara sızlanıyo işte.
Mutfak halloldu, yatak odası temizlendi
Koca 60 kilo 84 ekran tv'yi çıkarmak için adam bulamayınca
Yarına kalmıştı salonun temizlenmesi
Ancak balkondayken yoldan geçen komşu oğlu
"Merhaba" dedi hayatının hatasını yaptığını biraz geç anladı
Neyse tv yukarı çıktı salonun temizliği yine yarım kaldı diye hayıflanırken
Evde biri başladı söylenmeye,
Bende koca bi tabak dolusu patatesi dayadım önüne,
Tv'de de maç kanalını açtım sustu...


Yorgunum çok yorgun daha yarın salon, camlar, kapılar temizlenecek..
Marş marş...





Karayip korsanları


Muradıma erdim Jack sparrow'umun filmine gittim.
Şahsen bir Karayip korsanları delisi olarak 
Çok beğendim.
Gitmeden önce kimi eleştirileri okumuştum
Hak verdiklerim olduysa da dedim ya 
Kendi gözümden izledim ben.
Mesela serinin 3.filmini çok izledim hatta gün içinde 
Movimaxte 2 kere arka arkaya hemde son ses izlediğimi bilirim
Öyle seviyorum bunca tv de sesin çok yüksek olmasını sevmesem de.
Evet özellikle 3.filme göre temposu biraz düşük de olsa
Ekşını az mesaj kaygısı yüksek seriye yeni bir film daha ekleme ipucu verse de
Sevdim, bayıldım, bittim..
Jack Sparrow'a Kaptan Barbados'a
Keşke Mcdonalds yada Burger kingte oyuncakları çıksa...
Arayıpta bulamadığım soundtrackinide indirip cep telefonu melodim yaptım...


Bu arada Türk filmleri için bir iki çift lafım var;
Daha oo 40 fırın ekmek yemeniz lazım
Önce o bel altı esprileri bırakıp
Beyninizle espriler üretmelisiniz...
Karanlıklar içine dalıp güya sanat filmi yapanlar
Sizde güneşe çıkın biraz derim..


Önceki serideki filmden bi alıntıyla bitireyim yazımı..


Dürüst değilim. 
Dürüst olmayan birinin dürüst olmayacağına güvenebilirsin. 
Asıl dürüst olanlara dikkat etmek gerekir. 
Çünkü asla ne zaman aptalca bir şey yapacaklarını bilemezsin.



21 Mayıs 2011 Cumartesi

Şükür




"Şükür halimize" der annem hep,
Alamadığım bir giysi, ayakkabı 
Gidemediğim bi yer için hayıflandığımda...
Ah derim be annem şükrediyorsun da sevap hanene artı bi puan mı işleniyor
Ya da daha önce ettiğin bi şükre karşılık isteğin yerine mi geliyor zamanında olmayan için.
Derdim hep....
Şimdi yıllar geçti büyüdüm kendimce 
Geçen gün insanım ya hayıflandığım bi anda gördüğüm bi mekan için dilimden düşene şaşırdım
"Şükür halimize"
Bir tebessüm yayıldı yüzüme içim arındı temizlendi
Bi ses sanki yankılandı içimde 
"Bir mükafatı olucak az daha bekle" dercesine.
Şükür, teşekkür aslında en güzel kelimeler
Ne kadar kızsak ta dilimize yerleşen Arapça kelimelere
Öz Türkçe'mizi katlettiği için 
Ne güzel işte başka bir dili kendimize kazandırabilmek, benimsetmek, yerleştirmek.
İşte öylesine geliveren aklıma bir iki karalama işte
Yazmasaydım bunları yazabileceğim sadece
Bu sıcak tatil gününde tıkılıp kaldığım evde yaptığım
Bahçeyi süpürüp, yıkayıp hortumla kapı önüne gelen komşunun çocuklarıyla biraz muhabbet
Biraz da hortumu havaya tutup yağmur yapdırır gibi ıslanmak, çığlık atmak ve gülüşmeler 
Falan filan işte....
Açığı kapatmak adına çok sevdiğim filmin son serisi gelmiş sinemalara
Akşama izlemek lazım...
Karayip korsanları hayat iksiri....







20 Mayıs 2011 Cuma

Sayfa düzeni




Blog konularından sonra da bugün blogların sayfa düzeni hakkında 
Bir iki atmasyonlar, 
Ruh ve tahlil çözümlemeleri yapmaya çalışıcam 
Naçizane hani haddim olmadan


Dedim ya, 
Hepimiz bu hayatta değişik yaşamlar, koşullar, ortamlar
Farklı ruh halleri içinde olan varlıklarız, insanlarız.
Kimi renkli bi kişiliğe sahiptir 
Ruh hali, yaşamı belkide yansır yazılarına hatta sayfasına
Cıvıl cıvıldır,
Rengarenk..


Kimi ciddidir tek renk sever tutkundur 
Takım elbise giymiş gibidir
Kendisi ve sayfası
Kimi sadece yazı ve resim ekler
Kimi ise renk renk çapıtlara bezenmiş dilek ağacı gibidir...


Affına sığınırak yazıyorum bir blogdaşım
Sanki pek sıkıntılı bu günlerde
Ruh halinin maske takarak yansıdığını düşünmekte 
Ya da öyle yaptığını itiraflar içinde
Sanki yazılarında ve sayfasında
Ondan geldi aklıma mesela
Hatta yorumda attım yazısına,
İşte aynen şöyle...
Not: Bunalım takılanları kast ederken bir önceki yazımda
O değildi oysa aklıma gelen..


Nedense karalara bürünmüşleri, 
Hep dertli, 
Yas ilan etmiş,, 
Yaşama sevincini kaybetmiş
Sıkıntılı, bunalımlı, psikolojik olarak rahatsız, mesaj verme kaygısı içinde
Gibi devam eden benzeri kelimelerle donanmış olarak görürüz. 
Ben de bir ara siyah yaptım sayfamı 
Ama sırf hoşuma gittiği için , 
Hani öyle ruh halimin yansıması falan değildi oysa. 
Öylesine sadece öylesine... 
İllaki ruh halimiz, yaşayışımızla ilgili ipuçları verebilmek adına karalara mı bürünmeli ?
Ya da çok sevinçli, neşeli bir ruh halimizde de en renkli olanları mı seçmeliyiz ? 
O zaman ne gerek var beyaz, siyah, esmer ten rengimizi taşımaya ? 
Mesela ruh haline göre renk değiştiren yüzükler gibi olabilseydik mesela? 
En azından karşımızdakilere nasıl bir iç dünyamız, ruh halimiz olduğunu göstermek 
Ya da göstermemek adına maskeler takmak zorunda kalmazdık di mi ?





Herkes kendi blogunda sağolsun..



Birazda dedikodu yapayım dedim.
Genelde beni izlemeye başlayan kişilerin bloglarına bakarım
Kimmiş? Neyin nesiymiş? Ne yazar ne çizer miş?
Amacı neymiş? kime hitap ediyor muş?
Gibi...
Şimdi açıkça diyim hani alınmayın da ne yapayım
Biraz samimi bularak sizi deyiveriyorum bunları,


Öncelikle şiir yazan blogları takip etmiyorum
Edemiyorum...
Şiir değişik hava, ortam ve durumlarda okunacak, 
Hissedilecek olan güzel sözler dizisidir.
Her güne, her duruma ayrı bir şiir üzgünüm okuyamıyorum.


Sonra öyle bebekli bloglar mesela,
Yok bebişim bugün iki kere sıçtı, yok şu kremi sürdüm pişiğine
Yok emzirirken şu oldu, gazı çıktı, çıkmadı, yedi yemedi, ağladı, gülmedi...
Ayy...
Germeyin, korkutmayın lütfen insanları
Ayrıca bişi daha diyim mi 
"Dünyada kendi ekseni ve güneş sistemi etrafında dönüyor sizin bebişiniz etrafında değil"


Bir de gün içinde yüzkere, binkere, onyüzbinkere yazanlar
Bi bakıyorum izlediğim blog sayfa yeri sizinle dolmuş
Merak edip ne yazmış diye girip bi baksan 
Bulmuş bi resim döşenmiş altına iki satır.
Ne o öyle yaa...
Tamam aklına geldi mi yazacaksın da
Hani bi kelime, bi satır her dakika her dakika
Haber bülteni gibi
Flaş haber sanki...
Amannn anca sayfa meşguliyeti...


El işi blogları,
Var bir kaç tane takıldığım
Hatta keyifte alıyorum açıkçası sağolsunlar.
Ama yok çöp poşetinden paspas yaptımlarla
Elektrik kablosundan kolye ettimlerle
Tükenmez kalemden şapka yaptımlarla
Gelmeyin bana çekemem zira.
Sizin gibi blogları Derya'ya paslıyorum
O bayılır sizlere...


Yemek blogları,
Tamam en iyi aşçı sensindir muhtelemen de Bolu Mengen'lisin.
Hatta Hastır Şef'e katılsan o Batuhan'a neler yaparsın neler
İyi de,
Bende bilirim zeytinyağlı fasulye yapmayı, iki kek çırpmayı
Yani ne var bunda,
Hani okusan baksan dersen ki,
Füzyon mutfağı, dünya mutfağı yazıyor
Yok yok gelemiyorum hatta zararlısınız da kanımca
İnsanın karnı zil çalarken size baktı mı vay haline...


Bir de bunalım takılanlar var,
Tam hayatın feleğinden çıkmış
Bi tek o biliyor herşeyi
Dünya geçmiş karşısına birlik olmuş dövüyor.
Kimin umurunda kimin umurunda
Millet akşama evine ekmek götürme derdinde
Otursa yazsa başına gelenleri gün içinde
"Aman kardeş sen otur yaz ben pek mutluymuşum" der.


Bu arada,
Kimseye diyemem niye öyle yazdın
Niye böyle çizdin
Yapsın istediğini herkes
Blogger hepimize kendi adımıza sayfa açıcak kolaylığı sağlamış sağolsun,
Takıl köşende mutlu, mesut


Herkes kendi blog sayfasında sağ olsun....










19 Mayıs 2011 Perşembe

Hazmedemediklerimden...

Kendi değerlerime saygı,
Karşı tarafa ne zaman saygısızlık olabilir ?
Sen evime gel, 
Ağla zırla 
Kalk kızına bulduğun yağlı kapı sahibinin 
Aralarındaki soğukluğun 
Eskiden olan bi takım şeylerden dolayı hesapların tutmayacağından korkup
Sanki benim yüzümden gibi gösterip
15 yaşında bir ergen kız gibi davranmakla suçlandığım
Bir duruma sokulup,


"Aman Mavi balonum, kızımın da aklını çelecek bi takım şeyler mi yapıyorsun, bi süre konuşmasanız, görüşmeseniz hani en azından şu nişanlısı istedi diye değil severim ben seni aslında, güvenirim de işte nişanlısına laf anlatamıyoruz"


Bir sevinç içinde yemek yapmak için girmişim mutfağa çeşit çeşit döktüreyim derken
Ağzımın içinin acı patlıcan yemiş gibi olmasını yaşasam
Soğanlarını kavurduğum karnıyarık'ın içine gözyaşlarımı akıtsam
Sıkıntıdan, sinirden, haksızlığa uğramışlıktan, iftira atılmışlığa kadar çıkan bir yolda...
Ne olur sonrası ne o külüne muhtaç olduğun kişinin kızının düğününe giderim ne de başka bi zaman selam veririm
Versem de içimden gelmeden sırf Allah rızası kazanmak için dilimin ucunda 
Hastalık oldu, vefat oldu gittim giderim de
Daha fazlasına gönlüm razı değil.
Bugün de mevlit var ama gidesim yok,
Onun yerine kalkıp kuzenimin evine gitsem
Kısır yapsak otursak bahçede yesek
Erik ağacından erikler toplasam
Çam ağaçları altında çay içsem
Diyorum...
Hani en azından kendi kalp sağlığım,
Kendi içimde söyleyemediklerimi
bu şekilde kendime anlatsam
Karşımdakinin anlaması, anlamaması umurumda olmadan...


Hayat benim hayatımsa istediğimi yaparım mantığıyla....


Mavişin saat:16,43 notu;
Olmadı yapamadım kendime yakıştıramadım
her sabah gözümü açıp dışarıya baktığımda 
Karşımda bulunan eve, komşuma gittim
Bir bahane uydurup bir 10 dakika uğradım.
Yok diyecek başka sözüm....

















Dümdüz yazmak



Haydaa şimdi de yazdıklarımda bahsettiklerimden değil yazım şeklinden eleştiri aldım. Eleştiriyi yapan arkadaşımı - arkadaşım diyorum - çok seviyorum :) Kızamıyorum ona... Seni mi kırıcam dur bide senin dediğin gibi yazayım bide.

Bugün den geriye kalan neler oldu diye soruyorum kendime.... Herşeyi arkada bırakıp güzel bir gün geçirdim diyebilirim. http://firsat35 sitesinden kazandığım öğle yemeği için Eltimle buluştuk ve Kordon'a gittik. Yemeğimizi yedik, oturduk güneşlendik. Baharın güzel ama biraz serin havası geçti gitti saçlarımızın içinden, yüzümüzü yaladı, iyot kokusunu çektik içimize. Sonra da Kıbrıs Şehitleri, Alsancak dolandık durduk. Yeni takıntımız şu, ben kırmızı burnu açık topuklu ayakkabı eltimde lacivert renk ayakkabı baktığımızdan her ayakkabıcıya girdik. Gördük ki modeller hep aynı, görünce vurulup aşık olup bizi çekecek bi ayakkabı ilişmedi gözümüze ne yazık ki? Bende yüzük aldım kendime,  bir de English Home'den sevimli kuşları...Hep isterdim hatta netten şeklini indirip kumaşa uygulayıp yapmayı bile düşündüm fakat makinam olmadığı için hep erteledim. Ama şimdi bakıyorum da elle de dikilebilir miş. Eh bakarız artık nasıl olsa örnekte var elimde  :)Yalnız ayaklarım yine çok kötü oldu topuklu giyicem diye kudurusam olacağı bu. Yine su toplamış bir sol ayak başparmağı, daha önce su toplamış olan bir yaranın açılmasıyla yenik olarak döndüm eve :( 




Bu arada şekerliğim de yeni onuda gösteriyorum 
Görmemiş gibi çaktırmadan ;)




18 Mayıs 2011 Çarşamba

Cevap; E şıkkı





"Hep kadınlar suçlu değil mi ne yazık ki?
Saçlarını rüzgarda savurmaları mesela
Rüzgarın değil..
Geldiklerini haber eden o tak tak sesleri
Ayakkabılarından değil..
Gözlüğünü kaldırışı mesela başına
İçini gıdıklıyor senin, etkileniyorsun ister istemez
Peki sen değil misin suçlu ?
O rüzgarı bekleyen, ayakkabısına bayılan, gözlerini görmek istediğin ?"


Şimdi bunu yazdım ya ben 
Böyle şeyler yazınca soranlar oluyor bazen
Nerden bulur da yazarsın ?
Yoksa bunları yaşıyor musun ?


Agatha Cristie mesela,
Yazdığı o güzel cinayet romanlarıyla döneminin en usta katili olabilir miydi?
Barbara Cartland, Jane Austin mesela,
Yazdıkları o güzel aşk romanlarıyla dönemlerinin en dolu aşklarını mı yaşamışlardı acaba ?
Jules Verne,
Hiç sanmıyorum bir denizaltıyla, balonla nerelere gitmiş olabilirdi ?
Örnek çok aslında aklıma ilk gelenler bunlar.
Hissetmek diyorum ben yazabildiklerime.
Siz yazanlar ne koyuyorsanız artık adını kendinizce.
O kısa yazıdaki rüzgarı ben hissedebilirim 
Ayakkabının seslerini ben duyabilirim
Ya da o kadın ve erkeği o masa başında ben buluşturabilirim sadece.
Bir kurgu içinde geliştirip, oynatmak.
Daha önce de yazmıştım
O anlatır, diğeri paylaşır
Bir resim bir şarkı belkide bir kaç yudum şarap
İşte bunları çıkartabilir ortaya...


Belkide hiç biri...

17 Mayıs 2011 Salı

Ben yaptım...


Mavi Jeans'de gördüm dün gezinirken
Görevli gelmeden de fotoğrafını çektim.


Eve geldim yeni aldığım şu tişört geldi aklıma
Ne yapabilirim ki acaba dedim.



Döktüm ortaya ne varsa baktım bişiler
Bunu uydurdum.



Suçlu


İşte bu suçlu
Ayağımın 
Şu saatte hala
Sızlayan, ağrıyan
Yan tarafında oluşan yaranın
Sorumlusu.


Ve dayanamayıp daha fazla
Bugün Mavişehir'de deniz kenarında
Sokuverdim ayaklarımı tuzlu suya
Nasıl da iyi geldi anlatamam.

Yaz geldi pek mutluyum da
Bir de şu ayakkabılar, terlikler 
Vurmasa, yaralar olmasa ayağımda..