25 Ekim 2010 Pazartesi

Gripin








Bugün bişi olucak demiştim 
Sürpriz
Bir iş görüşmesine gittim bugün
Çok tesadüfi bir biçimde 
Gerçi olmadı iş yapabileceğim bi iş değildi
Belki çok ara verdim korktum mu?
Yoksa içime mi sinmedi ?

Maaş, haklar falan konuşulmadan iş anlatıldığında anladım
Yapabileceğim bişi değil..
Hayırlısı dedim..
Ama başım çok ağrıdı
Gece tam uykumu alamdım
Erken kalktım bir elma yedim bir de keçiboynuzu
Eve geldikten sonra tekrar dışarı çıktım
Ama şu saat oldu bişi yemediğimden 
Kan şekerim düştü, uykum geldi, başım zonklamaya başladı
Bişiler atıştırdım bir de nescafe içtim kendime gelmeye çalışıyorum.
Öyle hap, ağrı kesici de içmem hemen
Bazen 1 gün geçmesi için beklediğim olur baş ağrımın
En son artık dayanılamayacak noktaya gelince alırım bi ağrı kesici
Oda Gripin olur.
Hatta açar içindeki tozu içerim
O büyük hap geçmez boğazımdan ayrıca toz alınca daha çabuk etki ediyor sanki..

24 Ekim 2010 Pazar

Pazar kokuları

İşte benim pazar şarkım;
Zeki Müren - Böyle bir kara sevda

Bu pazar nası geçti anlamadım ben.
Repet etsek nasıl olur acaba?
Evimde hafta sonunu özlemişim meğer
Sucuk, çay, haşlanmış yumurta kokuları karıştı kapladı mutfağı
Çamaşırlara sinmeden mideye yolladık
Sonra da bi koşuşturmacadır gitti evde.
Çamaşırlar katlandı birazdan ütülenmek üzere tarafımdan
Semt pazarına çıkıldı evin iki sokak ötesine kurulan,
Brokoli aradım bulamadım börülce aldım 
Mevsimin son börülcesini yapayım şöyle ekşili, sarımsaklı, zeytinyağlı 
Turp otları vardı ama pek bi damarlı geldi bana
Eh artık çarşamba günü kurulan Şirinyer pazarına nasip dedim.
Alıp başını giden domat biraz durulmuş gibi geldi bana
Her ne kadar kırmızı şemsiyeli tezgahtan göz kırpsa da bana
Yüz vermedim kendisine, 
Çok kalkmıştı senin kıçın domatçım dedim almıycam seni ııhh
Yalnız elma gibi patlıcanlar aldım
Seçerken tezgahta; 
İçlerini oydum, kızarttım, sonra da kıymalı harçla doldurup verdim fırına...
Yanına pilav ve cacık yakışır dedim
Boyuna posuna endamına bakmadan domatla aşık atmaya çalışan salatalıklardan aldım
Eve geldim telefon çaldı arkadaşım kahve yap gel bana dedi
Kendisi mahallenin bakkalı olduğundan çalışıyor
Yaptım bi kahve yanına da kestane şekeri tepsiye koyup üst sokağa gittim
Sanki evimdeyim mutfaktan salona gidiyorum :)
Not: Leylak Dalı, kahvemden yaptın mı?
Kahveler içildi, hayata, sıkıntılara, dertlere üfürürcesine birer de keyif sigarası yakıldı
Fincanlar kapatılıp falla karışık ayrı geçen günlerde mahalledeki son dedikoduları alıp
İki çift sohbetin beli kırıldı
Akşama da Teyzemin kızı Tülay ablamın yaşgününü kutlamaya gittik.
Derbide vardı onlarda maçı izleyip günü kapattık..
Haa yarın bişi olucak onuda yarın anlatırım sürpriz olsun ;)

Taslaklardan

Bir kaç gündür karışık kuruşuk rüyalar görmekteyim
Vefat etmiş olan yakınlarımı, tanımadığım kişileri ayaklarında ayakkabısız çorapla
Tanıdığım alakasız kişileri garip konuşmalar, yakınlaşmalar içinde falan.
Hayır olsun deyip kalktım yine bu sabah....


Demişim 5 Ekim'de....





Yazılarını uzun zamandan beri severek okuduğum bir blog yazarı var.
Bir huyu var bir kitabın herhangi bir sayfasını açıp o sayfayı okuyor
Blog sayfasını okuyanlara da yazıyor.
Aklıma geldi bende yapayım dedim.
Jane Asutin'in "Aşk ve Gurur" adlı romanı geçti elime
Mutfağa süt ve Eti Browni intense almaya gittiğimde.
Fırının üstünde duruyordu ara sıra çorba karıştırırken okurum.
Rastgele açıp okuyorum hatta.
Çünkü okuya okuya, izleye izleye ezberledim gibi bişi oldu.
Açtığım sayfa 168. Bay Darcy'nin Elisabeth'e yazdığı mektup çıktı.
Şöyle demiş bi yerinde;
"Gereğinden fazla özür dilemek saçmadır."

Diye yazmışım 28 eylül 2010 da


22 Ekim 2010 Cuma

Günaydınnnnn



Bir baş ağrısı ki sabah sabah kalktığımda
Rahmetli Babaannem 
"Cuma günleri başım ağrıyor deme, yoksa tüm hafta ağrır başın"  derdi.
Sanırım geceleri başım açık kalıyo üşüyorum
Kış geldi ya şimdi ben yorganı başıma kadar çeker öyle yatarım.
Gerçi yazında çarşafı çektiğim olur özellikle kulağımda vızıldayan bir sivrisinek varsa
Saat : 11 olmuş öğlene kuzenim gelicek işyerinden yemeğe
Ne istersin dedim yemek var yanına bişiler yapayım 
Kahvaltı yapalım dedi.
Çayı koyayım o demlenip kokusu tüm evi sararken
Bir yandan da Ahmet Ümit'in Bab-ı Esrar adlı kitabını okuyayım biraz
Yumurtalar haşlanmalı
Ekmek dilimlenip üzerine biraz yağ ve kaşar takviyesiyle fırına verilmeli
Kahvaltıdan sonra da Eşimin lekeli bi ceketi için 
Leke çıkarma operasyonu yapmalıyım
Birikmiş çamaşırlar çok makinaya atılmalı
İş çok laf da çok bende maşallah
Hadi bakalım işlere koyulmalı.

Sabah ola, hayrola

Yaparım ben hatalar bazen.
Cin gibi görünsem de.
Mekanik konuları seviyorum mesela
Bir şeyleri söküp takmayı
Kapı kilidi, kumanda, tesisat tamiri gibi..
Mesela eğri tabloları hiç sevmem
Neresi olduğu fark etmez gider düzeltirim
Biliyorum çünki o mekandan ayrılınca 
O tablo kalacak gözüm önünde 
Yiyip bitiricem niye değiştirmedim diye kendimi.
Ama bunca dönen çark içinde bir kırık dişlim var
Tam yolunda giderken bişiler
O kırık dişliye gelince makinada düzen bozulur.
Yaylar kopar, hayattan uzaklaşır
O kırık dişli yerine ben geçerim.
Mesela
Karşımdakine söylemem gereken bir şeyi o anda diyememek gibi.
Nutkum tutulur, dilim dolanır
Susarım.
Şimdi yine oldu bişi birine demem gereken bi söz var
Diyemedim
Bekliyorum uygun anı kolluyorum erteliyorum
Kendi kendimi yiyip bitiriyorum
Sözü eden etti uyuyor şu anda yatağında
Fosur fosur bende gözler tavanda
Nası dicem düşüncesi kuyularından çıkma telaşında
Yarın dicem yoksa kafayı sıyırıcam.
Hadi bakalım
Sabah ola hayrola..

21 Ekim 2010 Perşembe

İzmir'in havası

Böyle kararsız havaları sevmiyorum 
Açayım mı açmayayım mı?
Yağayım mı yağmayayım mı?
Ne bu böyle ya...
Dışarı çıkıcam kapalı ayakkabı giyim diyom 
Ama hava da bi güneş
Dilini çıkarırcasına dalga geçiyor benimle
Bu kararsız havaya uymam ben
İlla ki aykırı olmalıyım.
Giyerim yazlık bi ayakkabı bu seferde 
Kaldırım kenarında arabalar ıslatır beni
Uymuycam sana 
İzmir'in havasıııııııı.....
Kahpe karı havasııııııı.......

20 Ekim 2010 Çarşamba

Ben geldim



Vallaha geldim. 
Hiç gitmemiş gibi değilim 
Blog sayfama bir baktım ki 
Offff o kadar çok yazı birikmiş ki
Okunacak falan...
Hiç boş durmamışsınız sevgili blogdaşlarım
Her gün bu kadar yazıyoruz ya
Düşünüyorum para verseler yazmamamız için 
Yine bu  kadar coşkulu, dolu dolu yazar mıyız ?
Neyse Ankara'ya gittim geldim.
Çok güzel geçti.
Önce soğuktu cumartesi günü çok üşüdüm
Bu ne yaa 06 olduğu için mi dedim.
Eh sonra biraz hafif nezle olarak hava durumuna alıştı vücudum
Kardeşim, eşi ve yeğenimle çok hoş günler geçirdik
Yine bu sayfadan güzel dostlarla buluştum, karşılıklı konuştuk güldük
Sevgili Leylak Dalı , Sevgili Funda, Sevgili Deniz 
Yalnız Deniz'cim benim balık hafıza devreye girdi ismini ve şeker halini hatırlıyorum ama blog ismin uçtu kafamdan :(
Sonra liseden sonra hiç görüşmediğim sınıf arkadaşımla da bulduk birbirimizi
Tam 18 yıl sonra O'nunla da güzel bir gün geçirdim.
Yalnız ahdım kaldı Kızılay Meydan'ında bi dayak yiyemedim ya hahahaa
Giderken sisler içinde girdiğim Ankara'yı
Dönüşte bu sefer kara bulutlar içinde terk ettim.
Ve bu yüzden bir daha özellikle bir daha kış ve akşam karanlığında uçmamaya karar aldım.
Yalnız dönüşte uçağa binmeden pilota attığım göz ve öpücük işe yaradı 
İzmir üstünde çok hoş bir tur attık.
Hava açık olduğu için tüm körfez ışıl ışıl harikaydı...

8 Ekim 2010 Cuma

Şiirimsi




Oda da bir koltuk 
Elinde şarap kadehi erkeğin.
Gün batımı ışıkları 
Vuruyor odanın duvarına 
Panjurların arasından
Ve 
Kadın ayakta 
Üzerinde beyaz bir elbise
Saçlarını salmış
Elinde şarap kadehi
Bir o yana bir buyana sallayıp başını
Tempo tutuyor şarkıya.

Bundan daha hoş ne olabilir ki ?




5 Ekim 2010 Salı

Gidiş 9 Ekim 2010 saat : 07,00 İzmir ADB - Ankara ESB

Son bir kaç gün.
Çok heyecanlıyım çok.
Bu haftam çok yoğun geçecek demiştim.
Dün temizlik yaptım, bugün biraz daha az işlerim
Yarın yaprak sarıcam, börek yapıcam
Perşembe günü yaklaşık 16 kişilik bi kahvaltı sofrası kurucam
Liseden arkadaşlarım geliyor.
Cuma günüde valiz hazırlığı, 
Eşime ben yokken giyeceklerini hazırlamakla geçer
Cumartesiiiiiiii
Sabah saat 07,00-de İzmir Adnan Menderes'ten Ankara Esenboğa'ya uçucam.
Daha önce Ankara'ya gitmiş 2 gün gibi kısıtlı bi zamanda gezmeye çalışmıştım
Şimdi biraz daha uzun kalıcam 10 gün yokum.







4 Ekim 2010 Pazartesi

Cam gülü'nden solo şarkı ve türküler





Şimdi ben bu gün böyle olucam
Hadi bana kolay gelsin
Size de iyi dinlemeler...
İyi haftalar...


2 Ekim 2010 Cumartesi

4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü





Katilim Kim ? 
Havada - Karada - Suda ?... 
4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü Etkinliği nedeniyle, 
3 Ekim 2010 Pazar günü Türkiye çapında eş zamanlı olarak yapılacak olan etkinlik merkezlerimizin bilgileri aşağıda yer almaktadır. 
Haytap'a üye olsun olmasın herkesi destek vermeye bulunduğu bölgedeki etkinliğe mutlaka çağırıyoruz. 
Lütfen etkinliğe evinizdeki kedi ve köpekleri GETİRMEYİN. 
Basının ilgisi vereceğimiz mesajımız dışında başka bir yere dağılmasını kesinlikle  istemiyoruz. 

Marka hayvanların reklamını değil havada , karada ve suda sahipsiz ve güçten düşmüş tüm hayvanların hakkı için toplanıyoruz.


Aşağıdaki linkte bulunduğunuz ilde 3 Ekim 2010 Pazar günü toplanılacak yer ve saat bilgileri yer almakta desteğinizi bekliyoruz.


Ben de İzmir'deki etkinlik yerinde olucam !


Etkinlik Merkezleri



1 Ekim 2010 Cuma

Osuruk sesi



Öyle filozof ayarında laflar beklemeyin benden derim.
Ne hayatın anlamını çözebilmişim
Ne de yaşamış gibi bir şeyleri 
Bir iki laf geveleyip ağzımda tükürüp yere
Bırakıp ardımdan gidecek kadar..
( Ne dedim ben biraz önce ? )
Ama anladığım, bildiğim şu bi gerçek ki,
Ne olursa olsun, ne yaparsam yapayım
Bazılarına yaranamıyoruz.
Hayır bizim eksik yaptığımızdan değil
Karşımızdakinin isteklerinin çokluğundan,
Doyumsuzluğundan
Nedense hani şu meşhur deve diken hikayesinden dolayı
Elimizden geleni yapar ardına koymayız
Yeri gelir sırtını sıvazlarız
Yeri gelir üç beş lira sıkıştırıveririz cebine
Yemeyi olmaz verirsin yedirirsin
Giysisi olmaz giydirirsin
Evine gelir hoş karşılarsın
Ama görünür mü onlar ?
HAYIR.
Hem de hiç.
Nedense hiç teşekkür alınmaz
Bekleme teşekkür demeyin Allah aşkına
Hepimiz şurada biz bizeyiz 
Hepimiz bekleriz 
Bir tebessüm, bir dua, bir teşekkür 
Ama elinize geçen nedir diyim mi onu size
Hani kalabalıkta kimse duymasın diye binbir zahmetle
Çıkartılan osuruk sesinden daha da kısık 
Bir ses vardır çok zorlanırsınız ses duyulacak diye ödünüz kopar
Ama çıkartınca da rahatlarsınız "Oh be kimse duymadı" diye
İşte böyle bi ses tonuyla "Sağol" 
Ben sana elimi, kolumu, sıkıntını paylaşacak zamanımı aklımı vereyim
Sense bana osuruk kadar bile çıkmayan bir fısıltı
Hadi git işine..

Hükümsüz

                                      


İlla yazmam mı gerekiyo 
Ki
Çünki bir şey yazasım yok bugünlerde.
Ha öyle sancı falan çektiğimden değil
Yaşamam gereken çok şey var 
Zor geliyo yapmak, yaşamak
Üstünden yaşıyorum her şeyi derine inmeden.
Merdivenimi kaybettim hükümsüzdür.




Önemli not: 
Belki yüzkere yüzbinkere uğraştım 
aslında yayınlamak istediğim Malt'tan bi bu şarkı değildi
Redd - Dünya 
şarkısını 
yayınlamak istedim ben 
ama uyuzluğu tuttu sitenin.
İşte link bi tık lütfen
Buradan dinleyebilirsiniz







30 Eylül 2010 Perşembe

Eteğini kaldır mayın var

                                   




Bi kaç gündür çok boşladım sayfamı.
Yazacak kayda değer bişey olmadığından,
Aklıma bişey gelmediğinden değil
Oysa öyle bomba olaylar yaşıyorum ki
Mayınlar arasında dolanıyorum ki
Eteğimi kaldırıp dolanıyorum
Basmadan, patlatmadan geçmek gerektiğinden 
O mayınlardan birisine basarsam vay halime
Tüm dikkatimi bunlara verdiğimden 
Bayağı bi dikkatsizim başka şeylere karşı.


Diye yazmışım şu yukarıda ki satırları geçen gün.
Şimdi vakit geçti ama o bombalar hala patlamadı
Bekliyorum,


Anlayın yani o kadar karışık ki kafam
Sayfama girip yazı yazayım demişim sonra da vazgeçmişim
O da ne bi baktım tam 5 tane taslak halinde yayınlanmamış yazılar.
O kadar değişik ruh hali içinde yazmışım ki...





26 Eylül 2010 Pazar

Kış hazırlıkları 1


Yarın iş çok,
Yani pazar günü.
Armut domat alınacak 20 kg.
Tarla domatı olmasına, 
Çürük olmamasına dikkat edilecek.
Bir de kavanozlar çıkarılıp yıkanıcak
Yeni kapaklar alınacak.
Sonra da Eltime gidilip
Hem O'nun 20 kg. domatı sıcak suda bekletilip soyulup
Rondodan geçirip pişirilip kavanozlara doldurulacak,
Ardından da kendi domatlarıma aynı işlem yapılacak.
Şişe domatı yapıyoruz,
Biraz zahmetli gibi görünse de 
Kışın öyle bir işe yarıyor ki...

25 Eylül 2010 Cumartesi

uyku hali



Yok bi diyeceğim bu gecelik
Uykum var hemde çokkk.
Hadi size hayırlı geceler
Son kalan ağustos böceklerinin sesleri karışsın düşlerinize.

İyi uykular

24 Eylül 2010 Cuma

Yaramaz kız






Bazen çok konuşurum ben kendi kendime 
E sus demi kızım ne gerek var fazla konuşmaya
Sağda solda lak lak peynir gemisi yürütmeye
Bi sus Allah aşkına yaaa
Ama yok dinlemiyor ki içimdeki yaramaz kız beni
Ellerini yumruk yapıp, başını da dik dik kaldırıp
Vuruyor da vuruyor tek ayağını yere
Dudaklarını da büzmüş 
"Bana ne bana ne konuşucam işte" diyo
Şeytan diyo 
Çek kulağını, çarp ağzına bi tane
Hayır bi sussa dinlese beni 
Ne kulağının çekilmesine gerek kalacak
Ne de o tokadı yemesine
Ama nerdeeee


Aldım karşıma oturttum bi gün
"Kızım" dedim 
Yine dudağını büzer, başını dik dik kaldırır gibi oldu
"Olmaz böyle, 
Millet aç kurtlar gibi salyaları aka aka, 
Pençelerini taşlara bileye bileye bekliyorlar kapılarda
Bir kan kokusu yeter 
Beyinlerindeki en akla hayale gelmeyecek fantezilerini uyandırmaya, 
Sürü halinde gezerken bir de bakarsın bir birlerini satarlar bunlar. 
Sen daha A demeden  çoktannn görürsün Z'yi.
Elini verir kolunu, kişiliğini kaptırırsın"
Önce büyük bi nefes çekti içine
Beynindeki tilkiler dolandı bi şöyle
Birbirlerinin kuyruklarını yakalamak istercesine
Sanırsın Sokrates büyük bi laf edecek
Şah mat edecek seni 
Sonra başını indirdi yere gözlerini kapadı 
Bir iki defa salladı başını 
"Haklısın" dedi.
Sustu...

22 Eylül 2010 Çarşamba

Sen kimsin?



Dilime dolandı yine bu şarkı bu günlerde
Döner durur söylerim artık.
Biraz durup düşünmemiz gerektiğini hissediyorum.
Yok ay sonunu nasıl getiricem, 
Çocuğun okula servis parasının çokluğu, 
Güne ne hangi kurabiyeyi yapayım, 
Melahat'in saç rengini bende yapayım mı ?
Gibi sorunları değil,
Daha içsel 
Biz kimiz ? Nereye gidiyoruz ? 
Bi sorgulamak lazım bazen
Hele hele bu günlerde...

21 Eylül 2010 Salı

Sataşasım var


Leğeni turuncuymuş gacının
Benim ki beyaz nolucak şimdi ?
Turuncu leğenin de yıkarken bulaşıkları yavaş şarkıyla yıkıyormuş
Bense
Yıkarken leğende bulaşıkları akan musluğun sesine kanıp
Şakıyorum hem de bülbül gibi
Bulaşık makinasına atarken bulaşıkları hızlı şarkı söylüyor muş
Hatta bileğini de kıvırıyor muş
Bense
Bulaşık makinasına atarken bulaşıkları mehter marşıyla
Çıkarırken de İzmir marşıyla çıkarıyorum
İşim bitince de sağ ayağımla kapağı kaldırıp
Popomla da makinayı kapatıyorum
Ayrıca bulaşık makinasını doldurmayı severim de
Boşaltması öldürür beni,
Yıkamaya gelince
Dedim ya leğenim beyaz benim
Hiç albensi yok yani
Eteklerimi kıvırıp dizime çöküveriyom başına
Bildiğin leğen işte ne kadar hayal kurdurabilir ki insana
Yoksa
Turuncu olunca leğen daha mı çok köpürüyo deterjan ?






20 Eylül 2010 Pazartesi

İş-güç



Çocuk baktım bugün
Temizlik yaptım,
Yemek yaptım,
Az biraz soluklanayım
Okurum birikmiş blog yazılarını
Yaparım yorumları...